Javascript must be enabled to continue!
TARİHSEL SÜREÇTE KOSOVA’DA BEKTAŞİLİĞİN GELİŞİMİ
View through CrossRef
XVII. yüzyılda Kosova Osmanlı Devlet’ine bağlı bir bölgedir. Bu bölge erken dönemlerden itibaren farklı dini akımlar kendini göstermiştir. Bunlardan biri de Bektaşiliktir. Arnavutların Bektaşiliğe ilgi göstermesi özellikle Arnavutluk ve Kosova bölgelerinde tekke sayısının belirgin biçimde artmasına neden olmuştur. XIX. yüzyılın sonlarına doğru Balkanlar’da milliyetçi hareketlerin ivme kazanmasıyla Bektaşilik, Arnavut milliyetçiliğini besleyen temel dinî ve kültürel unsurlardan biri hâline gelmiştir. Bu dönemde tarikat, yalnızca dinî bir yapı olarak değil, aynı zamanda Arnavut ulusal kimliğinin simgesel bir parçası olarak da algılanmıştır. XX. yüzyıla gelindiğinde kökeni itibarıyla Türk tasavvuf geleneğine ait ve erkân/ibadet dili Türkçe olan Bektaşilik, Arnavut milliyetçiliğinin etkisiyle önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Ritüel dili Arnavutçaya çevrilerek “Arnavut Bektaşiliği” şeklinde özgün bir yapı kazanmıştır. Kosova’daki Bektaşî varlığı ise Arnavutluk’a kıyasla daha geç kurumsallaşmış ve etkisi daha sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte, Kosova’da ilk Bektaşî tekkesinin XVII. yüzyılda kurulduğu bilinmektedir. Günümüzde mevcut literatürde Bektaşilik üzerine yapılan araştırmaların büyük bir bölümü Arnavutluk merkezlidir. Kosova’daki yapılanmalar genellikle bu çerçevede ele alınmaktadır. Bu yaklaşımın arka planında, Kosova nüfusunun yaklaşık %93’ünün Arnavut kökenli olması ve Arnavutluk ile güçlü sosyo-kültürel bağlarının bulunması etkili olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Kosova sınırları içerisindeki Bektaşî varlığının tarihsel gelişimini, kurumsallaşma ve yayılma sürecini, geçirdiği yapısal ve kültürel dönüşümleri ile diğer tasavvufî yapılarla ilişkilerini kapsamlı bir biçimde incelemektir. Özellikle Osmanlı hâkimiyetinden sonra bölgede etkili olan Sırp ve Arnavut milliyetçiliği çerçevesinde yaşanan çatışmalar, Bektaşî tekkelerini ciddi şekilde etkilemiştir. Bektaşilik Arnavut milliyetçiliğiyle özdeşleştirilmiş, Sırplar tarafından sadece bir inanç değil, ulusal kimliğin sembolü olarak görülmüş ve hedef alınmıştır. Bu durum, Bektaşiliğin Kosova’da dinî bir yapı olmanın ötesine bir ideoloji ve siyasal bir anlam kazandığını göstermektedir. Çalışmada, Türkçe ve İngilizce kaynakların yanı sıra Arnavutça literatürden ve internet kaynaklardan yararlanılmıştır.
Türk Kültürü Açısından Hacı BektaÅ-ı Veli AraÅtırmaları Uygulama ve AraÅtırma Merkezi
Title: TARİHSEL SÜREÇTE KOSOVA’DA BEKTAŞİLİĞİN GELİŞİMİ
Description:
XVII.
yüzyılda Kosova Osmanlı Devlet’ine bağlı bir bölgedir.
Bu bölge erken dönemlerden itibaren farklı dini akımlar kendini göstermiştir.
Bunlardan biri de Bektaşiliktir.
Arnavutların Bektaşiliğe ilgi göstermesi özellikle Arnavutluk ve Kosova bölgelerinde tekke sayısının belirgin biçimde artmasına neden olmuştur.
XIX.
yüzyılın sonlarına doğru Balkanlar’da milliyetçi hareketlerin ivme kazanmasıyla Bektaşilik, Arnavut milliyetçiliğini besleyen temel dinî ve kültürel unsurlardan biri hâline gelmiştir.
Bu dönemde tarikat, yalnızca dinî bir yapı olarak değil, aynı zamanda Arnavut ulusal kimliğinin simgesel bir parçası olarak da algılanmıştır.
XX.
yüzyıla gelindiğinde kökeni itibarıyla Türk tasavvuf geleneğine ait ve erkân/ibadet dili Türkçe olan Bektaşilik, Arnavut milliyetçiliğinin etkisiyle önemli bir dönüşüm geçirmiştir.
Ritüel dili Arnavutçaya çevrilerek “Arnavut Bektaşiliği” şeklinde özgün bir yapı kazanmıştır.
Kosova’daki Bektaşî varlığı ise Arnavutluk’a kıyasla daha geç kurumsallaşmış ve etkisi daha sınırlı kalmıştır.
Bununla birlikte, Kosova’da ilk Bektaşî tekkesinin XVII.
yüzyılda kurulduğu bilinmektedir.
Günümüzde mevcut literatürde Bektaşilik üzerine yapılan araştırmaların büyük bir bölümü Arnavutluk merkezlidir.
Kosova’daki yapılanmalar genellikle bu çerçevede ele alınmaktadır.
Bu yaklaşımın arka planında, Kosova nüfusunun yaklaşık %93’ünün Arnavut kökenli olması ve Arnavutluk ile güçlü sosyo-kültürel bağlarının bulunması etkili olmuştur.
Bu çalışmanın amacı, Kosova sınırları içerisindeki Bektaşî varlığının tarihsel gelişimini, kurumsallaşma ve yayılma sürecini, geçirdiği yapısal ve kültürel dönüşümleri ile diğer tasavvufî yapılarla ilişkilerini kapsamlı bir biçimde incelemektir.
Özellikle Osmanlı hâkimiyetinden sonra bölgede etkili olan Sırp ve Arnavut milliyetçiliği çerçevesinde yaşanan çatışmalar, Bektaşî tekkelerini ciddi şekilde etkilemiştir.
Bektaşilik Arnavut milliyetçiliğiyle özdeşleştirilmiş, Sırplar tarafından sadece bir inanç değil, ulusal kimliğin sembolü olarak görülmüş ve hedef alınmıştır.
Bu durum, Bektaşiliğin Kosova’da dinî bir yapı olmanın ötesine bir ideoloji ve siyasal bir anlam kazandığını göstermektedir.
Çalışmada, Türkçe ve İngilizce kaynakların yanı sıra Arnavutça literatürden ve internet kaynaklardan yararlanılmıştır.
Related Results
Kosova Türklerinde Sevimli (Hipokoristik) Adlar
Kosova Türklerinde Sevimli (Hipokoristik) Adlar
Kosova Türklerinin yaşadıkları kültür coğrafyasında yaygın olarak kullanılan sevimli (hipokoristik) adlar, kültürel etkileşim yoluyla Kosova Türklerinde de normal kullanım alanı bu...
Kosova daki Türkçe Söz Varlığının Tamamlayıcısı Olarak Karadağ
Kosova daki Türkçe Söz Varlığının Tamamlayıcısı Olarak Karadağ
Türkiye Türkçesinin tarihine veya bugününe yönelik araştırmalar için Batı Rumeli ağızlarının önemli katkıları vardır. Türkiye Türkçesi incelemelerine genel olarak sunulan katkıları...
Kosova’ya Yapılan Çerkes Göçü ve İskânı (1864-1865)
Kosova’ya Yapılan Çerkes Göçü ve İskânı (1864-1865)
XVI. yüzyıldan itibaren Kafkasya’yı hâkimiyeti altına almaya yönelik bir politika izlemeye başlayan ve 1864 yılında Kuzey Kafkasya’yı işgal eden Rusya, bölgede yaşayan Çerkesleri O...
Kuantum Kuramından Tarih Öğretimine: Tarihsel Zaman Algısı
Kuantum Kuramından Tarih Öğretimine: Tarihsel Zaman Algısı
Son yüzyılda, bilim anlayışı ile ilgili yaşanan değişimlerin ortaya çıkardığı bazı sonuçların sosyal bilimlere, yanı sıra tarih alanına etkileri olmuştur. Bu etki sonucunda tarih d...
TARİHSEL SÜREÇTE SOVYETLER BİRLİĞİ’NDEN RUSYA FEDERASYONU’NA HÜKÜMET SİSTEMİNDE DEĞİŞİM
TARİHSEL SÜREÇTE SOVYETLER BİRLİĞİ’NDEN RUSYA FEDERASYONU’NA HÜKÜMET SİSTEMİNDE DEĞİŞİM
Bilindiği gibi devlet denilen yapının egemenlik hakkını kullanan ve görevlerini yerine getiren yasama, yürütme ve yargı şeklinde üç temel fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlar devletler...
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
İslam düşüncesinde Uṣûlü’d-dîn olarak ifade edilen Kelâm ilmi, inşâî bir ilim olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla Kelâm ilmi, teorik anlamda başlangıç olduğu gibi aynı zamanda sos...
Din Eğitimi’nin Bilimselleşme Süreci ve Geleceği
Din Eğitimi’nin Bilimselleşme Süreci ve Geleceği
Din eğitimi biliminin oluşumu ve geleceği üzerine yapılan bu çalışma, Türkiye’deki ilahiyat geleneğinde din eğitimi disiplininin tarihsel gelişimini, metodolojik temellerini ve gün...
Türkiye’de Devlet Aklının Tarihsel ve Sosyolojik Görünümleri
Türkiye’de Devlet Aklının Tarihsel ve Sosyolojik Görünümleri
Bu çalışma, devlet aklı kavramını kuramsal ve tarihsel bir çerçevede ele alarak, Batı siyaset felsefesi ile Türk siyasal kültürü ve geleneği arasındaki kesişim noktalarını inceleme...

