Javascript must be enabled to continue!
Kevser suresi bağlamında yeni anlam arayışları
View through CrossRef
Allah, dünyamızda yaşamı var etmiş ve insanoğlunu oraya yerleştirmiştir. Bütün yeryüzü nimetlerinin hizmetine sunulduğu insanoğlu, rabbini tanımak, ona kulluk etmek ve verilen nimetlere karşı şükretmekle yükümlü kılınmıştır. Bu bağlamda Allah, içlerinden seçtiği peygamberler aracılığıyla vahiy göndererek insanla iletişime geçmiştir. Vahyin son muhatabı Hz. Muhammed (s.a.v), vahiy zincirinin son halkası da Kur’ân-ı Kerim’dir. 114 sure ve 6236 ayetten oluşan Kur’ân, gelişen insani ve toplumsal olaylara paralel olarak parça parça inmiştir. Mekke ve Medine olmak üzere iki devrede gerçekleşen vahiy süreci yaklaşık 23 yıl sürmüştür. Hayatın bütün safhalarında insanlarla iç içe olan ve bilge bir öğretmen-merhametli bir baba edasıyla onları eğiten Allah Resulü, Kur’ân’ın lafzını tebliğ ettiği gibi gerekli yerlerde onun açıklamasını da yapmıştır. Hayatı düzenlemeye yönelik dini/ahlaki/ameli ilkeler, bizzat Hz. Peygamber tarafından uygulamalı olarak ortaya konmuştur. Bu model, birkaç maddede özetlenebilecek özlü ve evrensel ilkelerden oluşmaktadır. Bunlar arasında Allah’ı yegâne ilah ve rab olarak tanımak, kulluğu Allah’a tahsis etmek, O’ndan başkasından yardım dilememek, sadece O’nun huzurunda eğilmektir. Allah’ın hoşnutluğunu amaç edinenler ve hayatı O’nun istediği biçimde yaşayanlar için de ödüllerle dolu mutlu bir son vaat edilmektedir. Bu bağlamda Kur’ân’ın mesajı oldukça açık ve anlaşılır niteliktedir. Hz. Peygamber’in mesajı da o günün insanı tarafından anlaşılmıştır. Hz. Peygamber’in sözleri, uygulamaları ve açıklamaları, önce sözlü sonra da yazılı olarak sonraki nesillere aktarılmıştır. Kur’ân’ın tefsiri mahiyetinde olan bu aktarımlar daha da genişletilerek çeşitli eserlere kaydedilmiştir. İslam toplumunun genişlemesi ve insanların ilim merkezlerinden uzak kalması sonucu yeni yeni tefsir faaliyetlerine ihtiyaç duyulmuştur. Her devirde, o devrin seviyesine ve toplumsal ihtiyaçlarına cevap verebilecek eserler var olmuştur. Ne var ki zaman zaman bazı ayetlerin anlamlarının örtüldüğü, yanlış yorumlandığı veya Kur’ân’ın ilkelerinden uzaklaşıldığı zamanlar da olmuştur. İşte bu gibi sorunların giderilmesi için günümüzde farklı eserler ve yeni mealler ortaya konmuştur. Bu arada “Kur’ân’ın doğru anlaşılmadığı, dinin tahrif edildiği” şeklinde iddialar da ortaya atılmıştır. Bütün bunlardan öte Kur’ân’ın geçmiş devirlerde anlaşılmadığı da söylenebilmiş ve bazı Kur’ân ayetlerine şimdiye kadar örneğine rastlanmamış anlamlar yüklenebilmiştir. Kısa ve özlü olmasına karşılık İslam’ın en öncelikli ilkelerinden birini içinde barındıran Kevser suresi de yeniden anlama ve anlamlandırma çabalarına konu olmuştur. Bu çalışmada Kevser suresi ele alınacak, özellikle de surede yer alan “salli” ve “ve’nhar” kelimeleri tahlil edilerek, yapılan çağdaş yorumların isabetli olup olmadığı araştırılacaktır. Amaç, Kur’ân’ın anlaşılması konusunu ele almak suretiyle günümüz insanının sorununun bilgi eksikliğine dayanıp dayanmadığını ortaya koymaktır. Buna bağlı olarak ideal İslâm toplumunun kurulamamasının sebeplerinin başka yerlerde aranması gerektiği konusunda zihni bir açıklığa katkı sağlamaktır.
RumeliDE Dil ve Edebiyat Arastirmalari Dergisi
Title: Kevser suresi bağlamında yeni anlam arayışları
Description:
Allah, dünyamızda yaşamı var etmiş ve insanoğlunu oraya yerleştirmiştir.
Bütün yeryüzü nimetlerinin hizmetine sunulduğu insanoğlu, rabbini tanımak, ona kulluk etmek ve verilen nimetlere karşı şükretmekle yükümlü kılınmıştır.
Bu bağlamda Allah, içlerinden seçtiği peygamberler aracılığıyla vahiy göndererek insanla iletişime geçmiştir.
Vahyin son muhatabı Hz.
Muhammed (s.
a.
v), vahiy zincirinin son halkası da Kur’ân-ı Kerim’dir.
114 sure ve 6236 ayetten oluşan Kur’ân, gelişen insani ve toplumsal olaylara paralel olarak parça parça inmiştir.
Mekke ve Medine olmak üzere iki devrede gerçekleşen vahiy süreci yaklaşık 23 yıl sürmüştür.
Hayatın bütün safhalarında insanlarla iç içe olan ve bilge bir öğretmen-merhametli bir baba edasıyla onları eğiten Allah Resulü, Kur’ân’ın lafzını tebliğ ettiği gibi gerekli yerlerde onun açıklamasını da yapmıştır.
Hayatı düzenlemeye yönelik dini/ahlaki/ameli ilkeler, bizzat Hz.
Peygamber tarafından uygulamalı olarak ortaya konmuştur.
Bu model, birkaç maddede özetlenebilecek özlü ve evrensel ilkelerden oluşmaktadır.
Bunlar arasında Allah’ı yegâne ilah ve rab olarak tanımak, kulluğu Allah’a tahsis etmek, O’ndan başkasından yardım dilememek, sadece O’nun huzurunda eğilmektir.
Allah’ın hoşnutluğunu amaç edinenler ve hayatı O’nun istediği biçimde yaşayanlar için de ödüllerle dolu mutlu bir son vaat edilmektedir.
Bu bağlamda Kur’ân’ın mesajı oldukça açık ve anlaşılır niteliktedir.
Hz.
Peygamber’in mesajı da o günün insanı tarafından anlaşılmıştır.
Hz.
Peygamber’in sözleri, uygulamaları ve açıklamaları, önce sözlü sonra da yazılı olarak sonraki nesillere aktarılmıştır.
Kur’ân’ın tefsiri mahiyetinde olan bu aktarımlar daha da genişletilerek çeşitli eserlere kaydedilmiştir.
İslam toplumunun genişlemesi ve insanların ilim merkezlerinden uzak kalması sonucu yeni yeni tefsir faaliyetlerine ihtiyaç duyulmuştur.
Her devirde, o devrin seviyesine ve toplumsal ihtiyaçlarına cevap verebilecek eserler var olmuştur.
Ne var ki zaman zaman bazı ayetlerin anlamlarının örtüldüğü, yanlış yorumlandığı veya Kur’ân’ın ilkelerinden uzaklaşıldığı zamanlar da olmuştur.
İşte bu gibi sorunların giderilmesi için günümüzde farklı eserler ve yeni mealler ortaya konmuştur.
Bu arada “Kur’ân’ın doğru anlaşılmadığı, dinin tahrif edildiği” şeklinde iddialar da ortaya atılmıştır.
Bütün bunlardan öte Kur’ân’ın geçmiş devirlerde anlaşılmadığı da söylenebilmiş ve bazı Kur’ân ayetlerine şimdiye kadar örneğine rastlanmamış anlamlar yüklenebilmiştir.
Kısa ve özlü olmasına karşılık İslam’ın en öncelikli ilkelerinden birini içinde barındıran Kevser suresi de yeniden anlama ve anlamlandırma çabalarına konu olmuştur.
Bu çalışmada Kevser suresi ele alınacak, özellikle de surede yer alan “salli” ve “ve’nhar” kelimeleri tahlil edilerek, yapılan çağdaş yorumların isabetli olup olmadığı araştırılacaktır.
Amaç, Kur’ân’ın anlaşılması konusunu ele almak suretiyle günümüz insanının sorununun bilgi eksikliğine dayanıp dayanmadığını ortaya koymaktır.
Buna bağlı olarak ideal İslâm toplumunun kurulamamasının sebeplerinin başka yerlerde aranması gerektiği konusunda zihni bir açıklığa katkı sağlamaktır.
Related Results
Tevhit Vurgusu Bağlamında Kevser Sûresinin Meâli ve Analizi: Bir Tefsir Denemesi
Tevhit Vurgusu Bağlamında Kevser Sûresinin Meâli ve Analizi: Bir Tefsir Denemesi
Kevser sûresi, Mekke’de 15. sırada inmiştir. Kur’an’da 108. sırada yer almaktadır. Üç kısa ayetten oluşmaktadır. İlk dönemde inen sûrelerindeki tevhit konusunu taşımaktadır. Mekkî ...
Kudüslü İbn Ebû Şerîf’in Kevser Sûresi Tefsiri’nin Tefsir Metodu Açısından Değerlendirilmesi
Kudüslü İbn Ebû Şerîf’in Kevser Sûresi Tefsiri’nin Tefsir Metodu Açısından Değerlendirilmesi
Kudüs’lü ulema bir aileye mensup olan İbn Ebû Şerîf (ö. 923/1517); Fıkıh, Hadis, Akaid, Tefsir ve Kıraat gibi alanlarda kitaplar yazmış çok yönlü bir âlimdir. Aynı zamanda Memlükle...
İşârî Tefsirlerde İsrâ ve Mi‘rac
İşârî Tefsirlerde İsrâ ve Mi‘rac
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) semâya yükselişini ve Allah’ın huzuruna varışını ifade eden mi‘rac hadisesi, sahih kabul edilen görüşe göre hicretten bir yıl sonra meydana gelmiştir. Mi‘r...
Multipl kot kırıklarında kot stabilizasyonu ve konservatif tedavinin etkinliğinin karşılaştırılması
Multipl kot kırıklarında kot stabilizasyonu ve konservatif tedavinin etkinliğinin karşılaştırılması
Giriş: Yelken göğüse neden olmayan multipl kot kırıkları için cerrahi endikasyonlar konusunda küresel bir kılavuz veya fikir birliği yoktur. Çalışmadaki amacımız, yelken göğüs dışı...
Ahmed b. Muhammed el-Harrâd’a (d. 1948-?) Göre Kıraat Farklılıklarının Manaya Etkileri
Ahmed b. Muhammed el-Harrâd’a (d. 1948-?) Göre Kıraat Farklılıklarının Manaya Etkileri
Bu çalışmada Kur’an kıraatlerinin manaya ve Kur’an i‘câzına etkisi üzerinde durulmuştur. Manaya etkisi olmayan kıraat farklılıkları çalışmanın dışında tutulmuştur. Konuyu önemli kı...
Dilin Sınırları, Anlamın Ufku: İbn Rüşd ve Wittgenstein’da Dilin Anlam Kazanma Mekanizmaları
Dilin Sınırları, Anlamın Ufku: İbn Rüşd ve Wittgenstein’da Dilin Anlam Kazanma Mekanizmaları
Anlam ile dil arasındaki ilişki, modern felsefenin temel tartışmalarından biri olup dinî metinlerin anlaşılmasında da bu ilişki önemli bir rol oynar. Bu çalışmada, İbn Rüşd’ün Nahl...
SERMET MUHTAR ALUS’UN ONİKİLER ROMANINDA KONUŞMA DİLİ UNSURLARI VE ANLAM ALANLARI
SERMET MUHTAR ALUS’UN ONİKİLER ROMANINDA KONUŞMA DİLİ UNSURLARI VE ANLAM ALANLARI
Edebi eserlerde kullanılan dil birçok bilim dalının inceleme alanına girer. Tarih, kültür tarihi, sosyoloji vb. alanlarda incelemeler yapabilmek için eserlerdeki kelime, kelime gru...
Kırgız Türkçesinde Duygu Fiilleri
Kırgız Türkçesinde Duygu Fiilleri
Bu çalışma, Kırgız Türkçesinde Duygu Fiilleri (2016)* başlıklı doktora tezinin yeniden gözden geçirilmiş ve bazı değişikliklerle düzenlenmiş hâlidir. Çalışmada, Kırgız Türkçesi söz...

