Javascript must be enabled to continue!
Yeni Avrupa’nın İnşası Sürecinde Avrupa-Atlantik Güçlerinin ve Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Politikaları
View through CrossRef
Yeni Avrupa’nın inşası süreci Mayıs 1989’da Washington’un tam, özgür ve barış halinde bir kıta oluşturma çağrısıyla başlamıştır. Aynı yıl, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Washington’un çağrısı Avrupa ülkeleri tarafından benimsenmiştir. Kasım 1990’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’na (AGİK) katılan devletlerin Devlet ya da Hükümet Başkanları tarafından Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı imzalanmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), yeni Avrupa’nın inşası arayışında olan imzacı devletlerin arasında yer almıştır. Ancak, SSCB’nin dağılmasından itibaren Rusya Federasyonu (RF), Avrupa-Atlantik güçleri tarafından yeni Avrupa’nın dışında bırakılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) ve Avrupa Birliği’nin (AB) tam, özgür ve barış halinde yeni bir Avrupa’nın inşasına ilişkin ortak amaçları, RF’yi hedef almıştır. Avrupa-Atlantik güçleri Doğu Avrupa’yı batısıyla bütünleştirmeye ve kıtadaki Rus etkisini engelleyemeye çalışmışlardır. Bu amaçla NATO ve AB, Doğu Avrupa’dan Rus sınırlarına uzanan genişleme sürecine girmişlerdir. Bu nedenle Moskova, RF’yi içeren ve Moskova’nın çıkarlarının Avrupa-Atlantik güçleri tarafından dikkate alındığı Daha Büyük bir Avrupa’nın inşası hedefini benimsemiştir. Ayrıca RF, 1993’ten itibaren izlediği yakın çevre politikasıyla Doğu Avrupa’nın da dahil olduğu eski Sovyet coğrafyasını, kendi yaşamsal çıkar alanı olarak tanımlamıştır. Avrupa-Atlantik ve Rus etki alanları arasında yer alan stratejik konumuyla dikkat çeken Ukrayna, Doğu Avrupa’daki rakip bütünleşme politikalarının ve böylece güç ve etki mücadelesinin odağında yer almıştır. Hem bir Doğu Avrupa hem de Karadeniz ülkesi olan Ukrayna’nın Avrupa-Atlantik kurumlarıyla mı yoksa RF liderliğindeki oluşumlarla mı bütünleşeceği sorusu ve bu çerçevede Kiev’in seçimi, bölgedeki güç ve etki mücadelesi açısından temel bir sorun olmuştur. Doğu Avrupa’da Avrupa-Atlantik güçleri ile RF arasında önceki güç ve etki mücadelelerinin aksine, ilk kez Ukrayna krizinde ve Ukrayna Savaşı’nda RF’nin izlediği politikalar, Washington ve Brüksel (ABD, NATO ve AB) tarafından yeni bir Avrupa’nın inşası hedefine yönelik büyük bir tehdit ve meydan okuma olarak nitelendirilmiştir. Bununla birlikte, Ukrayna krizi ve Ukrayna Savaşı ile RF’nin Doğu Avrupa’da ve Karadeniz’de artan varlığı Avrupa-Atlantik güçlerini birleştirmemiştir. 1989’dan itibaren yeni bir Avrupa’nın inşası hedefinde zaten birleşmiş olan ABD, NATO ve AB, bu hedefin gerçekleştirilmesine dönük ortak politikalarını sürdürmüşlerdir. Bu çerçevede ABD ve AB, RF’ye yaptırım uygularken NATO, İttifak’ın doğusundaki ileri mevcudiyetini artırmıştır. Bu süreçte Avrupa-Atlantik etki alanını genişletmek için ABD, NATO ve AB Ukrayna’ya yönelik yardım politikalarını da pekiştirmişlerdir. Öte yandan Avrupa-Atlantik güçleri, tanımama politikası izleseler de, RF’nin Kırım’ı ilhakı ile Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ilk kez Avrupa sınırı RF’nin lehine değişmiş; Doğu Avrupa’daki Avrupa-Atlantik etki alanı sınırlanmıştır. Ayrıca, Ukrayna Savaşı’nın başlamasından itibaren RF, NATO’nun Karadeniz’e genişlemesini bir kez daha engellemiş ve böylece Moskova, RF’yi dışarıda bırakan yeni Avrupa’nın inşasını durdurmuştur.
Title: Yeni Avrupa’nın İnşası Sürecinde Avrupa-Atlantik Güçlerinin ve Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Politikaları
Description:
Yeni Avrupa’nın inşası süreci Mayıs 1989’da Washington’un tam, özgür ve barış halinde bir kıta oluşturma çağrısıyla başlamıştır.
Aynı yıl, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Washington’un çağrısı Avrupa ülkeleri tarafından benimsenmiştir.
Kasım 1990’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’na (AGİK) katılan devletlerin Devlet ya da Hükümet Başkanları tarafından Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı imzalanmıştır.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), yeni Avrupa’nın inşası arayışında olan imzacı devletlerin arasında yer almıştır.
Ancak, SSCB’nin dağılmasından itibaren Rusya Federasyonu (RF), Avrupa-Atlantik güçleri tarafından yeni Avrupa’nın dışında bırakılmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) ve Avrupa Birliği’nin (AB) tam, özgür ve barış halinde yeni bir Avrupa’nın inşasına ilişkin ortak amaçları, RF’yi hedef almıştır.
Avrupa-Atlantik güçleri Doğu Avrupa’yı batısıyla bütünleştirmeye ve kıtadaki Rus etkisini engelleyemeye çalışmışlardır.
Bu amaçla NATO ve AB, Doğu Avrupa’dan Rus sınırlarına uzanan genişleme sürecine girmişlerdir.
Bu nedenle Moskova, RF’yi içeren ve Moskova’nın çıkarlarının Avrupa-Atlantik güçleri tarafından dikkate alındığı Daha Büyük bir Avrupa’nın inşası hedefini benimsemiştir.
Ayrıca RF, 1993’ten itibaren izlediği yakın çevre politikasıyla Doğu Avrupa’nın da dahil olduğu eski Sovyet coğrafyasını, kendi yaşamsal çıkar alanı olarak tanımlamıştır.
Avrupa-Atlantik ve Rus etki alanları arasında yer alan stratejik konumuyla dikkat çeken Ukrayna, Doğu Avrupa’daki rakip bütünleşme politikalarının ve böylece güç ve etki mücadelesinin odağında yer almıştır.
Hem bir Doğu Avrupa hem de Karadeniz ülkesi olan Ukrayna’nın Avrupa-Atlantik kurumlarıyla mı yoksa RF liderliğindeki oluşumlarla mı bütünleşeceği sorusu ve bu çerçevede Kiev’in seçimi, bölgedeki güç ve etki mücadelesi açısından temel bir sorun olmuştur.
Doğu Avrupa’da Avrupa-Atlantik güçleri ile RF arasında önceki güç ve etki mücadelelerinin aksine, ilk kez Ukrayna krizinde ve Ukrayna Savaşı’nda RF’nin izlediği politikalar, Washington ve Brüksel (ABD, NATO ve AB) tarafından yeni bir Avrupa’nın inşası hedefine yönelik büyük bir tehdit ve meydan okuma olarak nitelendirilmiştir.
Bununla birlikte, Ukrayna krizi ve Ukrayna Savaşı ile RF’nin Doğu Avrupa’da ve Karadeniz’de artan varlığı Avrupa-Atlantik güçlerini birleştirmemiştir.
1989’dan itibaren yeni bir Avrupa’nın inşası hedefinde zaten birleşmiş olan ABD, NATO ve AB, bu hedefin gerçekleştirilmesine dönük ortak politikalarını sürdürmüşlerdir.
Bu çerçevede ABD ve AB, RF’ye yaptırım uygularken NATO, İttifak’ın doğusundaki ileri mevcudiyetini artırmıştır.
Bu süreçte Avrupa-Atlantik etki alanını genişletmek için ABD, NATO ve AB Ukrayna’ya yönelik yardım politikalarını da pekiştirmişlerdir.
Öte yandan Avrupa-Atlantik güçleri, tanımama politikası izleseler de, RF’nin Kırım’ı ilhakı ile Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ilk kez Avrupa sınırı RF’nin lehine değişmiş; Doğu Avrupa’daki Avrupa-Atlantik etki alanı sınırlanmıştır.
Ayrıca, Ukrayna Savaşı’nın başlamasından itibaren RF, NATO’nun Karadeniz’e genişlemesini bir kez daha engellemiş ve böylece Moskova, RF’yi dışarıda bırakan yeni Avrupa’nın inşasını durdurmuştur.
Related Results
AVRASYA’NIN JEOPOLİTİĞİ BAĞLAMINDA RUSYA’NIN KARADENİZ POLİTİKASI
AVRASYA’NIN JEOPOLİTİĞİ BAĞLAMINDA RUSYA’NIN KARADENİZ POLİTİKASI
Avrasya’nın merkezinde yer alan Karadeniz, Batı ve Rusya arasındaki sınır hattını oluşturmaktadır. Soğuk Savaş döneminde
çatışmalardan uzak olan sınır, Soğuk Savaş’tan sonra sorun ...
NATO STANDARTLARINDA BİR DENİZ KUVVETLERİ İNŞASI: UKRAYNA 2035 DENİZ STRATEJİSİ ÖRNEĞİ
NATO STANDARTLARINDA BİR DENİZ KUVVETLERİ İNŞASI: UKRAYNA 2035 DENİZ STRATEJİSİ ÖRNEĞİ
Azak Denizi ve Karadeniz’e bulunan kıyıları, enerji rezervlerine yakınlığı, Rusya ve Orta-Asya enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasındaki transit ülke konumu Ukrayna’yı bölgede ...
Putinizm’in Siyasal Mirası: Rusya’da Merkez Sağın Çöküşü ve Yeni Sağın Yükselişi
Putinizm’in Siyasal Mirası: Rusya’da Merkez Sağın Çöküşü ve Yeni Sağın Yükselişi
22 Şubat 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, uluslararası ilişkiler düzenini ve küresel siyaseti derinden sarsmış, aynı zamanda Rusya’nın iç siyasetinde sağ ideolojinin dönüşümü...
ÇARLIK RUSYA'SININ DOĞU AVRUPA’DAKİ “BELGOROD SAVUNMA HATTI” İNŞASININ ÖNEMİ ve KAZAKLARIN ETKİSİ
ÇARLIK RUSYA'SININ DOĞU AVRUPA’DAKİ “BELGOROD SAVUNMA HATTI” İNŞASININ ÖNEMİ ve KAZAKLARIN ETKİSİ
XVI. yüzyıl başlarında Altın Orda Devleti’nin çöküşü, Doğu Avrupa’da çeşitli güçler arasında nüfuz ve egemenlik mücadelelerine yol açmıştır. Bu bölgede, Osmanlı Devleti himayesinde...
KAÇAR HANEDANI SEFİRİ: HACI MİRZA EBÜ’L-HASAN HAN ŞİRAZÎ (İLÇİ)’NİN LONDRA SEFARETİ (1809-1810)
KAÇAR HANEDANI SEFİRİ: HACI MİRZA EBÜ’L-HASAN HAN ŞİRAZÎ (İLÇİ)’NİN LONDRA SEFARETİ (1809-1810)
18. yüzyılın sonlarında İran’da hâkimiyet Kaçar Hanedanı’nın (1795-1925) eline geçmiştir. Bu dönemde Avrupa’da Napolyon’un iktidara gelmesiyle Fransa yeni bir güç olarak ortaya çık...
ÇARLIK RUSYA’NIN BASIN TARİHİNDE İLK GAZETE: VEDOMOSTİ
ÇARLIK RUSYA’NIN BASIN TARİHİNDE İLK GAZETE: VEDOMOSTİ
Çar I. Petro, yayıncılığı Avrupa’dan esinlenerek ülkesine taşımış, basını devlet politikalarını halka aktarma, Avrupa’daki gelişmeleri takip etme ve edebî Rus dilinin temellerini a...
Rusya’nın Ortadoğu’da Taktiksel Hamleleri: Rusya ve Suudi Arabistan İlişkileri
Rusya’nın Ortadoğu’da Taktiksel Hamleleri: Rusya ve Suudi Arabistan İlişkileri
Bu çalışma Rusya’nın Körfez’de taktiksel ilişkiler kurma çabasını Putin dönemi Rusya-Suudi Arabistan ilişkileri üzerinden incelemektedir. Soğuk Savaş dönemi Sovyetler Birliği-Suudi...
Rus Milliyetçiliği
Rus Milliyetçiliği
Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı dünyanın dikkatini Doğu Avrupa’ya yöneltti. Rusya’nın tarihsel jeopolitiğe gönderme yaparak meşruiyet kazandırmaya çalıştığı Ukrayna sav...

