Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Ahlaki Bir Sorun Olarak Özgecilik ve Thomas Nagel

View through CrossRef
Özgecilik, psikoloji, biyoloji ve iktisat gibi pek çok disiplinin incelediği bir kavram olsa da esas anlamıyla felsefi bir sorunsal olarak öne çıkar. İnsan eylemlerinin ve bu eylemleri motive eden güdülerin kaynağını anlamak, özgecilik tartışmasının temelini oluşturur. Başkalarının çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koymayı ifade eden özgecilik hem gündelik hayatta hem de felsefi ve siyasi doktrinlerde önemli bir yer edinmiştir. Özgecilik tartışması, kaçınılmaz olarak egoizm kavramını da beraberinde getirir. Bu iki düşünce arasındaki ilişkiyi anlamak, ahlak felsefesinin temel meselelerinden biri olarak kabul edilir. Özgecilik kavramı, sistematik bir şekilde ilk kez sosyolog Auguste Comte tarafından ele alınmıştır. Comte, bireyin toplumsal faydayı öncelikli kılması gerektiğini savunarak, özgeciliği ahlaki bir ideal olarak tanımlar. Ancak özgecilik fikrinin tarihsel kökleri, Antik Yunan’a kadar uzanır. Bu dönemde, özgecilik, bireylerin toplumsal uyumu sağlamadaki rolleri çerçevesinde tartışılmıştır. Modern ahlak felsefesinde ise özgecilik, bireyin etik sorumluluklarının bir parçası olarak daha sistematik bir biçimde ele alınır. Immanuel Kant, özgecilik terimini doğrudan kullanmamış olsa da ahlak felsefesinde geliştirdiği niyet etiği ilkesi, özgeciliğe benzer bir perspektif sunar. Kant’ın ahlaki rasyonalizmini takip eden Thomas Nagel ise özgeciliği, bireyin başkalarına yönelik sorumluluklarını merkeze alarak değerlendirir. Ona göre, özgecilik yalnızca bireysel bir erdem değil aynı zamanda ahlaki yükümlülüklerimizin temel taşlarından biridir. Nagel, özgeciliğin bireyler arası ilişkilerde ahlaki sorumluluğu sağlamada vazgeçilmez olduğunu savunur. Etik bağlılığın yalnızca bireysel çıkarlarla değil, başkalarının çıkarlarının da dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini ileri sürer. Bu bağlamda özgecilik yalnızca bireyler arası ilişkilerde değil, toplumsal düzende de bir denge unsuru olarak ortaya çıkar. Bu çalışmada özgecilik kavramının tarihsel ve kavramsal kökenleri incelenerek, egoizmle olan ilişkisi detaylı bir şekilde analiz edilmektedir. Aynı zamanda Nagel’in rasyonalist etik yaklaşımı çerçevesinde özgeciliğin imkânı ve ahlaki sorumluluk anlayışı derinlemesine tartışılmaktadır. Çalışma, özgecilik kavramının bireyler arası ilişkilerde ve toplumsal düzende nasıl bir denge unsuru oluşturabileceğini ele almayı amaçlamıştır.
Title: Ahlaki Bir Sorun Olarak Özgecilik ve Thomas Nagel
Description:
Özgecilik, psikoloji, biyoloji ve iktisat gibi pek çok disiplinin incelediği bir kavram olsa da esas anlamıyla felsefi bir sorunsal olarak öne çıkar.
İnsan eylemlerinin ve bu eylemleri motive eden güdülerin kaynağını anlamak, özgecilik tartışmasının temelini oluşturur.
Başkalarının çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koymayı ifade eden özgecilik hem gündelik hayatta hem de felsefi ve siyasi doktrinlerde önemli bir yer edinmiştir.
Özgecilik tartışması, kaçınılmaz olarak egoizm kavramını da beraberinde getirir.
Bu iki düşünce arasındaki ilişkiyi anlamak, ahlak felsefesinin temel meselelerinden biri olarak kabul edilir.
Özgecilik kavramı, sistematik bir şekilde ilk kez sosyolog Auguste Comte tarafından ele alınmıştır.
Comte, bireyin toplumsal faydayı öncelikli kılması gerektiğini savunarak, özgeciliği ahlaki bir ideal olarak tanımlar.
Ancak özgecilik fikrinin tarihsel kökleri, Antik Yunan’a kadar uzanır.
Bu dönemde, özgecilik, bireylerin toplumsal uyumu sağlamadaki rolleri çerçevesinde tartışılmıştır.
Modern ahlak felsefesinde ise özgecilik, bireyin etik sorumluluklarının bir parçası olarak daha sistematik bir biçimde ele alınır.
Immanuel Kant, özgecilik terimini doğrudan kullanmamış olsa da ahlak felsefesinde geliştirdiği niyet etiği ilkesi, özgeciliğe benzer bir perspektif sunar.
Kant’ın ahlaki rasyonalizmini takip eden Thomas Nagel ise özgeciliği, bireyin başkalarına yönelik sorumluluklarını merkeze alarak değerlendirir.
Ona göre, özgecilik yalnızca bireysel bir erdem değil aynı zamanda ahlaki yükümlülüklerimizin temel taşlarından biridir.
Nagel, özgeciliğin bireyler arası ilişkilerde ahlaki sorumluluğu sağlamada vazgeçilmez olduğunu savunur.
Etik bağlılığın yalnızca bireysel çıkarlarla değil, başkalarının çıkarlarının da dikkate alınmasıyla mümkün olabileceğini ileri sürer.
Bu bağlamda özgecilik yalnızca bireyler arası ilişkilerde değil, toplumsal düzende de bir denge unsuru olarak ortaya çıkar.
Bu çalışmada özgecilik kavramının tarihsel ve kavramsal kökenleri incelenerek, egoizmle olan ilişkisi detaylı bir şekilde analiz edilmektedir.
Aynı zamanda Nagel’in rasyonalist etik yaklaşımı çerçevesinde özgeciliğin imkânı ve ahlaki sorumluluk anlayışı derinlemesine tartışılmaktadır.
Çalışma, özgecilik kavramının bireyler arası ilişkilerde ve toplumsal düzende nasıl bir denge unsuru oluşturabileceğini ele almayı amaçlamıştır.

Related Results

A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
İlahiyat Öğrencilerinin Ahlaki Kimlikleri ile Ahlaki Bütünlükleri Arasındaki İlişki
İlahiyat Öğrencilerinin Ahlaki Kimlikleri ile Ahlaki Bütünlükleri Arasındaki İlişki
Ahlaki kişiliğin bir boyutu olarak ahlaki kimlik, ahlaki eylemin temelinde yer alan ve içsel motivasyon ile kişiyi ahlaklı davranışlar sergilemeye sevk eden bilişsel ve psikolojik ...
Bilgi Herkese Açık mı? İbn Sînâ’da Felsefî Bilginin Aktarımı, Liyakat ve Ahlakî Sınırlar
Bilgi Herkese Açık mı? İbn Sînâ’da Felsefî Bilginin Aktarımı, Liyakat ve Ahlakî Sınırlar
Bu makale, İslam felsefe geleneğinde felsefî bilginin aktarımına dair geliştirilen seçici yaklaşımı, özellikle İbn Sînâ’nın pedagojik ve ahlâkî tutumu üzerinden incelemektedir. Çal...
William Whewell ve John Stuart Mill’de Ahlâk-Hukuk İlişkisi
William Whewell ve John Stuart Mill’de Ahlâk-Hukuk İlişkisi
Bu makalede 19. yüzyıl Britanya’sının en önemli iki ahlâk düşünürü olan William Whewell (1794-1866) ve John Stuart Mill (1806-1873)’in ahlâk ile hukuk ilişkisine dair görüşleri kon...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
İslam düşüncesinde Uṣûlü’d-dîn olarak ifade edilen Kelâm ilmi, inşâî bir ilim olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla Kelâm ilmi, teorik anlamda başlangıç olduğu gibi aynı zamanda sos...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...

Back to Top