Javascript must be enabled to continue!
İstanbul’daki Bulgar Yapıları ve Feriköy’de Sveti Dimitar Kilisesi’nin İnşası
View through CrossRef
Bulgarların Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentine akın etmesi özellikle 19. yüzyılda hızlanmıştır. 19. yüzyıl boyunca İstanbul’da çeşitli işlerde çalışmış Bulgarlar, bugün bazıları ayakta olan ve cemaatlerinin kullanımında bulunan kamusal yapıları inşa ederek diğer gayrimüslimler (Rum, Ermeni ve Yahudi) ile karşılaştırıldığında pek de dikkat çekmeden varlık göstermişlerdi. Ağırlıklı olarak İstanbul’un Fener ve Şişli semtlerinde yer alan Bulgar cemaatine ait yapılar, diğer gayrimüslimlerin yapıları kadar araştırmacıların ilgisini çekmemiştir. Bu makalede, Bulgarlara ait cemaat yapılarının inşa süreçlerinden kısaca söz edilerek, Şişli Feriköy semtinde yer alan Bulgar kabristanının oluşturulması ve içinde yer alan Sveti Dimitar Kilisesi’nin inşa kararlarının ve mimari özelliklerinin belgeler yardımıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Bilindiği gibi Ortodoks Hristiyan olan Bulgarlar Rum milletine tâbi ve Rum Patrikhanesi’ne bağlıydılar. Bu durum zamanla Rumların, dini yönetimi ellerinde bulundurmalarından dolayı, kendisine bağlı olan Bulgarlara baskı ve asimilasyon politikaları uygulamalarına neden olmuştu. Islahat Fermanı ile Osmanlı Devleti’nin gayrimüslimlerin idaresinde yaptığı köklü değişimler sonrası Bulgarlar, 1870 yılında, Rum Patrikhanesi’nden ayrılarak kendi milli kiliselerinin devlet tarafından tanınmasını sağlamışlardı. İstanbul’da çeşitli semtlere dağılmış olarak yaşayan Bulgarların 19. yüzyılın sonlarında Şişli semtinde yoğunlaştıkları görülmektedir. Şişli bu dönemde bir “Bulgar Mahallesi” olarak anılmaktaydı. Eksarhhane binasının 1907 yılında Şişli’ye taşınmasından önce de eksarhhane binasının inşası için Şişli’de arsa arayışlarının oldukça fazla olduğu dikkate alındığında Şişli’nin Bulgar yerleşimi için seçilmiş bir bölge olduğu düşünülebilir.
Bulgarların kendi eksarhlıklarını kurarak Rum Patrikhanesi’nin yönetiminden ve kilisesinden ayrılmaları Rum cemaatinin tepkisini Bulgar yapılarının inşasına çeken bir durum yaratmıştır. Şişli semtinde Bulgar yapılarının inşası sırasında semtin diğer gayrimüslim tebaasının daha önce yerleşik durumda olması nedeniyle boş arsa bulmakta zorlanıldığı ve özellikle Rum cemaatinin tepkisini çekmesinden çekinilerek semtte güvenlik önlemlerinin arttırıldığı sonuçlarına varılmıştır. Boş arsaların çevrelerinde farklı din ve mezheplerden oluşan grupların yerleşim durumları dikkate alınarak değerlendirildikleri görülmektedir. Hükümetin Hıristiyan cemaatleri bir araya toplama gayretine rağmen Hıristiyanların iki farklı mezhebinin ya da iki farklı etnik grubunun kent içinde birbirlerine yakın olmasının Hıristiyan cemaatler arasında hoş görülen bir durum olmadığı dikkat çeker. Diğer taraftan Müslümanların ikamet ettiği yerlere yakın bir Hıristiyan yerleşimi de istenmediğinden aynı semt içinde farklı noktalarda yaşama gerekliliği Bulgarların yapılarını inşa edecekleri alanları belirlemiştir.
Bulgar cemaatine ait ve hakkında pek fazla araştırma yapılmamış olan Feriköy’deki Sveti Dimitar Kilisesi’nin yapımı ise 20. yüzyılın başlarına tarihlenir. Bulgar cemaati vefat eden Bulgarların ayinlerinin yapılması için Fener’deki kiliseye gitmek yerine Feriköy’de bir kilise yapılmasını talep etmiştir. Ancak, 1921 yılında inşaat bitmişse de kilisenin ruhsatsız inşa edildiğine ilişkin tartışmalar devam etmiştir. Diğer taraftan arsanın kabristan yapılmasıyla ilgili olarak da İngiliz tebaasından iki kişi tarafından şikâyette bulunulmuş ve dava açılmıştır. 1911 tarihinde Sultan Mehmed Reşad’ın verdiği bir irade ile Feriköy Sakızağacı Caddesi Orta Çeşme Sokağı’nda Bulgar cemaati için kabristan yapılmasına izin verilmiş olmasına rağmen çeşitli şikâyetler kilisenin inşa sürecini de geciktirmiştir.
Title: İstanbul’daki Bulgar Yapıları ve Feriköy’de Sveti Dimitar Kilisesi’nin İnşası
Description:
Bulgarların Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentine akın etmesi özellikle 19.
yüzyılda hızlanmıştır.
19.
yüzyıl boyunca İstanbul’da çeşitli işlerde çalışmış Bulgarlar, bugün bazıları ayakta olan ve cemaatlerinin kullanımında bulunan kamusal yapıları inşa ederek diğer gayrimüslimler (Rum, Ermeni ve Yahudi) ile karşılaştırıldığında pek de dikkat çekmeden varlık göstermişlerdi.
Ağırlıklı olarak İstanbul’un Fener ve Şişli semtlerinde yer alan Bulgar cemaatine ait yapılar, diğer gayrimüslimlerin yapıları kadar araştırmacıların ilgisini çekmemiştir.
Bu makalede, Bulgarlara ait cemaat yapılarının inşa süreçlerinden kısaca söz edilerek, Şişli Feriköy semtinde yer alan Bulgar kabristanının oluşturulması ve içinde yer alan Sveti Dimitar Kilisesi’nin inşa kararlarının ve mimari özelliklerinin belgeler yardımıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Bilindiği gibi Ortodoks Hristiyan olan Bulgarlar Rum milletine tâbi ve Rum Patrikhanesi’ne bağlıydılar.
Bu durum zamanla Rumların, dini yönetimi ellerinde bulundurmalarından dolayı, kendisine bağlı olan Bulgarlara baskı ve asimilasyon politikaları uygulamalarına neden olmuştu.
Islahat Fermanı ile Osmanlı Devleti’nin gayrimüslimlerin idaresinde yaptığı köklü değişimler sonrası Bulgarlar, 1870 yılında, Rum Patrikhanesi’nden ayrılarak kendi milli kiliselerinin devlet tarafından tanınmasını sağlamışlardı.
İstanbul’da çeşitli semtlere dağılmış olarak yaşayan Bulgarların 19.
yüzyılın sonlarında Şişli semtinde yoğunlaştıkları görülmektedir.
Şişli bu dönemde bir “Bulgar Mahallesi” olarak anılmaktaydı.
Eksarhhane binasının 1907 yılında Şişli’ye taşınmasından önce de eksarhhane binasının inşası için Şişli’de arsa arayışlarının oldukça fazla olduğu dikkate alındığında Şişli’nin Bulgar yerleşimi için seçilmiş bir bölge olduğu düşünülebilir.
Bulgarların kendi eksarhlıklarını kurarak Rum Patrikhanesi’nin yönetiminden ve kilisesinden ayrılmaları Rum cemaatinin tepkisini Bulgar yapılarının inşasına çeken bir durum yaratmıştır.
Şişli semtinde Bulgar yapılarının inşası sırasında semtin diğer gayrimüslim tebaasının daha önce yerleşik durumda olması nedeniyle boş arsa bulmakta zorlanıldığı ve özellikle Rum cemaatinin tepkisini çekmesinden çekinilerek semtte güvenlik önlemlerinin arttırıldığı sonuçlarına varılmıştır.
Boş arsaların çevrelerinde farklı din ve mezheplerden oluşan grupların yerleşim durumları dikkate alınarak değerlendirildikleri görülmektedir.
Hükümetin Hıristiyan cemaatleri bir araya toplama gayretine rağmen Hıristiyanların iki farklı mezhebinin ya da iki farklı etnik grubunun kent içinde birbirlerine yakın olmasının Hıristiyan cemaatler arasında hoş görülen bir durum olmadığı dikkat çeker.
Diğer taraftan Müslümanların ikamet ettiği yerlere yakın bir Hıristiyan yerleşimi de istenmediğinden aynı semt içinde farklı noktalarda yaşama gerekliliği Bulgarların yapılarını inşa edecekleri alanları belirlemiştir.
Bulgar cemaatine ait ve hakkında pek fazla araştırma yapılmamış olan Feriköy’deki Sveti Dimitar Kilisesi’nin yapımı ise 20.
yüzyılın başlarına tarihlenir.
Bulgar cemaati vefat eden Bulgarların ayinlerinin yapılması için Fener’deki kiliseye gitmek yerine Feriköy’de bir kilise yapılmasını talep etmiştir.
Ancak, 1921 yılında inşaat bitmişse de kilisenin ruhsatsız inşa edildiğine ilişkin tartışmalar devam etmiştir.
Diğer taraftan arsanın kabristan yapılmasıyla ilgili olarak da İngiliz tebaasından iki kişi tarafından şikâyette bulunulmuş ve dava açılmıştır.
1911 tarihinde Sultan Mehmed Reşad’ın verdiği bir irade ile Feriköy Sakızağacı Caddesi Orta Çeşme Sokağı’nda Bulgar cemaati için kabristan yapılmasına izin verilmiş olmasına rağmen çeşitli şikâyetler kilisenin inşa sürecini de geciktirmiştir.
Related Results
İstanbul'dan Hatıralar (1870-1890)
İstanbul'dan Hatıralar (1870-1890)
Konstantin Veliçkov’un “İstanbul’dan Hatıralar (1870-1890)” adlı hatıratı, yazarın İstanbul’da dair anılarını ve izlenimlerini Bulgar milli hareketine olan yansımaları ile ele aldı...
ERMENİ KİLİSESİ’NİN ERMENİ TOPLUMU ÜZERİNDEKİ GÜCÜ VE ERMENİ DEVLETİNİN KURULMASINDAKİ ROLÜ
ERMENİ KİLİSESİ’NİN ERMENİ TOPLUMU ÜZERİNDEKİ GÜCÜ VE ERMENİ DEVLETİNİN KURULMASINDAKİ ROLÜ
Ermenilerin kökeni konusunda bilim adamları arasında farklı görüşler mevcut olup bu konuda iki görüş öne çıkmıştır. Bunlardan biri Ermenilerin Ermenistan denilen bölgenin yerli hal...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
İmam Mâtürîdî’nin İsrâiliyat’a Yaklaşımı
İmam Mâtürîdî’nin İsrâiliyat’a Yaklaşımı
Bu çalışmada İsrâiliyat’ın çerçevesine dâhil edilebileceğini düşündüğümüz rivayetler hakkında Mâtürîdî’nin ne düşündüğü, söz konusu rivayetlere karşı tefsirinde nasıl bir yaklaşım ...
The Grave of Hadzhi Dimitar is Located below the Hadzhi Dimitar Peak
The Grave of Hadzhi Dimitar is Located below the Hadzhi Dimitar Peak
The article presents archival materials and other historical sources which keep primary information about the death and funeral of the famous Bulgarian rebel leader Hadzhi Dimita...
Kam Böri'nin Oğlu Bamsı Beyrek Boyu'nun Tarihi
Kam Böri'nin Oğlu Bamsı Beyrek Boyu'nun Tarihi
Dede Korkut Kitabı’ndaki üçüncü boy Kam Böri’nin Oğlu Bamsı Beyrek Boyu’dur. Kam Böri’nin Oğlu Bamsı Beyrek Boyu’nda ve Bamsı Beyrek ve Banu Çiçek tiplerinde en eskisi tarihin deri...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...
Charles Texier’nin İstanbul Görünümleri
Charles Texier’nin İstanbul Görünümleri
Charles Texier 19. yüzyılda Fransa’nın Doğu keşiflerinin görevlisi olarak Anadolu’yu ziyaret eden seyyahlardan biridir. 1833’te İstanbul üzerinden Anadolu’ya geçmiş, yaklaşık 4 yıl...


