Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Abbâsîler'de Muktedir Halifeler Dönemindeki Halifelerin Kişilikleri

View through CrossRef
İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan Abbasiler dönemi, halifelerinin yaşantıları ile de dikkat çekmektedir. Dönemin ilk halifesi unvanına sahip olan Ebü’l Abbâs es-Seffâh cömert olması, yaptığı işlerde kararlı bir tavır sergilemesi, sıkıntılara ve haksızlıklara rağmen vazifesine karşı daima riayetkâr olması ile tanınmaktadır. Genel olarak İslam tarihi kaynakları onun kan akıtma konusunda istekli oluşunu, hâkimiyetini sağlam temellere oturtana kadar oldukça kan akıttığından bahsetmektedirler. Fakat bu özelliğinin yanı sıra arkadaşlarına karşı mütevazı oluşu, onlarla gece sohbetleri yapması ve sosyal ilişkilerinde insanlara karşı içten olmasıyla da dikkat çekmektedir. Ebü’l Abbâs es-Seffâh’tan sonra tahta geçen Ebû Ca’fer el-Mansûr oldukça tecrübeli, helal ve harama çok dikkat eden, azimli ve zeki bir kişidir. Siyaset yaparken ciddi, ülkesi uğruna gerektiği zaman acımasız olabilen bir hükümdardır. Ebû Ca’fer el-Mansûr lüzumsuz işlere meyletmez, sistemli bir şekilde hareket ederdi. Tüm bunların yanı sıra tarih kaynaklarında onun cimri oluşu çok fazla dile getirilmiştir. Bu özelliğinden dolayı ona Ebû’d-Devânik unvanı verilmiştir. Görkemli bir hükümdarlığa sahip olmasına rağmen zühd hayatı yaşamıştır. En keskin olduğu noktalardan birisi ise içki olmuştur. İlk dönem Abbâsî halifeleri arasında içki içmediğine dair net bilgiler yer alan tek halife Ebû Ca’fer el-Mansûr’dur. Halife Mansûr bu iyi özelliklerine tezat oluşturacak acımasızlıklara da imza atmıştır. Saltanatını sağlamlaştırmak için binlerce Müslüman’ı öldürmüştür. Bu davranış şekli Ehl-i beyt nesline karşı da geçerli olmuştur. Ebû Ca’fer el-Mansûr’dan sonra hilafet makamına geçen Muhammed el-Mehdî babasına nazaran daha mülayim ve her konuda daha yumuşak huyluydu. Mehdî’nin halk nezdinde sevilen bir kişi olduğu kaynaklarda geçmektedir. Bunun asıl sebebi ise onun sevimli, insanlara eziyet vermeyen, sabırlı ve samimi bir karakter yapısının olmasıdır. Mehdî, dinî hayatına özen gösterdiği gibi hadis ilmine ve hadis ehline karşı özel bir ilgi ve saygı göstermiştir. Musa el-Hâdî’nin halifelik döneminde ise kişiliğinden kaynaklı taşkınlıkların olduğu görülmektedir. İçki ve eğlenmeyi çok sevmesi bunların yanında pervasız ve hükümdarlık görevini yerine getirme konusunda ki liyakatsizliğiyle ön plana çıkmıştır. Fakat tüm bunların yanı sıra bazı kaynaklar onun hükümdarlık işlerinden anladığını, tecrübeli ve adalet sahibi olduğundan bahsetmektedir. Halife Harun er-Reşîd’in dönemi görkemi ile kendisinden asırlar boyu söz ettirecek kadar meşhur bir dönem olmuştur. Kendisi insanlar tarafından yumuşak huylu, güçlü, saygın olmasıyla övülen bir zattır. O dönemde insanlar arasında en çok gaza eden ve hacca giden kişidir. Lüks bir hayatta yetişmesine rağmen Kur’ân ve sünnete bağlılığı ile bilinmektedir. Dönemi her türlü bilim ve bilgi açısından, imaret, nüfus yönünden oldukça zengindi. Harun er-Reşîd’den sonra tahta geçen oğlu Emîn’in keyfine düşkün, halifeliğe yakışmayan tedbirsizlikleri bulunan bir kişiliğe sahip olduğu kaynaklarda geçmektedir. O namazı az kılması ve içki içmesiyle itham edilmiştir. Emîn yeteneklere ve meziyetlere sahip birisiydi. Zulüm ve şiddetleri ile tanınan ilk Abbâsî halifelerinden uzaktı. Anlaşılmaktadır ki Emîn’in sağlam bir zihniyeti vardı fakat idarecilik kabiliyetinin kendisinde bulunmuyordu. Emîn’den sonra Me’mûn hükümdar olarak tahta geçmiştir. Me’mûn son derece zeki, olgun, otoritesi iyiydi. O özellikle affa meyyal oluşu ile tanınmaktadır. Onun döneminde en dikkat çekici durum bilim ve bilgiye verdiği kıymet olmuştur. Me’mûn ilime değer verdiği gibi fıkıhta, Arap dilinde ve tarihle ilgili olaylarda oldukça mahirdi. Felsefe ve antik Yunan ilimlerine merak sardı ve bunlarda maharet kazandı. Kendinden sonra bir müddet daha devam edecek olan mihne yani Kur’ân’ın yaratılmış olması fikrinin başını çekmiştir. İlk dönem Abbâsî halifeleri arasında gücü ile ön plana çıkan halife Mu’tasım olmuştur. O, güzel ahlaklı, cesaretli ve yardımsever bir halifeydi. Özel hayatında tutumlu olsa da ülke adına ve askeri harcamalar konusunda oldukça eli açıktı. Heybetli olduğu bilinen Mu’tasım ileri görüşlü, cesur ve iyi eğitim görmüş bir askerdi. Fiziksel gücünün farkında olan Mu’tasım bu özelliği ile gurur duymakla beraber kızdığında öldürmekten imtina etmeyen biriydi. Onun dönemine bakıldığı zaman kaynaklarda olumsuz söylemlerle bulunmamaktadır. Yalnızca Me’mûn’un din hakkındaki görüşlerini takip etmiş Halku’l-Kur’ân konusunda dayatmacı bir politika uygulamıştır. İlk dönem Abbâsî halifelerinin sonuncusu olan Vâsık kaynaklarda zarif, yumuşak huylu, cömert ve şair bir zat olarak geçmektedir. İyi siyaset yapması ile bilinir ve birçok işinde Me’mûn gibi hareket etmiştir. Fakir halka her zaman yardım eli uzatmıştır. Onun döneminde Mekke ve Medine’de hiç dilenci kalmadığı bilinmektedir. Vâsık’ta amcasının ve babasının yolundan giderek Halku’l-Kur’ân konusunda insanları imtihan etmeyi sürdürmüştür.
Title: Abbâsîler'de Muktedir Halifeler Dönemindeki Halifelerin Kişilikleri
Description:
İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan Abbasiler dönemi, halifelerinin yaşantıları ile de dikkat çekmektedir.
Dönemin ilk halifesi unvanına sahip olan Ebü’l Abbâs es-Seffâh cömert olması, yaptığı işlerde kararlı bir tavır sergilemesi, sıkıntılara ve haksızlıklara rağmen vazifesine karşı daima riayetkâr olması ile tanınmaktadır.
Genel olarak İslam tarihi kaynakları onun kan akıtma konusunda istekli oluşunu, hâkimiyetini sağlam temellere oturtana kadar oldukça kan akıttığından bahsetmektedirler.
Fakat bu özelliğinin yanı sıra arkadaşlarına karşı mütevazı oluşu, onlarla gece sohbetleri yapması ve sosyal ilişkilerinde insanlara karşı içten olmasıyla da dikkat çekmektedir.
Ebü’l Abbâs es-Seffâh’tan sonra tahta geçen Ebû Ca’fer el-Mansûr oldukça tecrübeli, helal ve harama çok dikkat eden, azimli ve zeki bir kişidir.
Siyaset yaparken ciddi, ülkesi uğruna gerektiği zaman acımasız olabilen bir hükümdardır.
Ebû Ca’fer el-Mansûr lüzumsuz işlere meyletmez, sistemli bir şekilde hareket ederdi.
Tüm bunların yanı sıra tarih kaynaklarında onun cimri oluşu çok fazla dile getirilmiştir.
Bu özelliğinden dolayı ona Ebû’d-Devânik unvanı verilmiştir.
Görkemli bir hükümdarlığa sahip olmasına rağmen zühd hayatı yaşamıştır.
En keskin olduğu noktalardan birisi ise içki olmuştur.
İlk dönem Abbâsî halifeleri arasında içki içmediğine dair net bilgiler yer alan tek halife Ebû Ca’fer el-Mansûr’dur.
Halife Mansûr bu iyi özelliklerine tezat oluşturacak acımasızlıklara da imza atmıştır.
Saltanatını sağlamlaştırmak için binlerce Müslüman’ı öldürmüştür.
Bu davranış şekli Ehl-i beyt nesline karşı da geçerli olmuştur.
Ebû Ca’fer el-Mansûr’dan sonra hilafet makamına geçen Muhammed el-Mehdî babasına nazaran daha mülayim ve her konuda daha yumuşak huyluydu.
Mehdî’nin halk nezdinde sevilen bir kişi olduğu kaynaklarda geçmektedir.
Bunun asıl sebebi ise onun sevimli, insanlara eziyet vermeyen, sabırlı ve samimi bir karakter yapısının olmasıdır.
Mehdî, dinî hayatına özen gösterdiği gibi hadis ilmine ve hadis ehline karşı özel bir ilgi ve saygı göstermiştir.
Musa el-Hâdî’nin halifelik döneminde ise kişiliğinden kaynaklı taşkınlıkların olduğu görülmektedir.
İçki ve eğlenmeyi çok sevmesi bunların yanında pervasız ve hükümdarlık görevini yerine getirme konusunda ki liyakatsizliğiyle ön plana çıkmıştır.
Fakat tüm bunların yanı sıra bazı kaynaklar onun hükümdarlık işlerinden anladığını, tecrübeli ve adalet sahibi olduğundan bahsetmektedir.
Halife Harun er-Reşîd’in dönemi görkemi ile kendisinden asırlar boyu söz ettirecek kadar meşhur bir dönem olmuştur.
Kendisi insanlar tarafından yumuşak huylu, güçlü, saygın olmasıyla övülen bir zattır.
O dönemde insanlar arasında en çok gaza eden ve hacca giden kişidir.
Lüks bir hayatta yetişmesine rağmen Kur’ân ve sünnete bağlılığı ile bilinmektedir.
Dönemi her türlü bilim ve bilgi açısından, imaret, nüfus yönünden oldukça zengindi.
Harun er-Reşîd’den sonra tahta geçen oğlu Emîn’in keyfine düşkün, halifeliğe yakışmayan tedbirsizlikleri bulunan bir kişiliğe sahip olduğu kaynaklarda geçmektedir.
O namazı az kılması ve içki içmesiyle itham edilmiştir.
Emîn yeteneklere ve meziyetlere sahip birisiydi.
Zulüm ve şiddetleri ile tanınan ilk Abbâsî halifelerinden uzaktı.
Anlaşılmaktadır ki Emîn’in sağlam bir zihniyeti vardı fakat idarecilik kabiliyetinin kendisinde bulunmuyordu.
Emîn’den sonra Me’mûn hükümdar olarak tahta geçmiştir.
Me’mûn son derece zeki, olgun, otoritesi iyiydi.
O özellikle affa meyyal oluşu ile tanınmaktadır.
Onun döneminde en dikkat çekici durum bilim ve bilgiye verdiği kıymet olmuştur.
Me’mûn ilime değer verdiği gibi fıkıhta, Arap dilinde ve tarihle ilgili olaylarda oldukça mahirdi.
Felsefe ve antik Yunan ilimlerine merak sardı ve bunlarda maharet kazandı.
Kendinden sonra bir müddet daha devam edecek olan mihne yani Kur’ân’ın yaratılmış olması fikrinin başını çekmiştir.
İlk dönem Abbâsî halifeleri arasında gücü ile ön plana çıkan halife Mu’tasım olmuştur.
O, güzel ahlaklı, cesaretli ve yardımsever bir halifeydi.
Özel hayatında tutumlu olsa da ülke adına ve askeri harcamalar konusunda oldukça eli açıktı.
Heybetli olduğu bilinen Mu’tasım ileri görüşlü, cesur ve iyi eğitim görmüş bir askerdi.
Fiziksel gücünün farkında olan Mu’tasım bu özelliği ile gurur duymakla beraber kızdığında öldürmekten imtina etmeyen biriydi.
Onun dönemine bakıldığı zaman kaynaklarda olumsuz söylemlerle bulunmamaktadır.
Yalnızca Me’mûn’un din hakkındaki görüşlerini takip etmiş Halku’l-Kur’ân konusunda dayatmacı bir politika uygulamıştır.
İlk dönem Abbâsî halifelerinin sonuncusu olan Vâsık kaynaklarda zarif, yumuşak huylu, cömert ve şair bir zat olarak geçmektedir.
İyi siyaset yapması ile bilinir ve birçok işinde Me’mûn gibi hareket etmiştir.
Fakir halka her zaman yardım eli uzatmıştır.
Onun döneminde Mekke ve Medine’de hiç dilenci kalmadığı bilinmektedir.
Vâsık’ta amcasının ve babasının yolundan giderek Halku’l-Kur’ân konusunda insanları imtihan etmeyi sürdürmüştür.

Related Results

Sadru’l-İslâm Döneminde Hulefâ-yi Râşidîn Tevkî‘leri: Analitik Bir Çalışma
Sadru’l-İslâm Döneminde Hulefâ-yi Râşidîn Tevkî‘leri: Analitik Bir Çalışma
Bu araştırma, Râşit halifeler Hz. Ebubekir (öl. 13/634), Hz. Ömer (öl. 23/644), Hz. Osman (öl. 35/656) ve Hz. Ali’nin (öl. 40/661) tevki‘ örneklerindeki delalet ve metinsel bağlaml...
Emîrü’l-Ümerâlık Kurumunun Abbâsî Yönetimine Etkisi
Emîrü’l-Ümerâlık Kurumunun Abbâsî Yönetimine Etkisi
Emîrü’l-ümerâ kavramı ilk defa Hz. Ömer zamanında kullanılmıştır. O dönem, “başkomutan” anlamıyla kullanılan bu ifade Abbâsîler devrinde daha yüksek bir rütbeyi ifade ediyordu. Bu ...
ABBASİ DÖNEMİ MEVALİ POLİTİKASININ GAZNELİ DÖNEMİNE YANSIMASI: AFŞİN ÖRNEĞİ
ABBASİ DÖNEMİ MEVALİ POLİTİKASININ GAZNELİ DÖNEMİNE YANSIMASI: AFŞİN ÖRNEĞİ
Emeviler döneminde yoğun olarak yürütülen mevali politikası, Abbasi devletinin 750 yılında kurulmasıyla birlikte azalmaya başlamıştır. Fakat bu politikanın Abbasiler zamanında devl...
Abbasiler Döneminde Sosyal Hayat, Muhammed Manazir Ahsen (Trc. Mehmet Emin Şen)
Abbasiler Döneminde Sosyal Hayat, Muhammed Manazir Ahsen (Trc. Mehmet Emin Şen)
Muhammed Manazir Ahsen, Abbasiler Döneminde Sosyal Hayat, trc. Mehmet Emin Şen (Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2019)....
Fâtımîler’de Slav Asıllı Devlet Görevlileri
Fâtımîler’de Slav Asıllı Devlet Görevlileri
İslâm tarihinde kuruluşu, genişlemesi ve gerileyip yıkılmasıyla olduğu kadar politikası ve mücadelesiyle de ilginç bir siyasî ve kültürel serencama sahip olan Fâtımîler, Mağrib’de ...
SİLLYON (KARAHİSAR-I TEKE) KALE MESCİD KAZISI SERAMİKLERİ
SİLLYON (KARAHİSAR-I TEKE) KALE MESCİD KAZISI SERAMİKLERİ
Sillyon (Karahisar-ı Teke) antik kenti, günümüzde Antalya İli, Serik İlçesi, Yanköy Mahallesi’nde yer alan halk arasında Asar tepesi olarak bilinen yüksek bir tepede konumlanmaktad...
İmparatorluktan Cumhuriyete: Meşrutiyet Deneyimi
İmparatorluktan Cumhuriyete: Meşrutiyet Deneyimi
Osmanlı İmparatorluğu’nda Meşrutiyet dönemi modernleşme ve demokratikleşme çabalarının yoğunlaştığı bir zaman dilimidir. Bu dönemde anayasal monarşi tecrübesi yaşanmış ve parlament...
Tonkin (Vietnam)’daki Le-Trinh Döneminde Diarşi Sistemi Üzerine Bir İnceleme (17.-18. Asırlarda)
Tonkin (Vietnam)’daki Le-Trinh Döneminde Diarşi Sistemi Üzerine Bir İnceleme (17.-18. Asırlarda)
Dang Ngoai (Tonkin)’deki Le-Trinh Hükümeti’nin diarşi sistemi, 17.-18. asırlarda Vietnam tarihinde uygulanan bir devlet yönetim tarzıdır. Bu yönetim biçiminde aynı zamanda aynı top...

Back to Top