Javascript must be enabled to continue!
Âlemin Yaratılış Amacına Dair Alternatif Bir Perspektif: İhsan Teorisi
View through CrossRef
"Allah âlemi niçin yarattı?" sorusu, tarih boyunca cevap aranan egzistansiyal sorulardan biri olmuştur. Müslüman düşünürler de Allah'ın âlemi yaratmasının amacına yönelik olarak pek çok görüş ortaya koymuş ve bu çerçevede bazı teoriler geliştirmişlerdir. İslâmî literatürde şimdiye kadar bu soruya cevap vermek üzere geliştirilen başlıca dört teorinin bulunduğu görülmektedir. Bu teorilerden birincisi, İslam filozofları tarafından ortaya konulan sudûr nazariyesidir. Bu teoride âlemin var olması, Allah'ın iradesinden bağımsız olarak gerçekleşen mekanik bir işleyiş kapsamında açıklanmaktadır. İradenin aktif kılınmadığı bir yaklaşımda amaca yer olmayacağı açıktır. Buradan hareketle İslam filozoflarının ortaya koyduğu sudur teorisinde Allah'ın âlemi yaratması, herhangi bir amaç ile ilişkilendirilmemiştir. Âlemin yaratılış gayesine dair ileri sürülen diğer bir teori, tasavvuf düşüncesi çerçevesinde geliştirilen 'vahdet-i vücûd' anlayışıdır. Bu teoride temel olarak varlığın birliği düşüncesi savunulmaktadır. Buna göre aslında varlık tek olup, sonradan var olan hiçbir şey yoktur. Her şey Allah'tan ibarettir. Bununla birlikte bu teoride her şey kendine özgü bir kemal gayesine yönelik olarak bir amaç yüklenmiştir. Allah mükemmel varlık olduğuna göre O'nun kemal gayesi kendine dönük olamaz. Dolayısıyla O'nun kemal gayesi, bilinmektir. Allah'ın âlemi niçin yarattığı sorusuna cevap verme noktasında kelamcıların yaklaşımı, yoktan yaratma düşüncesi zemininde şekillenir. Âlemin yaratılmasının amacı ile ilgili kelamcılar tarafından ortaya konulan yaklaşımlardan biri aslah teorisidir. Mu'tezile tarafından ileri sürülen bu teoriye göre Allah, kulları hakkında en iyi olan şey her ne ise onu yaratmak zorundadır. Âlemin yaratılmasında kullar için menfaat olduğu ortadadır. Nitekim âlemin yaratılması sayesinde kullar mükâfat elde etmeye yönelik bir imkân elde etmiş olacaklardır. Aslah teorisinde âlemin yaratılışı kulların menfaati ile ilişkilendirildiğinde aslında onun var edilme gerekçesi de ortaya konulmuş olur ki bu gerekçe kullara menfaat sağlamaktır. Kelam ulemâsı içerisinde âlemin varlık gerekçesi üzerine söz söyleyenlerden biri de Eş'arîlerdir. Eş'arî düşüncenin temel kaygısı Allah'ın iradesini ve kudretini kusursuz bir yetkinlikle donatmaktır. Buna göre Allah'ın dilemesine yön veren veya gücünü sınırlayan hiçbir unsurdan bahsedilemez. Belli bir amaç doğrultusunda eylemde bulunmak, iradeye yön veren bir etkiye sahip olacağı için Eş'arîler Allah'ın her türlü amaçtan müstağni olarak eylemde bulunduğunu savunurlar. Onlara göre Allah'ın herhangi bir eylemi gerçekleştirmesinin tek bir gerekçesi vardır. Bu gerekçe Allah'ın o eylemi yapmayı dilemesidir. Dolayısıyla Eş'arîlere göre âlemin yaratılmasının herhangi bir amacı yoktur. Allah âlemin var olmasını dilemiş ve onu yaratmıştır. Bu teorilerin her biri tarih boyunca pek çok eleştiriye maruz kalmış, her bir teorinin güçlü ve zayıf yanları kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır. Bu çalışmada şimdiye kadar geliştirilen bu teorilerin zayıf yanları dikkatle incelenmiş ve bu zayıf yönleri içermeyen alternatif bir yaklaşım geliştirme hedefi güdülmüştür. Bu kapsamda ihsan teorisi adı verilerek âlemin yaratılmasının amacı ile ilgili yeni bir perspektif geliştirilmeye çalışılmıştır. İhsan teorisi belli ilkeler temelinde kurgulanmıştır. Bu ilkeler çerçevesinde Allah'ın, cemâl, celâl ve adalet sıfatlarının birlikteliğinde, her türlü zorunluluktan uzak olarak kullarına hakkaniyet ölçüsünde ihsanda bulunmak amacıyla âlemi yarattığı şeklinde bir çözüm önerisinde bulunulmuştur.
Eskisehir Osmangazi University
Title: Âlemin Yaratılış Amacına Dair Alternatif Bir Perspektif: İhsan Teorisi
Description:
"Allah âlemi niçin yarattı?" sorusu, tarih boyunca cevap aranan egzistansiyal sorulardan biri olmuştur.
Müslüman düşünürler de Allah'ın âlemi yaratmasının amacına yönelik olarak pek çok görüş ortaya koymuş ve bu çerçevede bazı teoriler geliştirmişlerdir.
İslâmî literatürde şimdiye kadar bu soruya cevap vermek üzere geliştirilen başlıca dört teorinin bulunduğu görülmektedir.
Bu teorilerden birincisi, İslam filozofları tarafından ortaya konulan sudûr nazariyesidir.
Bu teoride âlemin var olması, Allah'ın iradesinden bağımsız olarak gerçekleşen mekanik bir işleyiş kapsamında açıklanmaktadır.
İradenin aktif kılınmadığı bir yaklaşımda amaca yer olmayacağı açıktır.
Buradan hareketle İslam filozoflarının ortaya koyduğu sudur teorisinde Allah'ın âlemi yaratması, herhangi bir amaç ile ilişkilendirilmemiştir.
Âlemin yaratılış gayesine dair ileri sürülen diğer bir teori, tasavvuf düşüncesi çerçevesinde geliştirilen 'vahdet-i vücûd' anlayışıdır.
Bu teoride temel olarak varlığın birliği düşüncesi savunulmaktadır.
Buna göre aslında varlık tek olup, sonradan var olan hiçbir şey yoktur.
Her şey Allah'tan ibarettir.
Bununla birlikte bu teoride her şey kendine özgü bir kemal gayesine yönelik olarak bir amaç yüklenmiştir.
Allah mükemmel varlık olduğuna göre O'nun kemal gayesi kendine dönük olamaz.
Dolayısıyla O'nun kemal gayesi, bilinmektir.
Allah'ın âlemi niçin yarattığı sorusuna cevap verme noktasında kelamcıların yaklaşımı, yoktan yaratma düşüncesi zemininde şekillenir.
Âlemin yaratılmasının amacı ile ilgili kelamcılar tarafından ortaya konulan yaklaşımlardan biri aslah teorisidir.
Mu'tezile tarafından ileri sürülen bu teoriye göre Allah, kulları hakkında en iyi olan şey her ne ise onu yaratmak zorundadır.
Âlemin yaratılmasında kullar için menfaat olduğu ortadadır.
Nitekim âlemin yaratılması sayesinde kullar mükâfat elde etmeye yönelik bir imkân elde etmiş olacaklardır.
Aslah teorisinde âlemin yaratılışı kulların menfaati ile ilişkilendirildiğinde aslında onun var edilme gerekçesi de ortaya konulmuş olur ki bu gerekçe kullara menfaat sağlamaktır.
Kelam ulemâsı içerisinde âlemin varlık gerekçesi üzerine söz söyleyenlerden biri de Eş'arîlerdir.
Eş'arî düşüncenin temel kaygısı Allah'ın iradesini ve kudretini kusursuz bir yetkinlikle donatmaktır.
Buna göre Allah'ın dilemesine yön veren veya gücünü sınırlayan hiçbir unsurdan bahsedilemez.
Belli bir amaç doğrultusunda eylemde bulunmak, iradeye yön veren bir etkiye sahip olacağı için Eş'arîler Allah'ın her türlü amaçtan müstağni olarak eylemde bulunduğunu savunurlar.
Onlara göre Allah'ın herhangi bir eylemi gerçekleştirmesinin tek bir gerekçesi vardır.
Bu gerekçe Allah'ın o eylemi yapmayı dilemesidir.
Dolayısıyla Eş'arîlere göre âlemin yaratılmasının herhangi bir amacı yoktur.
Allah âlemin var olmasını dilemiş ve onu yaratmıştır.
Bu teorilerin her biri tarih boyunca pek çok eleştiriye maruz kalmış, her bir teorinin güçlü ve zayıf yanları kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır.
Bu çalışmada şimdiye kadar geliştirilen bu teorilerin zayıf yanları dikkatle incelenmiş ve bu zayıf yönleri içermeyen alternatif bir yaklaşım geliştirme hedefi güdülmüştür.
Bu kapsamda ihsan teorisi adı verilerek âlemin yaratılmasının amacı ile ilgili yeni bir perspektif geliştirilmeye çalışılmıştır.
İhsan teorisi belli ilkeler temelinde kurgulanmıştır.
Bu ilkeler çerçevesinde Allah'ın, cemâl, celâl ve adalet sıfatlarının birlikteliğinde, her türlü zorunluluktan uzak olarak kullarına hakkaniyet ölçüsünde ihsanda bulunmak amacıyla âlemi yarattığı şeklinde bir çözüm önerisinde bulunulmuştur.
Related Results
A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
AMERİKAN HEGEMONYASI SAVUNUSU DOĞRULTUSUNDA SAMUEL HUNTİNGTON’DA SİYASAL DÜZEN TEORİSİ
AMERİKAN HEGEMONYASI SAVUNUSU DOĞRULTUSUNDA SAMUEL HUNTİNGTON’DA SİYASAL DÜZEN TEORİSİ
Dünyada bir düzen vardır. Dünya düzeni siyasal düzenin bir parçasıdır. Siyaset biliminde
düzene ilişkin teorilerin çatı kavramı olan siyasal düzen teorisi, dünya düzeninin ardınd...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Dramatik Atasözü
Dramatik Atasözü
Göstergelerarası bir çözümleme yapabilmenin ön koşulu iki ayrı gösterge dizgesinin (örneğin bir metinle bir resmin) biçimsel olduğu kadar içeriksel bakımdan alışveriş içerisinde ol...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Aliya İzzetbegoviç’in “Din-Ahlak” Fenomenlerine Ontolojik Yaklaşımı
Aliya İzzetbegoviç’in “Din-Ahlak” Fenomenlerine Ontolojik Yaklaşımı
Öz: Aliya İzzetbegoviç (1925-2003) Müslüman Boşnakların bir lideri olarak tarihe geçmiş, hem kendi ülkesinin hem de İslam dünyasının örnek bir devlet, bir fikir adamı olarak gördüğ...
Dindar Şahsiyeti İnşa Eden Üç Kavram: İslâm-İman-İhsan
Dindar Şahsiyeti İnşa Eden Üç Kavram: İslâm-İman-İhsan
Din, mensuplarının dini ameli ve ahlaki kimliğini şekillendiren en önemli unsurdur. Dindar ise dini, yaşamına uyarlayarak pratize eden kişidir. Tanrı kaynaklı dinin teorik çerçeves...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...

