Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

İSLAM MİRAS HUKUKU İLE TÜRK MEDENİ KANUN MİRAS SİSTEMİNİN VARİSLER YÖNÜYLE KARŞILAŞTIRILMASI

View through CrossRef
Küçük, büyük her yaşayan insan için ölümün mukadder olması, hayatta kazanılan malların ölüm sonrasında kimlere kalacağı meselesini önemli hale getirmektedir. Bu meselenin çözümü için hukuk sistemleri ferdin veya ailenin korunması gibi kriterler doğrultusunda miras dağıtım yöntemleri geliştirmiştir. Toplumların inanç ve kültürlerinin etkisi gibi nedenlerle miras hukuk sistemleri arasında bir takım farklılıkların oluşması olağan olmakla beraber hak, adalet ve denge gibi ortak noktalarda bulunmaktadır. Bu benzerlik ve farklılıklar açısından miras sistemleri arasında kıyaslamalar yapmak mümkündür. İslam miras hukukunun hak, adalet, denge, ihtiyaç ve yakınlık gibi miras dağıtımında gözettiği ilkelerinin yanında kaynağının farklı olmasından kaynaklanan kendine has karakteristik özellikleri de vardır. İslam miras hukuku öncelikle Kur’ân-ı Kerîm ve bunun uygulayıcısı konumunda olan sünnet ile düzenlenmiştir. Kur’ân da çoğu husus genel prensip ve ilkeler çerçevesinde açıklanırken miras hukuku ise tam aksine en teferruatlı açıklanan meselelerden biri oluştur. İslam miras hukukunun kendine özgü özelliklerinden biri “ashabu’l-ferâiz” adı verilen varislerin ve hisselerinin belirlenmesidir. İslam miras sisteminde her tabakadan geniş bir varisler listesi oluşturulmuş ve her birinin özelliğine uygun olarak ayrı ayrı miras hisseleri belirlenmiştir. Belirlenen bu hisselerin toplamına da kırk hal adı verilmiştir. Böylece İslam hukukunda adalet, nafaka sorumluluğu, yakınlık derecesi, ihtiyaç durumu gibi dengeler gözetilmek suretiyle kendine özgü yeni bir miras sistemi oluşturmuştur. Türk miras hukuku ise zümre sistemini benimseyen İsviçre medeni hukukunun iktibas edilmesiyle oluşturulmuştur. Bu sisteme göre önce ölenin çocukları ve eşi ile birinci zümre, anne baba ve kardeşler ile ikinci zümre, dede nine ve bunların çocukları ile üçüncü zümre oluşturmuştur. Miras öncelikle birinci zümre sonra ikinci zümre son olarak da üçüncü zümre içerisinde dağıtılmaktadır. Bu dağıtım usulü anne baba gibi yakın akrabanın miras alamayıp göreceli olarak uzak akraba olan torunların hatta evlatlıkların miras alabilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada söz konusu iki hukuk sisteminin miras hükümleri varisler açısından mukayese edilerek pratikteki sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır. İslam miras hukukuyla Türk miras hukuku arasında farklı açılardan karşılaştırmalar yapan akademik çalışmalar bulunmaktadır. Ancak bu çalışmalar genelde hukuk sistemlerinin özellikleri çerçevesinde yapılmıştır. Doğrudan varislerin hisselerini karşılaştıran bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu sebeple çalışmada her iki hukuk sisteminin temel kaynaklarından hareketle, varisler ve hisseleri çerçevesinde karşılaştırması yapılacaktır. Böylece miras sistemlerine karşı bir farkındalık oluşturulmaya çalışılarak konunun sadece erkek ve kız hisselerine indirgenemeyeceğini ve farklılıkların önemli bir sistem tartışması olduğunu gündeme taşıyarak akademik camiada yeniden tartışılmasına kapı aralamak istemekteyiz. Anahtar Kelimeler: Miras, Miras Hukuku, Varis, Hisse, İslam Miras Hukuku, Türk Miras Hukuku, Mukayese.
Title: İSLAM MİRAS HUKUKU İLE TÜRK MEDENİ KANUN MİRAS SİSTEMİNİN VARİSLER YÖNÜYLE KARŞILAŞTIRILMASI
Description:
Küçük, büyük her yaşayan insan için ölümün mukadder olması, hayatta kazanılan malların ölüm sonrasında kimlere kalacağı meselesini önemli hale getirmektedir.
Bu meselenin çözümü için hukuk sistemleri ferdin veya ailenin korunması gibi kriterler doğrultusunda miras dağıtım yöntemleri geliştirmiştir.
Toplumların inanç ve kültürlerinin etkisi gibi nedenlerle miras hukuk sistemleri arasında bir takım farklılıkların oluşması olağan olmakla beraber hak, adalet ve denge gibi ortak noktalarda bulunmaktadır.
Bu benzerlik ve farklılıklar açısından miras sistemleri arasında kıyaslamalar yapmak mümkündür.
İslam miras hukukunun hak, adalet, denge, ihtiyaç ve yakınlık gibi miras dağıtımında gözettiği ilkelerinin yanında kaynağının farklı olmasından kaynaklanan kendine has karakteristik özellikleri de vardır.
İslam miras hukuku öncelikle Kur’ân-ı Kerîm ve bunun uygulayıcısı konumunda olan sünnet ile düzenlenmiştir.
Kur’ân da çoğu husus genel prensip ve ilkeler çerçevesinde açıklanırken miras hukuku ise tam aksine en teferruatlı açıklanan meselelerden biri oluştur.
İslam miras hukukunun kendine özgü özelliklerinden biri “ashabu’l-ferâiz” adı verilen varislerin ve hisselerinin belirlenmesidir.
İslam miras sisteminde her tabakadan geniş bir varisler listesi oluşturulmuş ve her birinin özelliğine uygun olarak ayrı ayrı miras hisseleri belirlenmiştir.
Belirlenen bu hisselerin toplamına da kırk hal adı verilmiştir.
Böylece İslam hukukunda adalet, nafaka sorumluluğu, yakınlık derecesi, ihtiyaç durumu gibi dengeler gözetilmek suretiyle kendine özgü yeni bir miras sistemi oluşturmuştur.
Türk miras hukuku ise zümre sistemini benimseyen İsviçre medeni hukukunun iktibas edilmesiyle oluşturulmuştur.
Bu sisteme göre önce ölenin çocukları ve eşi ile birinci zümre, anne baba ve kardeşler ile ikinci zümre, dede nine ve bunların çocukları ile üçüncü zümre oluşturmuştur.
Miras öncelikle birinci zümre sonra ikinci zümre son olarak da üçüncü zümre içerisinde dağıtılmaktadır.
Bu dağıtım usulü anne baba gibi yakın akrabanın miras alamayıp göreceli olarak uzak akraba olan torunların hatta evlatlıkların miras alabilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bu çalışmada söz konusu iki hukuk sisteminin miras hükümleri varisler açısından mukayese edilerek pratikteki sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır.
İslam miras hukukuyla Türk miras hukuku arasında farklı açılardan karşılaştırmalar yapan akademik çalışmalar bulunmaktadır.
Ancak bu çalışmalar genelde hukuk sistemlerinin özellikleri çerçevesinde yapılmıştır.
Doğrudan varislerin hisselerini karşılaştıran bir çalışmaya ulaşılamamıştır.
Bu sebeple çalışmada her iki hukuk sisteminin temel kaynaklarından hareketle, varisler ve hisseleri çerçevesinde karşılaştırması yapılacaktır.
Böylece miras sistemlerine karşı bir farkındalık oluşturulmaya çalışılarak konunun sadece erkek ve kız hisselerine indirgenemeyeceğini ve farklılıkların önemli bir sistem tartışması olduğunu gündeme taşıyarak akademik camiada yeniden tartışılmasına kapı aralamak istemekteyiz.
Anahtar Kelimeler: Miras, Miras Hukuku, Varis, Hisse, İslam Miras Hukuku, Türk Miras Hukuku, Mukayese.

Related Results

İslâm Hukukunda Mirasçılık Sebepleri ve Mirasçı Gruplar
İslâm Hukukunda Mirasçılık Sebepleri ve Mirasçı Gruplar
Yapılan bu çalışmayla İslâm miras hukukundaki mirasçılık sebepleri ve mirasçı gruplar ele alınmıştır. İnsanlık tarihi boyunca miras ve miras hukukuna dair düzenlemeler önemli bir y...
LİMİTED ŞİRKETLERDE PAYIN MİRAS YOLUYLA GEÇİŞİNİN MİRAS HUKUKU VE ŞİRKETLER HUKUKU AÇISINDAN SONUÇLARI
LİMİTED ŞİRKETLERDE PAYIN MİRAS YOLUYLA GEÇİŞİNİN MİRAS HUKUKU VE ŞİRKETLER HUKUKU AÇISINDAN SONUÇLARI
Ortağın ölümü miras hukukunun dışında şirketler hukuku açısından da önem taşır. Miras hukuku hükümleri çerçevesinde ölen ortağın payları, mirasa dahil olan diğer unsurlar gibi kend...
VERİ EKONOMİSİ VE REKABET HUKUKU
VERİ EKONOMİSİ VE REKABET HUKUKU
İnternet ve yapay zekâ temelli dijitalleşme sürecinin gün geçtikçe gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla beraber başta akıllı cihazlar olmak üzere yeni nesil enformasyon teknolojileri teme...
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Aktarım ve Gösterim Mekânı Olarak Necmi İğe Konağı
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Aktarım ve Gösterim Mekânı Olarak Necmi İğe Konağı
Köklü geçmişiyle tüm dünyada önemli bir yere sahip olan Anadolu toprakları, somut miras değerleri kadar somut olmayan miras değerleri açısından da zengin bir geçmişe sahiptir. Somu...
İslâm Hukuku ve Pozitif Türk Aile Hukuku Açısından Neolokalite
İslâm Hukuku ve Pozitif Türk Aile Hukuku Açısından Neolokalite
Bu çalışma, sosyolojik ve antropolojik bir kavram olan neolokaliteyi İslâm hukuku ve pozitif Türk hukuku çerçevesinde ele alarak eşlerin evlilik sonrası yerleşim tercihlerinin huku...
İslâm Hukuku ile Türk Pozitif Hukukunda Hekimin Gayret Sarf Etme Sorumluluğu
İslâm Hukuku ile Türk Pozitif Hukukunda Hekimin Gayret Sarf Etme Sorumluluğu
Bu çalışma, hekimin sorumluluğunu gayret sarf etme borcu özelinde hastaya karşı gerekli özeni gösterme açısından ele almayı amaçlamaktadır. Gayret sarf etme borcu kusurdan berî olm...
MAHREM ALANDA SİVİL HUKUK İNŞASI: MAHMUT ESAT BOZKURT’UN MEDENİ KANUN GEREKÇESİ VE EUGEN HUBER KAYNAKÇASI
MAHREM ALANDA SİVİL HUKUK İNŞASI: MAHMUT ESAT BOZKURT’UN MEDENİ KANUN GEREKÇESİ VE EUGEN HUBER KAYNAKÇASI
Cumhuriyet’in ilanından sonra bir dizi inkılâp gerçekleştiren kadrolar, bu bağlamda o ana kadar mevcut olan Mecelle yerine doğrudan devletin çekirdeği, aileyi ilgilendiren hukuki m...

Back to Top