Javascript must be enabled to continue!
Jön Türk Devrimi ve Osmanlı Arapları
View through CrossRef
Jön Türk Devrimi, çözülme sürecindeki Osmanlı İmparatorluğu’nda önemli siyasal ve toplumsal dönüşümün önünü açmıştır. Bu dönüşüm yalnızca imparatorluk merkezini değil, Osmanlı İmparatorluğu’ndan kopuş sürecinde olan, bir bölümü kopmuş bulunan Arap aydınlarını ve toplumlarını derinden etkilemiştir. Bu bağlamda, Jön Türk Devrimi’nin mazlum milletler üzerindeki etkisi özellikle dikkat çekicidir. Osmanlı’dan ayrılmak istemeyen Arap aydınları, Jön Türk önderlerini uyarmış; gerekli önlemler alınmadığı takdirde imparatorluktan kopan Arap halklarına yenilerinin ekleneceğini söylemişlerdir.
Milliyetçilik akımının yaygınlaştığı, bağımsızlık taleplerinin arttığı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöktüğü bir dönemde Jön Türklerin, Araplar arasında gelişen milliyetçiliğe karşı çıkmalarının hem mümkün olmadığını hem de tutarlı olmadığını vurgulayan çok sayıda Arap aydını vardır. 1908 Devrimi, Müslüman halkların büyük bölümü için ulusal bir aidiyetin, bir millete mensubiyetin söz konusu olmadığı, ulus devlet kavramının oldukça uzak olduğu bir süreçte, Osmanlı Arapları’nın isyanları önleyememiştir. 1912’ye gelinceye dek, imparatorluktaki çözülme hızlanarak devam etmiştir.
İttihat ve Terakki’nin Arap vilayetlerindeki siyaseti, ıslahat hareketleri, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile çelişkileri, imparatorluğu bölmek isteyen Avrupa ülkeleri ile 1908 sonrasındaki ilişkileri önemlidir. Devrim sonrası gelişmeler, imparatorluğun kendini savunacak güçte olmadığını açıkça ortaya koymuş, zaten milliyetçilik ve bağımsızlık fikriyle tanışmış olan çok sayıda Arap aydınını da kendilerine yararı olmayan bir Osmanlı yönetimi yerine, güçlü Avrupa devletlerinin koruyuculuğuna sıcak bakmaya yöneltmiştir. Bu yönelim, kendi sömürge ülkelerine örnek olabileceği kaygısıyla 1908 Devrimi’ni olumlu karşılamayan İngiltere ve Fransa’nın tutumlarıyla birleşince, imparatorluğun dağılışı, çöküşü hızlanmıştır.
Bu çalışma, Jön Türk Devrimi’nin, Osmanlı Arap vilayetlerinde milliyetçilik, siyasal beklentiler ve merkez–çevre ilişkileri üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Title: Jön Türk Devrimi ve Osmanlı Arapları
Description:
Jön Türk Devrimi, çözülme sürecindeki Osmanlı İmparatorluğu’nda önemli siyasal ve toplumsal dönüşümün önünü açmıştır.
Bu dönüşüm yalnızca imparatorluk merkezini değil, Osmanlı İmparatorluğu’ndan kopuş sürecinde olan, bir bölümü kopmuş bulunan Arap aydınlarını ve toplumlarını derinden etkilemiştir.
Bu bağlamda, Jön Türk Devrimi’nin mazlum milletler üzerindeki etkisi özellikle dikkat çekicidir.
Osmanlı’dan ayrılmak istemeyen Arap aydınları, Jön Türk önderlerini uyarmış; gerekli önlemler alınmadığı takdirde imparatorluktan kopan Arap halklarına yenilerinin ekleneceğini söylemişlerdir.
Milliyetçilik akımının yaygınlaştığı, bağımsızlık taleplerinin arttığı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöktüğü bir dönemde Jön Türklerin, Araplar arasında gelişen milliyetçiliğe karşı çıkmalarının hem mümkün olmadığını hem de tutarlı olmadığını vurgulayan çok sayıda Arap aydını vardır.
1908 Devrimi, Müslüman halkların büyük bölümü için ulusal bir aidiyetin, bir millete mensubiyetin söz konusu olmadığı, ulus devlet kavramının oldukça uzak olduğu bir süreçte, Osmanlı Arapları’nın isyanları önleyememiştir.
1912’ye gelinceye dek, imparatorluktaki çözülme hızlanarak devam etmiştir.
İttihat ve Terakki’nin Arap vilayetlerindeki siyaseti, ıslahat hareketleri, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile çelişkileri, imparatorluğu bölmek isteyen Avrupa ülkeleri ile 1908 sonrasındaki ilişkileri önemlidir.
Devrim sonrası gelişmeler, imparatorluğun kendini savunacak güçte olmadığını açıkça ortaya koymuş, zaten milliyetçilik ve bağımsızlık fikriyle tanışmış olan çok sayıda Arap aydınını da kendilerine yararı olmayan bir Osmanlı yönetimi yerine, güçlü Avrupa devletlerinin koruyuculuğuna sıcak bakmaya yöneltmiştir.
Bu yönelim, kendi sömürge ülkelerine örnek olabileceği kaygısıyla 1908 Devrimi’ni olumlu karşılamayan İngiltere ve Fransa’nın tutumlarıyla birleşince, imparatorluğun dağılışı, çöküşü hızlanmıştır.
Bu çalışma, Jön Türk Devrimi’nin, Osmanlı Arap vilayetlerinde milliyetçilik, siyasal beklentiler ve merkez–çevre ilişkileri üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Related Results
OSMANLI DÖNEMİ TÜRK MÜZİĞİNİN WOLFGANG AMADEUS MOZART’IN ESERLERİNE ETKİSİ
OSMANLI DÖNEMİ TÜRK MÜZİĞİNİN WOLFGANG AMADEUS MOZART’IN ESERLERİNE ETKİSİ
Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa devletleri
yüzyıllar boyunca politika, siyasi ve birçok konuda birbirlerinden etkilendiği
gibi sanat alanında da fikir alışverişi yapmışlardır. Osm...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
1908 yılında ilan edilen İkinci Meşrutiyet ile başlayan Osmanlı Devleti’nin son dönemine damga vuran özgürlük ve reform talepleri Osmanlı kadın hareketine olumlu katkı yaparak bu a...
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
Karadağ’da ilk Osmanlı idaresi Fatih döneminde oluşturuldu. Bölgede Osmanlı idaresi uzun süre devam etti. 1878’de Berlin Kongresi’nde Karadağ, bağımsız bir devlet oldu. Bu dönemden...
Dîvânu Lügâti’t-Türk’te Arap Atasözlerinin Kullanımı
Dîvânu Lügâti’t-Türk’te Arap Atasözlerinin Kullanımı
Kâşgarlı Mahmud’un eseri Dîvânu Lügâti’t-Türk, Türk dilinin en eski ve en önemli sözlüklerinden biri olmasının yanı sıra, 11. yüzyıl Türk dünyasının kültürel yapısı, coğrafyası ve ...
Osmanlı Devleti nde Hukuki ve İdari Bir Uygulama Olarak “Usûl-i Aşâir” ya da “Aşiret Kuralları”
Osmanlı Devleti nde Hukuki ve İdari Bir Uygulama Olarak “Usûl-i Aşâir” ya da “Aşiret Kuralları”
Bu makale, Osmanlı Devleti'nin Arap Bedevî aşiretlerine özgü hukuki
örf ve âdetlerin geçerliliğini tanımak için kullandığı Usûl-i Aşâir (Aşiret
kuralları) kavramı ve uygulamaları...
MONDROS’TAN LOZAN’A KADAR OLAN DÖNEMDE KIBRIS VE KIBRIS TÜRKLERİ - CYPRUS AND THE TURKISH CYPRIOTS FROM ARMISTICE OF MUDROS TO LAUSANNE PEACE TREATY
MONDROS’TAN LOZAN’A KADAR OLAN DÖNEMDE KIBRIS VE KIBRIS TÜRKLERİ - CYPRUS AND THE TURKISH CYPRIOTS FROM ARMISTICE OF MUDROS TO LAUSANNE PEACE TREATY
Osmanlı İmparatorluğu, stratejik öneminden dolayı Kıbrıs’ı ele geçirme planlarını 1571 yılında gerçekleştirmiştir. Kıbrıs, bu tarihten itibaren 307 yıl boyunca Osmanlı egemenliğind...
Osmanlı’da Fıkhın Hukuksallaşması Sorununa Çözüm Arayışları: Tercîhü’l-beyyinât Geleneği
Osmanlı’da Fıkhın Hukuksallaşması Sorununa Çözüm Arayışları: Tercîhü’l-beyyinât Geleneği
Osmanlı hukuk düşüncesi, büyük ölçüde Hanefî fıkhı ile önceki Türk-İslam devletlerinden tevarüs eden hukukî birikimin senteziyle şekillenmiştir. 16. yüzyılın başlarında, Osmanlı to...

