Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Âşık Hasan Hüseyin Erden’in Şiirlerinde “Garip” Mahlası ve “Garip” Olgusu

View through CrossRef
Geçmişi eskilere dayanan Türk şiiri, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra kendi içinde bazı sınıflara ayrılmış, bugün ise varlığını farklı edebî zümreler içinde devam ettirirken gittikçe zenginleşmiştir. Temeli, İslâmiyet öncesi döneme ait olan ozanlık geleneğine kadar uzanan halk şairliği 15. yüzyılın sonlarından itibaren “âşık” terimi kullanılmaya başlamıştır. Ozan-baksı geleneği esas alınarak temeli atılan âşık tarzı şiir geleneği günümüze kadar Türk edebiyatının en zengin kollarından biri haline gelmiştir. Türk boylarında farklı isimlerle anılan âşık tarzı şiir geleneğinin temsilcileri günümüzde Anadolu’da ve Azerbaycan’da “âşık” olarak adlandırılmaktadır. Bu âşıklar farklı kültür dairelerinde yetişmiş ve güçlü bir şiir anlayışı meydana getirmişlerdir. Bu şiir geleneğinde çeşitli değişimler ve dönüşümler meydana gelmekle birlikte varlığını günümüze kadar sürdürmesini de sağlamışlardır. Bu değişimlerle birlikte zamanla yüzyıllar içerisinde âşık tarzı şiir geleneği oluşmaya başlamış ve kendine özgü kuralları ve icra biçimi oluşmuştur. Âşık edebiyatı geleneği, Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısı, tarihî süreçleri, kültürel etkileşimleri gibi etkenlerinin yanı sıra dinî yapısının etkisiyle gelişmiş ve kendine has bir yapı ortaya koyarken; âşıklık geleneğini icra eden âşıklar da hem kendi iç dünyalarını hem de toplumun değer yargıları ve inançlarını şiirlerine yansıtarak kimi sadece sözle kimi de hem sazıyla hem de sözüyle dile getirmişlerdir. 16. yüzyıldan günümüze kadar gelişen âşıklık geleneği Türk saz şiiri ve âşıklık geleneği saz çalma, âşık karşılaşmaları gibi icraların yanı sıra mahlâs almadan oluşmaktadır. Âşıkların sanatlarını icra ederken bu geleneği uydukları görülmektedir. Âşıklar gelenekte benzer özellikler taşımalarına rağmen bazı özellikleriyle diğer âşıklardan farklılıklar göstermektedirler. Çalışmamızda konu edindiğimiz mahlas âşık ve şairlerin şiirlerinde kullandıkları takma ad veya ikinci isimdir. Halk şiirinde mahlas kullanmak gelenek halini almıştır. Âşıklar çeşitli olaylar karşısında mahlas olarak değişik isimler tercih ederken bazen de ad, soyad veya her ikisini de mahlas olarak kullanmaktadırlar. Şiirin son dörtlüğünde kullanılmakta olan mahlaslar şiirin kime ait olduğunu göstermektedir. Âşıklık geleneğinde mahlas kullanma tapşırma olarak da adlandırılmaktadır.
Title: Âşık Hasan Hüseyin Erden’in Şiirlerinde “Garip” Mahlası ve “Garip” Olgusu
Description:
Geçmişi eskilere dayanan Türk şiiri, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra kendi içinde bazı sınıflara ayrılmış, bugün ise varlığını farklı edebî zümreler içinde devam ettirirken gittikçe zenginleşmiştir.
Temeli, İslâmiyet öncesi döneme ait olan ozanlık geleneğine kadar uzanan halk şairliği 15.
yüzyılın sonlarından itibaren “âşık” terimi kullanılmaya başlamıştır.
Ozan-baksı geleneği esas alınarak temeli atılan âşık tarzı şiir geleneği günümüze kadar Türk edebiyatının en zengin kollarından biri haline gelmiştir.
Türk boylarında farklı isimlerle anılan âşık tarzı şiir geleneğinin temsilcileri günümüzde Anadolu’da ve Azerbaycan’da “âşık” olarak adlandırılmaktadır.
Bu âşıklar farklı kültür dairelerinde yetişmiş ve güçlü bir şiir anlayışı meydana getirmişlerdir.
Bu şiir geleneğinde çeşitli değişimler ve dönüşümler meydana gelmekle birlikte varlığını günümüze kadar sürdürmesini de sağlamışlardır.
Bu değişimlerle birlikte zamanla yüzyıllar içerisinde âşık tarzı şiir geleneği oluşmaya başlamış ve kendine özgü kuralları ve icra biçimi oluşmuştur.
Âşık edebiyatı geleneği, Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısı, tarihî süreçleri, kültürel etkileşimleri gibi etkenlerinin yanı sıra dinî yapısının etkisiyle gelişmiş ve kendine has bir yapı ortaya koyarken; âşıklık geleneğini icra eden âşıklar da hem kendi iç dünyalarını hem de toplumun değer yargıları ve inançlarını şiirlerine yansıtarak kimi sadece sözle kimi de hem sazıyla hem de sözüyle dile getirmişlerdir.
16.
yüzyıldan günümüze kadar gelişen âşıklık geleneği Türk saz şiiri ve âşıklık geleneği saz çalma, âşık karşılaşmaları gibi icraların yanı sıra mahlâs almadan oluşmaktadır.
Âşıkların sanatlarını icra ederken bu geleneği uydukları görülmektedir.
Âşıklar gelenekte benzer özellikler taşımalarına rağmen bazı özellikleriyle diğer âşıklardan farklılıklar göstermektedirler.
Çalışmamızda konu edindiğimiz mahlas âşık ve şairlerin şiirlerinde kullandıkları takma ad veya ikinci isimdir.
Halk şiirinde mahlas kullanmak gelenek halini almıştır.
Âşıklar çeşitli olaylar karşısında mahlas olarak değişik isimler tercih ederken bazen de ad, soyad veya her ikisini de mahlas olarak kullanmaktadırlar.
Şiirin son dörtlüğünde kullanılmakta olan mahlaslar şiirin kime ait olduğunu göstermektedir.
Âşıklık geleneğinde mahlas kullanma tapşırma olarak da adlandırılmaktadır.

Related Results

“Âşık Alı’nın Türkiye Seferi”nin Üç Varyantı
“Âşık Alı’nın Türkiye Seferi”nin Üç Varyantı
Millî kültürün inşa edilmesinde ve şekillenmesinde önemli hizmetleri olan âşıklar, bu geleneğin yaşatılarak geleceğe taşınmasında müstesna rol oynamışlardır. Âşıklık geleneğinde de...
Ansızın Kalpte Uyanan: Âşık Veysel’in Şiirlerinde Kalbin Belleği
Ansızın Kalpte Uyanan: Âşık Veysel’in Şiirlerinde Kalbin Belleği
Bellek ve belleğe ilişkin olan hatıralar, hatırlama ve unutma gibi unsurlar, bireysel yaşantımızda merkezî bir rol oynarlar. Kimliğimizin inşasında kurucu bir rol üstlenen bellek, ...
İCRA VE FASIL MEKÂNI OLARAK ÂŞIK KAHVEHANELERİ: ANKARA ÂŞIKLAR GÖNÜL KONAĞI
İCRA VE FASIL MEKÂNI OLARAK ÂŞIK KAHVEHANELERİ: ANKARA ÂŞIKLAR GÖNÜL KONAĞI
Sosyalleşme ve eğlence mekânı gibi gündelik pratik ve kamusal mekân işlevlerine sahip, sosyal yaşamın temel kurumlarından biri ve bir toplumsal buluşma mekânı olan kahvehanelerin, ...
Bir Kültürel Yaratım Alanı Olarak Âşıklar Bayramı ve İşlevleri: Bir Çırağ Yandı Karanlık Veysel Oldu
Bir Kültürel Yaratım Alanı Olarak Âşıklar Bayramı ve İşlevleri: Bir Çırağ Yandı Karanlık Veysel Oldu
Türk kültüründe bayramlar, insanların güzellikleri paylaştığı, gönlünce eğlendiği, öğrendiği kültürel yaratım ortamlarıdır. Anadolu’da Sivas ve Konya başta olmak üzere çeşitli şehi...
Âşık Veysel Şiirlerinde Tabiat Metaforu
Âşık Veysel Şiirlerinde Tabiat Metaforu
Tabiat ile insan arasındaki etkileşim, insanın yeryüzüne geldiği andan itibaren başlamaktadır. Tabiatın temelinde, anasır-ı erbaa olarak adlandırılan; toprak, su, hava ve ateş unsu...
ÂŞIK ŞİİRİNDE YENİ ÖLÇÜ DENEMELERİ VE AZ KULLANILAN ÖLÇÜLER: ÂŞIK SADIK MİSKİNİ ÖRNEĞİ
ÂŞIK ŞİİRİNDE YENİ ÖLÇÜ DENEMELERİ VE AZ KULLANILAN ÖLÇÜLER: ÂŞIK SADIK MİSKİNİ ÖRNEĞİ
Âşık edebiyatı, Türklerin sanat anlayışını Orta Asya kültüründen günümüze taşıyan uzun bir geçmişe sahip olan kültürel varlığımızdır. Âşık edebiyatı, günümüze kadar birçok unsurun ...
ÂŞIK PAŞA’YA MAL EDİLEN YENİ BİR YÛNUS EMRE GAZELİ ÜZERİNE
ÂŞIK PAŞA’YA MAL EDİLEN YENİ BİR YÛNUS EMRE GAZELİ ÜZERİNE
  Klasik Edebiyatımızın problemli meselelerinden olan, bir manzumenin başka şairlere mal edilmesi durumu, belki de en fazla Yûnus Emre’nin şiirlerinde görülmektedir. Yûnus mahlasl...
ÇAMŞIHI YÖRESİ ÂŞIKLIK GELENEĞİ İÇİNDE KADIN ÂŞIK ÂŞIK HATİCE MİHRAP
ÇAMŞIHI YÖRESİ ÂŞIKLIK GELENEĞİ İÇİNDE KADIN ÂŞIK ÂŞIK HATİCE MİHRAP
Âşıklar içinde yaşadıkları toplumun dünya görüşünü, inançlarını, geleneklerini, sanat zevkini yansıtan ve yaşatan gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan halk sanatçıları olarak b...

Back to Top