Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

NÂBÎ’NİN GAZELLERİNDE TEFÂHÜR

View through CrossRef
Arapça bir sözcük olup övünme ve büyüklenme gibi anlamlara gelen fahriye, edebiyat terimi olarak şairlerin kasidelerinde kendileri ve şairlikleriyle övündüğü bölümün adı olmuştur. Genellikle methiye bölümünden sonra gelen fahriye kısmı, şairin kendi söyleyiş gücü ve şiir kabiliyeti hakkında yaptığı abartılı bir övünç olarak kendisini göstermekte, arka planda ise kasidenin sunulacağı devlet büyüğüne usta bir şair tarafından methedildiğini hissettirmektedir. Genellikle kasidelerde yer bulan tefâhür, bazı şairler tarafından gazel nazım şeklinde de kullanılmıştır. Şairler gazellerinde özellikle mahlaslarının geçtiği makta beytinde tefâhüre başvurmuştur. Nâbî’nin ise çoğunlukla gazellerinin makta kısmında olmakla birlikte herhangi bir beytinde de tefâhürde bulunduğu görülmektedir. Nâbî, nasihat üslubunun da bir getirisi olarak gazellerinde şiirin nasıl olması gerektiğine dair açıklamalarda bulunmuş ve bu yönde nazmettiği şiirleri ideal şiir olarak kabul edip söz konusu şiirleriyle övünmüştür. Dolayısıyla gerek kasidelerde gerekse gazellerde başvurulan tefâhür, şairin abartılı bir övüncü olması yanında poetik söylemi de beraberinde getirmektedir. Çalışmada da Nâbî’nin gazellerinde tefâhürde bulunduğu beyitlerden hareketle hem Nâbî’nin kendi şiirlerini nasıl nitelediği hem de Nâbî’ye göre bir şiirin taşıması gereken hususların neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda Nâbî’nin gazelleri, “Ma’nâ Yönünden Tefâhür”, “Yeni Bir Tarz Getirdiğini Belirtme ve Tazelik Yönünden Tefâhür”, “Başka Şairlerden Üstün Olma İddiası Yönünden Tefâhür”, “Üslup Yönünden Tefâhür”, “Nev-zemin Bulma Yönünden Tefâhür ve Nazireye Davet”, “Çok Şiire Sahip Olma Yönünden Tefâhür” ve “Diğer Klasik Unsurlar Yönünden Tefâhür” olmak üzere yedi alt başlığa ayrılarak incelenmeye çalışılmıştır.
Title: NÂBÎ’NİN GAZELLERİNDE TEFÂHÜR
Description:
Arapça bir sözcük olup övünme ve büyüklenme gibi anlamlara gelen fahriye, edebiyat terimi olarak şairlerin kasidelerinde kendileri ve şairlikleriyle övündüğü bölümün adı olmuştur.
Genellikle methiye bölümünden sonra gelen fahriye kısmı, şairin kendi söyleyiş gücü ve şiir kabiliyeti hakkında yaptığı abartılı bir övünç olarak kendisini göstermekte, arka planda ise kasidenin sunulacağı devlet büyüğüne usta bir şair tarafından methedildiğini hissettirmektedir.
Genellikle kasidelerde yer bulan tefâhür, bazı şairler tarafından gazel nazım şeklinde de kullanılmıştır.
Şairler gazellerinde özellikle mahlaslarının geçtiği makta beytinde tefâhüre başvurmuştur.
Nâbî’nin ise çoğunlukla gazellerinin makta kısmında olmakla birlikte herhangi bir beytinde de tefâhürde bulunduğu görülmektedir.
Nâbî, nasihat üslubunun da bir getirisi olarak gazellerinde şiirin nasıl olması gerektiğine dair açıklamalarda bulunmuş ve bu yönde nazmettiği şiirleri ideal şiir olarak kabul edip söz konusu şiirleriyle övünmüştür.
Dolayısıyla gerek kasidelerde gerekse gazellerde başvurulan tefâhür, şairin abartılı bir övüncü olması yanında poetik söylemi de beraberinde getirmektedir.
Çalışmada da Nâbî’nin gazellerinde tefâhürde bulunduğu beyitlerden hareketle hem Nâbî’nin kendi şiirlerini nasıl nitelediği hem de Nâbî’ye göre bir şiirin taşıması gereken hususların neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Bu bağlamda Nâbî’nin gazelleri, “Ma’nâ Yönünden Tefâhür”, “Yeni Bir Tarz Getirdiğini Belirtme ve Tazelik Yönünden Tefâhür”, “Başka Şairlerden Üstün Olma İddiası Yönünden Tefâhür”, “Üslup Yönünden Tefâhür”, “Nev-zemin Bulma Yönünden Tefâhür ve Nazireye Davet”, “Çok Şiire Sahip Olma Yönünden Tefâhür” ve “Diğer Klasik Unsurlar Yönünden Tefâhür” olmak üzere yedi alt başlığa ayrılarak incelenmeye çalışılmıştır.

Related Results

SULTAN HÜSEYİN BAYKARA DÖNEMİ DERVİŞ ALİ İSYANI (1492-1493)
SULTAN HÜSEYİN BAYKARA DÖNEMİ DERVİŞ ALİ İSYANI (1492-1493)
Sultan Hüseyin Baykara (1438-1506), Timurlu devletinin kurucusu Emir Timur’un haleflerinden olup, Timurluların Horasan’daki (1469-1506) son hükümdarıdır. Sultan Hüseyin Baykara’nın...
Editorial
Editorial
Editorial     Dr. Marco Espinoza Alvarado Universidad de Chile ORCID:  https://orcid.org/0000-0002-0568-0661     Dra. Andrea Lizasoain Universidad Austral de Chile ORCID:...
Yeni Avrupa’nın İnşası Sürecinde Avrupa-Atlantik Güçlerinin ve Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Politikaları
Yeni Avrupa’nın İnşası Sürecinde Avrupa-Atlantik Güçlerinin ve Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Politikaları
Yeni Avrupa’nın inşası süreci Mayıs 1989’da Washington’un tam, özgür ve barış halinde bir kıta oluşturma çağrısıyla başlamıştır. Aynı yıl, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından W...
IDENTITAS DAN KARAKTERISTIK NABI-NABI ISRAEL DALAM PERJANJIAN LAMA
IDENTITAS DAN KARAKTERISTIK NABI-NABI ISRAEL DALAM PERJANJIAN LAMA
Nabi-Nabi Israel banyak dikemukakan Kitab Suci Agama Kristen, baik Perjanjian Lama maupun Perjanjian Baru. Artikel ini menguraikan konsep kenabian dalam perspektif agama Kristen, t...
DARENDELİ MEHMED SAİB EFENDİ’NİN, NABİ’NİN “BİLÜR BİLMEZLENÜR” REDİFLİ GAZELİNE TAHMİSİ
DARENDELİ MEHMED SAİB EFENDİ’NİN, NABİ’NİN “BİLÜR BİLMEZLENÜR” REDİFLİ GAZELİNE TAHMİSİ
Osmanlı edebiyatı, klasik Türk edebiyatı vb. tabirlerle isimlendirilmiş olan divan edebiyatı aşağı yukarı altı yüz sene gibi uzun soluklu bir devrede varlığını sürdürmüştür. Klasik...
PERCATURAN POLITIK BANI UMAIYAH DALAM MENDIRIKAN PEMERINTAHAN MONARKI
PERCATURAN POLITIK BANI UMAIYAH DALAM MENDIRIKAN PEMERINTAHAN MONARKI
Persoalan yang pertama kali muncul di kalangan umat Islam awal sepeninggal Nabi Muhammad saw.  adalah persoalan politik, yaitu penentuan pengganti Nabi sebagai Kepala Negara dari N...

Back to Top