Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

KONUŞUL(A)MAYANI ANLATMAK: TRAVMA TEORİSİ VE EDEBİYAT

View through CrossRef
İçinde bulunduğumuz ve bir önceki yüzyıl deneyimlerini en iyi tanımlayan terimlerden biri kuşkusuz travmadır. Yirminci yüzyıl modern savaş anlayışının yarattığı yıkımlara koşut olarak insan psikolojisindeki hasarlarla gündeme gelen travma terimi, 1980 yılında Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından resmi olarak tanınır. Ardından doksanlı yıllarda Cathy Caruth, Shoshana Felman ve Dominick LaCapra gibi teorisyenlerin çalışmalarıyla travma olgusu edebiyat, psikoloji ve tarih alanlarında yeni bir odak noktası haline gelir. Freud’dan Caruth’a travmanın doğrudan deneyimlenemez, dolayısıyla anlatılamaz olduğu savı, diğer yandan iyileşme için ihtiyaç duyduğu anlatılma zorunluluğu, ilk kuşak travma teorisinin merkezindeki gerilimi belirler. Ancak yirmibirinci yüzyıl başlarından itibaren Ruth Leys, Steff Craps, Michelle Balaev gibi çağdaş teorisyenler Caruth ve diğerlerinin travma tanımlamasına eleştiriler getirirler. İçinde barındırdığı çeşitlilik ve farklılıklardan dolayı çoğulcu model olarak bilinen çağdaş travma teorileri travmanın konuşulamaz olduğu savını reddederken geleneksel travma teorisinin Batı merkezci olduğunu savunur. Bu nedenle daha kapsayıcı ve çok kültürlü travma modelleri sunarlar. Gerçek hayatta konuşulamayanı dile getirme, hayal edilemeyeni hayal etme gibi sınırlara meydan okuma gücüyle edebiyat, travma teorilerinin de en uğrak noktası olur. Hem Caruth’un öncülüğündeki geleneksel travma teorisi hem de çoğulcu model sıkça edebiyata başvurur. Söz konusu etkileşimden hareketle bu çalışmanın amacı, travmanın geçmişten günümüze uzanan tarihsel seyrini kısa bir tartışmanın ardından, geleneksel ve çağdaş travma teorileri ışığında travma ve edebiyat ilişkisini ele almaktır.
Trakya Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi
Title: KONUŞUL(A)MAYANI ANLATMAK: TRAVMA TEORİSİ VE EDEBİYAT
Description:
İçinde bulunduğumuz ve bir önceki yüzyıl deneyimlerini en iyi tanımlayan terimlerden biri kuşkusuz travmadır.
Yirminci yüzyıl modern savaş anlayışının yarattığı yıkımlara koşut olarak insan psikolojisindeki hasarlarla gündeme gelen travma terimi, 1980 yılında Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından resmi olarak tanınır.
Ardından doksanlı yıllarda Cathy Caruth, Shoshana Felman ve Dominick LaCapra gibi teorisyenlerin çalışmalarıyla travma olgusu edebiyat, psikoloji ve tarih alanlarında yeni bir odak noktası haline gelir.
Freud’dan Caruth’a travmanın doğrudan deneyimlenemez, dolayısıyla anlatılamaz olduğu savı, diğer yandan iyileşme için ihtiyaç duyduğu anlatılma zorunluluğu, ilk kuşak travma teorisinin merkezindeki gerilimi belirler.
Ancak yirmibirinci yüzyıl başlarından itibaren Ruth Leys, Steff Craps, Michelle Balaev gibi çağdaş teorisyenler Caruth ve diğerlerinin travma tanımlamasına eleştiriler getirirler.
İçinde barındırdığı çeşitlilik ve farklılıklardan dolayı çoğulcu model olarak bilinen çağdaş travma teorileri travmanın konuşulamaz olduğu savını reddederken geleneksel travma teorisinin Batı merkezci olduğunu savunur.
Bu nedenle daha kapsayıcı ve çok kültürlü travma modelleri sunarlar.
Gerçek hayatta konuşulamayanı dile getirme, hayal edilemeyeni hayal etme gibi sınırlara meydan okuma gücüyle edebiyat, travma teorilerinin de en uğrak noktası olur.
Hem Caruth’un öncülüğündeki geleneksel travma teorisi hem de çoğulcu model sıkça edebiyata başvurur.
Söz konusu etkileşimden hareketle bu çalışmanın amacı, travmanın geçmişten günümüze uzanan tarihsel seyrini kısa bir tartışmanın ardından, geleneksel ve çağdaş travma teorileri ışığında travma ve edebiyat ilişkisini ele almaktır.

Related Results

İsmail Hikmet Ertaylan’ın edebiyat tarihi kitaplarında yöntem
İsmail Hikmet Ertaylan’ın edebiyat tarihi kitaplarında yöntem
Türk edebiyatı tarihine ve bu hususta yapılan çeşitli çalışmalara bakıldığında genele hâkim olan bir edebiyat tarihçiliği usulünden bahsedilemeyeceği görülür. Edebiyat tarihi araşt...
AMERİKAN HEGEMONYASI SAVUNUSU DOĞRULTUSUNDA SAMUEL HUNTİNGTON’DA SİYASAL DÜZEN TEORİSİ
AMERİKAN HEGEMONYASI SAVUNUSU DOĞRULTUSUNDA SAMUEL HUNTİNGTON’DA SİYASAL DÜZEN TEORİSİ
Dünyada bir düzen vardır. Dünya düzeni siyasal düzenin bir parçasıdır. Siyaset biliminde düzene ilişkin teorilerin çatı kavramı olan siyasal düzen teorisi, dünya düzeninin ardınd...
Travma ve Dindarlık İlişkisinin Değerlendirilmesi
Travma ve Dindarlık İlişkisinin Değerlendirilmesi
Türk toplumu özellikle 20. yüzyılın başından beri savaşlar, darbeler, ekonomik krizler, depremler ve salgınlar sebebiyle büyük toplumsal travmalar yaşamıştır. Geçmişteki sekülerleş...
İSLÂMÎ EDEBİYAT DERGİSİNDE BİR EDEBİYAT SORUŞTURMASI: İSLÂMÎ EDEBİYAT MÜMKÜN MÜDÜR?
İSLÂMÎ EDEBİYAT DERGİSİNDE BİR EDEBİYAT SORUŞTURMASI: İSLÂMÎ EDEBİYAT MÜMKÜN MÜDÜR?
İslâmî Edebiyat dergisinin kuruluş amacı İslâmî edebiyatın teorik zeminini belirlemek ve bu alanda eserler vermektir. Söz konusu amacın teorik çerçevesi hem dergideki yazılarla hem...
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
Bu çalışma, Sadri Maksudi Arsal’ın günümüze ulaşan eserleri ve fikirleri üzerinden yapılan bir analiz ile Arsal’ın Genel Devlet Teorisi ve Türk Devlet Teorisi’ni ortaya koymayı ama...
Kavramsal ve Kuramsal Olarak İş Doyumu
Kavramsal ve Kuramsal Olarak İş Doyumu
Bu makale, alanyazında iş tatmini olarak da sıkça karşılaşılan iş doyumunu, kavramsal ve kuramsal olarak açıklamak üzere hazırlanmış bir derleme çalışmasıdır. Çalışanların görev ve...
Charles Darwin Teorisini Neden “Evrim Teorisi” Olarak Adlandırmadı?
Charles Darwin Teorisini Neden “Evrim Teorisi” Olarak Adlandırmadı?
Charles Darwin, kendi teorisini Evrim Teorisi değil “Değişiklerle Türeyiş Teorisi” olarak, yer yer de “Doğal Seçilim Teorisi” olarak adlandırmıştır. Darwin, bilinçli bir biçimde E...

Back to Top