Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

OSMANLI İKTİDARINA MUHALEFETTE CÂMİ VE HUTBE (16. Yüzyıl)

View through CrossRef
Kuruluştan itibaren meşru bir siyasi yapı inşa eden Osmanlıların “tarihî güç mücadelesinin yoğunlaştığı kritik bir coğrafya”daki var olma mücadelelerinin en mühim ayağını meşruiyetin muhafazası teşkil ediyordu. Sünni bir imparatorluğun meşruiyetinin müşahhas formu, cuma namazı ve hutbede sultan ve ilk dört halifenin isimlerinin zikredilmesiydi. Osmanlı padişahına tabiiyetin göstergesi ve hâkimiyet simgesi olan cuma camileri, aynı zamanda “Memâlik-i Mahrûse-i Şahâne”deki nizama işaret ederdi. 16. yüzyılda Safevilerin ortaya çıkışı ile birlikte Osmanlı iktidarına karşı Safevi taraftarı kendi tebaasından ciddi bir tehdit baş gösterecekti. Safevilerle beraber siyasallaşan heterodoksi, bu yüzyılda, cuma namazına ve Hulefâ-i Raşidin’in isimlerinin hutbede zikredilmesine muhalefet etmişlerdi. Safevilerin Osmanlı tebaası üzerindeki propagandalarını ve “ilhad”ın siyasallaşmasını engellemek için bilhassa Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren “Sünnilik” bir “devlet politikası” olarak daha hassas vaziyette muhafaza edilmeye çalışıldı. Kanuni dönemine gelindiğinde, 1537’de bütün köylere varana kadar cami inşa edilmesini buyuran bir ferman gönderildi. Camilerde cuma namazına gidip hutbede Raşid halifelere ve padişaha tabiiyetini bildiren cemaat, merkezî otorite ile aynı metafizik bağlama yerleşiyor, ayrıca siyasallaşıyordu. Bu dinî ve siyasi muhtevalı cemaatten (ehl-i sünnet ve’l-cemaat) ayrılmak “ilhad”, bunun siyasallaşmış biçimi ise “rafz” olarak nitelendiriliyordu. “İlhad” daha çok meselenin itikadi boyutuna, “rafz” ise siyasi veçhesine taalluk ediyordu. Mühimme defterlerinden takip edilebilen bu muhalefet, 16. yüzyıl ilerledikçe Rafızilik, bununla bağlantılı kayıp Mehdi inancının getirdiği protest siyasal duruş ve konargöçer unsurların yerleşik nizama karşı gösterdiği tepkinin terkibinden kaynaklanan muhalefetlerle çeşitlendi. Celâli isyanları döneminde ise Kalenderoğlu Mehmed örneğinde cuma namazına ve hutbeye karşı tavır, başlangıçta Kızılbaş olmayan Mehmed’in Kuyucu Murad Paşa’ya yenilmesi ve İran’a kaçması akabinde Kızılbaşlığı kabul etmesi ile neticelendi.
Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi
Title: OSMANLI İKTİDARINA MUHALEFETTE CÂMİ VE HUTBE (16. Yüzyıl)
Description:
Kuruluştan itibaren meşru bir siyasi yapı inşa eden Osmanlıların “tarihî güç mücadelesinin yoğunlaştığı kritik bir coğrafya”daki var olma mücadelelerinin en mühim ayağını meşruiyetin muhafazası teşkil ediyordu.
Sünni bir imparatorluğun meşruiyetinin müşahhas formu, cuma namazı ve hutbede sultan ve ilk dört halifenin isimlerinin zikredilmesiydi.
Osmanlı padişahına tabiiyetin göstergesi ve hâkimiyet simgesi olan cuma camileri, aynı zamanda “Memâlik-i Mahrûse-i Şahâne”deki nizama işaret ederdi.
16.
yüzyılda Safevilerin ortaya çıkışı ile birlikte Osmanlı iktidarına karşı Safevi taraftarı kendi tebaasından ciddi bir tehdit baş gösterecekti.
Safevilerle beraber siyasallaşan heterodoksi, bu yüzyılda, cuma namazına ve Hulefâ-i Raşidin’in isimlerinin hutbede zikredilmesine muhalefet etmişlerdi.
Safevilerin Osmanlı tebaası üzerindeki propagandalarını ve “ilhad”ın siyasallaşmasını engellemek için bilhassa Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren “Sünnilik” bir “devlet politikası” olarak daha hassas vaziyette muhafaza edilmeye çalışıldı.
Kanuni dönemine gelindiğinde, 1537’de bütün köylere varana kadar cami inşa edilmesini buyuran bir ferman gönderildi.
Camilerde cuma namazına gidip hutbede Raşid halifelere ve padişaha tabiiyetini bildiren cemaat, merkezî otorite ile aynı metafizik bağlama yerleşiyor, ayrıca siyasallaşıyordu.
Bu dinî ve siyasi muhtevalı cemaatten (ehl-i sünnet ve’l-cemaat) ayrılmak “ilhad”, bunun siyasallaşmış biçimi ise “rafz” olarak nitelendiriliyordu.
“İlhad” daha çok meselenin itikadi boyutuna, “rafz” ise siyasi veçhesine taalluk ediyordu.
Mühimme defterlerinden takip edilebilen bu muhalefet, 16.
yüzyıl ilerledikçe Rafızilik, bununla bağlantılı kayıp Mehdi inancının getirdiği protest siyasal duruş ve konargöçer unsurların yerleşik nizama karşı gösterdiği tepkinin terkibinden kaynaklanan muhalefetlerle çeşitlendi.
Celâli isyanları döneminde ise Kalenderoğlu Mehmed örneğinde cuma namazına ve hutbeye karşı tavır, başlangıçta Kızılbaş olmayan Mehmed’in Kuyucu Murad Paşa’ya yenilmesi ve İran’a kaçması akabinde Kızılbaşlığı kabul etmesi ile neticelendi.

Related Results

Tarihi Yerleşmelerde Batı Etkisinde (Geç) Osmanlı Dönemi Camileri: Konya/Sille Ak Cami
Tarihi Yerleşmelerde Batı Etkisinde (Geç) Osmanlı Dönemi Camileri: Konya/Sille Ak Cami
Konya iline bağlı Sille yerleşmesi konumu sebebiyle geçmişte önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Sille tarih boyunca farklı toplumlara ev sahipliği yapmıştır. Hitit, Sümer uygarl...
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
Karadağ’da ilk Osmanlı idaresi Fatih döneminde oluşturuldu. Bölgede Osmanlı idaresi uzun süre devam etti. 1878’de Berlin Kongresi’nde Karadağ, bağımsız bir devlet oldu. Bu dönemden...
Amasya Müzesi’ndeki Osmanlı Dönemi Sikkelerinden Örnekler
Amasya Müzesi’ndeki Osmanlı Dönemi Sikkelerinden Örnekler
Eski çağlarda insanlar küçük topluluklar halinde yaşadıklarından para olarak kullanabilecekleri herhangi bir nesneye ihtiyaç duymamışlar, hayatlarını avcılık ve toplayıcılıkla geçi...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
Eflak ve Boğdan Voyvodalıklarının 1787-1792 Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşlarındaki Rolleri
Eflak ve Boğdan Voyvodalıklarının 1787-1792 Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşlarındaki Rolleri
Osmanlı Devleti 18. yüzyılda geçmişle güçlü bağlarına devam ederken gelişmelere ayak uydurmaya başlayarak modernleşme sürecine doğru yeni adımlar atmaktaydı. Avrupa devletleri için...
Keşif Defteri Işığında ErzincanRefahiye/Yazıgediği Köyü’nde Bulunan Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa Camisi
Keşif Defteri Işığında ErzincanRefahiye/Yazıgediği Köyü’nde Bulunan Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa Camisi
Cami, Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Yazıgediği köyünde bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerindeki inşa kitabesine göre Bahriye Nazırı[3] Hasan Hüsnü Paşa tarafından 1893 yılında ...
XX. YÜZYIL BAŞLARINDA GEREDE HAPİSHANESİ
XX. YÜZYIL BAŞLARINDA GEREDE HAPİSHANESİ
Bilinen en eski dönemlerden beri hapishaneler mevcut olmuştur. Ancak XVI. yüzyıl sonlarına kadar hapishaneler asıl cezanın uygulandığı yerler olmamıştır. Bu tarihten sonra başta Av...
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
1908 yılında ilan edilen İkinci Meşrutiyet ile başlayan Osmanlı Devleti’nin son dönemine damga vuran özgürlük ve reform talepleri Osmanlı kadın hareketine olumlu katkı yaparak bu a...

Back to Top