Javascript must be enabled to continue!
Bourdieu’nun Kavramsal Çerçevesinden Hareketle Filistin’de Direnişin Analizi
View through CrossRef
Bu makale, Pierre Bourdieu’nun sosyolojik kavramlarını kullanarak İsrail’in Filistin işgalini, hem siyasi ve askeri bir mücadele olarak hem de sosyal, kültürel ve sembolik bir arena olarak çerçevelendirmektedir. İşgaldeki tarihsel çarpıtmalar, güç asimetrileri ve Filistin direnişinin dönüştürücü potansiyeli Bourdieu’nun alan, sermaye, habitus, sembolik şiddet ve doxa kavramlarıyla aydınlatılmaktadır. İsrail’in askeri ve ekonomik üstünlüğüne karşı Filistinlilerin kültürel ve sosyal sermaye yoluyla geliştirdiği direniş öne çıkarılmaktadır. Filistin, tarihinde farklı uygarlıkların ve dinlerin merkezi olmuştur. Ancak İngiliz mandası ile başlayan siyonist yerleşimcilik ve 1947 BM Bölünme Planı, dış güçlerin Filistin’in kaderini şekillendirdiğini göstermektedir. 1948 Nakba’sı, 700.000’den fazla Filistinlinin sürülmesi ve yüzlerce köyün yok edilmesiyle, Filistin’deki kolektif kimlik derinden yaralanmıştır. 1967 savaşı, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün işgalini getirmiş ve Filistinlileri askeri yönetim altında yaşamaya mahkûm etmiştir. Oslo Anlaşmaları, barış vaadiyle sunulan ancak uluslararası bağışlara bağımlılığı artıran bir yanılsama olarak değerlendirilmektedir. Neticede işgal, basit bir toprak kavgası değil kolonyal bir proje olarak tanımlanmaktadır. Bu projeye karşın intifadalar, boykotlar ve sembolik eylemler Filistin direnişini ulusal kimlik etrafında birleştirmektedir. Makalede Bourdieu’nun Cezayir’deki saha çalışmaları ve gözlemleri Filistin’e uyarlanarak benzerlikler ve farklılıklar değerlendirilmektedir. İsrail’in arazi gaspları, borçlandırma ve etnik temizlik politikaları sembolik şiddet olarak ortaya konmaktadır. Bu sembolik şiddetten ve alan teorisinden hareketle İsrail’in uluslararası diplomatik bağlarla inşa ettiği ekonomik, siyasi ve askeri üstünlüğe karşı Filistinlilerin şiir ve köy tarihçeleri gibi kültürel üretimlerle kimliklerini koruma mücadelesi ele alınmaktadır. Bu mücadelenin, boykot hareketleriyle küresel dayanışma kıvamı kazandığı ve kültürel sermayenin güçlenerek diplomatik etkiye dönüşme potansiyeli bulunduğu düşünülmektedir. Buna göre yerelde Filistinlilerin güçlü direniş habitusu ve küreselde boykot gibi eylemlerin etkisi dönüşüme ve sosyal yeniden üretime kapı aralamaktadır. Sonuç olarak Bourdieu’nun çerçevesiyle Filistin direnişinin kolonyal yapılara meydan okuyan evrensel bir adalet çağrısı olduğu gösterilmektedir. Böylece makale, geçmişten günümüze özellikle 2023’ten bugüne Filistin meselesinin barış-huzur ortamına nasıl evrilebileceğini araştırmaya davet etmektedir.
Title: Bourdieu’nun Kavramsal Çerçevesinden Hareketle Filistin’de Direnişin Analizi
Description:
Bu makale, Pierre Bourdieu’nun sosyolojik kavramlarını kullanarak İsrail’in Filistin işgalini, hem siyasi ve askeri bir mücadele olarak hem de sosyal, kültürel ve sembolik bir arena olarak çerçevelendirmektedir.
İşgaldeki tarihsel çarpıtmalar, güç asimetrileri ve Filistin direnişinin dönüştürücü potansiyeli Bourdieu’nun alan, sermaye, habitus, sembolik şiddet ve doxa kavramlarıyla aydınlatılmaktadır.
İsrail’in askeri ve ekonomik üstünlüğüne karşı Filistinlilerin kültürel ve sosyal sermaye yoluyla geliştirdiği direniş öne çıkarılmaktadır.
Filistin, tarihinde farklı uygarlıkların ve dinlerin merkezi olmuştur.
Ancak İngiliz mandası ile başlayan siyonist yerleşimcilik ve 1947 BM Bölünme Planı, dış güçlerin Filistin’in kaderini şekillendirdiğini göstermektedir.
1948 Nakba’sı, 700.
000’den fazla Filistinlinin sürülmesi ve yüzlerce köyün yok edilmesiyle, Filistin’deki kolektif kimlik derinden yaralanmıştır.
1967 savaşı, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün işgalini getirmiş ve Filistinlileri askeri yönetim altında yaşamaya mahkûm etmiştir.
Oslo Anlaşmaları, barış vaadiyle sunulan ancak uluslararası bağışlara bağımlılığı artıran bir yanılsama olarak değerlendirilmektedir.
Neticede işgal, basit bir toprak kavgası değil kolonyal bir proje olarak tanımlanmaktadır.
Bu projeye karşın intifadalar, boykotlar ve sembolik eylemler Filistin direnişini ulusal kimlik etrafında birleştirmektedir.
Makalede Bourdieu’nun Cezayir’deki saha çalışmaları ve gözlemleri Filistin’e uyarlanarak benzerlikler ve farklılıklar değerlendirilmektedir.
İsrail’in arazi gaspları, borçlandırma ve etnik temizlik politikaları sembolik şiddet olarak ortaya konmaktadır.
Bu sembolik şiddetten ve alan teorisinden hareketle İsrail’in uluslararası diplomatik bağlarla inşa ettiği ekonomik, siyasi ve askeri üstünlüğe karşı Filistinlilerin şiir ve köy tarihçeleri gibi kültürel üretimlerle kimliklerini koruma mücadelesi ele alınmaktadır.
Bu mücadelenin, boykot hareketleriyle küresel dayanışma kıvamı kazandığı ve kültürel sermayenin güçlenerek diplomatik etkiye dönüşme potansiyeli bulunduğu düşünülmektedir.
Buna göre yerelde Filistinlilerin güçlü direniş habitusu ve küreselde boykot gibi eylemlerin etkisi dönüşüme ve sosyal yeniden üretime kapı aralamaktadır.
Sonuç olarak Bourdieu’nun çerçevesiyle Filistin direnişinin kolonyal yapılara meydan okuyan evrensel bir adalet çağrısı olduğu gösterilmektedir.
Böylece makale, geçmişten günümüze özellikle 2023’ten bugüne Filistin meselesinin barış-huzur ortamına nasıl evrilebileceğini araştırmaya davet etmektedir.
Related Results
Kudüs Hizbü t-Tahrîri l-İslâmî Lideri Muhammed Takiyyüddin en-Nebhanî nin Başbakan Adnan Menderes e Filistin Meselesi Hakkında Gönderdiği Rapor
Kudüs Hizbü t-Tahrîri l-İslâmî Lideri Muhammed Takiyyüddin en-Nebhanî nin Başbakan Adnan Menderes e Filistin Meselesi Hakkında Gönderdiği Rapor
Hizbu’t-Tahrîri’l-İslâmî, 1953’te Muhammed Takiyyüddin en-Nebhanî tarafından Kudüs’te kuruldu. Parti halifeliğin ihyası, İslâm ülkelerinin ümmet bayrağı altında birleşmesi, Batının...
İRAN ULUSAL BASININDA İSRAİL ÇERÇEVESİNDE FİLİSTİN VE KUDÜS: KAYHAN ÖRNEĞİ
İRAN ULUSAL BASININDA İSRAİL ÇERÇEVESİNDE FİLİSTİN VE KUDÜS: KAYHAN ÖRNEĞİ
Bu çalışmada, İran’ın ulusal gazetelerinde yer alan Kudüs ve Filistin’e yönelik içeriksel sunumu ile İsrail’in temsili üzerinde durulmuştur. Bu amaçla, Kudüs ve Filistin söylemleri...
Türk Romanında Kudüs
Türk Romanında Kudüs
Bir coğrafi tanım olan Orta Doğu, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler için oldukça önemli şehirlere sahiptir. Bu şehirlerin başında Kudüs ve çevresi gelmektedir. Stratejik anlam...
Model Gaya Kepemimpinan dalam Kelompok Musik Kiai Kanjeng
Model Gaya Kepemimpinan dalam Kelompok Musik Kiai Kanjeng
Banyak faktor yang membuat Kiai Kanjeng memiliki banyak prestasi. Salah satu faktor pentingnya adalah gaya kepemimpinan Emha Ainun Nadjib (Cak Nun) dalam memimpin Kiai Kanjeng. Kar...
Epistemik Şiddet ve Hakikatin Kolonizasyonu: İsrail’in Filistin’e Yönelik Söylemlerinin Foucaultcu Okuması
Epistemik Şiddet ve Hakikatin Kolonizasyonu: İsrail’in Filistin’e Yönelik Söylemlerinin Foucaultcu Okuması
Bu çalışma, İsrail’in Filistin’e yönelik söylemlerini yalnızca siyasi ve ideolojik sınırlar çerçevesinde değil, hakikatin çarpıtılması ve epistemik şiddet perspektifinden incelemey...
Sabah ve Sözcü Gazetelerinin Haber Çerçevelerinde İsrail-Filistin Çatışması
Sabah ve Sözcü Gazetelerinin Haber Çerçevelerinde İsrail-Filistin Çatışması
Bu makale, İsrail-Filistin çatışmasının Türkiye’deki iki farklı ideolojik çizgiye sahip ulusal gazete, Sabah ve Sözcü tarafından nasıl çerçevelendiğini incelemektedir. Medya çerçev...
Cicero'nun Mektuplarında Kızı Tullia
Cicero'nun Mektuplarında Kızı Tullia
Bu makale, Romalı devlet adamı, hatip ve filozof Marcus Tullius Cicero’nun
mektuplarında kızı Tullia’nın hayatı ve ölümü üzerine verdiği bilgileri ve bu kaybın
Cicero’nun düşünse...
Filistin-İsrail ve Ukrayna-Rusya Savaş Haberlerinin İdeoloji Perspektifinde Tematik Analizi
Filistin-İsrail ve Ukrayna-Rusya Savaş Haberlerinin İdeoloji Perspektifinde Tematik Analizi
Medyada yer alan metinler, yerel ve küresel boyutta gündemde yer alan konu başlıklarının topluma aktarılması ve toplumsal yapının enformasyon arayışının giderilmesi açısından öneml...

