Javascript must be enabled to continue!
Arap Dilinde Mezhepler Arası Telfîk
View through CrossRef
Arap dilinin kendine özgü bir yapısı bulunmaktadır. Bazı durumlarda kelimelerin şekil veya harekeleri bile anlamın değişmesine sebep olmaktadır. Nitekim Kur’ânı Kerim’in harekeleme çalışmaları da yanlış anlamın önüne geçme amacıyla başlamıştır. Ancak harekeleme çalışmalarına rağmen Kur’ân âyetlerinin anlamı hususunda âlimler arasında ittifak sağlanmamıştır. Bunun neticesinde de farklı kırâatler ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu farkların çoğu gramer kurallarına dayanmaktadır. İlim ehli arasında birçok alanda olduğu gibi Arap dili alanında da zaman zaman ihtilaflar söz konusu olmuştur. Ortaya çıkan bu ihtilaflar neticesinde de her görüş sahibi doğal olarak kendi görüşüne takviye, karşı görüşe de reddiye niteliğinde olan bazı deliller ortaya koymuştur. Arap dilinde meydana gelen görüş ayrılıkları bazen dil ekolleri arasında, bazen de bireysel olarak dilbilimciler arasında gerçekleşmiştir. Bazı dilbilimciler ise var olan görüşleri derleyip bu görüşlerin belli kısımlarını birleştirerek yeni bir görüş ortaya koymuşlardır. Fıkıh ilmindeki telfîk ve (ihdâsu kavlin sâlis) Üçüncü bir görüş ortaya çıkarma eylemi ile münasebet içerisinde olan bu durum, bazı âlimler tarafından dolaylı, bazıları tarafından oğrudan telfîk olarak isimlendirilmiştir. Diğer gramer kurallarında olduğu gibi müstakil bir biçimde ele alınmayan ve dilbilimciler tarafından dağınık bir şekilde zikredilen dildeki telfîk meselesi ilk defa İbn Cinnî tarafından “el-Hasâis” adlı eserde “Terkîbu’l-mezâhib” ismiyle müstakil olarak ele almıştır. Dildeki telfîk meselesini mutlak olarak caiz görenler olduğu gibi şartlı olarak kabul edenler de olmuştur. Bazı âlimler ise dildeki telfîk meselesini yine dilde olan kelimelerin ayrı baplardan seçilip birleştirilmesi olarak bilinen “Tedâhulü’l-luğât” meselesine hamlederek tedâhul için var olan hükümlerin dildeki telfîk için de geçerli olduğunu ifade etmişlerdir. Çalışmada bazı konular hakkında farklı görüşleri telfîk edip ortaya yeni bir görüş çıkaran bazı dilbilimcilerin görüşleri ele alınıp kapsamlı biçimde tahlil edilip dildeki telfîk meselesinin nasıl gerçekleştiği, diğer görüşlere göre konumunun ne olduğu ve dilbilimciler tarafından nasıl karşılandığı gibi sorular cevaplandırılmaya çalışıldı. İfade edildiği üzere konu fıkıh ilmindeki telfîk ve ihdâsu kavlin sâlis meseleleriyle yakın münasebet içerisinde olduğundan her ne kadar çalışmanın ana konusu Arap dilindeki telfîk meselesi olsa da konunun bütüncül ve daha iyi anlaşılması hasebiyle fıkıh ilmindeki telfîk ile ihdâsu kavlin sâlis meseleleri gereği kadar açıklandıktan sonra Arap dilindeki telfîk meselesi ele alındı. Bu bağlamda çalışmanın konusu olan Arap dilindeki telfîk meselesi çerçevesinde dilbilimcilerin ilgili konu hakkındaki görüşleri tek tek ele alınıp incelendikten sonra bu mezhepleri telfîk edenlerin görüşü açıklanmaya çalışıldı. Öte yandan Arap dilinde tespit edilen telfîk şeklindeki görüşlerin, anlam, dil kuralları ve diğer dilbilimcilerin görüşleri dikkate alınarak isabetli olup olmadıkları ve var olan diğer görüşlere göre keyfiyet derecelerinin ne olduğu gibi hususlar açıklanmaya çalışıldı. Yapılan araştırma neticesinde dilbilimcilerin bazen iki mezhebin görüşünü bazen birden fazla dilbilimcinin görüşünü telfik ettiği, telfîk’in bir çok alim tarafından kullanılan yaygın bir yöntem olduğu tespit edilmiştir.
Title: Arap Dilinde Mezhepler Arası Telfîk
Description:
Arap dilinin kendine özgü bir yapısı bulunmaktadır.
Bazı durumlarda kelimelerin şekil veya harekeleri bile anlamın değişmesine sebep olmaktadır.
Nitekim Kur’ânı Kerim’in harekeleme çalışmaları da yanlış anlamın önüne geçme amacıyla başlamıştır.
Ancak harekeleme çalışmalarına rağmen Kur’ân âyetlerinin anlamı hususunda âlimler arasında ittifak sağlanmamıştır.
Bunun neticesinde de farklı kırâatler ortaya çıkmıştır.
Ortaya çıkan bu farkların çoğu gramer kurallarına dayanmaktadır.
İlim ehli arasında birçok alanda olduğu gibi Arap dili alanında da zaman zaman ihtilaflar söz konusu olmuştur.
Ortaya çıkan bu ihtilaflar neticesinde de her görüş sahibi doğal olarak kendi görüşüne takviye, karşı görüşe de reddiye niteliğinde olan bazı deliller ortaya koymuştur.
Arap dilinde meydana gelen görüş ayrılıkları bazen dil ekolleri arasında, bazen de bireysel olarak dilbilimciler arasında gerçekleşmiştir.
Bazı dilbilimciler ise var olan görüşleri derleyip bu görüşlerin belli kısımlarını birleştirerek yeni bir görüş ortaya koymuşlardır.
Fıkıh ilmindeki telfîk ve (ihdâsu kavlin sâlis) Üçüncü bir görüş ortaya çıkarma eylemi ile münasebet içerisinde olan bu durum, bazı âlimler tarafından dolaylı, bazıları tarafından oğrudan telfîk olarak isimlendirilmiştir.
Diğer gramer kurallarında olduğu gibi müstakil bir biçimde ele alınmayan ve dilbilimciler tarafından dağınık bir şekilde zikredilen dildeki telfîk meselesi ilk defa İbn Cinnî tarafından “el-Hasâis” adlı eserde “Terkîbu’l-mezâhib” ismiyle müstakil olarak ele almıştır.
Dildeki telfîk meselesini mutlak olarak caiz görenler olduğu gibi şartlı olarak kabul edenler de olmuştur.
Bazı âlimler ise dildeki telfîk meselesini yine dilde olan kelimelerin ayrı baplardan seçilip birleştirilmesi olarak bilinen “Tedâhulü’l-luğât” meselesine hamlederek tedâhul için var olan hükümlerin dildeki telfîk için de geçerli olduğunu ifade etmişlerdir.
Çalışmada bazı konular hakkında farklı görüşleri telfîk edip ortaya yeni bir görüş çıkaran bazı dilbilimcilerin görüşleri ele alınıp kapsamlı biçimde tahlil edilip dildeki telfîk meselesinin nasıl gerçekleştiği, diğer görüşlere göre konumunun ne olduğu ve dilbilimciler tarafından nasıl karşılandığı gibi sorular cevaplandırılmaya çalışıldı.
İfade edildiği üzere konu fıkıh ilmindeki telfîk ve ihdâsu kavlin sâlis meseleleriyle yakın münasebet içerisinde olduğundan her ne kadar çalışmanın ana konusu Arap dilindeki telfîk meselesi olsa da konunun bütüncül ve daha iyi anlaşılması hasebiyle fıkıh ilmindeki telfîk ile ihdâsu kavlin sâlis meseleleri gereği kadar açıklandıktan sonra Arap dilindeki telfîk meselesi ele alındı.
Bu bağlamda çalışmanın konusu olan Arap dilindeki telfîk meselesi çerçevesinde dilbilimcilerin ilgili konu hakkındaki görüşleri tek tek ele alınıp incelendikten sonra bu mezhepleri telfîk edenlerin görüşü açıklanmaya çalışıldı.
Öte yandan Arap dilinde tespit edilen telfîk şeklindeki görüşlerin, anlam, dil kuralları ve diğer dilbilimcilerin görüşleri dikkate alınarak isabetli olup olmadıkları ve var olan diğer görüşlere göre keyfiyet derecelerinin ne olduğu gibi hususlar açıklanmaya çalışıldı.
Yapılan araştırma neticesinde dilbilimcilerin bazen iki mezhebin görüşünü bazen birden fazla dilbilimcinin görüşünü telfik ettiği, telfîk’in bir çok alim tarafından kullanılan yaygın bir yöntem olduğu tespit edilmiştir.
Related Results
Kadın Şairlerden el-Ḫansā’ bint ‘Amr ve Hind bint ‘Utbe Arasında ‘Ukāẓ Panayırında Yaşanan Mersiye Rekabeti ve Bu Rekabetin Arka Planı
Kadın Şairlerden el-Ḫansā’ bint ‘Amr ve Hind bint ‘Utbe Arasında ‘Ukāẓ Panayırında Yaşanan Mersiye Rekabeti ve Bu Rekabetin Arka Planı
el-Ḫansāʾ bint ‘Amr ve Hind bint ‘Utbe, Arap edebiyatının en önemli kadın şairlerinden olup, ‘Ukāẓ panayırında yaşadıkları mersiye rekabetiyle dikkat çekmişlerdir. el-Ḫansāʾ, ağabe...
Klasik Arap Şiirinde Serap Motifi
Klasik Arap Şiirinde Serap Motifi
Herhangi bir dile ait edebî mirasın oluşumunda, o dili konuşan toplumları çevreleyen muhitin coğrafi ve iklimsel koşullarının belirleyici bir rol oynadığı bedihi bir hakikattir. İl...
CUMHURİYET DÖNEMİ MEZHEPLER TARİHİ YAZICILIĞINDA YENİ ARAYIŞLAR: YUSUF ZİYA YÖRÜKÂN VE İÇTİMAİYATÇI YAKLAŞIM
CUMHURİYET DÖNEMİ MEZHEPLER TARİHİ YAZICILIĞINDA YENİ ARAYIŞLAR: YUSUF ZİYA YÖRÜKÂN VE İÇTİMAİYATÇI YAKLAŞIM
Cumhuriyet dönemi, mezhepler tarihçiliğinde ilk akla gelen isimlerden biri, Yusuf Ziya Yörükân’dır. O, mezhepler tarihinin bilim hüviyeti kazanması için önemli katkılarda bulunmuşt...
Dîvânu Lügâti’t-Türk’te Arap Atasözlerinin Kullanımı
Dîvânu Lügâti’t-Türk’te Arap Atasözlerinin Kullanımı
Kâşgarlı Mahmud’un eseri Dîvânu Lügâti’t-Türk, Türk dilinin en eski ve en önemli sözlüklerinden biri olmasının yanı sıra, 11. yüzyıl Türk dünyasının kültürel yapısı, coğrafyası ve ...
CRANIUMDA BULUNAN SUTURLARIN MORFOMETRİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ
CRANIUMDA BULUNAN SUTURLARIN MORFOMETRİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ
Suturaların erken kaynaşması kraniyosinostoz olarak adlandırılır. Çalışmamızda kafatasında ölçümler yapılarak, cerrahi operasyonlarda ameliyat yerinin tespit edilmesine yardımcı ol...
İbrahim el-Yâzicî'nin Arap Diline Katkıları
İbrahim el-Yâzicî'nin Arap Diline Katkıları
Tam adı İbrahim b. Nâsîf b. ‘Abdullah b. Nâsîf b. Canbolât b. Sa’d el-Yâzicî el-Hımsî’dir. 2 Mart 1847 tarihinde Beyrut’ta dünyaya gelmiştir. Edebiyatçı bir ailede doğup yetişmiş o...
Baki Zakiroviç Halidov ve “Uçebnik Arabskogo Yazıka” Adlı Arapça Ders Kitabı
Baki Zakiroviç Halidov ve “Uçebnik Arabskogo Yazıka” Adlı Arapça Ders Kitabı
Rusya’nın özellikle XIX. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu, İran, Afganistan ve Orta Asya ülkeleri ile yaptığı savaşlar ve antlaşmalar sebebiyle Arapça konuşulan bölgelerle ilişkileri...
METİNLERARASI SÖYLEMDE FAUST’U OKUMA DENEMESİ
METİNLERARASI SÖYLEMDE FAUST’U OKUMA DENEMESİ
Türkçede anlamı konusunda çeşitli tartışmaların yapıldığı metinler arası yaklaşım, metinler arası ilişki, metinler arası okuma yöntemi, metinler arası anlama, metinler arası eleşti...


