Javascript must be enabled to continue!
Darendeli Mehmed Saib Efendi’nin Erkek Sevgiliye Yazdığı Şiirler
View through CrossRef
Klasik Osmanlı şiirinde işlenen sevgili tipinin kadın mı yoksa erkek mi olduğu konusunda zaman zaman bazı değerlendirmeler hatta bu değerlendirmelerin ötesinde tartışmalar da yapılmaktadır. Bu mevzunun tüm divan edebiyatı şairlerini ihtiva etmediği bilinmekle birlikte bazı şairlerin sevgili hususunda farklı cinsi tercih ettiği bir gerçektir. Bu şairlerden biri de Darendeli Saib Efendi’dir.
XIX. yüzyıl Klasik Türk edebiyatı şairlerinden olan Darendeli Mehmed Saib’in tarafımızdan yayımlanan divanından hareketle şairin, erkek sevgiliye yazdığı şiirler hakkında bir değerlendirme çalışması yapılmıştır. Arap, Fars ve Türk kadim edebiyatlarının evveliyatından itibaren var olan aşk hususu, tasavvufî şiirde İlahi aşk şeklinde tezahür ederken klasik edebiyatın diğer şairlerinde zaman zaman İlahi aşk, umumiyetle de beşeri aşk işlenmiştir. Klasik İslam edebiyatında üç milletin kadim edebiyatlarının en hacimli şiirini oluşturan “gazel” tarzını da sevgiliye yazılan şiirler oluşturmaktadır. Ama bu sevgilinin kadın mı yoksa erkek mi olduğu şiirlerin çoğunluğunda anlaşılmamaktadır. Terim olarak gazelin tanımına dair yapılan değerlendirmelerde çoğunlukla kadınlara hitaben yazılan şiirler ifadesine rastlanılır. Klasik edebiyatın gidişatında var olan beşeri aşk, yani erkek-kadın aşkı bazı şiirlerde daha değişik bir halde, erkeğin erkeğe olan aşkı şeklinde tezahür etmektedir. Darendeli Mehmed Saib Efendi’nin şiirlerinde işlenen sevgili tipinin erkek olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumdan hareketle Mehmed Saib Efendi’nin şiirlerinde görülen erkek sevgili hususunda değerlendirme yapılmıştır.
Title: Darendeli Mehmed Saib Efendi’nin Erkek Sevgiliye Yazdığı Şiirler
Description:
Klasik Osmanlı şiirinde işlenen sevgili tipinin kadın mı yoksa erkek mi olduğu konusunda zaman zaman bazı değerlendirmeler hatta bu değerlendirmelerin ötesinde tartışmalar da yapılmaktadır.
Bu mevzunun tüm divan edebiyatı şairlerini ihtiva etmediği bilinmekle birlikte bazı şairlerin sevgili hususunda farklı cinsi tercih ettiği bir gerçektir.
Bu şairlerden biri de Darendeli Saib Efendi’dir.
XIX.
yüzyıl Klasik Türk edebiyatı şairlerinden olan Darendeli Mehmed Saib’in tarafımızdan yayımlanan divanından hareketle şairin, erkek sevgiliye yazdığı şiirler hakkında bir değerlendirme çalışması yapılmıştır.
Arap, Fars ve Türk kadim edebiyatlarının evveliyatından itibaren var olan aşk hususu, tasavvufî şiirde İlahi aşk şeklinde tezahür ederken klasik edebiyatın diğer şairlerinde zaman zaman İlahi aşk, umumiyetle de beşeri aşk işlenmiştir.
Klasik İslam edebiyatında üç milletin kadim edebiyatlarının en hacimli şiirini oluşturan “gazel” tarzını da sevgiliye yazılan şiirler oluşturmaktadır.
Ama bu sevgilinin kadın mı yoksa erkek mi olduğu şiirlerin çoğunluğunda anlaşılmamaktadır.
Terim olarak gazelin tanımına dair yapılan değerlendirmelerde çoğunlukla kadınlara hitaben yazılan şiirler ifadesine rastlanılır.
Klasik edebiyatın gidişatında var olan beşeri aşk, yani erkek-kadın aşkı bazı şiirlerde daha değişik bir halde, erkeğin erkeğe olan aşkı şeklinde tezahür etmektedir.
Darendeli Mehmed Saib Efendi’nin şiirlerinde işlenen sevgili tipinin erkek olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Bu durumdan hareketle Mehmed Saib Efendi’nin şiirlerinde görülen erkek sevgili hususunda değerlendirme yapılmıştır.
Related Results
DARENDELİ MEHMED SAİB EFENDİ’NİN, NABİ’NİN “BİLÜR BİLMEZLENÜR” REDİFLİ GAZELİNE TAHMİSİ
DARENDELİ MEHMED SAİB EFENDİ’NİN, NABİ’NİN “BİLÜR BİLMEZLENÜR” REDİFLİ GAZELİNE TAHMİSİ
Osmanlı edebiyatı, klasik Türk edebiyatı vb. tabirlerle isimlendirilmiş olan divan edebiyatı aşağı yukarı altı yüz sene gibi uzun soluklu bir devrede varlığını sürdürmüştür. Klasik...
Safranbolu'da Halvetiyye-i Şâbâniyye Geleneği ve Son Postnişin Mehmed Hilmi Efendi
Safranbolu'da Halvetiyye-i Şâbâniyye Geleneği ve Son Postnişin Mehmed Hilmi Efendi
Çalışmamız, son dönem sûfîlerinden Mehmed Hilmi Efendi’nin hayatı ve tasavvufî düşüncelerini ihtiva etmektedir. Mehmed Hilmi Efendi’nin hayatı ve tasavvufî düşünceleri ele alınmada...
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Osmanlı Devleti’nde “Feyzullah Efendizâdeler” olarak ün kazanmış Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin ailesi, torunları, damatları ve akrabaları, ilmiye teşkilatı içerisinde birçok k...
MAKTÜL ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’NİN TORUNU NAKÎBÜ’L-EŞRÂF ABDULLAH EFENDİ’NİN HAYATI VE TEREKESİ
MAKTÜL ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’NİN TORUNU NAKÎBÜ’L-EŞRÂF ABDULLAH EFENDİ’NİN HAYATI VE TEREKESİ
Osmanlı Devleti’nde “Feyzullah Efendizâdeler” olarak ün kazanmış Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin ailesi ve akrabaları, devletin üst düzey farklı birçok kademesinde görev almıştır....
‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
Osmanlı kubbeli türbe mimarisi geleneği on yedinci yüzyıl ortalarında dramatik
şekilde ortadan kalkar. Yaklaşık bir yüzyıl süren bu dönemde inşa edilmiş herhangi
bir kubbeli türb...
Bir Cenaze ve Cülus Töreni Bağlamında İki Osmanlı Sultanı: V. Mehmed ve VI. Mehmed
Bir Cenaze ve Cülus Töreni Bağlamında İki Osmanlı Sultanı: V. Mehmed ve VI. Mehmed
27 Nisan 1909’da Sultan II. Abdülhamid Osmanlı tahtından indirilmiş ve yerine kardeşi Reşad Efendi, “Sultan V. Mehmed” olarak geçmiştir. Dokuz yıllık saltanatının ardından Sultan V...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
Mehmed Âkif’in Vefası, Mehmed Âkif’e Vefasızlık
Mehmed Âkif’in Vefası, Mehmed Âkif’e Vefasızlık
Araştırmamızın konusu Mehmed Âkif Ersoy’un vefa duygusu ve kendisine yapılan vefasızlıklardır. Âkif inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi inanan şair, nasir, mütefekkir insanlarımız...

