Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Osmanlı Yahudilerinin Askerliğe Katılımı

View through CrossRef
Osmanlı Devleti'nde askerlik sistemi inanç esasına göre şekillenmiştir. Klasik düzende askerlik hizmetinden muaf tutulan gayrimüslim tebaa, bu muafiyetin mali karşılığı olarak cizye vergisi ödemekle yükümlü tutulmuştur. Fakat Kırım Savaşı'nın yarattığı asker ihtiyacıyla birlikte gayrimüslimlerin de orduya katılması gerekli görülmüş ve 1855'te cizye kaldırılmıştır. Savaş içinde gayrimüslimlerin orduya dahil edilmesi girişimleri büyük ölçüde başarısızlıkla sonuçlandığından, 1856 Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere bedel ödeme imkânı tanınmış ve bu kesim vergi ödeyerek ordu dışında kalmayı sürdürmüştür. II. Abdülhamid döneminde 1893 yılında Yahudilerin askerlik hizmetine dahil edilmesine yönelik girişimler gündeme gelmiş, ancak bu teşebbüsler uygulamaya geçirilememiştir. Gayrimüslimlerin zorunlu askerlik kapsamına alınması ancak II. Meşrutiyet’in ilanından sonra mümkün olmuş ve 7 Ağustos 1909 tarihli düzenlemeyle askerlik yükümlülüğü tüm Osmanlı tebaasını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. İmparatorluktaki gayrimüslim cemaatler arasında askerlik hizmetine en olumlu yaklaşan kesim Osmanlı Yahudileri olmuştur. Yahudi basını ve aydınları askerliği vatandaşlık kimliğinin bir gereği olarak sunmuş; cemaat kura törenlerine coşkuyla katılırken gönüllü askerlik başvuruları basında geniş yer bulmuştur. Hahambaşı Hayim Nahum, askeri düzenleme henüz resmiyet kazanmadan önce harekete geçerek hükümete Yahudi askerlerin dinî ihtiyaçlarına yönelik talepleri içeren bir muhtıra sunmuştur. Fakat askeri alımların resmi olarak başlamasıyla Yahudi cemaatinin de diğer gayrimüslim cemaatler gibi çeşitli yollarla askerlikten kaçınmaya çalıştığı görülmüştür.Bu çalışmada, II. Meşrutiyet sonrası Osmanlı Yahudilerinin zorunlu askerlik meselesine yaklaşımı; Yahudi basını ve aydınlarının söylemleri, Hahambaşılık makamının girişimleri ve cemaatin bu sürece yönelik tutumu (gönüllüler ve firariler) üzerinden ele alınmıştır. Çalışmanın temel kaynaklarını Osmanlı arşiv belgeleri, dönemin Yahudi ve Osmanlı basını ile modern araştırma eserleri oluşturmaktadır.
Title: Osmanlı Yahudilerinin Askerliğe Katılımı
Description:
Osmanlı Devleti'nde askerlik sistemi inanç esasına göre şekillenmiştir.
Klasik düzende askerlik hizmetinden muaf tutulan gayrimüslim tebaa, bu muafiyetin mali karşılığı olarak cizye vergisi ödemekle yükümlü tutulmuştur.
Fakat Kırım Savaşı'nın yarattığı asker ihtiyacıyla birlikte gayrimüslimlerin de orduya katılması gerekli görülmüş ve 1855'te cizye kaldırılmıştır.
Savaş içinde gayrimüslimlerin orduya dahil edilmesi girişimleri büyük ölçüde başarısızlıkla sonuçlandığından, 1856 Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere bedel ödeme imkânı tanınmış ve bu kesim vergi ödeyerek ordu dışında kalmayı sürdürmüştür.
II.
Abdülhamid döneminde 1893 yılında Yahudilerin askerlik hizmetine dahil edilmesine yönelik girişimler gündeme gelmiş, ancak bu teşebbüsler uygulamaya geçirilememiştir.
Gayrimüslimlerin zorunlu askerlik kapsamına alınması ancak II.
Meşrutiyet’in ilanından sonra mümkün olmuş ve 7 Ağustos 1909 tarihli düzenlemeyle askerlik yükümlülüğü tüm Osmanlı tebaasını kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
İmparatorluktaki gayrimüslim cemaatler arasında askerlik hizmetine en olumlu yaklaşan kesim Osmanlı Yahudileri olmuştur.
Yahudi basını ve aydınları askerliği vatandaşlık kimliğinin bir gereği olarak sunmuş; cemaat kura törenlerine coşkuyla katılırken gönüllü askerlik başvuruları basında geniş yer bulmuştur.
Hahambaşı Hayim Nahum, askeri düzenleme henüz resmiyet kazanmadan önce harekete geçerek hükümete Yahudi askerlerin dinî ihtiyaçlarına yönelik talepleri içeren bir muhtıra sunmuştur.
Fakat askeri alımların resmi olarak başlamasıyla Yahudi cemaatinin de diğer gayrimüslim cemaatler gibi çeşitli yollarla askerlikten kaçınmaya çalıştığı görülmüştür.
Bu çalışmada, II.
Meşrutiyet sonrası Osmanlı Yahudilerinin zorunlu askerlik meselesine yaklaşımı; Yahudi basını ve aydınlarının söylemleri, Hahambaşılık makamının girişimleri ve cemaatin bu sürece yönelik tutumu (gönüllüler ve firariler) üzerinden ele alınmıştır.
Çalışmanın temel kaynaklarını Osmanlı arşiv belgeleri, dönemin Yahudi ve Osmanlı basını ile modern araştırma eserleri oluşturmaktadır.

Related Results

BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
Karadağ’da ilk Osmanlı idaresi Fatih döneminde oluşturuldu. Bölgede Osmanlı idaresi uzun süre devam etti. 1878’de Berlin Kongresi’nde Karadağ, bağımsız bir devlet oldu. Bu dönemden...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
1908 yılında ilan edilen İkinci Meşrutiyet ile başlayan Osmanlı Devleti’nin son dönemine damga vuran özgürlük ve reform talepleri Osmanlı kadın hareketine olumlu katkı yaparak bu a...
Osmanlı Devleti nde Hukuki ve İdari Bir Uygulama Olarak “Usûl-i Aşâir” ya da “Aşiret Kuralları”
Osmanlı Devleti nde Hukuki ve İdari Bir Uygulama Olarak “Usûl-i Aşâir” ya da “Aşiret Kuralları”
Bu makale, Osmanlı Devleti'nin Arap Bedevî aşiretlerine özgü hukuki örf ve âdetlerin geçerliliğini tanımak için kullandığı Usûl-i Aşâir (Aşiret kuralları) kavramı ve uygulamaları...
Eflak ve Boğdan Voyvodalıklarının 1787-1792 Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşlarındaki Rolleri
Eflak ve Boğdan Voyvodalıklarının 1787-1792 Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşlarındaki Rolleri
Osmanlı Devleti 18. yüzyılda geçmişle güçlü bağlarına devam ederken gelişmelere ayak uydurmaya başlayarak modernleşme sürecine doğru yeni adımlar atmaktaydı. Avrupa devletleri için...
II.MEŞRUTİYET DÖNEMİ OSMANLI DERGİLERİNDE AFRİKA ALGISI
II.MEŞRUTİYET DÖNEMİ OSMANLI DERGİLERİNDE AFRİKA ALGISI
Osmanlı Devleti 400 yıla yakın süre boyunca Afrika kıtasında bulunmuştur. Sınırlarını Akdeniz’in güney kıyılarına uzatan ve oradan Afrika içlerine kadar etkisini hissettiren Osmanl...
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Osmanlı Devleti Hicaz bölgesini ve Orta Arabistan’ı egemenliği altına aldıktan sonra bölgede imtiyazlı bir yönetim uyguladı. Bölgede kabul gören dinî önderler veya geleneksel olara...
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ OSMANLI BASININDA TÜTÜN TARIMI VE REJİ ŞİRKETİ
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ OSMANLI BASININDA TÜTÜN TARIMI VE REJİ ŞİRKETİ
Tütün Amerika kıtasının keşfiyle bilinmeye başlanmış ve kısa sürede tüm dünyada üretimine başlanmıştır. Tütün ekimine, Osmanlı devletinde 17. yüzyıl başlarında yapılmaya başlanmış ...

Back to Top