Javascript must be enabled to continue!
Aktör‑Ağ Perspektifinden Selânik’te Osmanlı Kimliğini Yeniden Düşünmek
View through CrossRef
Bu çalışma, Selânik kentinde Geç Bizans, Venedik ve Osmanlı hâkimiyetleri boyunca siyasi meşruiyetin inşa ve tahkim süreçlerini, geleneksel tarih yazımının aksine zamansal sınırlamalara tabi tutmaksızın, Aktör-Ağ Teorisi (AAT) perspektifiyle karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Amaç, iktidarı yalnızca insan aktörlerin iradesine dayanan tek yönlü bir süreç olarak değil, insan ve insan‑olmayan eyleyenlerin (actant) etkileşiminden oluşan çok katmanlı ağların ürünü olarak analiz etmektir. Yöntem olarak, Bruno Latour’un AAT’ye ilişkin beş ilkesi analitik bir araç olarak kullanılmış; yazılı kaynaklar, maddi kültür unsurları ve kentsel mekân verileri birlikte değerlendirilmiştir. Bulgular, Bizans ve Venedik dönemlerinde kent merkezli actantların işlevlerinin egemen gücün istikrarsızlığıyla değişkenlik gösterdiğini; buna karşılık Osmanlıların fetihten itibaren anıtsal yapılar, vakıflar, tahrir sistemi gibi kurumsal ve maddi ağ unsurlarıyla merkeziyetçi ve asimetrik bir meşruiyet yapısı kurduğunu, dolayısıyla fethin anlık etkisinin uzun ömürlü kendiliklere aktarılarak kalıcı bir otoriteye dönüştürüldüğünü göstermektedir. Çalışmanın temel sonucu, Osmanlı egemenliğinin başarısının “yeni aktörler inşa etmekten” ziyade, mevcut ağları dönüştürerek kendi siyasal projesine tercüme etme kapasitesinde yattığıdır. Selânik, Osmanlı döneminin sona ermesinden sonra dahi Türk kolektif hafızasında tarihsel meşruiyet ve kimlik üretiminin etkin bir düğümü olarak varlığını sürdürmektedir.
Platform of International Eastern European Studies
Title: Aktör‑Ağ Perspektifinden Selânik’te Osmanlı Kimliğini Yeniden Düşünmek
Description:
Bu çalışma, Selânik kentinde Geç Bizans, Venedik ve Osmanlı hâkimiyetleri boyunca siyasi meşruiyetin inşa ve tahkim süreçlerini, geleneksel tarih yazımının aksine zamansal sınırlamalara tabi tutmaksızın, Aktör-Ağ Teorisi (AAT) perspektifiyle karşılaştırmalı olarak incelemektedir.
Amaç, iktidarı yalnızca insan aktörlerin iradesine dayanan tek yönlü bir süreç olarak değil, insan ve insan‑olmayan eyleyenlerin (actant) etkileşiminden oluşan çok katmanlı ağların ürünü olarak analiz etmektir.
Yöntem olarak, Bruno Latour’un AAT’ye ilişkin beş ilkesi analitik bir araç olarak kullanılmış; yazılı kaynaklar, maddi kültür unsurları ve kentsel mekân verileri birlikte değerlendirilmiştir.
Bulgular, Bizans ve Venedik dönemlerinde kent merkezli actantların işlevlerinin egemen gücün istikrarsızlığıyla değişkenlik gösterdiğini; buna karşılık Osmanlıların fetihten itibaren anıtsal yapılar, vakıflar, tahrir sistemi gibi kurumsal ve maddi ağ unsurlarıyla merkeziyetçi ve asimetrik bir meşruiyet yapısı kurduğunu, dolayısıyla fethin anlık etkisinin uzun ömürlü kendiliklere aktarılarak kalıcı bir otoriteye dönüştürüldüğünü göstermektedir.
Çalışmanın temel sonucu, Osmanlı egemenliğinin başarısının “yeni aktörler inşa etmekten” ziyade, mevcut ağları dönüştürerek kendi siyasal projesine tercüme etme kapasitesinde yattığıdır.
Selânik, Osmanlı döneminin sona ermesinden sonra dahi Türk kolektif hafızasında tarihsel meşruiyet ve kimlik üretiminin etkin bir düğümü olarak varlığını sürdürmektedir.
Related Results
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
Karadağ’da ilk Osmanlı idaresi Fatih döneminde oluşturuldu. Bölgede Osmanlı idaresi uzun süre devam etti. 1878’de Berlin Kongresi’nde Karadağ, bağımsız bir devlet oldu. Bu dönemden...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
Eflak ve Boğdan Voyvodalıklarının 1787-1792 Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşlarındaki Rolleri
Eflak ve Boğdan Voyvodalıklarının 1787-1792 Osmanlı-Rus ve Avusturya Savaşlarındaki Rolleri
Osmanlı Devleti 18. yüzyılda geçmişle güçlü bağlarına devam ederken gelişmelere ayak uydurmaya başlayarak modernleşme sürecine doğru yeni adımlar atmaktaydı. Avrupa devletleri için...
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
GERTRUD BÄUMER’NİN İSTANBUL SEYAHATİ (1918) VE OSMANLI KADIN HAREKETİ
1908 yılında ilan edilen İkinci Meşrutiyet ile başlayan Osmanlı Devleti’nin son dönemine damga vuran özgürlük ve reform talepleri Osmanlı kadın hareketine olumlu katkı yaparak bu a...
Osmanlı Devleti nde Hukuki ve İdari Bir Uygulama Olarak “Usûl-i Aşâir” ya da “Aşiret Kuralları”
Osmanlı Devleti nde Hukuki ve İdari Bir Uygulama Olarak “Usûl-i Aşâir” ya da “Aşiret Kuralları”
Bu makale, Osmanlı Devleti'nin Arap Bedevî aşiretlerine özgü hukuki
örf ve âdetlerin geçerliliğini tanımak için kullandığı Usûl-i Aşâir (Aşiret
kuralları) kavramı ve uygulamaları...
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Osmanlı Devleti Hicaz bölgesini ve Orta Arabistan’ı egemenliği altına aldıktan sonra bölgede imtiyazlı bir yönetim uyguladı. Bölgede kabul gören dinî önderler veya geleneksel olara...
IMPLEMENTASI KEBIJAKAN DANA DESA DAN KONFLIK SOSIAL: STUDI KECAMATAN PAMINGGIR, KABUPATEN HULU SUNGAI UTARA
IMPLEMENTASI KEBIJAKAN DANA DESA DAN KONFLIK SOSIAL: STUDI KECAMATAN PAMINGGIR, KABUPATEN HULU SUNGAI UTARA
Dana desa merupakan upaya dari pemerintah untuk peningkatan kesejahteraan dan pemerataan, namun juga hal tersebut bisa memicu konflik sosial terhadap penggunaan alokasinya Peneliti...
MANZUM MENZİLNÂME TÜRÜNE BİLİNMEYEN İKİ ÖRNEK: PÎRÎZÂDE MEHMED SÂHİB VE SEYYİD MEHMED HÂKİM’İN MENZİLNÂMELERİ
MANZUM MENZİLNÂME TÜRÜNE BİLİNMEYEN İKİ ÖRNEK: PÎRÎZÂDE MEHMED SÂHİB VE SEYYİD MEHMED HÂKİM’İN MENZİLNÂMELERİ
Klasik Türk edebiyatı geleneği dâhilinde vücut bulan mesâir, sahilnâme, seyahatnâme ve bilâdiyye gibi yerleşim yerleri hakkında yazılan türlerden biri de menzilnâmelerdir. Menzilnâ...

