Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Fâtımîler’de Slav Asıllı Devlet Görevlileri

View through CrossRef
İslâm tarihinde kuruluşu, genişlemesi ve gerileyip yıkılmasıyla olduğu kadar politikası ve mücadelesiyle de ilginç bir siyasî ve kültürel serencama sahip olan Fâtımîler, Mağrib’de kurulmuşlar ve IV. (X.) yy.’da dikkat çekici bir gelişme kaydetmişlerdir. Kısa süre içerisinde sınırlarını büyük ölçüde genişleten Fâtımîler, Mağrib’in tamamına yakınını ele geçirmişler, Sicilya’da Bizans İmparatorluğuna karşı kayda değer başarılar kazanmışlar, Mısır, Filistîn ve Sûriye bölgesini ele geçirerek Hicâz’da hutbeleri adlarına okutmuşlardır. Kuşkusuz Fâtımîler’in kısa süre içerisinde bu kadar başarıya imza atmasının altında yatan en büyük etken devlet kademelerinde çalışan bireylerin gayretli, dinamik, planlı, cesur, özverili, çalışkan, sâdık ve halifelere karşı itaatkâr oluşlarıydı. Bu bireylerin içerisinde en dikkat çekenleri doğu Avrupa topraklarından getirilen ve Slavlar olarak bilinen beyaz köleler olmuştur. Slavlar, Fâtımîler’den önce Emevî ve Abbâsîler gibi İslâm devletlerinde hizmete alınmışlar ve daha sonra kurulan birçok devlette kendilerine yer bulmuşlardır. Fâtımîler’in kurulduğu Mağrib ve yakınında bulunan Endülüs coğrafyasında çok sayıda bulunan Slavlar, bu topraklara batı Avrupa ve Sicilya üzerinden tüccarlar ve korsanlar vasıtasıyla getirilmekteydiler. İstihdam edildikleri görevleri titizlikle yerine getirmeleriyle ünlü Slavlar, Fâtımîler’in yıktığı Ağlebîler’de aktif olarak bulunmaktaydılar. İlk Fâtımî Halifesi Ubeydullâh el-Mehdî onlarda bulunan olumlu hasletleri bildiği için Ağlebîler’in bünyesinde hizmet alan birçok Slav’ı Fâtımî saflarında görevlendirdi. Özellikle Mağrib döneminde vali, yerel yönetici, başkomutan, kumandan, muhafız ve halifenin özel görevlisi olmak üzere hizmet veren Slavlar’ın arasında, vezir mesabesinde halife yardımcıları olarak görev yapanlar dahi olmuştur. Halife Kâim-Biemrillâh’tan itibaren devlet içerisinde yetki ve nüfuzları artan Slavlar Hâricî Ebû Yezîd isyanı gibi Fâtımîler’e kök söktüren bir hareketin bertaraf edilmesinde önemli ölçüde pay sahibi olmuşlardır. Kâim döneminde yıldızı parlayan Üstâz Cevzer, hazine ve saray görevlerinden sorumlu tutularak en dikkat çekici sıçramayı kaydetmiştir. Sonraki Halife Mansûr-Billâh döneminde vezir konumuna getirilen Cevzer, Fâtımîler’in iç ve dış siyasetinde aldığı başarılarda kilit rolü oynamıştır. Mu‘izz-Lidînillâh döneminde de aktif olarak görevini sürdüren Cevzer’in ölümüyle Slav unsurlarının devlet içerisindeki aktifliği durgunluk kazanmıştır. Yine Mansûr döneminde yıldızı parlayıp Mu‘izz döneminde başkomutanlığa getirilen Cevher es-Sıkıllî Mağrib’in tamamına yakınını ele geçirmiş, Mısır’ı alarak İhşîdîler’i yıkmış, Filistîn ve Sûriye’yi Fâtımî topraklarına ilhâk etmiştir. Ayrıca burada Kâhire şehrini ve Ezher Camiini inşa eden Cevher Fâtımîler’in döneminde en dikkat çekici Slav figür olarak yer almıştır. Öte yandan Kayser ve Muzaffer gibi bazı Slav unsurlarının istisnâî olarak edindikleri yetki ve nüfuz alanını genişleterek devlete ve halifeye karşı saygısız ve itaatsiz bir tavır takınmalarına mukabil idam edilmeleri, Fâtımî yönetiminin devlet içerisinde otoriteyi koruma ve dengeyi gözetme anlamında tavizsiz olduğunu göstermiştir. Fâtımîler’in başkenti Kâhire’ye taşımasıyla birlikte başta Türkler olmak üzere Kürt, Ermenî, Yahûdî ve Kıptî unsurlarının devlet içerisinde istihdam edilmeleri, Slavlar’ın devlet içerisindeki nüfuz ve otoritelerinin azalmasına neden olmuştur. Bu dönemde komutanlık ve valilik gibi görevleri deruhte eden Slavlar hiçbir zaman Fâtımîler’in Mağrib dönemindeki şaşaalı günlerine geri dönememişlerdir. Slavlar’ın İslâm devletlerinden Fâtımîler için ifade ettiği anlamı ortaya koymaya çalışan bu araştırma, muasır kaynaklar başta olmak üzere İslâm tarihi kaynaklarından yararlanarak oluşturulmuştur. Konuya yakın daha önceki araştırmalardan da yararlanılarak ortaya koyulan çalışmanın ana hedefi, Mağrib gibi İslâm dünyasının merkezinden uzak bir coğrafyada Slavlar’ın Fâtımî devletindeki rollerini incelemek olmuştur.
Title: Fâtımîler’de Slav Asıllı Devlet Görevlileri
Description:
İslâm tarihinde kuruluşu, genişlemesi ve gerileyip yıkılmasıyla olduğu kadar politikası ve mücadelesiyle de ilginç bir siyasî ve kültürel serencama sahip olan Fâtımîler, Mağrib’de kurulmuşlar ve IV.
(X.
) yy.
’da dikkat çekici bir gelişme kaydetmişlerdir.
Kısa süre içerisinde sınırlarını büyük ölçüde genişleten Fâtımîler, Mağrib’in tamamına yakınını ele geçirmişler, Sicilya’da Bizans İmparatorluğuna karşı kayda değer başarılar kazanmışlar, Mısır, Filistîn ve Sûriye bölgesini ele geçirerek Hicâz’da hutbeleri adlarına okutmuşlardır.
Kuşkusuz Fâtımîler’in kısa süre içerisinde bu kadar başarıya imza atmasının altında yatan en büyük etken devlet kademelerinde çalışan bireylerin gayretli, dinamik, planlı, cesur, özverili, çalışkan, sâdık ve halifelere karşı itaatkâr oluşlarıydı.
Bu bireylerin içerisinde en dikkat çekenleri doğu Avrupa topraklarından getirilen ve Slavlar olarak bilinen beyaz köleler olmuştur.
Slavlar, Fâtımîler’den önce Emevî ve Abbâsîler gibi İslâm devletlerinde hizmete alınmışlar ve daha sonra kurulan birçok devlette kendilerine yer bulmuşlardır.
Fâtımîler’in kurulduğu Mağrib ve yakınında bulunan Endülüs coğrafyasında çok sayıda bulunan Slavlar, bu topraklara batı Avrupa ve Sicilya üzerinden tüccarlar ve korsanlar vasıtasıyla getirilmekteydiler.
İstihdam edildikleri görevleri titizlikle yerine getirmeleriyle ünlü Slavlar, Fâtımîler’in yıktığı Ağlebîler’de aktif olarak bulunmaktaydılar.
İlk Fâtımî Halifesi Ubeydullâh el-Mehdî onlarda bulunan olumlu hasletleri bildiği için Ağlebîler’in bünyesinde hizmet alan birçok Slav’ı Fâtımî saflarında görevlendirdi.
Özellikle Mağrib döneminde vali, yerel yönetici, başkomutan, kumandan, muhafız ve halifenin özel görevlisi olmak üzere hizmet veren Slavlar’ın arasında, vezir mesabesinde halife yardımcıları olarak görev yapanlar dahi olmuştur.
Halife Kâim-Biemrillâh’tan itibaren devlet içerisinde yetki ve nüfuzları artan Slavlar Hâricî Ebû Yezîd isyanı gibi Fâtımîler’e kök söktüren bir hareketin bertaraf edilmesinde önemli ölçüde pay sahibi olmuşlardır.
Kâim döneminde yıldızı parlayan Üstâz Cevzer, hazine ve saray görevlerinden sorumlu tutularak en dikkat çekici sıçramayı kaydetmiştir.
Sonraki Halife Mansûr-Billâh döneminde vezir konumuna getirilen Cevzer, Fâtımîler’in iç ve dış siyasetinde aldığı başarılarda kilit rolü oynamıştır.
Mu‘izz-Lidînillâh döneminde de aktif olarak görevini sürdüren Cevzer’in ölümüyle Slav unsurlarının devlet içerisindeki aktifliği durgunluk kazanmıştır.
Yine Mansûr döneminde yıldızı parlayıp Mu‘izz döneminde başkomutanlığa getirilen Cevher es-Sıkıllî Mağrib’in tamamına yakınını ele geçirmiş, Mısır’ı alarak İhşîdîler’i yıkmış, Filistîn ve Sûriye’yi Fâtımî topraklarına ilhâk etmiştir.
Ayrıca burada Kâhire şehrini ve Ezher Camiini inşa eden Cevher Fâtımîler’in döneminde en dikkat çekici Slav figür olarak yer almıştır.
Öte yandan Kayser ve Muzaffer gibi bazı Slav unsurlarının istisnâî olarak edindikleri yetki ve nüfuz alanını genişleterek devlete ve halifeye karşı saygısız ve itaatsiz bir tavır takınmalarına mukabil idam edilmeleri, Fâtımî yönetiminin devlet içerisinde otoriteyi koruma ve dengeyi gözetme anlamında tavizsiz olduğunu göstermiştir.
Fâtımîler’in başkenti Kâhire’ye taşımasıyla birlikte başta Türkler olmak üzere Kürt, Ermenî, Yahûdî ve Kıptî unsurlarının devlet içerisinde istihdam edilmeleri, Slavlar’ın devlet içerisindeki nüfuz ve otoritelerinin azalmasına neden olmuştur.
Bu dönemde komutanlık ve valilik gibi görevleri deruhte eden Slavlar hiçbir zaman Fâtımîler’in Mağrib dönemindeki şaşaalı günlerine geri dönememişlerdir.
Slavlar’ın İslâm devletlerinden Fâtımîler için ifade ettiği anlamı ortaya koymaya çalışan bu araştırma, muasır kaynaklar başta olmak üzere İslâm tarihi kaynaklarından yararlanarak oluşturulmuştur.
Konuya yakın daha önceki araştırmalardan da yararlanılarak ortaya koyulan çalışmanın ana hedefi, Mağrib gibi İslâm dünyasının merkezinden uzak bir coğrafyada Slavlar’ın Fâtımî devletindeki rollerini incelemek olmuştur.

Related Results

Hz. Peygamber Dönemi Arap Yarımadası – Rum (Bizans) İmparatorluğu İlişkileri ve Rum (Bizans) Asıllı Sahâbîler
Hz. Peygamber Dönemi Arap Yarımadası – Rum (Bizans) İmparatorluğu İlişkileri ve Rum (Bizans) Asıllı Sahâbîler
Öz: Arap asıllı olup hayatını Arap Yarımadası’nda geçiren Hz. Peygamber’e inananların genelde Arap asıllılar olduğu düşünülmektedir. Oysa Allah Rasûlü son peygamberdir ve bütün ins...
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
Bu çalışma, Sadri Maksudi Arsal’ın günümüze ulaşan eserleri ve fikirleri üzerinden yapılan bir analiz ile Arsal’ın Genel Devlet Teorisi ve Türk Devlet Teorisi’ni ortaya koymayı ama...
GÜNEY SLAV DİL GRUBU VE RUS DİLİ ARASINDAKİ DİLSEL PARALELLİKLER VE FARKLILIKLAR
GÜNEY SLAV DİL GRUBU VE RUS DİLİ ARASINDAKİ DİLSEL PARALELLİKLER VE FARKLILIKLAR
Bu çalışma, Güney Slav dil grubuna ait Sırpça, Makedonca ve Bulgarca ile Doğu Slav dil grubunda yer alan Rus dili arasındaki dilsel paralellikleri ve farklılıkları dil bilgisel, se...
Milman Parry ve Albert Lord’un Güney Slav Destanlarını Derleme Çalışmaları ve Milman Parry Koleksiyonu
Milman Parry ve Albert Lord’un Güney Slav Destanlarını Derleme Çalışmaları ve Milman Parry Koleksiyonu
Avrupa’da 19. yüzyıldan itibaren yükselen romantik milliyetçilik düşüncesi ile yeni uluslar yaratma sürecinde halk ve halka ait olan her türlü geleneksel bilgi Avrupalı araştırmacı...
Kiril Alfabesinin Yunan Mirası ve Slav Dillerindeki Çeşitlenmesi
Kiril Alfabesinin Yunan Mirası ve Slav Dillerindeki Çeşitlenmesi
Kiril alfabesi, 9. yüzyılda Aziz Kiril ve Metodi’nin misyonerlik faaliyetleri sonucunda, Orta Çağ Yunancası (Bizans Yunancası) ve Glagolitik alfabenin birleşimiyle oluşturulmuştur....
The Invention of Tradition: Illyrian Heraldry
The Invention of Tradition: Illyrian Heraldry
The “Illyrian heraldry”, as a phenomenon of the invented tradition, encompasses the rolls of arms - armorials, which appear in Dalmatia, Italy, Spain and Austria at the end of the ...
Bir Siyasetname Olarak İdris-i Bitlisi’nin Kânûn-i Şâhenşâhî’si
Bir Siyasetname Olarak İdris-i Bitlisi’nin Kânûn-i Şâhenşâhî’si
Devlet yönetimi hakkında mühim bilgiler içeren siyasetnameler, bir devlet nasıl iyi yönetilir, devlet yöneticilerinde bulunması gereken vasıflar nelerdir sorularına yanıt veren öne...
VEKÂLET SAVAŞLARINDA YÜKSELEN TREND: DEVLET SPONSORLUĞUNDA OLMAYAN VEKÂLET SAVAŞI
VEKÂLET SAVAŞLARINDA YÜKSELEN TREND: DEVLET SPONSORLUĞUNDA OLMAYAN VEKÂLET SAVAŞI
Günümüzün vekâlet savaşları yalnızca küresel güçler veya bölgesel aktörler tarafından değil, aynı zamanda siyasi motivasyonlu devlet dışı silahlı aktörler tarafından da yürütülmekt...

Back to Top