Javascript must be enabled to continue!
Geştalt Kuramının Az Bilinen Çalışmaları: Bellek
View through CrossRef
Bu makale, “Geştalt Kuramı: Bir ‘Nazariye’nin Mazisi, Akameti ve Akıbeti…” makalesinin devamı niteliğinde olup Geştalt kuramının bellek alanında önerdiklerine ve ürettiklerine odaklanmaktadır. Geştalt kuramının algı süreçlerine dair çalışmaları ve önermeleri bir nebze biliniyorken bellek alanında ürettiği son derece zengin düşünceler ve görgül çalışmalar hemen hiç bilinmemektedir. Makalenin amacı, bu bilinmezi görünür kılmak. Makalenin ilk bölümünde Geştalt kuramcılarından Kurt Koffka’nın 1936 tarihli Geştalt Prensipleri kitabının belleğe dair bölümleri ele alınmaktadır. Bu bölümde kuramın, ardışık dizilerdeki Geştalt algısının aslında belleksel süreçler barındırdığına, bellek izlerinin Geştalt’lar olduğu ve bu Geştalt’ların dinamik özelliklere sahip olduğuna dair önermeleri sunulacaktır. Kuramın belleğe dair belki de en önemli önermesi, herhangi bir bellek izinin bir Geştalt olarak taşıdığı tekilliğe (‘Prägnanz’) göre zaman içinde “durup dururken” değişime uğrayabildiğidir. Kuram daha da ileriye giderek tekillik vasfına bağlı olarak hangi bellek izinin değişeceği ve olası olarak ne yönde değişeceği, hangilerinse değişiklik göstermeden zamana direneceğini öngörmeye çalışır. Aynı bölümde, Hedwig von Restorff’un Geştalt kuramının belleğe dair en güçlü çalışmalarından biri sayılabilecek 1933 tarihli doktora tezi ele alınacaktır. Bu çalışma, kuramın şekil-zemin ikiliğinin bellekteki karşılığını görünür kılması nedeniyle önemlidir. Makalenin son bölümünde ise, Geştalt kuramı bağlamında çok özgün fikirler geliştirmiş ve görgül araştırmalar yürütmüş, ancak buna rağmen ana akım bilişsel psikoloji içinde görmezden gelinmiş Erich Goldmeier’ın çalışmaları ele alınacaktır.
Title: Geştalt Kuramının Az Bilinen Çalışmaları: Bellek
Description:
Bu makale, “Geştalt Kuramı: Bir ‘Nazariye’nin Mazisi, Akameti ve Akıbeti…” makalesinin devamı niteliğinde olup Geştalt kuramının bellek alanında önerdiklerine ve ürettiklerine odaklanmaktadır.
Geştalt kuramının algı süreçlerine dair çalışmaları ve önermeleri bir nebze biliniyorken bellek alanında ürettiği son derece zengin düşünceler ve görgül çalışmalar hemen hiç bilinmemektedir.
Makalenin amacı, bu bilinmezi görünür kılmak.
Makalenin ilk bölümünde Geştalt kuramcılarından Kurt Koffka’nın 1936 tarihli Geştalt Prensipleri kitabının belleğe dair bölümleri ele alınmaktadır.
Bu bölümde kuramın, ardışık dizilerdeki Geştalt algısının aslında belleksel süreçler barındırdığına, bellek izlerinin Geştalt’lar olduğu ve bu Geştalt’ların dinamik özelliklere sahip olduğuna dair önermeleri sunulacaktır.
Kuramın belleğe dair belki de en önemli önermesi, herhangi bir bellek izinin bir Geştalt olarak taşıdığı tekilliğe (‘Prägnanz’) göre zaman içinde “durup dururken” değişime uğrayabildiğidir.
Kuram daha da ileriye giderek tekillik vasfına bağlı olarak hangi bellek izinin değişeceği ve olası olarak ne yönde değişeceği, hangilerinse değişiklik göstermeden zamana direneceğini öngörmeye çalışır.
Aynı bölümde, Hedwig von Restorff’un Geştalt kuramının belleğe dair en güçlü çalışmalarından biri sayılabilecek 1933 tarihli doktora tezi ele alınacaktır.
Bu çalışma, kuramın şekil-zemin ikiliğinin bellekteki karşılığını görünür kılması nedeniyle önemlidir.
Makalenin son bölümünde ise, Geştalt kuramı bağlamında çok özgün fikirler geliştirmiş ve görgül araştırmalar yürütmüş, ancak buna rağmen ana akım bilişsel psikoloji içinde görmezden gelinmiş Erich Goldmeier’ın çalışmaları ele alınacaktır.
Related Results
Ansızın Kalpte Uyanan: Âşık Veysel’in Şiirlerinde Kalbin Belleği
Ansızın Kalpte Uyanan: Âşık Veysel’in Şiirlerinde Kalbin Belleği
Bellek ve belleğe ilişkin olan hatıralar, hatırlama ve unutma gibi unsurlar, bireysel yaşantımızda merkezî bir rol oynarlar. Kimliğimizin inşasında kurucu bir rol üstlenen bellek, ...
Yerel Siyasette Müzelerin Bellek Mekânı Olarak Kullanımı Üzerine Bir Çalışma: Türk Tarih Müzesi ve Parkı Örneği
Yerel Siyasette Müzelerin Bellek Mekânı Olarak Kullanımı Üzerine Bir Çalışma: Türk Tarih Müzesi ve Parkı Örneği
Toplumsal bellek, toplumsal düzeyde belirlenen bireysel hatıraların birleşimidir. Bireyler ve toplumlar, hatırlama için bellek mekânlarına ihtiyaç duyarlar ve bu bellek mekânları s...
ERMAN, TAHİRE VE ÖZALOĞLU, SERPİL. BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ TOPLUMSAL BELLEK, MEKÂN VE KİMLİK ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR
ERMAN, TAHİRE VE ÖZALOĞLU, SERPİL. BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ TOPLUMSAL BELLEK, MEKÂN VE KİMLİK ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR
Mekân çalışmaları ve bellek çalışmaları, 1960’lardan bu yana benzer bir
eğilimle sosyolojiden edebiyata, psikolojiden kent bilimlerine kadar birçok
disipline konu olmuştur. Bu süre...
Spirituality and Gestalt: A Gestalt-Transpersonal Perspective
Spirituality and Gestalt: A Gestalt-Transpersonal Perspective
AbstractMany people who have participated in Gestalt therapy and training often label their experiences as having been profound and spiritual in nature. Aspects of Gestalt therapy ...
KIRGIZ EDEBİYATINDA BELLEK ÖGESİ OLARAK KOMUZ (KOPUZ)
KIRGIZ EDEBİYATINDA BELLEK ÖGESİ OLARAK KOMUZ (KOPUZ)
Geçmişi zihinde saklama ve yeniden canlandırma yetisi olan bellek, bireysel bir hatırlama olmakla birlikte kolektif bir işleve de sahiptir. Geçmişe ait imgelerin ve deneyimlerin uy...
“Adı Vasfiye” ve “Aaahh Belinda” Filmlerinde Bellek Yanılsamaları ve Toplumsal Cinsiyet
“Adı Vasfiye” ve “Aaahh Belinda” Filmlerinde Bellek Yanılsamaları ve Toplumsal Cinsiyet
Bellek, hatırlama ve unutma ile inşa edilir. Kolektif hafıza belirli bir bağlamda oluşur. Bu bağlamın boyutlarından biri de toplumsal cinsiyet ilişkileridir. Sinema toplumun dinami...
Şiddet Mağduru Kadınlarda Otobiyografik Bellek İşlevlerinin İncelenmesi
Şiddet Mağduru Kadınlarda Otobiyografik Bellek İşlevlerinin İncelenmesi
Bu araştırmada şiddet mağduru kadınlarda otobiyografik bellek işlevlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda şiddet mağduru kadınlarda kendilik algısı i...
KÂMURAN ŞİPAL’İN DEMİR KÖPRÜ ROMANINDA ÇOCUKLUK VE MAZİ
KÂMURAN ŞİPAL’İN DEMİR KÖPRÜ ROMANINDA ÇOCUKLUK VE MAZİ
Çocukluk ve mazi; roman ve öykülerde yazarların sıklıkla başvurduğu temaların başında gelir. Bu temalar özellikle otobiyografik romanlarda metnin temel izleğini oluşturur. Çocukluk...

