Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Kasım en-Nahcuvânî’nin Kızılbaşlık Reddiyesi ve Sonraki Reddiyelere Etkisi

View through CrossRef
Kâsım en-Nahcuvânî’nin Risâle fî ahvâli’t-tâifeti’l-müştehirati bi-Kızılbaş adlı eseri, Safevîlere karşı kaleme alınan erken dönem reddiyelerden biridir. Nahcuvânî’nin kimliği hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte müellifin kendi ifadelerinden onun Safevîlerle birlikte yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. Nahcuvânî’nin kısa bir süre Safevîler ile yaşamış olması, risâlesinde doğrudan şahit olduğu ya da güvenilir kaynaklardan aktardığını belirttiği bilgilere yer vermesine imkân tanımıştır. Bu yönüyle eser, teorik bir reddiye olmanın ötesinde birincil kaynak olması açısından da önem taşımaktadır. Eserde Kızılbaşlar, sahabeye hakaret etmek, şahı ilâh kabul ederek ona secde etmek, haramları helâl saymak, Kur’ân’a saygısızlık göstermek ve ibadetleri terk etmek gibi gerekçelerle tekfir edilmektedir. Söz konusu iddiaların bazıları tarihî olarak tartışmalı olmakla birlikte, Nahcuvânî’nin metnindeki bu ithamlar sonraki reddiyeler için bir çerçeve oluşturmuştur. Nitekim XVI. yüzyıldan itibaren kaleme alınan fetva ve reddiyelerde Nahcuvânî’nin dile getirdiği eleştirilerin sıkça tekrarlandığı görülmektedir. Bu durum, Nahcuvânî’nin eserinin bireysel bir reddiye olmasının ötesinde reddiye literatürünü etkileyen metinlerden biri olduğunu göstermektedir. Bu makalede, Kâsım en-Nahcuvânî’nin Kızılbaşlara yönelttiği temel eleştiriler ile bu eleştirilerin sonraki metinlerdeki yansımaları karşılaştırılarak tarihsel bağlam içinde ele alınmaktadır. Ayrıca, erken dönemde Sünnî ulemânın Safevîleri nasıl nitelendirdiği ve onlara karşı nasıl bir söylem inşa ettiğini anlamaya katkı sağlamayı da amaçlamaktadır.
Title: Kasım en-Nahcuvânî’nin Kızılbaşlık Reddiyesi ve Sonraki Reddiyelere Etkisi
Description:
Kâsım en-Nahcuvânî’nin Risâle fî ahvâli’t-tâifeti’l-müştehirati bi-Kızılbaş adlı eseri, Safevîlere karşı kaleme alınan erken dönem reddiyelerden biridir.
Nahcuvânî’nin kimliği hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır.
Bununla birlikte müellifin kendi ifadelerinden onun Safevîlerle birlikte yaşamış olduğu anlaşılmaktadır.
Nahcuvânî’nin kısa bir süre Safevîler ile yaşamış olması, risâlesinde doğrudan şahit olduğu ya da güvenilir kaynaklardan aktardığını belirttiği bilgilere yer vermesine imkân tanımıştır.
Bu yönüyle eser, teorik bir reddiye olmanın ötesinde birincil kaynak olması açısından da önem taşımaktadır.
Eserde Kızılbaşlar, sahabeye hakaret etmek, şahı ilâh kabul ederek ona secde etmek, haramları helâl saymak, Kur’ân’a saygısızlık göstermek ve ibadetleri terk etmek gibi gerekçelerle tekfir edilmektedir.
Söz konusu iddiaların bazıları tarihî olarak tartışmalı olmakla birlikte, Nahcuvânî’nin metnindeki bu ithamlar sonraki reddiyeler için bir çerçeve oluşturmuştur.
Nitekim XVI.
yüzyıldan itibaren kaleme alınan fetva ve reddiyelerde Nahcuvânî’nin dile getirdiği eleştirilerin sıkça tekrarlandığı görülmektedir.
Bu durum, Nahcuvânî’nin eserinin bireysel bir reddiye olmasının ötesinde reddiye literatürünü etkileyen metinlerden biri olduğunu göstermektedir.
Bu makalede, Kâsım en-Nahcuvânî’nin Kızılbaşlara yönelttiği temel eleştiriler ile bu eleştirilerin sonraki metinlerdeki yansımaları karşılaştırılarak tarihsel bağlam içinde ele alınmaktadır.
Ayrıca, erken dönemde Sünnî ulemânın Safevîleri nasıl nitelendirdiği ve onlara karşı nasıl bir söylem inşa ettiğini anlamaya katkı sağlamayı da amaçlamaktadır.

Related Results

Mâzerî’nin Usûl Anlayışı Üzerine
Mâzerî’nin Usûl Anlayışı Üzerine
Mâzerî et-Temimî (ö. 536/1141) Endülüs’ün düşmesinden önce Kuzey Afrika’da yaşamış son fakihlerdendir. Malikî fıkhının usûl-i fıkıh yapısının oluşumunda önemli dönüm noktası olarak...
İmam Mâtürîdî’nin İsrâiliyat’a Yaklaşımı
İmam Mâtürîdî’nin İsrâiliyat’a Yaklaşımı
Bu çalışmada İsrâiliyat’ın çerçevesine dâhil edilebileceğini düşündüğümüz rivayetler hakkında Mâtürîdî’nin ne düşündüğü, söz konusu rivayetlere karşı tefsirinde nasıl bir yaklaşım ...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
Şems-i Asî’nin Eserlerinde Hoca Ahmed Yesevî’nin Etkisi
Şems-i Asî’nin Eserlerinde Hoca Ahmed Yesevî’nin Etkisi
Ahmed Yesevî’nin (ö. 562/1166-1167) düşünceleri etrafında gelişmiş ve yetiştirdiği pek çok müridiyle Orta Asya’nın çeşitli bölgelerine yayılmıştır. Yesevî’nin halifeleriyle silsile...
Mâtürîdî ve Nesefî’nin Sûr, Mîzan, Kevser Kavramlarına Dair Yorumlamalarının Karşılaştırılması
Mâtürîdî ve Nesefî’nin Sûr, Mîzan, Kevser Kavramlarına Dair Yorumlamalarının Karşılaştırılması
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’den sonra Mâtürîdî kelâm okulunu sistemleştiren ve ekolün en bâriz ikinci ismi olan Ebü’l-Mu‘în en-Nesefî, genel olarak Mâtürîdî’nin görüşlerini benimsemiş v...
'Duino Ağıtları' ve 'Orpheus’a Soneler' Bağlamında Rainer Maria Rilke’nin 1910-1922 Yılları Arasındaki Yaşam Öyküsü
'Duino Ağıtları' ve 'Orpheus’a Soneler' Bağlamında Rainer Maria Rilke’nin 1910-1922 Yılları Arasındaki Yaşam Öyküsü
4 Aralık 1875'te Prag'da dünyaya gelen René (Rainer) Maria Rilke, modern Alman edebiyatın öncü temsilcileri arasında sayılır. Özellikle Duino Ağıtları’ı ve Orpheus’a Soneler’i onun...

Back to Top