Javascript must be enabled to continue!
Ebü’l-Hasan el-Eşʿarî’ye Göre Rü’yetullah
View through CrossRef
Rü’yetullah, insanın fizyolojik gözüyle Allah’ı görmesi anlamına gelmektedir. Bu tartışmayı Kur’an’daki âyetlerden ve Hz. Peygamber’in sözlerinden hareketle erken döneme kadar götürmek mümkünse de asıl olarak Cehm b. Safvan’ın (ö. 128/745-46) rü’yetullahın mümkün olmayacağını ileri sürmesiyle gün yüzüne çıkmış, Muʿtezile’nin de bu görüşü desteleyerek Allah’ı tenzihten hareketle rü’yetullahın mümkün olmayacağını söylemesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Ehl-i sünnet kelâmını başlatanlardan ve Eşʿarîliğin kurucusu olan Ebü’l-Hasan el-Eşʿarî’de (ö. 324/935-36) Allah’ın baş gözüyle görüleceği üzerinde durmuştur. Allah’ın görülmesi meselesi Ehl-i sünnetin genelinde olduğu gibi Eşʿarî’de de aklen caiz ve naklen vacip olan konular arasındadır. Eşʿarî bu konuyu eserlerinde ele alırken öncelikle rü’yetullah ile ilgili âyetlerden hareket ederek kelimelere verilen çeşitli anlamları açısından değerlendirmeye tabi tutmuştur. Bu anlamları tek tek eleyerek âyetlerde geçen görmeyi ifade eden kavramların gözle görme anlamına geldiğini ispat yoluna gitmiştir. Daha sonra da bu âyetlerin asıl anlamının Allah’ın görülmesine işaret ettiği, bu görmenin Allah’ın kudreti dâhilinde olduğunu hatırlatarak belki dünya cihetiyle değil de âhiret açısından Allah’ın görüleceği anlamına geldiğini belirtmiştir. Aynı zamanda bunu destekleyen hadisleri de ele alarak Hz. Peygamber’in buna işaret ettiğini bildirmiştir. Eşʿarî’nin kelâm konularını ele almasında daha çok nakilci yaklaşımın ağırlıklı olduğunu söylemek mümkündür. Ancak Allah’ın görülmesi meselesinde naklî olmasının yanı sıra bunun aklî olduğunu belirtmesiyle farklı bir yaklaşım sergilediği görülmüştür. Bu açıklamalarında özellikle görenin hadis olması kadim olan görüleni etkilemeyeceğini açıklayarak öncelikle varlık açısından hâdis ve kadim ayırımına gitmektedir. Eşʿarî’ye göre nasıl ki tatma, koklama ve dokunma birer duygu olup insan için kullanıldığında hâdistir. Aynı şekilde görme de insan için hâdis bir duygudur. Gören insanın ve görme duyusunun hâdis ama görülen olan Allah’ın ise hâdis olamayacağını belirtmektedir. Allah’ın gözle görülebileceğine dair ontolojik açıdan yaklaşımına bir başka kanıt ise O’nu görülmesi caiz olan bir varlık olduğunu belirtir. Çünkü olmayanı görmek caiz değildir. Oysa Allah mevcut, sabit olup kendisini görmemiz muhal olmadığına göre o görülecektir. Eşʿarî’ye göre Allah’ın görülmesinin ispatında Onu yaratılmışlara benzetme ve hakikati ters yüz etme anlamına gelmeden şanına yakışacak bir şekilde görülmesinin aklen caiz olduğu yaklaşımı vardır. Çeşitli çalışmalarda farklı konular işlenirken Eşʿarî’nin rü’yetullah ile ilgili görüşlerine arada değinildiği halde konuyla ilgili tüm görüşlerini bir araya getiren özel bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu makalede İmam Eşʿarî’ye göre Allah’ın görülmesi konusunda ortaya koymuş olduğu hem naklî hem de aklî delilleri onun eserlerinden ve birinci elden hareketle ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.
Title: Ebü’l-Hasan el-Eşʿarî’ye Göre Rü’yetullah
Description:
Rü’yetullah, insanın fizyolojik gözüyle Allah’ı görmesi anlamına gelmektedir.
Bu tartışmayı Kur’an’daki âyetlerden ve Hz.
Peygamber’in sözlerinden hareketle erken döneme kadar götürmek mümkünse de asıl olarak Cehm b.
Safvan’ın (ö.
128/745-46) rü’yetullahın mümkün olmayacağını ileri sürmesiyle gün yüzüne çıkmış, Muʿtezile’nin de bu görüşü desteleyerek Allah’ı tenzihten hareketle rü’yetullahın mümkün olmayacağını söylemesiyle yeni bir boyut kazanmıştır.
Ehl-i sünnet kelâmını başlatanlardan ve Eşʿarîliğin kurucusu olan Ebü’l-Hasan el-Eşʿarî’de (ö.
324/935-36) Allah’ın baş gözüyle görüleceği üzerinde durmuştur.
Allah’ın görülmesi meselesi Ehl-i sünnetin genelinde olduğu gibi Eşʿarî’de de aklen caiz ve naklen vacip olan konular arasındadır.
Eşʿarî bu konuyu eserlerinde ele alırken öncelikle rü’yetullah ile ilgili âyetlerden hareket ederek kelimelere verilen çeşitli anlamları açısından değerlendirmeye tabi tutmuştur.
Bu anlamları tek tek eleyerek âyetlerde geçen görmeyi ifade eden kavramların gözle görme anlamına geldiğini ispat yoluna gitmiştir.
Daha sonra da bu âyetlerin asıl anlamının Allah’ın görülmesine işaret ettiği, bu görmenin Allah’ın kudreti dâhilinde olduğunu hatırlatarak belki dünya cihetiyle değil de âhiret açısından Allah’ın görüleceği anlamına geldiğini belirtmiştir.
Aynı zamanda bunu destekleyen hadisleri de ele alarak Hz.
Peygamber’in buna işaret ettiğini bildirmiştir.
Eşʿarî’nin kelâm konularını ele almasında daha çok nakilci yaklaşımın ağırlıklı olduğunu söylemek mümkündür.
Ancak Allah’ın görülmesi meselesinde naklî olmasının yanı sıra bunun aklî olduğunu belirtmesiyle farklı bir yaklaşım sergilediği görülmüştür.
Bu açıklamalarında özellikle görenin hadis olması kadim olan görüleni etkilemeyeceğini açıklayarak öncelikle varlık açısından hâdis ve kadim ayırımına gitmektedir.
Eşʿarî’ye göre nasıl ki tatma, koklama ve dokunma birer duygu olup insan için kullanıldığında hâdistir.
Aynı şekilde görme de insan için hâdis bir duygudur.
Gören insanın ve görme duyusunun hâdis ama görülen olan Allah’ın ise hâdis olamayacağını belirtmektedir.
Allah’ın gözle görülebileceğine dair ontolojik açıdan yaklaşımına bir başka kanıt ise O’nu görülmesi caiz olan bir varlık olduğunu belirtir.
Çünkü olmayanı görmek caiz değildir.
Oysa Allah mevcut, sabit olup kendisini görmemiz muhal olmadığına göre o görülecektir.
Eşʿarî’ye göre Allah’ın görülmesinin ispatında Onu yaratılmışlara benzetme ve hakikati ters yüz etme anlamına gelmeden şanına yakışacak bir şekilde görülmesinin aklen caiz olduğu yaklaşımı vardır.
Çeşitli çalışmalarda farklı konular işlenirken Eşʿarî’nin rü’yetullah ile ilgili görüşlerine arada değinildiği halde konuyla ilgili tüm görüşlerini bir araya getiren özel bir çalışmaya rastlanmamıştır.
Bu makalede İmam Eşʿarî’ye göre Allah’ın görülmesi konusunda ortaya koymuş olduğu hem naklî hem de aklî delilleri onun eserlerinden ve birinci elden hareketle ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.
Related Results
Medih Temalı Arap Şiirinde Ebû Hanife
Medih Temalı Arap Şiirinde Ebû Hanife
Bu çalışma, Arap şiirinde medih temasının ilmi ve ahlâkî temsil üretme işlevini Ebû Hanîfe örneği üzerinden ele almaktadır. Medih, Arap şiirinin en köklü temalarından biridir. Cahi...
Ebû Hüreyre’nin Fakihliği Meselesi
Ebû Hüreyre’nin Fakihliği Meselesi
Ebû Hüreyre ismine İslâmî ilimlerin pek çok alanında rastlamak mümkündür. Hz. Peygamber’in (s.a.v) vefâtından yaklaşık üç yıl önce Medîne’ye gelmiş olmasına rağmen sahâbenin en faz...
Ebû Hanife Sonrası Ebû Yusuf-Halife Hârûnürreşîd İlişkisi
Ebû Hanife Sonrası Ebû Yusuf-Halife Hârûnürreşîd İlişkisi
İslam toplumunda siyasi mücadelelerin dini referanslar üzerinde yapılması ve İslâm dininin yaşamın neredeyse her alanında temel ilkelerinin bulunması; ulemânın hukuk, din işleri, d...
Sahabe Şiirlerinde Medine’ye Hicret
Sahabe Şiirlerinde Medine’ye Hicret
Allah Resûlü (s.a.v.),
haksızlıkların ve çarpık inanç biçimlerinin hüküm sürdüğü Mekke ortamında
dünyaya gelir ve kırk yaşına bastığında Yüce Allah tarafından peygamberlikle
görevl...
KAÇAR HANEDANI SEFİRİ: HACI MİRZA EBÜ’L-HASAN HAN ŞİRAZÎ (İLÇİ)’NİN LONDRA SEFARETİ (1809-1810)
KAÇAR HANEDANI SEFİRİ: HACI MİRZA EBÜ’L-HASAN HAN ŞİRAZÎ (İLÇİ)’NİN LONDRA SEFARETİ (1809-1810)
18. yüzyılın sonlarında İran’da hâkimiyet Kaçar Hanedanı’nın (1795-1925) eline geçmiştir. Bu dönemde Avrupa’da Napolyon’un iktidara gelmesiyle Fransa yeni bir güç olarak ortaya çık...
Ehl-i Sünnet’in Rü’yetullah Savunusu: Ebû Bekir Bâkıllânî Örneği
Ehl-i Sünnet’in Rü’yetullah Savunusu: Ebû Bekir Bâkıllânî Örneği
Ehl-i sünnet mezhebinin önde gelen isimlerinden Ebû Bekir Bâkıllânî (ö. 403/1013), Sünnî rü’yetullah görüşünü ayrıntılı olarak ortaya koyan ilk düşünürlerdendir. Bâkıllânî, Sünnî a...
Mantık-Nahiv İlişkisini Tanımlar Terminolojisi Üzerinden Okumak -Nâzıru’l-Ceyş’in Ebû Hayyân’a Eleştirileri Bağlamında-
Mantık-Nahiv İlişkisini Tanımlar Terminolojisi Üzerinden Okumak -Nâzıru’l-Ceyş’in Ebû Hayyân’a Eleştirileri Bağlamında-
Arap dili gramerinin en önemli kaynaklarından biri olan İbn Mâlik’e (ö. 672/1274 ) ait Teshîlü’l-fevâid isimli eser, 7/13. asırda büyük ilgi görmüştür. Bu kitap üzerine büyük bir k...
Menâkıblarda Ebu Hanife Tasavvuru
Menâkıblarda Ebu Hanife Tasavvuru
Mezhep imamlarının hayatlarına dair yazılan menâkıblar, mezheplerin istikrar kazanmasıyla birlikte ortaya çıkan önemli bir yazın türüdür. Menâkıbların, mezhep imamlarının şahsiyetl...

