Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Borcun Geciktirilmesine Karşılık Uygulanan Mali Cezanın Fıkhi Açıdan Değerlendirilmesi

View through CrossRef
Her sözleşme, taraflar arasındaki yükümlülüklerin teminat altına alındığı güvene dayalı bir ilişki zemininin oluşmasını sağlar. Bu sebeple, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi, sadece ilgili taraflar arasındaki borç ilişkisini düzenlemez, aynı zamanda kişiler arasındaki güven duygusunu pekiştirir ve ticari hayatta istikrarı sağlar. Bir borçlunun, gücü yetmesine rağmen sözleşme yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmemesi, alacaklının hem yaşamında hem de ticari faaliyetlerinde maddi ve manevi açıdan zarara maruz kalmasına yol açabilen hukuki bir sorundur. Yaşanan mağduriyetlerin giderilebilmesi için bu soruna çözüm getirilmesi son derece önemlidir. Klasik fıkha bakıldığında, sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden borçlulara mali ceza yerine hapis, dayak gibi bedensel ve özgürlüğü kısıtlayan ve mali niteliği olmayan birtakım cezaların uygulandığı görülür. Ancak sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden kişilere uygulanan mali niteliği olmayan cezalar, alacaklının zararını gidermekten ziyade, borçlunun gelecekte bu davranışı tekrar etmesine engel olmayı amaçlamaktadır. Bu sebeple, alacaklının doğrudan zararını gidermeyen mali niteliği olmayan cezalar, yaşanan mağduriyetleri gidermeye yönelik bir çözüm önerisi getirmemektedir. Dolayısıyla yaşanan sözleşme ihlali sorunlarına taraflar arasında adaleti sağlayacak şekilde bir çözümün bulunması önem taşır. Değişen ekonomik ve sosyal şartları göz önünde bulunduran ve sözleşme ihlalleri sebebiyle yaşanan mağduriyetlere çözüm bulmaya çalışan günümüz İslam hukuku araştırmacıları, sözleşme ihlallerinin önüne geçebilmek için borcunu vadesinde ve tam bir şekilde yerine getirmeyen kişilere yönelik bir takım mali cezalar ön görmüştür. Ancak bu çözüm önerisi, fukahâ arasında mali ceza uygulamasının câizliğine dair tartışmaları başlatmıştır. Tartışmaların odağında, mali cezanın Allah’ın haram kıldığı bir eylem olan ribâ kapsamına girip girmediğine ve dolayısıyla böyle bir uygulamanın İslami açıdan meşruiyet zeminine dair görüş ayrılıkları yer alır. Bu çalışmada, kasıtlı olarak borcun vadesinde yerine getirilmemesi sebebiyle ortaya çıkan zararların giderilme süreçleri ve böyle bir suç işleyen borçluya uygulanması ön görülen mali cezalar incelenecektir. Araştırmanın temel amacı, sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden kişilere yönelik öngörülen mali cezalara dair görüşleri fıkhın genel prensipleri çerçevesinde incelemektir. Bu doğrultuda, ihlalden kaynaklı mağduriyetleri gideren ve taraflar arasında adaleti sağlayan mali bir ceza uygulamasının sınırlarını belirleyerek somut bir çözüm önerisi sunmak hedeflenmektedir. Elde edilen bulgular, mali ceza uygulamasının câizliği konusunda fukahâ arasında görüş farklılığının bulunduğunu ortaya koymaktadır. Fukahânın bir kısmı, ribâ endişesi sebebiyle mali ceza uygulamasını câiz görmezken bazı fukahâ ise, alacaklının maruz kaldığı maddi ve manevi zararları dikkate alarak tazminat ve caydırıcılık amaçlı mali ceza uygulamasının câiz olduğunu söylemiştir. Mali ceza uygulamasının câiz olduğu yönünde görüş bildiren fukahâ arasında da bu cezanın hukuki niteliği, hangi tür sözleşmelerde talep edilebileceği ve tahsil edilen bedelin nerelerde kullanılmasının gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Çalışmanın sonucunda, sözleşme sorumluluklarını ihlal ederek suç işleyen kişilere ceza olarak; borçlunun, borç miktarına denk bir malını alacaklıya teslim etmesi ve alacaklının da bu malı, ödemenin yapılmadığı süre kadar elinde tutması, süre dolunca da alınan malı borçluya geri vermesi şeklinde bir yöntemin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çözüm yönteminin taraflar arasında adaleti tesis etme noktasında en isabetli seçenek olduğu düşünülmektedir.
Title: Borcun Geciktirilmesine Karşılık Uygulanan Mali Cezanın Fıkhi Açıdan Değerlendirilmesi
Description:
Her sözleşme, taraflar arasındaki yükümlülüklerin teminat altına alındığı güvene dayalı bir ilişki zemininin oluşmasını sağlar.
Bu sebeple, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi, sadece ilgili taraflar arasındaki borç ilişkisini düzenlemez, aynı zamanda kişiler arasındaki güven duygusunu pekiştirir ve ticari hayatta istikrarı sağlar.
Bir borçlunun, gücü yetmesine rağmen sözleşme yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmemesi, alacaklının hem yaşamında hem de ticari faaliyetlerinde maddi ve manevi açıdan zarara maruz kalmasına yol açabilen hukuki bir sorundur.
Yaşanan mağduriyetlerin giderilebilmesi için bu soruna çözüm getirilmesi son derece önemlidir.
Klasik fıkha bakıldığında, sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden borçlulara mali ceza yerine hapis, dayak gibi bedensel ve özgürlüğü kısıtlayan ve mali niteliği olmayan birtakım cezaların uygulandığı görülür.
Ancak sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden kişilere uygulanan mali niteliği olmayan cezalar, alacaklının zararını gidermekten ziyade, borçlunun gelecekte bu davranışı tekrar etmesine engel olmayı amaçlamaktadır.
Bu sebeple, alacaklının doğrudan zararını gidermeyen mali niteliği olmayan cezalar, yaşanan mağduriyetleri gidermeye yönelik bir çözüm önerisi getirmemektedir.
Dolayısıyla yaşanan sözleşme ihlali sorunlarına taraflar arasında adaleti sağlayacak şekilde bir çözümün bulunması önem taşır.
Değişen ekonomik ve sosyal şartları göz önünde bulunduran ve sözleşme ihlalleri sebebiyle yaşanan mağduriyetlere çözüm bulmaya çalışan günümüz İslam hukuku araştırmacıları, sözleşme ihlallerinin önüne geçebilmek için borcunu vadesinde ve tam bir şekilde yerine getirmeyen kişilere yönelik bir takım mali cezalar ön görmüştür.
Ancak bu çözüm önerisi, fukahâ arasında mali ceza uygulamasının câizliğine dair tartışmaları başlatmıştır.
Tartışmaların odağında, mali cezanın Allah’ın haram kıldığı bir eylem olan ribâ kapsamına girip girmediğine ve dolayısıyla böyle bir uygulamanın İslami açıdan meşruiyet zeminine dair görüş ayrılıkları yer alır.
Bu çalışmada, kasıtlı olarak borcun vadesinde yerine getirilmemesi sebebiyle ortaya çıkan zararların giderilme süreçleri ve böyle bir suç işleyen borçluya uygulanması ön görülen mali cezalar incelenecektir.
Araştırmanın temel amacı, sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden kişilere yönelik öngörülen mali cezalara dair görüşleri fıkhın genel prensipleri çerçevesinde incelemektir.
Bu doğrultuda, ihlalden kaynaklı mağduriyetleri gideren ve taraflar arasında adaleti sağlayan mali bir ceza uygulamasının sınırlarını belirleyerek somut bir çözüm önerisi sunmak hedeflenmektedir.
Elde edilen bulgular, mali ceza uygulamasının câizliği konusunda fukahâ arasında görüş farklılığının bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Fukahânın bir kısmı, ribâ endişesi sebebiyle mali ceza uygulamasını câiz görmezken bazı fukahâ ise, alacaklının maruz kaldığı maddi ve manevi zararları dikkate alarak tazminat ve caydırıcılık amaçlı mali ceza uygulamasının câiz olduğunu söylemiştir.
Mali ceza uygulamasının câiz olduğu yönünde görüş bildiren fukahâ arasında da bu cezanın hukuki niteliği, hangi tür sözleşmelerde talep edilebileceği ve tahsil edilen bedelin nerelerde kullanılmasının gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır.
Çalışmanın sonucunda, sözleşme sorumluluklarını ihlal ederek suç işleyen kişilere ceza olarak; borçlunun, borç miktarına denk bir malını alacaklıya teslim etmesi ve alacaklının da bu malı, ödemenin yapılmadığı süre kadar elinde tutması, süre dolunca da alınan malı borçluya geri vermesi şeklinde bir yöntemin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu çözüm yönteminin taraflar arasında adaleti tesis etme noktasında en isabetli seçenek olduğu düşünülmektedir.

Related Results

Mali Cezanın Tarihi Süreç İçindeki Varlığı
Mali Cezanın Tarihi Süreç İçindeki Varlığı
Mal edinme duygusu insanın fıtratında var olan temel bir duygudur. Bu duygu insanı sürekli olarak mal elde edebileceği çeşitli yolları aramaya sevk eder. İnsanın mal edinmek için t...
Borcun Dış Üstlenilmesinin Asıl Borç İlişkisindeki Borca Aykırılığın Sonuçları Üzerindeki Etkisi
Borcun Dış Üstlenilmesinin Asıl Borç İlişkisindeki Borca Aykırılığın Sonuçları Üzerindeki Etkisi
Borcun dış üstlenilmesi, alacaklı ile üçüncü bir kişi arasında yapılan bir sözleşmeyle borçlunun değişmesi sonucunu doğuran bir hukuki kurumdur. Dış üstlenme sözleşmesi alacaklı, b...
Mali Yönetişimde Bağımsız Mali Kurumların Önemi
Mali Yönetişimde Bağımsız Mali Kurumların Önemi
Bütçelemede karar alma süreci boyunca izlenen kurallar ve bu süreçte yer alan kurumlar mali performansın önemli belirleyicileridir. 1990’lı yıllardan itibaren mali kurumsalcı...
Preimplantasyon Genetik Test (PGT): Etik ve Fıkhi Perspektiften Değerlendirme
Preimplantasyon Genetik Test (PGT): Etik ve Fıkhi Perspektiften Değerlendirme
Genetik araştırma teknikleri ve müdahale yöntemlerindeki gelişmeler, döllenme sonrasında embriyoya rahme tutunmasından (implantasyon) önce ve rahme tutunmasında sonra farklı amaçla...
Metalaşan İnsan Bedeni: Plasentanın Kullanımına Etik ve Fıkhî Bir Eleştiri
Metalaşan İnsan Bedeni: Plasentanın Kullanımına Etik ve Fıkhî Bir Eleştiri
Günümüzün modern tıbbî imkanları birçok insana ait atık parçanın tıpta, kozmetikte ve farmasötik madde olarak ilaçlarda kullanımını mümkün kılmaktadır. Gebeliğin nihayete ermesi il...
Mali Davranışın Anlam Dünyası: Mali Kültür ve Mali Zihniyet Arakesitinde Sosyolojik Bir Değerlendirme
Mali Davranışın Anlam Dünyası: Mali Kültür ve Mali Zihniyet Arakesitinde Sosyolojik Bir Değerlendirme
Bu çalışma, mali davranışın yalnızca rasyonel ve ekonomik hesaplamalarla açıklanamayacağını; tarihsel deneyimler, kültürel normlar ve kurumsal ilişki biçimleri içinde şekillenen bi...
Hanefi Belh Fıkhının Ekolleşmesi
Hanefi Belh Fıkhının Ekolleşmesi
Hanefi mezhebi içinde bölgesel fıkıh ekolleri vardır. Bu ekollerin en kadimi kuşkusuz Belh ekolüdür. Söz konusu ekol hem usul hem de füru açıdan Hanefi fıkhının gelişmesine katkıda...
Fıkhî Açıdan Altın ve Gümüş Dışındaki Madenlerin ve Kıymetli Taşların Ziynet Amaçlı Kullanımı
Fıkhî Açıdan Altın ve Gümüş Dışındaki Madenlerin ve Kıymetli Taşların Ziynet Amaçlı Kullanımı
Ziynet kavramı, Kur’ân-ı Kerîm’de hem maddi hem de manevi güzelliklerin bir ifadesi olarak ele alınırken fıkıh disiplini içinde daha çok maddi süslenme aracı olan ürünler için kull...

Back to Top