Javascript must be enabled to continue!
ATATÜRK VE SÜRYANİLER
View through CrossRef
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak ülke toprakları üzerinde yaşayan bütün halkı Türk halkı olarak adlandırmıştır. Müslüman ya da gayrimüslim olduğuna bakılmaksızın bütün ahaliye eşit yaklaşılmasını istemiştir. Laiklik ilkesi ile birlikte Türkiye’de yaşayan gayrimüslimlerden olan Süryaniler de kendilerini güvende ve laikliğin garantisi altında hissetmişlerdir. Bu güven duygusuyla birlikte Türkiye’de yaşayan diğer gayrimüslim gruplardan farklı olarak Süryanilerin genelinde devlete bağlılık duygusu oluşmuştur. Din adamları aracılığıyla her fırsatta devlete ve devlet başkanı olarak Atatürk’e bağlılık ve sadakat bildiren Süryanileri zaman içerisinde diğer gayrimüslim milletlerde olduğu gibi kendi menfaatleri uğruna kullanmak isteyenler olmuşsa da Kadim Süryaniler, bu çağrılara uzun süre kulak asmamışlardır. Özellikle 1917-1932 yılları arasında Patriklik yapan ve Türkiye’de görev yapan son patrik olma özelliğini taşıyan III. İlyas Şakir Efendi döneminde ilişkiler yoğunlaşmıştır. Lozan Antlaşması sırasında Atatürk’ün huzuruna çıkarak Azınlık haklarını istemediklerini belirten Patrik İlyas Şakir Efendi’nin bu tutumu kendilerini bağlı bulundukları devletten ayrı görmemeleri adına oldukça önemlidir. Musul Meselesi ve Şeyh Sait İsyanına kadar olumlu giden ilişkiler, bu olaylarla birlikte İngiliz kışkırtmalarına alet olmuş ve bu sürecin sonunda, patrikhane Mardin’den Suriye’nin Humus şehrine, ardından da Şam’a taşınmıştır. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yapılan çağdaşlaşma hareketlerine de Süryaniler destek vermiş, bu yenilik hareketlerine çabuk uyum sağlamış, yenilikleri benimsemiş ve uygulayıcısı olmuşlardır. Özellikle sosyal hayata dair yapılan yeniliklerin destekçisi olmalarının yanı sıra bu yeniliklerin Süryani cemaati içerisindeki diğer insanlar tarafından da tanınmasını sağlamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarındaki bütün bu olumlu gelişmelere rağmen 20. yüzyıl boyunca farklı zamanlarda yurtdışına göç etmiş ve oralarda diaspora oluşturmuş olan bazı Süryanilerin, Ermenilerle ortak bir tarih yaratma çabaları da batılı devletlerin Türkiye üzerindeki emelleri çerçevesinde devam etmektedir.
Hristiyan bir cemaat olmasından dolayı Süryaniler, 20. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’da yaşayan diğer gayrimüslim gruplarda olduğu gibi Avrupalı büyük devletlerin ilgisini çekmiş ve bu durum, onların da misyonerlik faaliyetlerinden etkilenmelerini beraberinde getirmiştir. Misyonerler aracılığıyla batılılar tarafından haklarında daha iyi bilgiler edinilen ve zamanla tanınan Süryaniler de diğer Hristiyan gruplar gibi batılı devletlerin Anadolu’daki menfaatleri çerçevesinde kullanılmaya çalışılmışlardır. Süryanilerin önemli bir özelliği bu kullanılma hadisesine en az alet olan cemaat olmalarıdır diyebiliriz.
Title: ATATÜRK VE SÜRYANİLER
Description:
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak ülke toprakları üzerinde yaşayan bütün halkı Türk halkı olarak adlandırmıştır.
Müslüman ya da gayrimüslim olduğuna bakılmaksızın bütün ahaliye eşit yaklaşılmasını istemiştir.
Laiklik ilkesi ile birlikte Türkiye’de yaşayan gayrimüslimlerden olan Süryaniler de kendilerini güvende ve laikliğin garantisi altında hissetmişlerdir.
Bu güven duygusuyla birlikte Türkiye’de yaşayan diğer gayrimüslim gruplardan farklı olarak Süryanilerin genelinde devlete bağlılık duygusu oluşmuştur.
Din adamları aracılığıyla her fırsatta devlete ve devlet başkanı olarak Atatürk’e bağlılık ve sadakat bildiren Süryanileri zaman içerisinde diğer gayrimüslim milletlerde olduğu gibi kendi menfaatleri uğruna kullanmak isteyenler olmuşsa da Kadim Süryaniler, bu çağrılara uzun süre kulak asmamışlardır.
Özellikle 1917-1932 yılları arasında Patriklik yapan ve Türkiye’de görev yapan son patrik olma özelliğini taşıyan III.
İlyas Şakir Efendi döneminde ilişkiler yoğunlaşmıştır.
Lozan Antlaşması sırasında Atatürk’ün huzuruna çıkarak Azınlık haklarını istemediklerini belirten Patrik İlyas Şakir Efendi’nin bu tutumu kendilerini bağlı bulundukları devletten ayrı görmemeleri adına oldukça önemlidir.
Musul Meselesi ve Şeyh Sait İsyanına kadar olumlu giden ilişkiler, bu olaylarla birlikte İngiliz kışkırtmalarına alet olmuş ve bu sürecin sonunda, patrikhane Mardin’den Suriye’nin Humus şehrine, ardından da Şam’a taşınmıştır.
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yapılan çağdaşlaşma hareketlerine de Süryaniler destek vermiş, bu yenilik hareketlerine çabuk uyum sağlamış, yenilikleri benimsemiş ve uygulayıcısı olmuşlardır.
Özellikle sosyal hayata dair yapılan yeniliklerin destekçisi olmalarının yanı sıra bu yeniliklerin Süryani cemaati içerisindeki diğer insanlar tarafından da tanınmasını sağlamışlardır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarındaki bütün bu olumlu gelişmelere rağmen 20.
yüzyıl boyunca farklı zamanlarda yurtdışına göç etmiş ve oralarda diaspora oluşturmuş olan bazı Süryanilerin, Ermenilerle ortak bir tarih yaratma çabaları da batılı devletlerin Türkiye üzerindeki emelleri çerçevesinde devam etmektedir.
Hristiyan bir cemaat olmasından dolayı Süryaniler, 20.
yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’da yaşayan diğer gayrimüslim gruplarda olduğu gibi Avrupalı büyük devletlerin ilgisini çekmiş ve bu durum, onların da misyonerlik faaliyetlerinden etkilenmelerini beraberinde getirmiştir.
Misyonerler aracılığıyla batılılar tarafından haklarında daha iyi bilgiler edinilen ve zamanla tanınan Süryaniler de diğer Hristiyan gruplar gibi batılı devletlerin Anadolu’daki menfaatleri çerçevesinde kullanılmaya çalışılmışlardır.
Süryanilerin önemli bir özelliği bu kullanılma hadisesine en az alet olan cemaat olmalarıdır diyebiliriz.
Related Results
Milli Birlik Komitesi Tutanaklarında “Atatürk”
Milli Birlik Komitesi Tutanaklarında “Atatürk”
27 Mayıs 1960’da Türkiye’de Cumhuriyet Tarihi’nin ilk askeri darbesi
gerçekleştirilmişti. Darbeye giden sürecin şekillenmesinde en önemli
...
ATATÜRK’ÜN ŞAHSİ MESELESİNDE HATAY
ATATÜRK’ÜN ŞAHSİ MESELESİNDE HATAY
Türkiye’nin en güneyinde, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’e çıkış kapısı olan Hatay, Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlik hayatının ilk yıllarında başlayıp ömrünün sonuna kadar sürekli ilgil...
Tarih Öğretmenlerinin Ermeni, Yunan-Pontus ve Süryaniler ile İlgili Konuların Öğretilme Düzeyine İlişkin Görüşleri
Tarih Öğretmenlerinin Ermeni, Yunan-Pontus ve Süryaniler ile İlgili Konuların Öğretilme Düzeyine İlişkin Görüşleri
Lise tarih öğretmenlerinin Ermeni, Yunan-Pontus ve Süryaniler ile ilgili konuların öğretilme düzeyine ilişkin görüşlerinin incelendiği nicel ve nitel yöntemlerden oluşan karma araş...
Macar Medyasında Atatürk
Macar Medyasında Atatürk
Bir yandan Türkler ve Macarlar arasındaki temasların, tarihin derinliklerine
kadar uzanmış olması, öte yandan 20. yüzyılın tarihine damgasını vuran
...
AFGANİSTAN’DA ATATÜRK İMAJI
AFGANİSTAN’DA ATATÜRK İMAJI
Türkiye-Afganistan ilişkileri Osmanlı Devleti zamanında başlasa da resmi ve köklü ilişkiler bağlamında Mustafa Kemal Atatürk döneminde zirve noktaya taşınmıştır. Türkiye Cumhuriyet...
ATATÜRK’ÜN BİLİNMEYEN BİR RÖPORTAJI
ATATÜRK’ÜN BİLİNMEYEN BİR RÖPORTAJI
Modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk hakkında yapılan çalışmalar devam etmektedir. Bu, onun hakkında yeni bilgi ve belgelerin ortaya çıkmaya devam ettiği anlamına da gelmektedir. Sö...
ATATÜRK VE KAHRAMANLIK KAVRAMI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
ATATÜRK VE KAHRAMANLIK KAVRAMI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Hemen hemen her millette, sıkıntılı zamanlarda kendini ortaya atarak, halkını kurtaran ve bu nedenle halkı tarafından unutulmayan kahramanlar vardır. Bu kahramanlar, sadece halkını...
Atatürk Dönemi Basın Hayatında Mahmut SOYDAN’ın Yeri
Atatürk Dönemi Basın Hayatında Mahmut SOYDAN’ın Yeri
Atatürk Dönemi’nin en önemli yayın organlarından birisi Hâkimiyet-i
Milliye’dir. Millî Mücadele sonrasında da reformların en etkili savunucusu
...

