Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

ALİ ER-RIZA MEŞHED’İ BAĞLAMINDA ŞİİLİKTE ÖLÜM, YAS, TÜRBE VE ZİYARET

View through CrossRef
Modernite ve onun rasyonel aklı dini duygulanımlara hurafeler olarak bakma eğiliminde olmuştur. Her ne kadar muhafazakarlık bu konuda daha pragmatist yaklaşsa da İslamcılık türbe ziyaretlerini ve insani fenomenleri anlamaktan oldukça uzaktır. Ölmek için doğmayız ancak yaşadığımız her an ölürüz. Tecrübe edemediğimiz bu gerçeklik bizi sürekli korkularımızla baş başa bırakır ve ölümün varoluşuna karşı tavrımız bizi çeşitli fenomenlerle yüz yüze getirir. Geleceğimiz ölümün elinde tutsak iken geçmişimiz mezarlarda ve türbelerde yaşamaya devam eder. Kurtulamadığımız korkularımız, vaz geçemediğimiz umutlarımız ve bir arada yaşama zorunluluğumuz bizi matem törenlerinde ve türbe ziyaretlerinde bir araya getirir. Ölüm siyasal bir gerçeklik olarak aynı zamanda bizim bilincimizi oluşturan toplumsallaşma mekanlarının var olmasının sebebidir. İnsanoğlu tarih öncesi dönemlerden beri ölü kültü çerçevesinde toplumsallığını inşa etmiş, devamlılığını sağlamıştır. Ölünün hemen yanına ya da üzerine yapılan ibadethaneler ve buralarda düzenlenen ritüeller toplumların vazgeçilmezleri olmuştur. Şiilik için masum kabul edilen, tanrısal inayetin yansıması olan kutsal bir imamın önderliği tartışılmaz. Bununla birlikte İmamiyye, ölüler etrafında oluşan ve kimliğini bu ölülerle kurgulayan siyasi-dini bir hareket olmuştur. Bu çalışmada, Me’mun’un Şiilerle olan ayrışmayı önlemek amacıyla veliaht tayin ettiği, ancak beklenmedik biçimde vefat eden/öldürülen ve zamanla yaşanan siyasi gelişmeler neticesinde yüceltilen ve şehit kabul edilen Ali er-Rıza’nın İmamiyye için toplumsal kimliğin ayrışmaz parçasına dönüştüğü gösterilecektir. Ayrıca İmamiyye’nin Moğollar, Osmanlılar, Özbekler ve Afganlılar ile yaşadığı siyasi, kültürel mücadelelerin Meşhed kentinin gelişiminde oynadığı rol ortaya konulacaktır. İmami Şiiliğinin en önemli türbesinin bulunduğu Meşhed’in onuncu asırdan itibaren oynadığı tarihi rolde elbette Safeviler, Kaçarlar, Pehlevi hanedanlıkları ve İran İslam Devrimi süresince yaşanan siyasi gelişmelerin etkisi yadsınamazModernite ve onun rasyonel aklı dini duygulanımlara hurafeler olarak bakma eğiliminde olmuştur. Her ne kadar muhafazakarlık bu konuda daha pragmatist yaklaşsa da İslamcılık türbe ziyaretlerini ve insani fenomenleri anlamaktan oldukça uzaktır. Ölmek için doğmayız ancak yaşadığımız her an ölürüz. Tecrübe edemediğimiz bu gerçeklik bizi sürekli korkularımızla baş başa bırakır ve ölümün varoluşuna karşı tavrımız bizi çeşitli fenomenlerle yüz yüze getirir. Geleceğimiz ölümün elinde tutsak iken geçmişimiz mezarlarda ve türbelerde yaşamaya devam eder. Kurtulamadığımız korkularımız, vaz geçemediğimiz umutlarımız ve bir arada yaşama zorunluluğumuz bizi matem törenlerinde ve türbe ziyaretlerinde bir araya getirir. Ölüm siyasal bir gerçeklik olarak aynı zamanda bizim bilincimizi oluşturan toplumsallaşma mekanlarının var olmasının sebebidir. İnsanoğlu tarih öncesi dönemlerden beri ölü kültü çerçevesinde toplumsallığını inşa etmiş, devamlılığını sağlamıştır. Ölünün hemen yanına ya da üzerine yapılan ibadethaneler ve buralarda düzenlenen ritüeller toplumların vazgeçilmezleri olmuştur. Şiilik için masum kabul edilen, tanrısal inayetin yansıması olan kutsal bir imamın önderliği tartışılmaz. Bununla birlikte İmamiyye, ölüler etrafında oluşan ve kimliğini bu ölülerle kurgulayan siyasi-dini bir hareket olmuştur. Bu çalışmada, Me’mun’un Şiilerle olan ayrışmayı önlemek amacıyla veliaht tayin ettiği, ancak beklenmedik biçimde vefat eden/öldürülen ve zamanla yaşanan siyasi gelişmeler neticesinde yüceltilen ve şehit kabul edilen Ali er-Rıza’nın İmamiyye için toplumsal kimliğin ayrışmaz parçasına dönüştüğü gösterilecektir. Ayrıca İmamiyye’nin Moğollar, Osmanlılar, Özbekler ve Afganlılar ile yaşadığı siyasi, kültürel mücadelelerin Meşhed kentinin gelişiminde oynadığı rol ortaya konulacaktır. İmami Şiiliğinin en önemli türbesinin bulunduğu Meşhed’in onuncu asırdan itibaren oynadığı tarihi rolde elbette Safeviler, Kaçarlar, Pehlevi hanedanlıkları ve İran İslam Devrimi süresince yaşanan siyasi gelişmelerin etkisi yadsınamaz
Erciyes Universitesi
Title: ALİ ER-RIZA MEŞHED’İ BAĞLAMINDA ŞİİLİKTE ÖLÜM, YAS, TÜRBE VE ZİYARET
Description:
Modernite ve onun rasyonel aklı dini duygulanımlara hurafeler olarak bakma eğiliminde olmuştur.
Her ne kadar muhafazakarlık bu konuda daha pragmatist yaklaşsa da İslamcılık türbe ziyaretlerini ve insani fenomenleri anlamaktan oldukça uzaktır.
Ölmek için doğmayız ancak yaşadığımız her an ölürüz.
Tecrübe edemediğimiz bu gerçeklik bizi sürekli korkularımızla baş başa bırakır ve ölümün varoluşuna karşı tavrımız bizi çeşitli fenomenlerle yüz yüze getirir.
Geleceğimiz ölümün elinde tutsak iken geçmişimiz mezarlarda ve türbelerde yaşamaya devam eder.
Kurtulamadığımız korkularımız, vaz geçemediğimiz umutlarımız ve bir arada yaşama zorunluluğumuz bizi matem törenlerinde ve türbe ziyaretlerinde bir araya getirir.
Ölüm siyasal bir gerçeklik olarak aynı zamanda bizim bilincimizi oluşturan toplumsallaşma mekanlarının var olmasının sebebidir.
İnsanoğlu tarih öncesi dönemlerden beri ölü kültü çerçevesinde toplumsallığını inşa etmiş, devamlılığını sağlamıştır.
Ölünün hemen yanına ya da üzerine yapılan ibadethaneler ve buralarda düzenlenen ritüeller toplumların vazgeçilmezleri olmuştur.
 Şiilik için masum kabul edilen, tanrısal inayetin yansıması olan kutsal bir imamın önderliği tartışılmaz.
Bununla birlikte İmamiyye, ölüler etrafında oluşan ve kimliğini bu ölülerle kurgulayan siyasi-dini bir hareket olmuştur.
Bu çalışmada, Me’mun’un Şiilerle olan ayrışmayı önlemek amacıyla veliaht tayin ettiği, ancak beklenmedik biçimde vefat eden/öldürülen ve zamanla yaşanan siyasi gelişmeler neticesinde yüceltilen ve şehit kabul edilen Ali er-Rıza’nın İmamiyye için toplumsal kimliğin ayrışmaz parçasına dönüştüğü gösterilecektir.
Ayrıca İmamiyye’nin Moğollar, Osmanlılar, Özbekler ve Afganlılar ile yaşadığı siyasi, kültürel mücadelelerin Meşhed kentinin gelişiminde oynadığı rol ortaya konulacaktır.
İmami Şiiliğinin en önemli türbesinin bulunduğu Meşhed’in onuncu asırdan itibaren oynadığı tarihi rolde elbette Safeviler, Kaçarlar, Pehlevi hanedanlıkları ve İran İslam Devrimi süresince yaşanan siyasi gelişmelerin etkisi yadsınamazModernite ve onun rasyonel aklı dini duygulanımlara hurafeler olarak bakma eğiliminde olmuştur.
Her ne kadar muhafazakarlık bu konuda daha pragmatist yaklaşsa da İslamcılık türbe ziyaretlerini ve insani fenomenleri anlamaktan oldukça uzaktır.
Ölmek için doğmayız ancak yaşadığımız her an ölürüz.
Tecrübe edemediğimiz bu gerçeklik bizi sürekli korkularımızla baş başa bırakır ve ölümün varoluşuna karşı tavrımız bizi çeşitli fenomenlerle yüz yüze getirir.
Geleceğimiz ölümün elinde tutsak iken geçmişimiz mezarlarda ve türbelerde yaşamaya devam eder.
Kurtulamadığımız korkularımız, vaz geçemediğimiz umutlarımız ve bir arada yaşama zorunluluğumuz bizi matem törenlerinde ve türbe ziyaretlerinde bir araya getirir.
Ölüm siyasal bir gerçeklik olarak aynı zamanda bizim bilincimizi oluşturan toplumsallaşma mekanlarının var olmasının sebebidir.
İnsanoğlu tarih öncesi dönemlerden beri ölü kültü çerçevesinde toplumsallığını inşa etmiş, devamlılığını sağlamıştır.
Ölünün hemen yanına ya da üzerine yapılan ibadethaneler ve buralarda düzenlenen ritüeller toplumların vazgeçilmezleri olmuştur.
Şiilik için masum kabul edilen, tanrısal inayetin yansıması olan kutsal bir imamın önderliği tartışılmaz.
Bununla birlikte İmamiyye, ölüler etrafında oluşan ve kimliğini bu ölülerle kurgulayan siyasi-dini bir hareket olmuştur.
Bu çalışmada, Me’mun’un Şiilerle olan ayrışmayı önlemek amacıyla veliaht tayin ettiği, ancak beklenmedik biçimde vefat eden/öldürülen ve zamanla yaşanan siyasi gelişmeler neticesinde yüceltilen ve şehit kabul edilen Ali er-Rıza’nın İmamiyye için toplumsal kimliğin ayrışmaz parçasına dönüştüğü gösterilecektir.
Ayrıca İmamiyye’nin Moğollar, Osmanlılar, Özbekler ve Afganlılar ile yaşadığı siyasi, kültürel mücadelelerin Meşhed kentinin gelişiminde oynadığı rol ortaya konulacaktır.
İmami Şiiliğinin en önemli türbesinin bulunduğu Meşhed’in onuncu asırdan itibaren oynadığı tarihi rolde elbette Safeviler, Kaçarlar, Pehlevi hanedanlıkları ve İran İslam Devrimi süresince yaşanan siyasi gelişmelerin etkisi yadsınamaz.

Related Results

‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
‘Üzerime bir kubbe ve âsâr binâlar etmen’ : Osmanlı Mimarlığında Açık Türbe Modası (1661-1763)
Osmanlı kubbeli türbe mimarisi geleneği on yedinci yüzyıl ortalarında dramatik şekilde ortadan kalkar. Yaklaşık bir yüzyıl süren bu dönemde inşa edilmiş herhangi bir kubbeli türb...
ÖLÜM CEZASI VE YAPIBOZUMU
ÖLÜM CEZASI VE YAPIBOZUMU
Derrida, hiçbir filozofun ölüm cezasına karşı olmadığını, aksine filozofların ölüm cezasını meşrulaştırdıklarını öne sürer. Ölüm cezasına karşı olan filozofların ise ilkesel olarak...
KUTSALIN TEZAHÜRÜ VE YAYILMASI BAĞLAMINDA ZİYARET FENOMENİ: BAHATTİN ŞEYH TÜRBESİ ÖRNEĞİ
KUTSALIN TEZAHÜRÜ VE YAYILMASI BAĞLAMINDA ZİYARET FENOMENİ: BAHATTİN ŞEYH TÜRBESİ ÖRNEĞİ
İnsanlık tarihi boyunca tüm inanç sistemleri içerinde yer alan “kutsal” kavramı, toplumların inanç dünyasında merkezi bir rol oynamakta ve farklı kültürlerde kendine özgü biçimlerl...
Âşık’ın Ölüm Tasavvuru: Âşık Çelebi Dîvânı’nda Ölümle İlgili Âdet ve Gelenekler
Âşık’ın Ölüm Tasavvuru: Âşık Çelebi Dîvânı’nda Ölümle İlgili Âdet ve Gelenekler
Klasik Türk şiirinde şairlerin en fazla rağbet ettiği konuların başında ölüm gelir. Mersiyeler başta olmak üzere ölüm üzerine yazılmış tarihler ve manzum mezar kitabeleri, klasik T...
Kırımlı Rif’at Efendi’nin Nazm-ı Rü’yâ ve Ta’bîrân-ı Rü’yâ Adlı Mesnevilerinde Ölüm Yaklaşımı
Kırımlı Rif’at Efendi’nin Nazm-ı Rü’yâ ve Ta’bîrân-ı Rü’yâ Adlı Mesnevilerinde Ölüm Yaklaşımı
İnsanoğlu için hayat kadar gerçek olan ölüm mefhumu insanlık tarihi boyunca anlaşılması, çözülmesi gereken bir mesele olarak görülmüştür. Ölümün mahiyeti, ölümden sonra ne olacağı,...
Kırgız Türkçesinde Ölüm Kelimesi ile İlgili Kavram Alanı
Kırgız Türkçesinde Ölüm Kelimesi ile İlgili Kavram Alanı
Ölüm, her toplum arasında farklı şekilde yorumlana gelmiştir. Kimi toplumlar ölümü bir bitiş olarak değerlendirirken kimileri başlangıç olarak değerlendirmişlerdir. Türkler ise kad...
Pandemide Yas Süreci
Pandemide Yas Süreci
Pandemi koşulları yaşamın her alanında ani değişimler ve zorluklar yaşattı. Dünyada birçok kişi hayatını ani ve beklenmedik bir şekilde kaybetti. Pandemi koşullarında hastalık, ölü...
ÖLÜM KARİNESİ
ÖLÜM KARİNESİ
Ölüm karinesi, Türk ve İsviçre Hukuku’nda, gaiplikte olduğu gibi detaylı bir düzenlemeye sahip olamamıştır. Bu durum, ölüm karinesinin ölüm ile aynı sonuçlara tabi tutulmasından ka...

Back to Top