Javascript must be enabled to continue!
DARENDELİ MEHMED SAİB EFENDİ’NİN, NABİ’NİN “BİLÜR BİLMEZLENÜR” REDİFLİ GAZELİNE TAHMİSİ
View through CrossRef
Osmanlı edebiyatı, klasik Türk edebiyatı vb. tabirlerle isimlendirilmiş olan divan edebiyatı aşağı yukarı altı yüz sene gibi uzun soluklu bir devrede varlığını sürdürmüştür. Klasik Türk edebiyatı her devir içerisinde farklı hususiyette eserler vermiş olan bir edebiyat olarak kabul edilmektedir. Klasik Türk edebiyatının varlık sürdürdüğü devir içerisinde eser vermiş sanatçılar kimi zaman beğenilerini göstermek için bazen de örnek aldıkları bir şairin şiirine benzer eserler vermek adına yeni eserler ortaya çıkarmışlardır. Ortaya çıkan bu eserlerden bazısı, örnek alınan şairin şiirine eklemeler yapılarak meydana getirilmiştir. Genç şair ya da aynı dönemde yaşadığı halde takdirini göstermek isteyen şairler tarafından yapılan bu eklemelerle birlikte ortaya yeni bir şiir çıkmaktadır. Terbi, taştir, tahmis, nazire vb. terimlerle isimlendirilen bu şiirlerin genel olarak ortak özellikleri, meydana getirilmiş yeni şiirin ya da temel şiire eklenen bölümlerin örnek alınan şairin şiirine şekil ve üslup açısından benzemesi şartı esas alınmıştır. Tüm zamanlarda divan şiirinde üstat olarak kabul gören Fuzûlî, Bâkî, Zâtî, Taşlıcalı Yahya vb şairlerin birçok şiirine kendi yaşadıkları devirlerde veya sonraki zamanlarda nazireler ya da tahmisler kaleme alınmıştır. Bu şekilde şiirlerine nazire, tahmis yazılan şairlerin belli başlılarından birisi de hiç şüphesiz ki Nabî’dir. Nâbî’nin klasikleşmiş birçok gazeli farklı dönemlerde yani kendisinden çok sonraları yaşamış şairler tarafından da tahmis ya da tanzir edilmiştir. Şairin, en fazla örnek alınarak yeni şiir yazmaları için dikkate aldıkları şiirlerinin başında “görmüşüz, unudılmış, içinde, olmaz, aşiyânemizün, zenbûrun vb” redifleriyle bilinen şiirleri gelmektedir. Yani kısaca hikemî tarzın büyük üstadı Nâbî’nin birçok şiiri farklı dönemlerde örnek alınarak benzer şiirler yazılmıştır. Gerek üslubu gerekse hikemi tarza öncü olarak kabul edilmesi sebebiyle birçok şair tarafından şiirleri örnek alınan Nâbî’nin “bilür bilmezlenür” redifli gazeli, Nabî sonrası devirlerde de en fazla tahmis edilen şiirler arasında yer almaktadır. Klasik Türk edebiyatı şairleri tarafından üstat olarak kabul gören Nabî’nin şiirlerini tahmis eden şairlerden birisi de son dönem divan şairlerinden olan Darendeli Mehmed Saib Efendi’dir. Hazırlanan bu çalışmada Mehmed Saib Efendi’nin Nâbî’nin bahsi geçen şiirine yazdığı tahmis değerlendirilmiş olup, her iki şairin üslubu ve şiire verdikleri mana hususiyetleri karşılaştırılmıştır.
Title: DARENDELİ MEHMED SAİB EFENDİ’NİN, NABİ’NİN “BİLÜR BİLMEZLENÜR” REDİFLİ GAZELİNE TAHMİSİ
Description:
Osmanlı edebiyatı, klasik Türk edebiyatı vb.
tabirlerle isimlendirilmiş olan divan edebiyatı aşağı yukarı altı yüz sene gibi uzun soluklu bir devrede varlığını sürdürmüştür.
Klasik Türk edebiyatı her devir içerisinde farklı hususiyette eserler vermiş olan bir edebiyat olarak kabul edilmektedir.
Klasik Türk edebiyatının varlık sürdürdüğü devir içerisinde eser vermiş sanatçılar kimi zaman beğenilerini göstermek için bazen de örnek aldıkları bir şairin şiirine benzer eserler vermek adına yeni eserler ortaya çıkarmışlardır.
Ortaya çıkan bu eserlerden bazısı, örnek alınan şairin şiirine eklemeler yapılarak meydana getirilmiştir.
Genç şair ya da aynı dönemde yaşadığı halde takdirini göstermek isteyen şairler tarafından yapılan bu eklemelerle birlikte ortaya yeni bir şiir çıkmaktadır.
Terbi, taştir, tahmis, nazire vb.
terimlerle isimlendirilen bu şiirlerin genel olarak ortak özellikleri, meydana getirilmiş yeni şiirin ya da temel şiire eklenen bölümlerin örnek alınan şairin şiirine şekil ve üslup açısından benzemesi şartı esas alınmıştır.
Tüm zamanlarda divan şiirinde üstat olarak kabul gören Fuzûlî, Bâkî, Zâtî, Taşlıcalı Yahya vb şairlerin birçok şiirine kendi yaşadıkları devirlerde veya sonraki zamanlarda nazireler ya da tahmisler kaleme alınmıştır.
Bu şekilde şiirlerine nazire, tahmis yazılan şairlerin belli başlılarından birisi de hiç şüphesiz ki Nabî’dir.
Nâbî’nin klasikleşmiş birçok gazeli farklı dönemlerde yani kendisinden çok sonraları yaşamış şairler tarafından da tahmis ya da tanzir edilmiştir.
Şairin, en fazla örnek alınarak yeni şiir yazmaları için dikkate aldıkları şiirlerinin başında “görmüşüz, unudılmış, içinde, olmaz, aşiyânemizün, zenbûrun vb” redifleriyle bilinen şiirleri gelmektedir.
Yani kısaca hikemî tarzın büyük üstadı Nâbî’nin birçok şiiri farklı dönemlerde örnek alınarak benzer şiirler yazılmıştır.
Gerek üslubu gerekse hikemi tarza öncü olarak kabul edilmesi sebebiyle birçok şair tarafından şiirleri örnek alınan Nâbî’nin “bilür bilmezlenür” redifli gazeli, Nabî sonrası devirlerde de en fazla tahmis edilen şiirler arasında yer almaktadır.
Klasik Türk edebiyatı şairleri tarafından üstat olarak kabul gören Nabî’nin şiirlerini tahmis eden şairlerden birisi de son dönem divan şairlerinden olan Darendeli Mehmed Saib Efendi’dir.
Hazırlanan bu çalışmada Mehmed Saib Efendi’nin Nâbî’nin bahsi geçen şiirine yazdığı tahmis değerlendirilmiş olup, her iki şairin üslubu ve şiire verdikleri mana hususiyetleri karşılaştırılmıştır.
Related Results
Darendeli Mehmed Saib Efendi’nin Erkek Sevgiliye Yazdığı Şiirler
Darendeli Mehmed Saib Efendi’nin Erkek Sevgiliye Yazdığı Şiirler
Klasik Osmanlı şiirinde işlenen sevgili tipinin kadın mı yoksa erkek mi olduğu konusunda zaman zaman bazı değerlendirmeler hatta bu değerlendirmelerin ötesinde tartışmalar da yapıl...
Safranbolu'da Halvetiyye-i Şâbâniyye Geleneği ve Son Postnişin Mehmed Hilmi Efendi
Safranbolu'da Halvetiyye-i Şâbâniyye Geleneği ve Son Postnişin Mehmed Hilmi Efendi
Çalışmamız, son dönem sûfîlerinden Mehmed Hilmi Efendi’nin hayatı ve tasavvufî düşüncelerini ihtiva etmektedir. Mehmed Hilmi Efendi’nin hayatı ve tasavvufî düşünceleri ele alınmada...
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Osmanlı Devleti’nde “Feyzullah Efendizâdeler” olarak ün kazanmış Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin ailesi, torunları, damatları ve akrabaları, ilmiye teşkilatı içerisinde birçok k...
MAKTÜL ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’NİN TORUNU NAKÎBÜ’L-EŞRÂF ABDULLAH EFENDİ’NİN HAYATI VE TEREKESİ
MAKTÜL ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’NİN TORUNU NAKÎBÜ’L-EŞRÂF ABDULLAH EFENDİ’NİN HAYATI VE TEREKESİ
Osmanlı Devleti’nde “Feyzullah Efendizâdeler” olarak ün kazanmış Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin ailesi ve akrabaları, devletin üst düzey farklı birçok kademesinde görev almıştır....
‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
Osmanlı kubbeli türbe mimarisi geleneği on yedinci yüzyıl ortalarında dramatik
şekilde ortadan kalkar. Yaklaşık bir yüzyıl süren bu dönemde inşa edilmiş herhangi
bir kubbeli türb...
Bir Cenaze ve Cülus Töreni Bağlamında İki Osmanlı Sultanı: V. Mehmed ve VI. Mehmed
Bir Cenaze ve Cülus Töreni Bağlamında İki Osmanlı Sultanı: V. Mehmed ve VI. Mehmed
27 Nisan 1909’da Sultan II. Abdülhamid Osmanlı tahtından indirilmiş ve yerine kardeşi Reşad Efendi, “Sultan V. Mehmed” olarak geçmiştir. Dokuz yıllık saltanatının ardından Sultan V...
MEHMED FEVZİ EFENDİ’NİN (ö.1900) İNSAN TANIMI VE TASNİFİ ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR
MEHMED FEVZİ EFENDİ’NİN (ö.1900) İNSAN TANIMI VE TASNİFİ ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR
“Edirne Müftüsü” olarak tanınan son dönem Osmanlı
âlim, edip, sûfî, müderris, hukuk adamı Mehmed Fevzî Efendi (1826-1900) XIX.
Asırda yaşamış, Osmanlı coğrafyasının çok farklı bölg...
Ali Haydar Efendi’nin Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’ye Yönelttiği Tenkitler
Ali Haydar Efendi’nin Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’ye Yönelttiği Tenkitler
İslam hukukuna dayalı kanunlaştırmanın ilk örneği olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, hazırlanış şekli ve içeriği itibariyle farklı açılardan eleştiriye konu olmuştur. Kazuistik yöntem...

