Javascript must be enabled to continue!
Cumhuriyet’in Kuruluş Dönemi Türk Oyun Yazarlığında Etik – İdeolojik İdealizasyon
View through CrossRef
Türk tiyatrosunun geleneksel (metinsiz) tiyatrodan Batılı (metinli) tiyatroya geçişi süreci, kendiliğinden değil, resmi ideoloji eliyle gerçekleştirilmiştir. Batılı tiyatronun ideal, gerçek tiyatro olduğu düşüncesi saray ve çevresi, devlet görevlileri, Türk elçileri ve yabancı elçilikler, aydınlar ve basın tarafından yayılmış, benimsenmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Yani çıkış noktasında Batılı anlamdaki Türk tiyatrosu, öğretici ve ideoloji taşıyıcı bir aygıt olarak kullanılmak istenmiştir. Bu makalenin amacı da söz konusu dönemde tiyatro metinlerinin idealleştirme işlevini araştırmaktır. Çalışmada kullanılan yöntem, nitel araştırma yöntemidir. Bu yöntemden, oyun metinlerinin analizinde faydalanılmıştır. Dolayısıyla cevap aranacak sorular konunun niçin seçildiği, oyun kahramanının yargılarının ve eylemlerinin nasıl oluştuğu, çevresinden ne şekilde etkilendiği ile aynı tartışmaları açmayı hedefleyen oyun metinleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklardır. Bunun için 1923 – 1946 yılları arasına değinen kuramsal çalışmalarla birlikte, söz konusu dönemde yazılan tiyatro oyunları değerlendirilmiştir. Oyunların dramatik yapılarında tema, çatışma, kişileştirme, mesaj gibi unsurlar bakımından önemli benzerlikler saptanmıştır. Bu benzerliğin nedeni söz konusu dönemde tiyatronun devlet tarafından teşvik edilmesi ve denetlenmesi olarak okunmalıdır. Böylece Türk oyun yazarlığı tarihinin dayandığı temel, çeşitlikten çok tektiplik, bireysel olandan çok toplumsal olan, estetikten çok işevsel ve var olandan çok idealize edilendir. Dönemde Cumhuriyet’i idealleştirmek için Osmanlı’ya ait değerlerin olumsuzlanması, salt Batı’ya öykünmeyip milli değerlere sahip çıkılması gereklilikleri vurgulanırken; ideal kadın ve erkek de buna göre kurgulanmıştır. Böylece ideal kadının özellikleri milli değeri olan Anadolu kültürüne sahip çıkan, ülkesi ve ailesi için her şeyi feda etmeye hazır olan kadın; ideal erkeğin özellikleri ise vatanına bağlı, dinç, çalışkan, cesur olarak tanımlanmıştır. Bu dönem yazarlar için de yeni bir dönemdir; yazdıkları dramatik metinler yeni bir türdür. Bu nedenle onların da Milli Mücadele, Cumhuriyet, Batılı değerler, milli değerler kavramları arasında sıkışıp kalmalarına şaşırmamak gerekir. Diğer yandan dönemde bu konular haricinde kalem oynatan yazarlar dışlanmıştır. Yazarlar için kaçınılmaz olarak statüko önyargısı oluşmuştur. Bugünden bakınca Türk tiyatrosunda hala kuruluş yılları ile hesaplaşma yapılamadığı, buradaki hikayelerin tükenmediği söylenmelidir.
Title: Cumhuriyet’in Kuruluş Dönemi Türk Oyun Yazarlığında Etik – İdeolojik İdealizasyon
Description:
Türk tiyatrosunun geleneksel (metinsiz) tiyatrodan Batılı (metinli) tiyatroya geçişi süreci, kendiliğinden değil, resmi ideoloji eliyle gerçekleştirilmiştir.
Batılı tiyatronun ideal, gerçek tiyatro olduğu düşüncesi saray ve çevresi, devlet görevlileri, Türk elçileri ve yabancı elçilikler, aydınlar ve basın tarafından yayılmış, benimsenmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Yani çıkış noktasında Batılı anlamdaki Türk tiyatrosu, öğretici ve ideoloji taşıyıcı bir aygıt olarak kullanılmak istenmiştir.
Bu makalenin amacı da söz konusu dönemde tiyatro metinlerinin idealleştirme işlevini araştırmaktır.
Çalışmada kullanılan yöntem, nitel araştırma yöntemidir.
Bu yöntemden, oyun metinlerinin analizinde faydalanılmıştır.
Dolayısıyla cevap aranacak sorular konunun niçin seçildiği, oyun kahramanının yargılarının ve eylemlerinin nasıl oluştuğu, çevresinden ne şekilde etkilendiği ile aynı tartışmaları açmayı hedefleyen oyun metinleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklardır.
Bunun için 1923 – 1946 yılları arasına değinen kuramsal çalışmalarla birlikte, söz konusu dönemde yazılan tiyatro oyunları değerlendirilmiştir.
Oyunların dramatik yapılarında tema, çatışma, kişileştirme, mesaj gibi unsurlar bakımından önemli benzerlikler saptanmıştır.
Bu benzerliğin nedeni söz konusu dönemde tiyatronun devlet tarafından teşvik edilmesi ve denetlenmesi olarak okunmalıdır.
Böylece Türk oyun yazarlığı tarihinin dayandığı temel, çeşitlikten çok tektiplik, bireysel olandan çok toplumsal olan, estetikten çok işevsel ve var olandan çok idealize edilendir.
Dönemde Cumhuriyet’i idealleştirmek için Osmanlı’ya ait değerlerin olumsuzlanması, salt Batı’ya öykünmeyip milli değerlere sahip çıkılması gereklilikleri vurgulanırken; ideal kadın ve erkek de buna göre kurgulanmıştır.
Böylece ideal kadının özellikleri milli değeri olan Anadolu kültürüne sahip çıkan, ülkesi ve ailesi için her şeyi feda etmeye hazır olan kadın; ideal erkeğin özellikleri ise vatanına bağlı, dinç, çalışkan, cesur olarak tanımlanmıştır.
Bu dönem yazarlar için de yeni bir dönemdir; yazdıkları dramatik metinler yeni bir türdür.
Bu nedenle onların da Milli Mücadele, Cumhuriyet, Batılı değerler, milli değerler kavramları arasında sıkışıp kalmalarına şaşırmamak gerekir.
Diğer yandan dönemde bu konular haricinde kalem oynatan yazarlar dışlanmıştır.
Yazarlar için kaçınılmaz olarak statüko önyargısı oluşmuştur.
Bugünden bakınca Türk tiyatrosunda hala kuruluş yılları ile hesaplaşma yapılamadığı, buradaki hikayelerin tükenmediği söylenmelidir.
Related Results
Dijital Oyun Bağımlılığı Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?
Dijital Oyun Bağımlılığı Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?
Bu araştırmanın amacı; Türkiye’deki Spor Bilimleri Fakültesi üniversite gençliği üzerinden dijital oyunu bağımlılığı profilinin ve akademik başarılarına etkisinin incelenmesidir. A...
Çocuğun Sosyalleşmesinde Oyunun Rolü
Çocuğun Sosyalleşmesinde Oyunun Rolü
Oyunun çocukların gelişimi, öğrenmesi ve sosyalleşmesi üzerinde olumlu etkileri olduğuna dair fikir birliği olmasına rağmen oyunu tanımlamak son derece güçtür. Oyunun ne anlama gel...
Sağlık Yönetimde Etik Eğitimi
Sağlık Yönetimde Etik Eğitimi
Sağlık hizmetlerinde etik sorunların ortaya çıkmasının nedenleri çok yönlü bu nedenler kaynak kıtlığı, yetersiz yönetim, hiyerarşik organizasyon yapıları, kaotik çalışma ortamları ...
ÇAĞDAŞ TÜRK OYUN YAZARLIĞINDA İDEALİZASYON
ÇAĞDAŞ TÜRK OYUN YAZARLIĞINDA İDEALİZASYON
Tiyatro, hayatı sahnede yansılayan bir sanattır. Kişiler, olaylar, toplumsal yapı, yazarın bakış açısına göre kurgulanarak, bir söylem oluşturmak üzere yeniden yaratılır. Tiyatro s...
LOUİS ALTHUSSER’İN DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI EKSENİNDE DARÜLELHAN
LOUİS ALTHUSSER’İN DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI EKSENİNDE DARÜLELHAN
Louis Althusser perspektifinde ideoloji insan yaşamıyla başlar ve ideoloji anlayışının vücut bulması, Devletin Baskı Aygıtları ile Devletin İdeolojik Aygıtları aracılığıyla gerçekl...
Dijital Oyun ve Sosyal Etkileşim
Dijital Oyun ve Sosyal Etkileşim
İletişim araştırmalarında dijital oyun çalışmaları giderek önem kazanmaktadır. Dijital iletişim ve medya teknolojilerinin gelişimi, toplumsal ve kültürel yapının değişiminin yanınd...
Permakültür Çocuk Oyun Alanları
Permakültür Çocuk Oyun Alanları
Permakültür ‘‘permanent culture’’, ‘kalıcı kültür’ ve ‘‘permanent agriculture’’ ‘kalıcı tarım’ kavramlarından oluşmuştur. Genel olarak permakültür, doğaya göre modellenen bir tasar...
Cumhuriyet Dönemi Cerrâhî Bestekârlar
Cumhuriyet Dönemi Cerrâhî Bestekârlar
Tekke mûsikîsinin birçok formu yüzyıllar boyu tekkelerde okunmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Bu formların icrâsının yapıldığı en aktif ve mâhir tekkelerden birisi de Cerrâhî Tekk...

