Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Yaratma Doktrininin Teolojik Temelleri

View through CrossRef
Antik Yunan felsefî düşüncesi ile semavî dinlerin kelam gelenekleri, ontolojik, kozmolojik ve teolojik meseleleri ele almakla birlikte ilke, yöntem ve terminoloji bakımından farklı yaklaşımlara sahiptir. Özellikle Tanrı-âlem ilişkisini konu edinen yaratma problemi, bu iki yaklaşım arasındaki ayrışmayı görünür kılmaktadır. Felsefî gelenek açısından belirleyici konumda bulunan Platon, Aristo ve Plotinos, âlemin varlığını ezelî bir zeminde açıklamış; Tanrı’nın kaotik maddeden yaratması, âleme yalnızca hareket vermesi ve sudûr aracılığıyla zorunlu bir taşma olarak meydana getirmesi şeklinde teoriler geliştirmişlerdir. Semavî dinlerin içerisinden tezahür eden felsefî yaklaşımlarda da farklı izahlarla beraber çoğunlukla ezelîlik iddiası öne çıkmıştır. Söz gelimi Fârâbî ve İbn Sînâ da Yunan filozoflarıyla aynı görüşü paylaşmışlardır. Buna karşın Yahudi, Hristiyan ve İslam kelamında yaratma, bütünüyle yoktan ve zamansal bir başlangıçla ilişkilendirilmiş; âlemin varlığı koşulsuz biçimde Tanrı’ya bağlanmıştır. Burada dikkat çekici olan şey, felsefî yaklaşımların neredeyse tamamının ezelî âlem fikrini benimsemiş olmasına karşılık kelamî geleneklerin hemen hepsinin yoktan yaratma anlayışını öne sürmüş olmasıdır. Dolayısıyla problematik yönü itibarıyla bu makalede neden felsefî yaklaşımlarda âlem ezelî olarak kabul edilirken kelamî geleneklerde âlemin yoktan meydana gelmiş olarak tasavvur edildiği ele alınmaktadır.Literatürde bu makalenin konusuyla dolaylı şekilde ilişkili olarak Yunan felsefesi, İslam felsefesi, Yahudi, Hristiyan, İslam kelamı ve diğer dinler açısından yaratma problemini araştırma konusu yapan, yaratma sorununu İslam kelamı ile Hristiyan teolojisi arasındaki ilişki çerçevesinde değerlendiren ya da âlemin ezelîliği/hâdisliği bakımından ele alan çalışmalar mevcuttur. Yaratma problemini çeşitli yönleriyle ele alan çalışmalardan farklı olarak bu makale, yaratma doktrinlerinin arkasındaki Tanrı tasavvurlarının belirleyici rolüne odaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışma, felsefenin benimsediği Tanrı anlayışı ile kelamın savunduğu Tanrı tasavvuru arasındaki farklılıkların, ezelî ya da yoktan yaratma tercihlerini şekillendirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Böylece felsefî yaklaşıma bağlı kalan filozofların neredeyse tamamı ezelî âlem anlayışını benimserken Yahudi, Hristiyan ve İslam kelam geleneklerini takip eden kelamcıların hemen hepsinin âlemi yoktan yaratılmış olarak tasavvur etmesinin Tanrı tasavvurundan kaynaklandığı tespit edilmektedir.Bu doğrultuda araştırmada öncelikle hem felsefî hem kelamî gelenekteki yaratma anlayışları tarihsel verilerin analitik değerlendirmesi yöntemi esas alınarak incelenmektedir. Felsefî yaklaşımın yaratma ve âlem tasavvuru, Yunan felsefesinde Platon, Aristo ve Plotinos üzerinden ele alınmakta, İslam felsefesinde ise Fârâbî ve İbn Sînâ’ya atıfta bulunulmaktadır. Sonrasında İslam kelamı merkeze alınmak suretiyle Yahudi ve Hristiyan kelamında yoktan yaratma anlayışı, kelamcılar ve teologların izahları dikkate alınarak takip edilmektedir. Burada öncelikle İslam kelamında Mu‘tezile ve Ehl-i Sünnet kelamının yaklaşımlarına yer verilmektedir. Devamında Yahudi kelamında II. Makkebeler, Genesis Rabbah ve Pirke de Rabbi Eliezer gibi yazılı kaynakları ve Musa b. Meymûn’un yorumları öne çıkarılmaktadır. Sonrasında ise Hristiyan kelamında ilk apolojistlerin ve Augustinus, Thomas Aquinas gibi teologların kabullerine değinilmektedir. Devamında ise her iki yaklaşımın yaratma anlayışlarında Tanrı tasavvurunun etkisinden bahsedilmektedir. Makalede yapılan araştırma ve değerlendirmelerle birlikte yaratma anlayışlarındaki farklılığın temelinde Tanrı tasavvurunun yer aldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Tanrı tasavvurundaki farklılaşmada birinin felsefenin Tanrısına; diğerinin ise dinin Tanrısına işaret ettiği karşılaştırmalı olarak ortaya konulmaktadır.
Kelam Arastirmalari Dergisi (Journal of Kalam Studies)
Title: Yaratma Doktrininin Teolojik Temelleri
Description:
Antik Yunan felsefî düşüncesi ile semavî dinlerin kelam gelenekleri, ontolojik, kozmolojik ve teolojik meseleleri ele almakla birlikte ilke, yöntem ve terminoloji bakımından farklı yaklaşımlara sahiptir.
Özellikle Tanrı-âlem ilişkisini konu edinen yaratma problemi, bu iki yaklaşım arasındaki ayrışmayı görünür kılmaktadır.
Felsefî gelenek açısından belirleyici konumda bulunan Platon, Aristo ve Plotinos, âlemin varlığını ezelî bir zeminde açıklamış; Tanrı’nın kaotik maddeden yaratması, âleme yalnızca hareket vermesi ve sudûr aracılığıyla zorunlu bir taşma olarak meydana getirmesi şeklinde teoriler geliştirmişlerdir.
Semavî dinlerin içerisinden tezahür eden felsefî yaklaşımlarda da farklı izahlarla beraber çoğunlukla ezelîlik iddiası öne çıkmıştır.
Söz gelimi Fârâbî ve İbn Sînâ da Yunan filozoflarıyla aynı görüşü paylaşmışlardır.
Buna karşın Yahudi, Hristiyan ve İslam kelamında yaratma, bütünüyle yoktan ve zamansal bir başlangıçla ilişkilendirilmiş; âlemin varlığı koşulsuz biçimde Tanrı’ya bağlanmıştır.
Burada dikkat çekici olan şey, felsefî yaklaşımların neredeyse tamamının ezelî âlem fikrini benimsemiş olmasına karşılık kelamî geleneklerin hemen hepsinin yoktan yaratma anlayışını öne sürmüş olmasıdır.
Dolayısıyla problematik yönü itibarıyla bu makalede neden felsefî yaklaşımlarda âlem ezelî olarak kabul edilirken kelamî geleneklerde âlemin yoktan meydana gelmiş olarak tasavvur edildiği ele alınmaktadır.
Literatürde bu makalenin konusuyla dolaylı şekilde ilişkili olarak Yunan felsefesi, İslam felsefesi, Yahudi, Hristiyan, İslam kelamı ve diğer dinler açısından yaratma problemini araştırma konusu yapan, yaratma sorununu İslam kelamı ile Hristiyan teolojisi arasındaki ilişki çerçevesinde değerlendiren ya da âlemin ezelîliği/hâdisliği bakımından ele alan çalışmalar mevcuttur.
Yaratma problemini çeşitli yönleriyle ele alan çalışmalardan farklı olarak bu makale, yaratma doktrinlerinin arkasındaki Tanrı tasavvurlarının belirleyici rolüne odaklanmaktadır.
Bu bağlamda çalışma, felsefenin benimsediği Tanrı anlayışı ile kelamın savunduğu Tanrı tasavvuru arasındaki farklılıkların, ezelî ya da yoktan yaratma tercihlerini şekillendirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Böylece felsefî yaklaşıma bağlı kalan filozofların neredeyse tamamı ezelî âlem anlayışını benimserken Yahudi, Hristiyan ve İslam kelam geleneklerini takip eden kelamcıların hemen hepsinin âlemi yoktan yaratılmış olarak tasavvur etmesinin Tanrı tasavvurundan kaynaklandığı tespit edilmektedir.
Bu doğrultuda araştırmada öncelikle hem felsefî hem kelamî gelenekteki yaratma anlayışları tarihsel verilerin analitik değerlendirmesi yöntemi esas alınarak incelenmektedir.
Felsefî yaklaşımın yaratma ve âlem tasavvuru, Yunan felsefesinde Platon, Aristo ve Plotinos üzerinden ele alınmakta, İslam felsefesinde ise Fârâbî ve İbn Sînâ’ya atıfta bulunulmaktadır.
Sonrasında İslam kelamı merkeze alınmak suretiyle Yahudi ve Hristiyan kelamında yoktan yaratma anlayışı, kelamcılar ve teologların izahları dikkate alınarak takip edilmektedir.
Burada öncelikle İslam kelamında Mu‘tezile ve Ehl-i Sünnet kelamının yaklaşımlarına yer verilmektedir.
Devamında Yahudi kelamında II.
Makkebeler, Genesis Rabbah ve Pirke de Rabbi Eliezer gibi yazılı kaynakları ve Musa b.
Meymûn’un yorumları öne çıkarılmaktadır.
Sonrasında ise Hristiyan kelamında ilk apolojistlerin ve Augustinus, Thomas Aquinas gibi teologların kabullerine değinilmektedir.
Devamında ise her iki yaklaşımın yaratma anlayışlarında Tanrı tasavvurunun etkisinden bahsedilmektedir.
Makalede yapılan araştırma ve değerlendirmelerle birlikte yaratma anlayışlarındaki farklılığın temelinde Tanrı tasavvurunun yer aldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Tanrı tasavvurundaki farklılaşmada birinin felsefenin Tanrısına; diğerinin ise dinin Tanrısına işaret ettiği karşılaştırmalı olarak ortaya konulmaktadır.

Related Results

Ashâbu’l-Hadis’in Allah’ı Tenzih Anlayışı Olarak Bilâ Keyf
Ashâbu’l-Hadis’in Allah’ı Tenzih Anlayışı Olarak Bilâ Keyf
İslam geleneğinde dini metinlerin anlaşılmasında ekoller arasında yöntem farklılıkları görülmüştür. Bu yaklaşım farkları İslam teolojisinin merkezi ögesi olan Allah’a ilişkin algıl...
EŞ‘ARÎ EKOLÜNDE ALLAH TASAVVURU
EŞ‘ARÎ EKOLÜNDE ALLAH TASAVVURU
Özet Bu çalışma Eş‘arî mezhebinin, tanrı tasavvurunu sunmayı amaçlar. İslam dindarlığının teolojik anlayışının alandaki yaygınlığı sebebiyle belirleyen Eş‘arî ekolün Allah tasavvu...
James Michael Lee, The Shape of Religious Instruction: A Social Science Approach (Alabama: Religious Education Press, 1971)
James Michael Lee, The Shape of Religious Instruction: A Social Science Approach (Alabama: Religious Education Press, 1971)
Amerikalı Katolik din eğitim teorisyeni James Michael Lee’nin, din eğitiminin bilimler arasındaki yeri problemine odaklanan ve makro teorik bir din eğitim yaklaşımının (sosyal bil...
Pascal ve Sağduyunun Çağrısı: İnanmanın Rasyonelliği
Pascal ve Sağduyunun Çağrısı: İnanmanın Rasyonelliği
Teistik düzlemde Tanrı’nın varlığı ve yokluğuna ilişkin deliller, muhatap açısından belirli bir müktesebatı gerektirir. Bu veriler ancak belirli bir akıl yürütmenin sonucunda düzen...
Dinler Açısından Kudüs ve Önemi
Dinler Açısından Kudüs ve Önemi
Kudüs, semavi menşeli olarak zuhur eden Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi dinlerde mukaddesiyatı doruk noktasına ulaşmış ve içerisinde farklı kültürleri aksettiren bir şehi...
Oryantalistlerin Mâtürîdîlik Algısı: Ulrich Rudolph ve Angelika Brodersen Örneği
Oryantalistlerin Mâtürîdîlik Algısı: Ulrich Rudolph ve Angelika Brodersen Örneği
Mâtürîdî kelâmı, hem İslâm dünyasında, hem de oryantalistlerin ortaya koymuş oldukları çalışmalarda ihmal edilmiştir. Oryantalist araştırmacıların kelâm ilmine dâir ortaya koymuş o...
Din Eğitiminin Bilimler Arasındaki Konumu: James Michael Lee’nin Din Öğretimi Yaklaşımı Bağlamında Bir İnceleme
Din Eğitiminin Bilimler Arasındaki Konumu: James Michael Lee’nin Din Öğretimi Yaklaşımı Bağlamında Bir İnceleme
İlahiyat bilimleri ve sosyal bilimler olmak üzere iki farklı bilimi ilgilendiren konu alanı ile çok içerikli bir boyuta sahip olan din eğitiminin önemli meselelerinden biri söz kon...
Dindar Şahsiyeti İnşa Eden Üç Kavram: İslâm-İman-İhsan
Dindar Şahsiyeti İnşa Eden Üç Kavram: İslâm-İman-İhsan
Din, mensuplarının dini ameli ve ahlaki kimliğini şekillendiren en önemli unsurdur. Dindar ise dini, yaşamına uyarlayarak pratize eden kişidir. Tanrı kaynaklı dinin teorik çerçeves...

Back to Top