Javascript must be enabled to continue!
İslam Siyaset Düşüncesinde Devlet Yönetiminin Teo-Politiği
View through CrossRef
Yöneticilerin sınırlanması, zorba yönetimlerin ortaya çıkmasını engelleyen bir yönetim pratiğidir ve hemen hemen tüm toplumların en azından belirli bir tarihsel dönemde ele aldığı siyasal meselelerden birisidir. Bu makale, yöneticileri sınırlama çabasının İslam toplumlarında nasıl geliştiğini ve uygulandığını incelemeyi amaçlar. Batı toplumlarında güçler ayrılığı ilkesi, Montesquieu’nün katkılarıyla en belirgin ifadesini bulsa da, kökeni Antik Yunan ve Roma’ya dayanır. Aristoteles, yasama, yürütme ve yargı olarak tanımladığı üç erk ile anayasayı tanımlamış; Polybius, Roma’da karma yönetim sisteminin bu üç gücü dengeleme işlevi gördüğünü belirtmiştir. Modern dönemde John Locke, yasama, yürütme ve federatif güçleri ayırmış; Montesquieu ise yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığını yöneticileri sınırlayan yapı olarak görmüştür. Güçler ayrılığı ile denetleme ve denge sistemi kurulmuş ve yönetim tek bir elde toplanmamıştır. İslam siyaset düşüncesinde ise yöneticilerin sınırlandırılması tartışmalıdır. Doğu despotizmi kavramını savunan düşünürler, İslam toplumlarında despotik yönetimlerin yaygın olduğunu öne sürerler. Aristoteles, Machiavelli, Montesquieu, Adam Ferguson, Adam Smith, Karl Marx ve Max Weber gibi düşünürler, doğu toplumlarını genellikle despotizmle ilişkilendirir. Bu görüşe göre, özel mülkiyetin zayıflığı, sivil toplumun yokluğu ve merkezi otoritenin güçlü oluşu, despotizmin temel nedenleridir. Ancak İslam toplumlarında yöneticilerin sınırlandırılmasına yönelik pratiklerin varlığını savunan çalışmalar da mevcuttur. John Esposito ve John Voll, şura, icma ve danışma mekanizmalarını öne çıkararak İslam siyaset düşüncesinde çeşitlilik ve sınırlamanın varlığına dikkat çekerler. Wael Hallaq, Batı devlet anlayışının İslam devletiyle kıyaslanmasının sorunlu olduğunu belirtir. H. Bahadır Türk, siyasetname geleneği üzerinden yöneticilerin denetimini örnekler. Bu çalışmalar, İslam toplumlarında da yöneticileri sınırlama çabalarının mevcut olduğunu gösterir. Makalenin ana araştırma sorusu, İslam siyaset düşüncesinde modern öncesi döneme ait güçler ayrılığı gibi olmasa da yöneticileri sınırlama çabalarının var olup olmadığıdır. Bu bağlamda ilk olarak yönetimin teo-politiği üzerinde durulacaktır. Ardından bu teo-politiğin aşamaları olarak görülen otorite ve nizam, hukuksal yapı ve ulema, adalet ve ahlâk konularına ayrıntılı olarak değinilecektir. Sonuç olarak İslam siyaset düşüncesinin klasik döneminde otorite, nizam, itaat, şura, hukuk, ulema, siyasetname ve adalet ilkesine dayanan bir yönetim teo-politiği olduğu ileri sürülmektedir.
Title: İslam Siyaset Düşüncesinde Devlet Yönetiminin Teo-Politiği
Description:
Yöneticilerin sınırlanması, zorba yönetimlerin ortaya çıkmasını engelleyen bir yönetim pratiğidir ve hemen hemen tüm toplumların en azından belirli bir tarihsel dönemde ele aldığı siyasal meselelerden birisidir.
Bu makale, yöneticileri sınırlama çabasının İslam toplumlarında nasıl geliştiğini ve uygulandığını incelemeyi amaçlar.
Batı toplumlarında güçler ayrılığı ilkesi, Montesquieu’nün katkılarıyla en belirgin ifadesini bulsa da, kökeni Antik Yunan ve Roma’ya dayanır.
Aristoteles, yasama, yürütme ve yargı olarak tanımladığı üç erk ile anayasayı tanımlamış; Polybius, Roma’da karma yönetim sisteminin bu üç gücü dengeleme işlevi gördüğünü belirtmiştir.
Modern dönemde John Locke, yasama, yürütme ve federatif güçleri ayırmış; Montesquieu ise yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığını yöneticileri sınırlayan yapı olarak görmüştür.
Güçler ayrılığı ile denetleme ve denge sistemi kurulmuş ve yönetim tek bir elde toplanmamıştır.
İslam siyaset düşüncesinde ise yöneticilerin sınırlandırılması tartışmalıdır.
Doğu despotizmi kavramını savunan düşünürler, İslam toplumlarında despotik yönetimlerin yaygın olduğunu öne sürerler.
Aristoteles, Machiavelli, Montesquieu, Adam Ferguson, Adam Smith, Karl Marx ve Max Weber gibi düşünürler, doğu toplumlarını genellikle despotizmle ilişkilendirir.
Bu görüşe göre, özel mülkiyetin zayıflığı, sivil toplumun yokluğu ve merkezi otoritenin güçlü oluşu, despotizmin temel nedenleridir.
Ancak İslam toplumlarında yöneticilerin sınırlandırılmasına yönelik pratiklerin varlığını savunan çalışmalar da mevcuttur.
John Esposito ve John Voll, şura, icma ve danışma mekanizmalarını öne çıkararak İslam siyaset düşüncesinde çeşitlilik ve sınırlamanın varlığına dikkat çekerler.
Wael Hallaq, Batı devlet anlayışının İslam devletiyle kıyaslanmasının sorunlu olduğunu belirtir.
H.
Bahadır Türk, siyasetname geleneği üzerinden yöneticilerin denetimini örnekler.
Bu çalışmalar, İslam toplumlarında da yöneticileri sınırlama çabalarının mevcut olduğunu gösterir.
Makalenin ana araştırma sorusu, İslam siyaset düşüncesinde modern öncesi döneme ait güçler ayrılığı gibi olmasa da yöneticileri sınırlama çabalarının var olup olmadığıdır.
Bu bağlamda ilk olarak yönetimin teo-politiği üzerinde durulacaktır.
Ardından bu teo-politiğin aşamaları olarak görülen otorite ve nizam, hukuksal yapı ve ulema, adalet ve ahlâk konularına ayrıntılı olarak değinilecektir.
Sonuç olarak İslam siyaset düşüncesinin klasik döneminde otorite, nizam, itaat, şura, hukuk, ulema, siyasetname ve adalet ilkesine dayanan bir yönetim teo-politiği olduğu ileri sürülmektedir.
Related Results
Maverdî’nin Düşüncesinde Devlet ve Siyaset
Maverdî’nin Düşüncesinde Devlet ve Siyaset
Özet: Maverdî (ö. 450/1058) IV/X. asırda yaşamış bir İslâm düşünürü olarak muhtelif alanlarda pek çok eser kaleme almıştır. Ancak teliflerinin birçoğu günümüze kadar ulaşmamıştır. ...
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
Bu çalışma, Sadri Maksudi Arsal’ın günümüze ulaşan eserleri ve fikirleri üzerinden yapılan bir analiz ile Arsal’ın Genel Devlet Teorisi ve Türk Devlet Teorisi’ni ortaya koymayı ama...
Ebu’l Hasan el-Âmirî'de İdeal Devlet Tasavvuru
Ebu’l Hasan el-Âmirî'de İdeal Devlet Tasavvuru
Bu çalışmada, Âmirî’nin ideal devlet tasavvuru ve iyi bir devlet yönetiminin oluşması yolunda tasavvur ettiği siyâset felsefesi tartışılacaktır. Klasik İslam filozofları siyâset fe...
Hanefi Füru-ı Fıkıh Eserlerinde Siyaset-i Şer‘iyye'nin Uygulama Alanları
Hanefi Füru-ı Fıkıh Eserlerinde Siyaset-i Şer‘iyye'nin Uygulama Alanları
Siyaset-i şer‘iyye, siyasi otoritenin hakkında açık delil bulunmayan bazı konularda hüküm verme yetkisi olması açısından bazı hukuki düzenlemelerde kullanılan bir yöntem olmuştur. ...
Türkiye'de Kamu Yönetiminin Tarihsel Gelişimi: Merkezileşme, Bürokrasi ve Modernleşme
Türkiye'de Kamu Yönetiminin Tarihsel Gelişimi: Merkezileşme, Bürokrasi ve Modernleşme
Kamu yönetimi, devletin toplumsal ihtiyaçları karşılamak amacıyla planlama, örgütleme, yönlendirme ve denetleme faaliyetlerinin yürütüldüğü dinamik bir süreçtir. Bu sürecin temel a...
Orta Asya'nın Kadim Medeniyet Kandili: Kutadgu Bilig
Orta Asya'nın Kadim Medeniyet Kandili: Kutadgu Bilig
Yusuf Has Hâcib hem İslâm öncesi hem de ilk İslâmî dönem Türk kültürünün günümüze ulaşmasını sağlayan seçkin birkaç Türk bilim insanından biridir. Kutadgu Bilig, insanı merkeze koy...
Siyaset, Devlet, Ekonomi, Çalışma İlişkileri, Hukuk, Meslek Örgütleri, Taraftarlık, Olimpiyatlar, Örgütsel Davranış, Yükseköğretim ve Kitle Sporu Ekseninde SPOR YÖNETİMİ
Siyaset, Devlet, Ekonomi, Çalışma İlişkileri, Hukuk, Meslek Örgütleri, Taraftarlık, Olimpiyatlar, Örgütsel Davranış, Yükseköğretim ve Kitle Sporu Ekseninde SPOR YÖNETİMİ
Spor, modern toplumun gündelik yaşamına yerleşmiş bir sosyal kurumdur. Gün geçmesin ki sporda yeni anlamlar ve konular türemesin. Toplumsal yaşamla bu düzeyde iç içe geçen bir olgu...
Cytotoxic activity of liposomal Thymus capitatus essential oil on HT-29 human colorectal cancer cell line
Cytotoxic activity of liposomal Thymus capitatus essential oil on HT-29 human colorectal cancer cell line
Multidrug resistance, severe side effects, and high cancer treatment costs are still well-known issues and remain an open challenge. These factors reduce the therapy's efficiency a...

