Javascript must be enabled to continue!
Hanefi Füru-ı Fıkıh Eserlerinde Siyaset-i Şer‘iyye'nin Uygulama Alanları
View through CrossRef
Siyaset-i şer‘iyye, siyasi otoritenin hakkında açık delil bulunmayan bazı konularda hüküm verme yetkisi olması açısından bazı hukuki düzenlemelerde kullanılan bir yöntem olmuştur. Fakat kavramsal olarak çok net bir içeriğe sahip olmaması sebebiyle tarihsel süreçte siyaset kavramı etrafında farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Güncel olarak ise bu kavramın sınırlarını genişleterek bazı problemlerin çözümünde meşruiyet zemini oluşturma gayreti görülmektedir. Kavramsal çerçevedeki belirsizliğin giderilmesi siyaset-i ser‘iyyenin sınırlarını da belirleme konusunda yardımcı olacağı için bu çalışma Hanefi mezhebi özelinde siyaset-i şer‘iyyenin kullanım alanlarını tespit etmeye çalışmıştır. Hanefi mezhebi içinde siyaset-i şer‘iyye kavramına dair sunulan tarifler ve bu tariflerden ortaya çıkarılan şartlar ile uygulamaya dair örnekler incelemeye tabi tutulmuştur. Bu inceleme sonucunda Hanefi mezhebinin siyaset-i şeri‘yyeyi diğer yöntemlerden ayıracak bazı şartlara tabi tuttuğu görülmüştür. Buna göre sadece siyasi otoriteden çıkan fiiller siyaset alanına dahil edilirken siyasi otoriteden sadır olan her fiil de siyaset-i şer‘iyye olarak kabul edilmemiştir. Siyaseti ta‘zîr, zecr ve te’dîb kelimeleri ile eş anlamlı olacak bir konumda kullanan Hanefiler, siyasi otoriteden çıkan ama ta‘zîr, zecr ve te’dîb anlamı taşımayan fiilleri de siyaset-i şer‘iyye sınırlarının dışında kabul etmiştir. Bu sebeple siyasete dair örneklerin büyük çoğunluğu ukûbât alanında ortaya çıkmıştır. Hanefilerin belirlediği şartlar ve konum dikkate alındığında siyaset-i şer‘iyyenin sınırlarını genişletmenin -en azından Hanefi mezhebi özelinde- pek de mümkün olmadığı tespit edilmiştir.
Title: Hanefi Füru-ı Fıkıh Eserlerinde Siyaset-i Şer‘iyye'nin Uygulama Alanları
Description:
Siyaset-i şer‘iyye, siyasi otoritenin hakkında açık delil bulunmayan bazı konularda hüküm verme yetkisi olması açısından bazı hukuki düzenlemelerde kullanılan bir yöntem olmuştur.
Fakat kavramsal olarak çok net bir içeriğe sahip olmaması sebebiyle tarihsel süreçte siyaset kavramı etrafında farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.
Güncel olarak ise bu kavramın sınırlarını genişleterek bazı problemlerin çözümünde meşruiyet zemini oluşturma gayreti görülmektedir.
Kavramsal çerçevedeki belirsizliğin giderilmesi siyaset-i ser‘iyyenin sınırlarını da belirleme konusunda yardımcı olacağı için bu çalışma Hanefi mezhebi özelinde siyaset-i şer‘iyyenin kullanım alanlarını tespit etmeye çalışmıştır.
Hanefi mezhebi içinde siyaset-i şer‘iyye kavramına dair sunulan tarifler ve bu tariflerden ortaya çıkarılan şartlar ile uygulamaya dair örnekler incelemeye tabi tutulmuştur.
Bu inceleme sonucunda Hanefi mezhebinin siyaset-i şeri‘yyeyi diğer yöntemlerden ayıracak bazı şartlara tabi tuttuğu görülmüştür.
Buna göre sadece siyasi otoriteden çıkan fiiller siyaset alanına dahil edilirken siyasi otoriteden sadır olan her fiil de siyaset-i şer‘iyye olarak kabul edilmemiştir.
Siyaseti ta‘zîr, zecr ve te’dîb kelimeleri ile eş anlamlı olacak bir konumda kullanan Hanefiler, siyasi otoriteden çıkan ama ta‘zîr, zecr ve te’dîb anlamı taşımayan fiilleri de siyaset-i şer‘iyye sınırlarının dışında kabul etmiştir.
Bu sebeple siyasete dair örneklerin büyük çoğunluğu ukûbât alanında ortaya çıkmıştır.
Hanefilerin belirlediği şartlar ve konum dikkate alındığında siyaset-i şer‘iyyenin sınırlarını genişletmenin -en azından Hanefi mezhebi özelinde- pek de mümkün olmadığı tespit edilmiştir.
Related Results
Osmanlı’da Fıkhın Hukuksallaşması Sorununa Çözüm Arayışları: Tercîhü’l-beyyinât Geleneği
Osmanlı’da Fıkhın Hukuksallaşması Sorununa Çözüm Arayışları: Tercîhü’l-beyyinât Geleneği
Osmanlı hukuk düşüncesi, büyük ölçüde Hanefî fıkhı ile önceki Türk-İslam devletlerinden tevarüs eden hukukî birikimin senteziyle şekillenmiştir. 16. yüzyılın başlarında, Osmanlı to...
Hanefi Belh Fıkhının Ekolleşmesi
Hanefi Belh Fıkhının Ekolleşmesi
Hanefi mezhebi içinde bölgesel fıkıh ekolleri vardır. Bu ekollerin en kadimi kuşkusuz Belh ekolüdür. Söz konusu ekol hem usul hem de füru açıdan Hanefi fıkhının gelişmesine katkıda...
Ebû Hüreyre’nin Fakihliği Meselesi
Ebû Hüreyre’nin Fakihliği Meselesi
Ebû Hüreyre ismine İslâmî ilimlerin pek çok alanında rastlamak mümkündür. Hz. Peygamber’in (s.a.v) vefâtından yaklaşık üç yıl önce Medîne’ye gelmiş olmasına rağmen sahâbenin en faz...
el-Mu‘temed’in Mukaddimesi Bağlamında Fıkıh Usulü Konularının Tespiti, Tertibi ve Özerk Disiplin Vurgusu
el-Mu‘temed’in Mukaddimesi Bağlamında Fıkıh Usulü Konularının Tespiti, Tertibi ve Özerk Disiplin Vurgusu
Bu makale, Mu‘tezile Basra ekolünün son dönem önemli temsilcilerinden Ebü’l-Hüseyin Muhammed b. Ali b. Tayyib el-Basrî’nin (öl. 436/1044) el-Mu‘temed fî usûli’l-fıkh adlı eserinin ...
Hanefî-Şâfiî Etkileşiminin Odağında Bir Fakih Olarak İbn Hacer el-Askalânî
Hanefî-Şâfiî Etkileşiminin Odağında Bir Fakih Olarak İbn Hacer el-Askalânî
Hanefî ve Şâfiî mezhepleri teşekkül süreçlerinin ardından uzunca bir müddet kendi ilmî muhitlerinde gelişimlerini sürdürmüş, mezhepler arasında dolaylı yoldan ve daha ziyade eleşti...
Muhammed b. Fadl el-Kemârî ve Buhara Hanefî Geleneğindeki Yeri
Muhammed b. Fadl el-Kemârî ve Buhara Hanefî Geleneğindeki Yeri
Buhara Hanefî geleneğinin önemli simalarından biri Muhammed b. Fadl el-Kemârî'dir (öl. 381/991). Kendisi, İmam Muhammed’in (öl. 189/805) öğrencisi ve en önemli râvileri arasında bu...
Osman Bayder. El-Hidâye: Bir Fıkıh Metninin Hanefî Geleneğe Etkisi. İstanbul: Hacıveyiszade İlim ve Kültür Vakfı Yayınları, 2020, 195 sayfa.
Osman Bayder. El-Hidâye: Bir Fıkıh Metninin Hanefî Geleneğe Etkisi. İstanbul: Hacıveyiszade İlim ve Kültür Vakfı Yayınları, 2020, 195 sayfa.
Klasik eserlerle olan irtibatımız arttıkça klasiklerin nasıl klasikleştiği konusuna olan ilgi ve merakımız da derinleşiyor. Özellikle Hanefî fıkıh literatürünün klasik hüviyetini k...
Mâzerî’nin Usûl Anlayışı Üzerine
Mâzerî’nin Usûl Anlayışı Üzerine
Mâzerî et-Temimî (ö. 536/1141) Endülüs’ün düşmesinden önce Kuzey Afrika’da yaşamış son fakihlerdendir. Malikî fıkhının usûl-i fıkıh yapısının oluşumunda önemli dönüm noktası olarak...

