Javascript must be enabled to continue!
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
View through CrossRef
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtasıyla sürdürülmüştür. Osmanlı Devleti, 1720’de Yirmisekiz Mehmed Çelebi’yi fevkalade elçi sıfatıyla Paris’e göndermiş, bu tarihten itibaren Osmanlı diplomasisi için Fransa’nın önemi giderek artmış ve XVIII. yüzyılda imzalanan Pasaforça, Belgrad ve Yaş gibi önemli antlaşmalarda Fransızların etkisi görülmüştür. Özellikle XVIII. yüzyılın ilk yarısında iki önemli Fransız büyükelçisi Marki de Bonnac ve Marki de Villeneuve, Osmanlıların dış politikasında etkin rol oynamışlardır. Öyle ki Bonnac, Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Fransa’ya gönderilmesi ve Osmanlı Devleti ile Avusturya-Rusya arasındaki temaslarda etkili olurken Villeneuve, hem Belgrad Antlaşması’nın imzalanmasında hem de Fransa’ya verilen 1740 kapitülasyonlarında ön plana çıkmıştır. Yüzyılın ikinci yarısında ise çoğunlukla Vergennes, Saint-Priest, Choiseul-Gouffier gibi Fransa Büyükelçileri aracılığı ile sürdürülen Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, III. Selim döneminde ikamet elçiliği sistemine geçiş yapılması ile birlikte farklı bir boyuta evrilecektir. Osmanlı Devleti, İkamet elçiliği sistemine geçiş aşamasında ilk ikamet elçiliğini Avrupa’daki siyasi şartlar gereği Fransa da ihdas edememiş, 1797 yılında Esseyyid Ali Efendi ile beraber ilk Paris ikamet elçiliğini kurmuştur. Böylece Fransa’nın İstanbul’da ikamet elçiliğini açmasından yaklaşık 260 yıl sonra Osmanlı Devleti Paris’teki ilk ikamet elçiliğini ihdas edebilmiştir.
Fransa ile kesintisiz ve güvenilir diplomatik temaslar kurmayı amaçlayan Osmanlı Devleti, Napolyon’un Mısır Seferi’yle birlikte kendisini diplomatik bir kriz ortamında bulmuş, ilk Fransa ikamet elçisi Ali Efendi’nin başarısız girişimleri sebebiyle de bir türlü Fransa ile barış antlaşması imzalayamamıştır. Osmanlı Devleti ile Fransa arasında Mısır Sefer’inden dolayı askıya alınan olumlu diplomatik ilişkiler, 1793 yılına kadar sürdürülen muvakkat veya fevkalade elçi görevlendirme geleneğini tekrar gündeme getirmiştir. Osmanlı Devleti, Fransa’ya ikamet elçiliğine geçiş sürecinde adaptasyon için gerekli bir icraat olarak düşündüğü geçici elçi görevlendirmeyi uygun bulmuş, böylece Mehmed Said Galib Efendi, Osmanlı Devleti ile Fransa arasında barış antlaşmasının imzalanması için geçici süreliğine Paris elçiliğiyle görevlendirilmiştir. Bu çalışma III. Selim döneminde daimi temsil sistemine geçiş yapan Osmanlı Devleti’nin Paris’te bir ikamet elçi bulundururken, diplomatik bir sorunun çözüme kavuşması adına yeni bir muvakkat elçi görevlendirmesinin sebep ve sonuçlarını incelemektedir. Galib Efendi’nin muvakkat elçiliği, Osmanlı Devleti’nin XVIII. yüzyılın sonlarına kadar sürdürdüğü tek taraflı diplomasinin ikamet elçiliği sistemine geçildikten sonraki örneği olması açısından önemlidir. Çalışmanın başlığından da anlaşılacağı üzere ikamet elçiliklerinin ihdas edildiği zamanda ansızın muvakkat bir elçinin görevlendirilmesi, Osmanlı Devleti’nin hem modern diplomasiye ayak uydurma girişimleri hem de pragmatik tavrı üzerinden değerlendirilecektir.
Genel Turk Tarihi Arastirmalari Dergisi
Title: OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Description:
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII.
yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtasıyla sürdürülmüştür.
Osmanlı Devleti, 1720’de Yirmisekiz Mehmed Çelebi’yi fevkalade elçi sıfatıyla Paris’e göndermiş, bu tarihten itibaren Osmanlı diplomasisi için Fransa’nın önemi giderek artmış ve XVIII.
yüzyılda imzalanan Pasaforça, Belgrad ve Yaş gibi önemli antlaşmalarda Fransızların etkisi görülmüştür.
Özellikle XVIII.
yüzyılın ilk yarısında iki önemli Fransız büyükelçisi Marki de Bonnac ve Marki de Villeneuve, Osmanlıların dış politikasında etkin rol oynamışlardır.
Öyle ki Bonnac, Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Fransa’ya gönderilmesi ve Osmanlı Devleti ile Avusturya-Rusya arasındaki temaslarda etkili olurken Villeneuve, hem Belgrad Antlaşması’nın imzalanmasında hem de Fransa’ya verilen 1740 kapitülasyonlarında ön plana çıkmıştır.
Yüzyılın ikinci yarısında ise çoğunlukla Vergennes, Saint-Priest, Choiseul-Gouffier gibi Fransa Büyükelçileri aracılığı ile sürdürülen Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, III.
Selim döneminde ikamet elçiliği sistemine geçiş yapılması ile birlikte farklı bir boyuta evrilecektir.
Osmanlı Devleti, İkamet elçiliği sistemine geçiş aşamasında ilk ikamet elçiliğini Avrupa’daki siyasi şartlar gereği Fransa da ihdas edememiş, 1797 yılında Esseyyid Ali Efendi ile beraber ilk Paris ikamet elçiliğini kurmuştur.
Böylece Fransa’nın İstanbul’da ikamet elçiliğini açmasından yaklaşık 260 yıl sonra Osmanlı Devleti Paris’teki ilk ikamet elçiliğini ihdas edebilmiştir.
Fransa ile kesintisiz ve güvenilir diplomatik temaslar kurmayı amaçlayan Osmanlı Devleti, Napolyon’un Mısır Seferi’yle birlikte kendisini diplomatik bir kriz ortamında bulmuş, ilk Fransa ikamet elçisi Ali Efendi’nin başarısız girişimleri sebebiyle de bir türlü Fransa ile barış antlaşması imzalayamamıştır.
Osmanlı Devleti ile Fransa arasında Mısır Sefer’inden dolayı askıya alınan olumlu diplomatik ilişkiler, 1793 yılına kadar sürdürülen muvakkat veya fevkalade elçi görevlendirme geleneğini tekrar gündeme getirmiştir.
Osmanlı Devleti, Fransa’ya ikamet elçiliğine geçiş sürecinde adaptasyon için gerekli bir icraat olarak düşündüğü geçici elçi görevlendirmeyi uygun bulmuş, böylece Mehmed Said Galib Efendi, Osmanlı Devleti ile Fransa arasında barış antlaşmasının imzalanması için geçici süreliğine Paris elçiliğiyle görevlendirilmiştir.
Bu çalışma III.
Selim döneminde daimi temsil sistemine geçiş yapan Osmanlı Devleti’nin Paris’te bir ikamet elçi bulundururken, diplomatik bir sorunun çözüme kavuşması adına yeni bir muvakkat elçi görevlendirmesinin sebep ve sonuçlarını incelemektedir.
Galib Efendi’nin muvakkat elçiliği, Osmanlı Devleti’nin XVIII.
yüzyılın sonlarına kadar sürdürdüğü tek taraflı diplomasinin ikamet elçiliği sistemine geçildikten sonraki örneği olması açısından önemlidir.
Çalışmanın başlığından da anlaşılacağı üzere ikamet elçiliklerinin ihdas edildiği zamanda ansızın muvakkat bir elçinin görevlendirilmesi, Osmanlı Devleti’nin hem modern diplomasiye ayak uydurma girişimleri hem de pragmatik tavrı üzerinden değerlendirilecektir.
Related Results
Battling the un-dead: the status of the Diptera genus-group names originally proposed in Johann Wilhelm Meigen’s 1800 pamphlet
Battling the un-dead: the status of the Diptera genus-group names originally proposed in Johann Wilhelm Meigen’s 1800 pamphlet
The work of Meigen 1800 was suppressed by the ICZN Commission in 1963 for the purposes of zoological nomenclature. The work as such is still to be treated as having been published ...
Seyyid Mehmed Refi Efendi’nin İran Elçiliği (1807-1808)
Seyyid Mehmed Refi Efendi’nin İran Elçiliği (1807-1808)
Rusya 18. yüzyıldan itibaren askeri ve siyasi alanda kendini dünya politikasında göstermeye başlamış ve özellikle Akdeniz’e inme politikası nedeniyle Osmanlı Devleti’nin ve İran’ın...
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
Karadağ’da ilk Osmanlı idaresi Fatih döneminde oluşturuldu. Bölgede Osmanlı idaresi uzun süre devam etti. 1878’de Berlin Kongresi’nde Karadağ, bağımsız bir devlet oldu. Bu dönemden...
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Osmanlı Devleti’nde “Feyzullah Efendizâdeler” olarak ün kazanmış Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin ailesi, torunları, damatları ve akrabaları, ilmiye teşkilatı içerisinde birçok k...
Safranbolu'da Halvetiyye-i Şâbâniyye Geleneği ve Son Postnişin Mehmed Hilmi Efendi
Safranbolu'da Halvetiyye-i Şâbâniyye Geleneği ve Son Postnişin Mehmed Hilmi Efendi
Çalışmamız, son dönem sûfîlerinden Mehmed Hilmi Efendi’nin hayatı ve tasavvufî düşüncelerini ihtiva etmektedir. Mehmed Hilmi Efendi’nin hayatı ve tasavvufî düşünceleri ele alınmada...
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Osmanlı Devleti Hicaz bölgesini ve Orta Arabistan’ı egemenliği altına aldıktan sonra bölgede imtiyazlı bir yönetim uyguladı. Bölgede kabul gören dinî önderler veya geleneksel olara...
‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
Osmanlı kubbeli türbe mimarisi geleneği on yedinci yüzyıl ortalarında dramatik
şekilde ortadan kalkar. Yaklaşık bir yüzyıl süren bu dönemde inşa edilmiş herhangi
bir kubbeli türb...
Bir Cenaze ve Cülus Töreni Bağlamında İki Osmanlı Sultanı: V. Mehmed ve VI. Mehmed
Bir Cenaze ve Cülus Töreni Bağlamında İki Osmanlı Sultanı: V. Mehmed ve VI. Mehmed
27 Nisan 1909’da Sultan II. Abdülhamid Osmanlı tahtından indirilmiş ve yerine kardeşi Reşad Efendi, “Sultan V. Mehmed” olarak geçmiştir. Dokuz yıllık saltanatının ardından Sultan V...

