Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Filistin Edebiyatında Anahtar Metaforu

View through CrossRef
İnsanlar anlatmak istediklerini farklı biçimlerde karşıdakine iletirler. İç dünyalarında var olanları aktarırken düşünceleri ve hisleri kelimelere dökülür, cümlelerde ete kemiğe bürünür. İnsan bazen olanı, düşündüklerini dolaysız olarak direkt anlatır bazen de teşbihin, istiarenin, sembollerin, metaforların arkasına sığınarak dile getirir. Bu hislerini simgelerle anlatmak isteyişinin, gizemin puslu dünyasında gezinmesinin farklı sebepleri olabilir. İnsan var oldukça kendisini ifade etmekten kaçınamaz. Bu ihtiyaç edebiyat dünyasında yazarın da kaçınamayacağı bir gerçekliktir. Yazın var oldukça sembolik anlatımda mutlaka var olmayı sürdürecektir. Şiirde, hikâyede, romanda, diğer edebi türlerde yazar bazen edebî kaygılarla bazen de içinde yaşadığı toplumun gereklilikleriyle bazen siyasi baskılarla semboller, metaforlara gereksinim duyacaktır. 1948 yılında Filistin halkının yaşadığı Nekbe yani Büyük Felaket’in öncesinde ve sonrasında yaşananlar Filistin halkında büyük yaralar açmıştır. İngilizlerin manda yönetimi dönemindeki haksızlıklarına, Yahudi çetelerin terör eylemlerine, İngilizlerin desteğiyle Siyonistlerin topraklarını ele geçirme çabalarına; ayrıca Nekbe’den sonra topaklarından sürülüşlerine karşı Filistinliler silahlı mücadeleye başlamışlardır. Silahlı mücadele ile birlikte edebiyat alanında da mücadele etmenin önemini fark ederek bu alanda faaliyete başlamışlardır. Çünkü yaşananları yazı ile kayıt altına almak; Filistinli kimliğini koruyabilmenin, mücadele ruhunu diri tutabilmenin yegâne yolu olarak görünmektedir. Bunun farkında olan Nekbe öncesi İbrahim Tukan, Abdürrahim Mahmûd, Ebû Selmâ gibi yazarlar, sonrasında ise Gassân Kenefânî, Ali Fûde, Nuh İbrahim, Naci Ali, Seyfuddin el-Îrânî, Semira Azzâm, Mahmud Derviş gibi yazarlar Siyonizm’in karşısına dikilip kalemleriyle mücadele etmiştir. Bu edebî mücadeleyi Gassân Kenefânî, Direniş Edebiyatı (أدب المقاومة) diye isimlendirmiştir. O, kitaplarında silahlı mücadelenin yanında kalemle mücadelenin önemine dikkat çekmiştir. Kenefânî, Siyonistlerin silahla ele geçirmeye çalıştıkları Filistin topraklarını konu edinmenin yanı sıra edebiyat, medya yoluyla hakikatleri çarpıtma, Filistinlileri köksüzleştirme, cahil bırakma çabalarına dikkat çekerek bunun karşısında yapılacak bütün faaliyetlere “Direniş Edebiyatı” demiştir. Filistin’de yaşanan süreçleri ifade için Nekbe Edebiyatı (أدب النكبة), Diaspora Edebiyatı (أدب الشتات), Sürgün Edebiyatı (أدب المهجر), Dönüş Edebiyatı (أدب العودة) gibi farklı kavramlar da kullanılmıştır.Nekbe öncesi verilen eserlerde işlenen konular düşmana karşı direniş, mücadele azmi, İngilizlerin istibdadı, Siyonist çetelerin zulmü, hileleri, halkın çektiği acılar, Nekbe sonrasında ise işlenen katliamlar, topraklarının farklı desiselerle gasp edilişi, evlerinden sürülüşleri, gurbet, elden çıkan varlıklar, mültecilerin trajedileri, İslam ülkelerinin kendilerini yalnız bırakmalarının yüreklerinde açtığı yaralar, vatana dönüş ümitleri ve bunun hakları olduğuna olan inançları olmuştur. Filistinli yazarlar eserlerinde Bağdat ve Kurtuba gibi şehirlere, Hz. Ömer, Târık b. Ziyâd gibi tarihi şahsiyetlere, nehir, deniz, Yafa portakalı, anne, sevgili, çadır, ev, kapı, anahtar, karpuz, köprü gibi imgelere metafor olarak başvurmuşlardır. Nekbe öncesi ve sonrasında Filistinli yazarların eserlerinde işledikleri konular bu ve buna benzer sembollere anlatılmıştır.Bütün bu semboller içerisinde anahtar, Filistinliler için önemli sembollerden biri olmuştur. Nekbe’den sonra yerlerinden edilmiş, sürgünde yaşayanlar için “anahtar” simgesi çok büyük anlam ifade etmektedir. Birçok aile yurtlarına dönüşün ifadesi olan anahtarlarını ya bir sandıkta muhafaza etmiş ya da kadınlar onu bir gerdanlık gibi boyunlarında taşımıştır. Anahtarlarını takacakları bir ev, bir kapı kalmasa da anahtarların yanlarında oluşu, ona dokunup hissetmeleri geri dönüş hayallerini diri tutan önemli bir dayanak ve direnç kaynağıdır. Çünkü bu anahtar kimliğini kaybetmemenin ve topraklarına bağlılığın sembolüdür. Filistinli yazarların yazdığı şiirlerde, hikâyelerde, romanlarda, diğer edebi eserlerde anahtar bazen bir sancak olmuştur. Bazen de vatanın simgesi olan anahtar, hakikati düşmanın gözüne sokarcasına gözüne saplanan bir silaha dönüşmüştür. Kimi zaman ise vatan hasretiyle yanan göğsü süsleyen, dinginleştiren bir gerdanlığa dönüşmüştür. Anahtar Filistin Edebiyatı’nda maddi bir eşya olmaktan çıkarak özgürlüğün, izzetin, vatanın, mücadelenin, kimliğin, aşkın kendisi olmuştur.
Marife Dini Arastirmalar Dergisi
Title: Filistin Edebiyatında Anahtar Metaforu
Description:
İnsanlar anlatmak istediklerini farklı biçimlerde karşıdakine iletirler.
İç dünyalarında var olanları aktarırken düşünceleri ve hisleri kelimelere dökülür, cümlelerde ete kemiğe bürünür.
İnsan bazen olanı, düşündüklerini dolaysız olarak direkt anlatır bazen de teşbihin, istiarenin, sembollerin, metaforların arkasına sığınarak dile getirir.
Bu hislerini simgelerle anlatmak isteyişinin, gizemin puslu dünyasında gezinmesinin farklı sebepleri olabilir.
İnsan var oldukça kendisini ifade etmekten kaçınamaz.
Bu ihtiyaç edebiyat dünyasında yazarın da kaçınamayacağı bir gerçekliktir.
Yazın var oldukça sembolik anlatımda mutlaka var olmayı sürdürecektir.
Şiirde, hikâyede, romanda, diğer edebi türlerde yazar bazen edebî kaygılarla bazen de içinde yaşadığı toplumun gereklilikleriyle bazen siyasi baskılarla semboller, metaforlara gereksinim duyacaktır.
1948 yılında Filistin halkının yaşadığı Nekbe yani Büyük Felaket’in öncesinde ve sonrasında yaşananlar Filistin halkında büyük yaralar açmıştır.
İngilizlerin manda yönetimi dönemindeki haksızlıklarına, Yahudi çetelerin terör eylemlerine, İngilizlerin desteğiyle Siyonistlerin topraklarını ele geçirme çabalarına; ayrıca Nekbe’den sonra topaklarından sürülüşlerine karşı Filistinliler silahlı mücadeleye başlamışlardır.
Silahlı mücadele ile birlikte edebiyat alanında da mücadele etmenin önemini fark ederek bu alanda faaliyete başlamışlardır.
Çünkü yaşananları yazı ile kayıt altına almak; Filistinli kimliğini koruyabilmenin, mücadele ruhunu diri tutabilmenin yegâne yolu olarak görünmektedir.
Bunun farkında olan Nekbe öncesi İbrahim Tukan, Abdürrahim Mahmûd, Ebû Selmâ gibi yazarlar, sonrasında ise Gassân Kenefânî, Ali Fûde, Nuh İbrahim, Naci Ali, Seyfuddin el-Îrânî, Semira Azzâm, Mahmud Derviş gibi yazarlar Siyonizm’in karşısına dikilip kalemleriyle mücadele etmiştir.
Bu edebî mücadeleyi Gassân Kenefânî, Direniş Edebiyatı (أدب المقاومة) diye isimlendirmiştir.
O, kitaplarında silahlı mücadelenin yanında kalemle mücadelenin önemine dikkat çekmiştir.
Kenefânî, Siyonistlerin silahla ele geçirmeye çalıştıkları Filistin topraklarını konu edinmenin yanı sıra edebiyat, medya yoluyla hakikatleri çarpıtma, Filistinlileri köksüzleştirme, cahil bırakma çabalarına dikkat çekerek bunun karşısında yapılacak bütün faaliyetlere “Direniş Edebiyatı” demiştir.
Filistin’de yaşanan süreçleri ifade için Nekbe Edebiyatı (أدب النكبة), Diaspora Edebiyatı (أدب الشتات), Sürgün Edebiyatı (أدب المهجر), Dönüş Edebiyatı (أدب العودة) gibi farklı kavramlar da kullanılmıştır.
Nekbe öncesi verilen eserlerde işlenen konular düşmana karşı direniş, mücadele azmi, İngilizlerin istibdadı, Siyonist çetelerin zulmü, hileleri, halkın çektiği acılar, Nekbe sonrasında ise işlenen katliamlar, topraklarının farklı desiselerle gasp edilişi, evlerinden sürülüşleri, gurbet, elden çıkan varlıklar, mültecilerin trajedileri, İslam ülkelerinin kendilerini yalnız bırakmalarının yüreklerinde açtığı yaralar, vatana dönüş ümitleri ve bunun hakları olduğuna olan inançları olmuştur.
Filistinli yazarlar eserlerinde Bağdat ve Kurtuba gibi şehirlere, Hz.
Ömer, Târık b.
Ziyâd gibi tarihi şahsiyetlere, nehir, deniz, Yafa portakalı, anne, sevgili, çadır, ev, kapı, anahtar, karpuz, köprü gibi imgelere metafor olarak başvurmuşlardır.
Nekbe öncesi ve sonrasında Filistinli yazarların eserlerinde işledikleri konular bu ve buna benzer sembollere anlatılmıştır.
Bütün bu semboller içerisinde anahtar, Filistinliler için önemli sembollerden biri olmuştur.
Nekbe’den sonra yerlerinden edilmiş, sürgünde yaşayanlar için “anahtar” simgesi çok büyük anlam ifade etmektedir.
Birçok aile yurtlarına dönüşün ifadesi olan anahtarlarını ya bir sandıkta muhafaza etmiş ya da kadınlar onu bir gerdanlık gibi boyunlarında taşımıştır.
Anahtarlarını takacakları bir ev, bir kapı kalmasa da anahtarların yanlarında oluşu, ona dokunup hissetmeleri geri dönüş hayallerini diri tutan önemli bir dayanak ve direnç kaynağıdır.
Çünkü bu anahtar kimliğini kaybetmemenin ve topraklarına bağlılığın sembolüdür.
Filistinli yazarların yazdığı şiirlerde, hikâyelerde, romanlarda, diğer edebi eserlerde anahtar bazen bir sancak olmuştur.
Bazen de vatanın simgesi olan anahtar, hakikati düşmanın gözüne sokarcasına gözüne saplanan bir silaha dönüşmüştür.
Kimi zaman ise vatan hasretiyle yanan göğsü süsleyen, dinginleştiren bir gerdanlığa dönüşmüştür.
Anahtar Filistin Edebiyatı’nda maddi bir eşya olmaktan çıkarak özgürlüğün, izzetin, vatanın, mücadelenin, kimliğin, aşkın kendisi olmuştur.

Related Results

Bourdieu’nun Kavramsal Çerçevesinden Hareketle Filistin’de Direnişin Analizi
Bourdieu’nun Kavramsal Çerçevesinden Hareketle Filistin’de Direnişin Analizi
Bu makale, Pierre Bourdieu’nun sosyolojik kavramlarını kullanarak İsrail’in Filistin işgalini, hem siyasi ve askeri bir mücadele olarak hem de sosyal, kültürel ve sembolik bir aren...
Kudüs Hizbü t-Tahrîri l-İslâmî Lideri Muhammed Takiyyüddin en-Nebhanî nin Başbakan Adnan Menderes e Filistin Meselesi Hakkında Gönderdiği Rapor
Kudüs Hizbü t-Tahrîri l-İslâmî Lideri Muhammed Takiyyüddin en-Nebhanî nin Başbakan Adnan Menderes e Filistin Meselesi Hakkında Gönderdiği Rapor
Hizbu’t-Tahrîri’l-İslâmî, 1953’te Muhammed Takiyyüddin en-Nebhanî tarafından Kudüs’te kuruldu. Parti halifeliğin ihyası, İslâm ülkelerinin ümmet bayrağı altında birleşmesi, Batının...
İRAN ULUSAL BASININDA İSRAİL ÇERÇEVESİNDE FİLİSTİN VE KUDÜS: KAYHAN ÖRNEĞİ
İRAN ULUSAL BASININDA İSRAİL ÇERÇEVESİNDE FİLİSTİN VE KUDÜS: KAYHAN ÖRNEĞİ
Bu çalışmada, İran’ın ulusal gazetelerinde yer alan Kudüs ve Filistin’e yönelik içeriksel sunumu ile İsrail’in temsili üzerinde durulmuştur. Bu amaçla, Kudüs ve Filistin söylemleri...
Türk Romanında Kudüs
Türk Romanında Kudüs
Bir coğrafi tanım olan Orta Doğu, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler için oldukça önemli şehirlere sahiptir. Bu şehirlerin başında Kudüs ve çevresi gelmektedir. Stratejik anlam...
İran ve Suudi Arabistan Rekabetinin İsrail ve Filistin Sorunu Üzerinden Analizi
İran ve Suudi Arabistan Rekabetinin İsrail ve Filistin Sorunu Üzerinden Analizi
İran ve Suudi Arabistan, Ortadoğu bölge politikasında Filistin Meselesi ve diğer birçok meseleye yönelik farklı bakış açısına sahiptir. Ortadoğu’da İsrail’in varlığı ve bazı bölge ...
EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALINDA YAYIMLANMIŞ LİSANSÜSTÜ TEZLERİN BAŞLIKLARI İLE ANAHTAR KELİMELERİNİN ANALİZİ
EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALINDA YAYIMLANMIŞ LİSANSÜSTÜ TEZLERİN BAŞLIKLARI İLE ANAHTAR KELİMELERİNİN ANALİZİ
Ülkemizde birçok tez ve makale çalışılmış olsa da bu çalışmalara yapılan atıf oranının az olması, yapılan çalışmaların bilimsel kriterler ve kullanılan anahtar kelimelerin yönüyl...
Epistemik Şiddet ve Hakikatin Kolonizasyonu: İsrail’in Filistin’e Yönelik Söylemlerinin Foucaultcu Okuması
Epistemik Şiddet ve Hakikatin Kolonizasyonu: İsrail’in Filistin’e Yönelik Söylemlerinin Foucaultcu Okuması
Bu çalışma, İsrail’in Filistin’e yönelik söylemlerini yalnızca siyasi ve ideolojik sınırlar çerçevesinde değil, hakikatin çarpıtılması ve epistemik şiddet perspektifinden incelemey...
TÜRKÇEDE “DUYGU BESİNDİR” METAFORU
TÜRKÇEDE “DUYGU BESİNDİR” METAFORU
İnsanın iç dünyasını yansıtan duygular dil, beden ve davranışlar aracılığıyla dış dünyaya doğar. Sinir bilimsel bakış açısıyla temelde beyin hareketliliği olarak görülen duygu, Mac...

Back to Top