Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

İman Ontolojisi: Sadreddinzâde Şirvânî’ye Ait İman Risâlesi’nin Tahlili, Tahkiki ve Tercümesi

View through CrossRef
İslam siyaset ve düşünce tarihindeki ilk kurumsal ayrışma, iman problemiyle baş göstermiştir. Siyasete ilişkin problemlerin dine refere edilmesi zamanla politik tercihlerin dini kimliğe evrilmesine neden olmuştur. Muhalif grupların inanç toplumundan dışlanması, inanç problemlerinin teorik düzlemde ele alınmasına zemin hazırlamıştır. Böylece İslam düşüncesinde ilk teolojik problemler ortaya çıkmış, farklı inanç ve düşünce grupları vücut bulmuştur. Söz konusu önemine binaen ilim dünyasına iman problemine ilişkin zengin bir literatür tevarüs etmiştir. İman problemine ilişkin müstakil bir risâle kaleme alan müelliflerden biri de Osmanlı âlimi Sadreddinzâde Şirvânî olmuştur. 16. Yüzyılın sonları ve 17. Yüzyılın başlarında yaşamış olan Sadreddinzâde, ürettiği eserler ile kendini aklî ve naklî ilimlerde kanıtlamıştır. O, çağıyla uyumlu olarak daha çok şerh ve hâşiye türünde eserler telif etmiş olsa da İmân Risâlesi gibi müstakil eserler de yazmıştır. Şiî-Safevî baskıları nedeniyle memleketinden İstanbul’a göç etmek durumunda kalan Sadreddinzâde, burada Padişah I. Ahmed başta olmak üzere payitahtın önde gelen ulemasının takdirlerini kazanmış ve devlet kademesinde önemli görevler üstlenmiştir. Sadreddinzâde’ye ait İman Risâlesi, onun aklî ve naklî ilimlerdeki behresini kanıtlayan özgün bir eserdir. Müellif hattı ya da ona arz edilen bir nüshaya rastlamadığımız için gramatik ve problematik anlamda müellif nüshasına en yakın metni inşa etmek adına nüshaları karşılaştırmalı analiz yöntemini benimsedik. İman Risâlesi’nin tahkikli neşrinin yanı sıra tercüme ve muhteva analizini de yaptık. Tercümede kavramsal çerçeveye riayet etmekle birlikte güncel Türkçeyi de dikkate almaya çalıştık. Bu risâleyi özgün kılan en önemli husus, iman problemine ontolojik bir perspektif kazandırmasıdır. Sadreddinzâde, risâlesinde, öncelikle imanın tanımı ve imanda istisna konularına ilişkin İslam mezheplerine ait belirgin görüşleri ve ihtilaflı hususları özlü bir şekilde aktarmaktadır. Daha sonra o, risâlesini mezkûr iki problemin derinlikli analizine tahsis etmektedir. Müellif, imanı, yakînî tasdik olarak tanımlamaktadır. İkrar ise, hukuki işlemlerin yürürlüğü için gerekli görülen bir iman alameti olarak konumlandırılmıştır. Kesin inanç anlamına gelen yakîn için üç mertebe söz konusu edilir: İlme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn. Dolayısıyla iman için sayısal bir değişim mümkün olmayıp yalnızca niteliksel bir artma ve eksilmeden bahsedilebilir. O, İslam felsefindeki varlık kategorilerini iman unsurlarına başarıyla uygulamaktadır. Şöyle ki; kalben tasdik hakikî varlığa, dil ile ikrar lafzî varlığa, marifet ise zihnî varlığa karşılık gelmekte olup imanın geçerli olabilmesi için hakiki varlık olan kalben tasdikin gerçekleşmesi gerekmektedir. Sadreddinzâde, imanda istisna problemini filozofların, nefislerin mizacı konusundaki ihtilaflarına bağlamaktadır. Nitekim nefisleri bir ve aynı kabul eden Hanefîlere göre imanda istisna caiz görülmez iken; nefislerin farklı mahiyetlere sahip olduğunu savunan Şafiîler, imanda istisnaya cevaz vermektedirler. Oysaki ona göre, nefisler, her birinde inanç yönünden benzeştikleri ya da ayrıştıkları dört evreden geçmektedirler. Şöyle ki; ilk yaratma evresinde dalalet sıfatında, misak evresinde ise hidayet sıfatında benzeşen nefisler, mecazen ilahi nurun sunulduğu ikinci evrede ve dünya hayatındaki dördüncü evrede hidayet ve dalalet sıfatlarında ayrışmaktadırlar. Netice itibarıyla ona göre, iman ve küfür, kişiye gerekli olan özsel nitelikler değil, kişilerin özgür iradelerine bağlı olarak değişime uğrayan ilineksel niteliklerdir.
Title: İman Ontolojisi: Sadreddinzâde Şirvânî’ye Ait İman Risâlesi’nin Tahlili, Tahkiki ve Tercümesi
Description:
İslam siyaset ve düşünce tarihindeki ilk kurumsal ayrışma, iman problemiyle baş göstermiştir.
Siyasete ilişkin problemlerin dine refere edilmesi zamanla politik tercihlerin dini kimliğe evrilmesine neden olmuştur.
Muhalif grupların inanç toplumundan dışlanması, inanç problemlerinin teorik düzlemde ele alınmasına zemin hazırlamıştır.
Böylece İslam düşüncesinde ilk teolojik problemler ortaya çıkmış, farklı inanç ve düşünce grupları vücut bulmuştur.
Söz konusu önemine binaen ilim dünyasına iman problemine ilişkin zengin bir literatür tevarüs etmiştir.
İman problemine ilişkin müstakil bir risâle kaleme alan müelliflerden biri de Osmanlı âlimi Sadreddinzâde Şirvânî olmuştur.
16.
Yüzyılın sonları ve 17.
Yüzyılın başlarında yaşamış olan Sadreddinzâde, ürettiği eserler ile kendini aklî ve naklî ilimlerde kanıtlamıştır.
O, çağıyla uyumlu olarak daha çok şerh ve hâşiye türünde eserler telif etmiş olsa da İmân Risâlesi gibi müstakil eserler de yazmıştır.
Şiî-Safevî baskıları nedeniyle memleketinden İstanbul’a göç etmek durumunda kalan Sadreddinzâde, burada Padişah I.
Ahmed başta olmak üzere payitahtın önde gelen ulemasının takdirlerini kazanmış ve devlet kademesinde önemli görevler üstlenmiştir.
Sadreddinzâde’ye ait İman Risâlesi, onun aklî ve naklî ilimlerdeki behresini kanıtlayan özgün bir eserdir.
Müellif hattı ya da ona arz edilen bir nüshaya rastlamadığımız için gramatik ve problematik anlamda müellif nüshasına en yakın metni inşa etmek adına nüshaları karşılaştırmalı analiz yöntemini benimsedik.
İman Risâlesi’nin tahkikli neşrinin yanı sıra tercüme ve muhteva analizini de yaptık.
Tercümede kavramsal çerçeveye riayet etmekle birlikte güncel Türkçeyi de dikkate almaya çalıştık.
Bu risâleyi özgün kılan en önemli husus, iman problemine ontolojik bir perspektif kazandırmasıdır.
Sadreddinzâde, risâlesinde, öncelikle imanın tanımı ve imanda istisna konularına ilişkin İslam mezheplerine ait belirgin görüşleri ve ihtilaflı hususları özlü bir şekilde aktarmaktadır.
Daha sonra o, risâlesini mezkûr iki problemin derinlikli analizine tahsis etmektedir.
Müellif, imanı, yakînî tasdik olarak tanımlamaktadır.
İkrar ise, hukuki işlemlerin yürürlüğü için gerekli görülen bir iman alameti olarak konumlandırılmıştır.
Kesin inanç anlamına gelen yakîn için üç mertebe söz konusu edilir: İlme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn.
Dolayısıyla iman için sayısal bir değişim mümkün olmayıp yalnızca niteliksel bir artma ve eksilmeden bahsedilebilir.
O, İslam felsefindeki varlık kategorilerini iman unsurlarına başarıyla uygulamaktadır.
Şöyle ki; kalben tasdik hakikî varlığa, dil ile ikrar lafzî varlığa, marifet ise zihnî varlığa karşılık gelmekte olup imanın geçerli olabilmesi için hakiki varlık olan kalben tasdikin gerçekleşmesi gerekmektedir.
Sadreddinzâde, imanda istisna problemini filozofların, nefislerin mizacı konusundaki ihtilaflarına bağlamaktadır.
Nitekim nefisleri bir ve aynı kabul eden Hanefîlere göre imanda istisna caiz görülmez iken; nefislerin farklı mahiyetlere sahip olduğunu savunan Şafiîler, imanda istisnaya cevaz vermektedirler.
Oysaki ona göre, nefisler, her birinde inanç yönünden benzeştikleri ya da ayrıştıkları dört evreden geçmektedirler.
Şöyle ki; ilk yaratma evresinde dalalet sıfatında, misak evresinde ise hidayet sıfatında benzeşen nefisler, mecazen ilahi nurun sunulduğu ikinci evrede ve dünya hayatındaki dördüncü evrede hidayet ve dalalet sıfatlarında ayrışmaktadırlar.
Netice itibarıyla ona göre, iman ve küfür, kişiye gerekli olan özsel nitelikler değil, kişilerin özgür iradelerine bağlı olarak değişime uğrayan ilineksel niteliklerdir.

Related Results

Mehmet Emin Şirvânî’nin Metafizik Meselelere Bakışı
Mehmet Emin Şirvânî’nin Metafizik Meselelere Bakışı
Mehmed Emin Şirvânî (ö. 1036/1627), şer’i, edebi ve felsefi ilimlere olan hakimiyeti ile tanınan Osmanlı dönemi muhakkiklerindendir. Bu çalışma, Osmanlı dönemi felsefe geleneğini t...
SULTAN HÜSEYİN BAYKARA DÖNEMİ DERVİŞ ALİ İSYANI (1492-1493)
SULTAN HÜSEYİN BAYKARA DÖNEMİ DERVİŞ ALİ İSYANI (1492-1493)
Sultan Hüseyin Baykara (1438-1506), Timurlu devletinin kurucusu Emir Timur’un haleflerinden olup, Timurluların Horasan’daki (1469-1506) son hükümdarıdır. Sultan Hüseyin Baykara’nın...
Editorial
Editorial
Editorial     Dr. Marco Espinoza Alvarado Universidad de Chile ORCID:  https://orcid.org/0000-0002-0568-0661     Dra. Andrea Lizasoain Universidad Austral de Chile ORCID:...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
KEMANÎ HASAN ÖZÇİVİ’NİN ŞİRVANİ İCRASININ TAHLİLİ
KEMANÎ HASAN ÖZÇİVİ’NİN ŞİRVANİ İCRASININ TAHLİLİ
Keman, yüzyıllar içerisinde gerek Klasik Türk müziği icrasında gerekse Geleneksel Türk halk müziği icrasında kullanılan bir çalgı haline gelmiştir. Klasik Türk müziği keman icracıl...
Yeni Avrupa’nın İnşası Sürecinde Avrupa-Atlantik Güçlerinin ve Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Politikaları
Yeni Avrupa’nın İnşası Sürecinde Avrupa-Atlantik Güçlerinin ve Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Politikaları
Yeni Avrupa’nın inşası süreci Mayıs 1989’da Washington’un tam, özgür ve barış halinde bir kıta oluşturma çağrısıyla başlamıştır. Aynı yıl, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından W...
İMAM EŞ’ARİ’NİN İMAN RİSALESİ
İMAM EŞ’ARİ’NİN İMAN RİSALESİ
İslam Düşünce Tarihinin en büyük ekolu olan Eş’arilik, şüphesiz imamı ve kurucusu olarak kabul edilen İmam Eş’arî’nin fikrilerinin temel alındığı bir mezheptir. Eş’arî’nin inanca d...
THE TAḤLĪLĪ METHOD IN THE INTERPRETATION OF THE QUR'ĀN
THE TAḤLĪLĪ METHOD IN THE INTERPRETATION OF THE QUR'ĀN
This study aims to analyze the method of taḥlīlī (analysis) in the interpretation of the Qur'ān. In particular, this study discusses several things, namely the taḥlīlī method in te...

Back to Top