Javascript must be enabled to continue!
Hz. Peygamber Dönemi Arap Yarımadası – Rum (Bizans) İmparatorluğu İlişkileri ve Rum (Bizans) Asıllı Sahâbîler
View through CrossRef
Öz: Arap asıllı olup hayatını Arap Yarımadası’nda geçiren Hz. Peygamber’e inananların genelde Arap asıllılar olduğu düşünülmektedir. Oysa Allah Rasûlü son peygamberdir ve bütün insanlığı Allah’a davet eden bir elçi olarak gönderilmiştir. Böyle olunca kendisine iman edenler arasında Arap olmayanların da bulunması çok doğaldır. Bu araştırmada, Hz. Peygamber’le görüşüp müslüman olan ve sahâbî olma vasfını kazanan “Bizans asıllı” veya Araplar’ın ifade ettiği şekliyle “Rûmî/Rum asıllı” şahsiyetler araştırılmış, bunların kimlikleri tespit edilerek hayatları hakkında bilgi verilmiş, bu esnada hadis rivâyet edip etmedikleri konusu üzerinde özellikle durulmuştur. Bugüne kadar hakkında müstakil çalışma yapılmamış olan “Rum/Bizans Asıllı Sahâbîler” konusunu daha esaslı bir şekilde inceleyebilmek ve daha sağlam bir zemine oturtup değerlendirebilmek için Araplarla Romalılar/Bizanslılar hakkında özet bilgi sunmakta, ayrıca Arap Yarımadası ile Roma/Bizans İmparatorlukları arasındaki ilişkileri görmekte yarar vardır. Bundan dolayı araştırmamıza “Arap Yarımadası - Roma/Bizans İmparatorluğu İlişkileri” hakkında bilgi vermekle başlanmış, burada ağırlıklı olarak Hz. Peygamber dönemindeki münasebetler üzerinde durulmuş ve Rum/Bizans asıllıların Arap Yarımadası’na hangi yollarla intikal ettikleri konusuna açıklık getirilmiştir.
Arap Yarımadası’nda yaşayan Rum/Bizans asıllılar buraya çeşitli yollarla intikal etmişlerdir. Bunların çoğu köle olarak getirilmiş ve burada kalmıştır. Bunun dışında sahip olduğu mesleği icra etmek, Hıristiyanlığı yaymak ve ticarî faaliyetlerde bulunmak gibi sebeplerle gelip yerleşenler de vardır. Hz. Peygamber’le Mekke’de görüşen Rum/Bizans asıllıların bir kısmı demirci ustası idi. Medine’de görüşenler arasında ise marangoz ve tüccar olanlar vardır. Askerî alâkalar neticesinde de Arabistan’ın değişik yerlerine, özellikle de kuzey kesimlerine birçok Rum/Bizans asıllı gelip yerleşmiştir. İslâm’a davetin ilk yıllarında İran Sasânî İmparatorluğu başlattığı bir taarruzla Arap Yarımadası’nın kuzey taraflarını Bizanslıların elinden almış, daha sonra toparlanan Bizans devleti güçlü bir ordu ile İranlıları mağlup ederek Kuzey Arabistan’dan çıkarmıştır. Bu savaş esnasında bölgeye gelen ordulardaki bazı Rum/Bizans askerlerinin çeşitli sebeplerle burada kaldığı bilinmektedir.
Rum/Bizans asıllı olup Hz. Peygamber’e iman edenlerin sahâbî olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunu netleştirmek için sahâbenin tanımının yapılması gerekeceği muhakkaktır. Bundan dolayı açılan bir başlık altında sahâbenin tarifi yapılmış ve bu tarife uyanlar sahâbî olarak değerlendirilmiştir. Sahâbî olduğu tespit edilenler alfabetik olarak sıralanmış ve taranan hadis, tefsir, siyer, tabakât ve İslam Tarihi kaynaklarında yer alan bilgilerden hareketle hayatları hakkında biyografik bilgi verilmiştir. Bu noktada bir hususa işaret etmekte yarar vardır. Sahâbe hakkında bilgi veren İslâm kaynakları gözden geçirilirken, Arapların adeten kullanmadığı ve Rum/Bizans kaynaklı olduğu bilinen birçok isme rastlanmıştır. Nestas (Anastas), Mina (Minas) ve Yuhannes (Yoanis) bunlardan bir kaçıdır. Bu ismi taşıyanların köle olduğu da dikkate alındığında en azından bir kısmının kesin olarak Rum/Bizans asıllı olduğu anlaşılmış, ancak buna işaret eden açık bir delil bulunmadığı için bunlar Rum/Bizans asıllı sahâbîler arasında değerlendirilmemiştir.
Hz. Peygamber devrinde yaşayıp müslüman olan, ancak onunla görüşemeyen Rum/Bizans asıllılar da vardır. Muhadram olarak isimlendirilen bu kimselerin bazı kaynaklarda yanlışlıkla sahâbî olarak değerlendirildikleri görülmektedir. Bu karışıklığı önlemek ve sahâbî olanlar ile olmayanları ayırmak için muhadramlar da ayrı bir başlık altında incelenmiş, ismi tespit edilenler burada kısa biyografik bilgilerle tanıtılmıştır.
Rum/Bizans asıllı sahâbî olmadığı halde böyle bir iddiada bulunan bir kişinin de tanıtıldığı bu makalede önemli bazı tespitler ortaya çıkmıştır. En önemli tespitlerden biri, özellikle Batı’da Hz. Peygamber’i “Arapların peygamberi” gibi düşünen bazı kimselerin bu düşüncelerinde isabet bulunmadığının delillendirilmiş olmasıdır. Zira araştırmalarımız, Rum/Bizans asıllı olup Hz. Peygamber’le görüşen, ona iman eden ve sahâbî olma vasfını kazanan yedi kişi bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu yedi kişiden altısı erkek, biri hanımdır. Bunun dışında Arap Yarımadası’na gelip burada yaşayan ve müslüman olan Rum/Bizans asıllıların daha çok demirci, marangoz ve inşaat ustası gibi sanatkârlar oldukları ve mesleklerinin icra etmek için buraya geldikleri veya getirildikleri anlaşılmıştır. Yine köle statüsünde bulunma ve dil bilmeme gibi nedenlerle Rum/Bizans asıllıların Hz. Peygamber’den hadis nakletmedikleri görülmüş, ilmî bilgi aktarma anlamında bir katkılarının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Title: Hz. Peygamber Dönemi Arap Yarımadası – Rum (Bizans) İmparatorluğu İlişkileri ve Rum (Bizans) Asıllı Sahâbîler
Description:
Öz: Arap asıllı olup hayatını Arap Yarımadası’nda geçiren Hz.
Peygamber’e inananların genelde Arap asıllılar olduğu düşünülmektedir.
Oysa Allah Rasûlü son peygamberdir ve bütün insanlığı Allah’a davet eden bir elçi olarak gönderilmiştir.
Böyle olunca kendisine iman edenler arasında Arap olmayanların da bulunması çok doğaldır.
Bu araştırmada, Hz.
Peygamber’le görüşüp müslüman olan ve sahâbî olma vasfını kazanan “Bizans asıllı” veya Araplar’ın ifade ettiği şekliyle “Rûmî/Rum asıllı” şahsiyetler araştırılmış, bunların kimlikleri tespit edilerek hayatları hakkında bilgi verilmiş, bu esnada hadis rivâyet edip etmedikleri konusu üzerinde özellikle durulmuştur.
Bugüne kadar hakkında müstakil çalışma yapılmamış olan “Rum/Bizans Asıllı Sahâbîler” konusunu daha esaslı bir şekilde inceleyebilmek ve daha sağlam bir zemine oturtup değerlendirebilmek için Araplarla Romalılar/Bizanslılar hakkında özet bilgi sunmakta, ayrıca Arap Yarımadası ile Roma/Bizans İmparatorlukları arasındaki ilişkileri görmekte yarar vardır.
Bundan dolayı araştırmamıza “Arap Yarımadası - Roma/Bizans İmparatorluğu İlişkileri” hakkında bilgi vermekle başlanmış, burada ağırlıklı olarak Hz.
Peygamber dönemindeki münasebetler üzerinde durulmuş ve Rum/Bizans asıllıların Arap Yarımadası’na hangi yollarla intikal ettikleri konusuna açıklık getirilmiştir.
Arap Yarımadası’nda yaşayan Rum/Bizans asıllılar buraya çeşitli yollarla intikal etmişlerdir.
Bunların çoğu köle olarak getirilmiş ve burada kalmıştır.
Bunun dışında sahip olduğu mesleği icra etmek, Hıristiyanlığı yaymak ve ticarî faaliyetlerde bulunmak gibi sebeplerle gelip yerleşenler de vardır.
Hz.
Peygamber’le Mekke’de görüşen Rum/Bizans asıllıların bir kısmı demirci ustası idi.
Medine’de görüşenler arasında ise marangoz ve tüccar olanlar vardır.
Askerî alâkalar neticesinde de Arabistan’ın değişik yerlerine, özellikle de kuzey kesimlerine birçok Rum/Bizans asıllı gelip yerleşmiştir.
İslâm’a davetin ilk yıllarında İran Sasânî İmparatorluğu başlattığı bir taarruzla Arap Yarımadası’nın kuzey taraflarını Bizanslıların elinden almış, daha sonra toparlanan Bizans devleti güçlü bir ordu ile İranlıları mağlup ederek Kuzey Arabistan’dan çıkarmıştır.
Bu savaş esnasında bölgeye gelen ordulardaki bazı Rum/Bizans askerlerinin çeşitli sebeplerle burada kaldığı bilinmektedir.
Rum/Bizans asıllı olup Hz.
Peygamber’e iman edenlerin sahâbî olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunu netleştirmek için sahâbenin tanımının yapılması gerekeceği muhakkaktır.
Bundan dolayı açılan bir başlık altında sahâbenin tarifi yapılmış ve bu tarife uyanlar sahâbî olarak değerlendirilmiştir.
Sahâbî olduğu tespit edilenler alfabetik olarak sıralanmış ve taranan hadis, tefsir, siyer, tabakât ve İslam Tarihi kaynaklarında yer alan bilgilerden hareketle hayatları hakkında biyografik bilgi verilmiştir.
Bu noktada bir hususa işaret etmekte yarar vardır.
Sahâbe hakkında bilgi veren İslâm kaynakları gözden geçirilirken, Arapların adeten kullanmadığı ve Rum/Bizans kaynaklı olduğu bilinen birçok isme rastlanmıştır.
Nestas (Anastas), Mina (Minas) ve Yuhannes (Yoanis) bunlardan bir kaçıdır.
Bu ismi taşıyanların köle olduğu da dikkate alındığında en azından bir kısmının kesin olarak Rum/Bizans asıllı olduğu anlaşılmış, ancak buna işaret eden açık bir delil bulunmadığı için bunlar Rum/Bizans asıllı sahâbîler arasında değerlendirilmemiştir.
Hz.
Peygamber devrinde yaşayıp müslüman olan, ancak onunla görüşemeyen Rum/Bizans asıllılar da vardır.
Muhadram olarak isimlendirilen bu kimselerin bazı kaynaklarda yanlışlıkla sahâbî olarak değerlendirildikleri görülmektedir.
Bu karışıklığı önlemek ve sahâbî olanlar ile olmayanları ayırmak için muhadramlar da ayrı bir başlık altında incelenmiş, ismi tespit edilenler burada kısa biyografik bilgilerle tanıtılmıştır.
Rum/Bizans asıllı sahâbî olmadığı halde böyle bir iddiada bulunan bir kişinin de tanıtıldığı bu makalede önemli bazı tespitler ortaya çıkmıştır.
En önemli tespitlerden biri, özellikle Batı’da Hz.
Peygamber’i “Arapların peygamberi” gibi düşünen bazı kimselerin bu düşüncelerinde isabet bulunmadığının delillendirilmiş olmasıdır.
Zira araştırmalarımız, Rum/Bizans asıllı olup Hz.
Peygamber’le görüşen, ona iman eden ve sahâbî olma vasfını kazanan yedi kişi bulunduğunu ortaya koymuştur.
Bu yedi kişiden altısı erkek, biri hanımdır.
Bunun dışında Arap Yarımadası’na gelip burada yaşayan ve müslüman olan Rum/Bizans asıllıların daha çok demirci, marangoz ve inşaat ustası gibi sanatkârlar oldukları ve mesleklerinin icra etmek için buraya geldikleri veya getirildikleri anlaşılmıştır.
Yine köle statüsünde bulunma ve dil bilmeme gibi nedenlerle Rum/Bizans asıllıların Hz.
Peygamber’den hadis nakletmedikleri görülmüş, ilmî bilgi aktarma anlamında bir katkılarının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Related Results
Sahâbî Urve b. Mes‘ûd es-Sekafî’nin Hayatı
Sahâbî Urve b. Mes‘ûd es-Sekafî’nin Hayatı
Hz. Peygamber’in sahâbîlerinden bir tanesi Tâifli Sakîf kabilesinden Urve b. Mes‘ûd’dur. O, kabilesinin en önde gelenlerinden birisidir. O, Sakîf kabilesinin Ahlâf koluna mensuptur...
Hicretin Varış Noktası Kubâ
Hicretin Varış Noktası Kubâ
Hz. Peygamber’in yıllarca sarfettiği yoğun çabalara rağmen İslâm’ın Mekke’de daha fazla yayılması mümkün gözükmüyordu. Ayrıca müslümanların da bu şehirde can güvenlikleri kalmamışt...
Kadın Şairlerden el-Ḫansā’ bint ‘Amr ve Hind bint ‘Utbe Arasında ‘Ukāẓ Panayırında Yaşanan Mersiye Rekabeti ve Bu Rekabetin Arka Planı
Kadın Şairlerden el-Ḫansā’ bint ‘Amr ve Hind bint ‘Utbe Arasında ‘Ukāẓ Panayırında Yaşanan Mersiye Rekabeti ve Bu Rekabetin Arka Planı
el-Ḫansāʾ bint ‘Amr ve Hind bint ‘Utbe, Arap edebiyatının en önemli kadın şairlerinden olup, ‘Ukāẓ panayırında yaşadıkları mersiye rekabetiyle dikkat çekmişlerdir. el-Ḫansāʾ, ağabe...
BATI KARADENİZ BÖLGESİ BİZANS DÖNEMİ KİLİSELERİNDEKİ ALMAŞIK DUVAR TEKNİĞİ
BATI KARADENİZ BÖLGESİ BİZANS DÖNEMİ KİLİSELERİNDEKİ ALMAŞIK DUVAR TEKNİĞİ
Almaşık veya literatürdeki diğer adıyla opus mixtum olarak tanımlanan duvar tekniği, Bizans İmparatorluğu döneminde, imparatorluk sınırlarında ve özellikle de Anadolu coğrafyasında...
İşârî Tefsirlerde İsrâ ve Mi‘rac
İşârî Tefsirlerde İsrâ ve Mi‘rac
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) semâya yükselişini ve Allah’ın huzuruna varışını ifade eden mi‘rac hadisesi, sahih kabul edilen görüşe göre hicretten bir yıl sonra meydana gelmiştir. Mi‘r...
Bizans İmparatoru II. Nikephoros Phokas ve Doğu Seferleri (Kilikya, Antakya, Halep)
Bizans İmparatoru II. Nikephoros Phokas ve Doğu Seferleri (Kilikya, Antakya, Halep)
Bizans İmparatorluğu için Doğu’da hâkimiyet sağlamak her zaman önemli oldu. Bizans imparatorları Kilikya, Antakya ve Suriye bölgelerinin Bizans hâkimiyetinde olmasını, bölge kontro...
Nikiforos Grigoras’ın Kaleminden Bizans İmparatorluğu’nda İç Karışıklıklar Dönemi (1282-1328)
Nikiforos Grigoras’ın Kaleminden Bizans İmparatorluğu’nda İç Karışıklıklar Dönemi (1282-1328)
1282-1328 yılları arasında Bizans İmparatorluğu tahtında bulunan II. Andronikos Paleologos dönemi pek çok önemli meselenin yaşandığı bir süreçtir. Uzun yıllar devam eden iç savaş, ...
Asya Türk Hun İmparatorluğu [Türklerin Kökeni, Çin Seddi, Mete Han Ve Diğer Hun Hükümdarları]
Asya Türk Hun İmparatorluğu [Türklerin Kökeni, Çin Seddi, Mete Han Ve Diğer Hun Hükümdarları]
Hun İmparatorluğu veya Büyük Hun Devleti’nin tarihi Türk Tarihinin en önemli ve en eski parçalarından birini ihtiva etmektedir. Bu kapsamda bahse konu Türk devletinin tarihi çoğunl...

