Javascript must be enabled to continue!
1879-1880 MUSUL VİLAYETİ KITLIĞININ EKOLOJİK, İDARİ VE EKONOMİK BAĞLAMI
View through CrossRef
Osmanlı belgelerinde kaht u gala olarak geçen kıtlık, yerel düzeyde ekseriyetle yetersiz ve dengesiz yağışlar sebebiyle toplumun temel besin kaynaklarından olan tahılda meydana gelen azlık ile buna bağlı olarak oluşan pahalılık olarak kendini gösterir. Kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan kıtlık, belli bir döneme mahsus değildir. İklim ve hava durumu koşullarından kaynaklı belli aralıklarla kendi kendini yeniden üretme özelliğine sahiptir. Kıtlığın kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan yapısı, beraberinde etkili ve sistemli bir iktidarın varlığını da gerekli kılar. Zira kıtlığın kendini tekrar eden yapısıyla ilişkili oluşan tahribatın kapasitesi iktidarın konumlanma düzeyiyle ters orantılıdır. Özellikle devlet iktidar alt yapısının zayıf olduğu bölgelerde kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan kıtlıkların olumsuz etkileri daha uzun bir zamana yayıldığı gibi yıkıcı olma kapasitesini de artırır. Bu nedenle kıtlık, doğal bir afet olmanın ötesinde devlet mekanizmasının yetersizlikleriyle de ilişkilidir.
1879 yılında yapılan idari bir düzenleme ile Irak’ın kuzey bölgelerini ihtiva eden Musul, Şehrizor (Kerkük) ve Süleymaniye sancaklarından oluşan Musul vilayeti, karasal iklim kuşağında bulunması nedeniyle belli aralıklarla kıtlıkların görüldüğü bölgelerden biri olmuştur. Ancak kendini yineleyen bu kıtlık hâli, nadiren kitlesel ölümlere yol açan şiddetli açlığa dönüşmüştür. Çünkü 18. yüzyılın ortalarından 19. yüzyılın ikinci yarısına uzanan süreçte Irak’ta etkin bir yönetim sergileyen yerel hanedan idareleri döneminde oluşan kuraklıkların neden olduğu darlıkların, kıtlığa dönüşmesine meydan verilmemiştir. Başka bir ifadeyle bu dönem itibariyle toplumsal hafızada iz bırakan kıtlık anlatılarıyla karşılaşılmamıştır. Doğal afetlerin yıkıcı etkisine ilişkin anlatıların, hanedan idarelerinin ilgası ve sonrasına yani merkezileşeme dönemine tekabül ettiği görülür. Bu anlamda çalışmada bir taraftan 18. yüzyılın ortalarından merkezileşme politikalarının uygulanmaya başladığı 1831 yılına kadar Irak bölgesi idaresini uhdelerinde bulunduran yerel hanedan idarelerinin kuraklık ve savaş gibi nedenlerle baş gösteren kıtlıkları önleme veya olumsuz etkilerini sınırlandırma imkân ve kapasiteleri üzerinde durulmuştur. Öte taraftan da merkezî idarenin tesisiyle birlikte Irak’ta meydana gelen kıtlıkların yol açtığı olumsuzluklarla mücadele imkân ve kapasitesi 1879-1880 Musul vilayet kıtlığından hareketle açıklanarak her iki dönem karşılaştırılmıştır.
Merkezileşme politikalarının uygulanması sürecinde Musul vilayet alanının da dâhil olduğu tüm Irak bölgesinde güçlü bir idari sistemin tesis edilememesi baş gösteren kuraklıkların kıtlığa dönüşmesine zemin oluşturmuştur. Makalede 1875 yılında Musul vilayet alanında ortaya çıkan kuraklığın devlet mekanizmasının zayıf iktidar alt yapısı nedeniyle 1879 Aralığından 1880 Mayısına kadar şiddetli bir açlığa dönüştüğü tezi savunulmuştur. Bu çerçevede Musul vilayetinde kıtlığın yıkıcı etkilerini derinleştiren ve bir afete dönüşmesine yol açan iç ve dış nedenler üzerinde durulmuştur. Söz konusu nedenler Musul vilayetinin kendi iç dinamikleri ile birlikte imparatorluğun içinde bulunduğu koşullar ve özellikle İngiltere olmak üzere Avrupa merkezli uluslararası ticaretin Irak’ta etkisini artırmasıyla değişen ihracat ve ithalat yapısı bağlamında izah edilmiştir. Makalede 1879-1880 Musul vilayet kıtlığının yol açtığı olumsuzluklardan en fazla etkilenen ve büyük bedeller ödeyen toplumsal kesimin köylü çiftçiler olduğu sonucuna varılmıştır.
Title: 1879-1880 MUSUL VİLAYETİ KITLIĞININ EKOLOJİK, İDARİ VE EKONOMİK BAĞLAMI
Description:
Osmanlı belgelerinde kaht u gala olarak geçen kıtlık, yerel düzeyde ekseriyetle yetersiz ve dengesiz yağışlar sebebiyle toplumun temel besin kaynaklarından olan tahılda meydana gelen azlık ile buna bağlı olarak oluşan pahalılık olarak kendini gösterir.
Kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan kıtlık, belli bir döneme mahsus değildir.
İklim ve hava durumu koşullarından kaynaklı belli aralıklarla kendi kendini yeniden üretme özelliğine sahiptir.
Kıtlığın kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan yapısı, beraberinde etkili ve sistemli bir iktidarın varlığını da gerekli kılar.
Zira kıtlığın kendini tekrar eden yapısıyla ilişkili oluşan tahribatın kapasitesi iktidarın konumlanma düzeyiyle ters orantılıdır.
Özellikle devlet iktidar alt yapısının zayıf olduğu bölgelerde kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan kıtlıkların olumsuz etkileri daha uzun bir zamana yayıldığı gibi yıkıcı olma kapasitesini de artırır.
Bu nedenle kıtlık, doğal bir afet olmanın ötesinde devlet mekanizmasının yetersizlikleriyle de ilişkilidir.
1879 yılında yapılan idari bir düzenleme ile Irak’ın kuzey bölgelerini ihtiva eden Musul, Şehrizor (Kerkük) ve Süleymaniye sancaklarından oluşan Musul vilayeti, karasal iklim kuşağında bulunması nedeniyle belli aralıklarla kıtlıkların görüldüğü bölgelerden biri olmuştur.
Ancak kendini yineleyen bu kıtlık hâli, nadiren kitlesel ölümlere yol açan şiddetli açlığa dönüşmüştür.
Çünkü 18.
yüzyılın ortalarından 19.
yüzyılın ikinci yarısına uzanan süreçte Irak’ta etkin bir yönetim sergileyen yerel hanedan idareleri döneminde oluşan kuraklıkların neden olduğu darlıkların, kıtlığa dönüşmesine meydan verilmemiştir.
Başka bir ifadeyle bu dönem itibariyle toplumsal hafızada iz bırakan kıtlık anlatılarıyla karşılaşılmamıştır.
Doğal afetlerin yıkıcı etkisine ilişkin anlatıların, hanedan idarelerinin ilgası ve sonrasına yani merkezileşeme dönemine tekabül ettiği görülür.
Bu anlamda çalışmada bir taraftan 18.
yüzyılın ortalarından merkezileşme politikalarının uygulanmaya başladığı 1831 yılına kadar Irak bölgesi idaresini uhdelerinde bulunduran yerel hanedan idarelerinin kuraklık ve savaş gibi nedenlerle baş gösteren kıtlıkları önleme veya olumsuz etkilerini sınırlandırma imkân ve kapasiteleri üzerinde durulmuştur.
Öte taraftan da merkezî idarenin tesisiyle birlikte Irak’ta meydana gelen kıtlıkların yol açtığı olumsuzluklarla mücadele imkân ve kapasitesi 1879-1880 Musul vilayet kıtlığından hareketle açıklanarak her iki dönem karşılaştırılmıştır.
Merkezileşme politikalarının uygulanması sürecinde Musul vilayet alanının da dâhil olduğu tüm Irak bölgesinde güçlü bir idari sistemin tesis edilememesi baş gösteren kuraklıkların kıtlığa dönüşmesine zemin oluşturmuştur.
Makalede 1875 yılında Musul vilayet alanında ortaya çıkan kuraklığın devlet mekanizmasının zayıf iktidar alt yapısı nedeniyle 1879 Aralığından 1880 Mayısına kadar şiddetli bir açlığa dönüştüğü tezi savunulmuştur.
Bu çerçevede Musul vilayetinde kıtlığın yıkıcı etkilerini derinleştiren ve bir afete dönüşmesine yol açan iç ve dış nedenler üzerinde durulmuştur.
Söz konusu nedenler Musul vilayetinin kendi iç dinamikleri ile birlikte imparatorluğun içinde bulunduğu koşullar ve özellikle İngiltere olmak üzere Avrupa merkezli uluslararası ticaretin Irak’ta etkisini artırmasıyla değişen ihracat ve ithalat yapısı bağlamında izah edilmiştir.
Makalede 1879-1880 Musul vilayet kıtlığının yol açtığı olumsuzluklardan en fazla etkilenen ve büyük bedeller ödeyen toplumsal kesimin köylü çiftçiler olduğu sonucuna varılmıştır.
Related Results
MUSUL MESELESİ SÜRECİNDE MİLASLI GAD FRANKO VE ÇALIŞMALARI
MUSUL MESELESİ SÜRECİNDE MİLASLI GAD FRANKO VE ÇALIŞMALARI
Bu çalışmada, Türkiye’nin en ünlü hukukçularından biri olan Milaslı Gad Franko’nun Musul meselesi sürecindeki tutumu ve bu konuya ilişkin yapmış olduğu çalışmalar konu edilmiştir. ...
Ermenistan’ın Temelini Oluşturan Yapay Ermeni Vilayeti’nin Kurulmasının Tarihi Seyri
Ermenistan’ın Temelini Oluşturan Yapay Ermeni Vilayeti’nin Kurulmasının Tarihi Seyri
Ermenilerin, tarihinin başlama dönemi ile ilgili çeşitli iddialar bulunmaktadır. Bu tezlerin birçoğunun ayağı yere sağlam basmasa da genel kabul gören iddiaya göre Ermeniler, önce ...
ANKARA ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ’NDEKİ ZENGÎ ATABEGİ NÂSIREDDİN MAHMUD DÖNEMİ’NE AİT ALTIN SİKKE ÖRNEKLERİ
ANKARA ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ’NDEKİ ZENGÎ ATABEGİ NÂSIREDDİN MAHMUD DÖNEMİ’NE AİT ALTIN SİKKE ÖRNEKLERİ
Zengî Atabegleri, Halep ve Musul merkez olmak üzere, el-Cezire, Doğu Anadolu ve Suriye’de (H.520-631/M.1127-1233) hüküm sürmüşlerdir. Kurucuları Aksungur’un oğlu İmâdeddin Zengî (h...
KUŞAKLARA GÖRE KADINLARIN EKOLOJİK AYAK İZİ FARKINDALIKLARININ BELİRLENMESİ
KUŞAKLARA GÖRE KADINLARIN EKOLOJİK AYAK İZİ FARKINDALIKLARININ BELİRLENMESİ
Bu araştırmanın amacı kadınların kuşaklara göre ekolojik ayak izi farkındalıklarının belirlenmesidir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu araştırma, Mart – Nisan 2023 tarihleri a...
Markanın Sosyal Medyadaki Sosyal, Ekolojik ve Ekonomik Sürdürülebilirlik Stratejisi: Netafim Türkiye Örneği
Markanın Sosyal Medyadaki Sosyal, Ekolojik ve Ekonomik Sürdürülebilirlik Stratejisi: Netafim Türkiye Örneği
Günümüzde kurumların ve markaların mevcut dönem içindeki faaliyetlerinin geleceğe dönük etkilerini de dikkate aldıkları ve son yıllarda sürdürülebilirlik konusunun kurumların iş ve...
CAMELS Göstergeleri Bağlamında Katılım Bankacılığı ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Üzerine Bir Uygulama (The Relationship between Participation Banking and Economic Growth in the Context of CAMELS Indicators: A case study in Turkey)
CAMELS Göstergeleri Bağlamında Katılım Bankacılığı ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Üzerine Bir Uygulama (The Relationship between Participation Banking and Economic Growth in the Context of CAMELS Indicators: A case study in Turkey)
Amaç –Türkiye’deki katılım bankalarının CAMELS göstergeleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesidir.Yöntem –Çalışmada yöntem olarak iki farklı ARDL modeli kullanılm...
Ekolojik Sürdürülebilirliğin Sanatsal Çalışmalara Yansıması: Newton ve Helen Mayer Harrison Örneği
Ekolojik Sürdürülebilirliğin Sanatsal Çalışmalara Yansıması: Newton ve Helen Mayer Harrison Örneği
1970’lerden başlayarak uluslararası kurumların ekolojik sürdürülebilirliğe yapmış oldukları vurgu sanatçıların ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu tarihten itibaren bazı sanatçılar, e...
Oya Baydar'ın "Köpekli Çocuklar Gecesi" Adlı Romanı Üzerine Ekoeleştirel Bir Okuma
Oya Baydar'ın "Köpekli Çocuklar Gecesi" Adlı Romanı Üzerine Ekoeleştirel Bir Okuma
Endüstri ve sanayinin büyümesiyle birlikte doğaya tüketim malzemesi gözüyle bakan insanoğlu, bilim ve teknolojideki gelişmelerin hız kazanmasına paralel olarak doğayı kendi arzusu ...

