Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

RESMİ GAZETELERİN DEVLET HAYATINDAKİ YERİ VE HATAY DEVLETİ RESMİ GAZETESİ ÖRNEK OLAYI

View through CrossRef
Tarihin hemen her döneminde devletlerle paydaşları arasında özellikle devletlerin halka dair tasarruflarının duyurulmasında yollar aranmış; tellallar, fermanlar, nameler, ilanlar kullanılmıştır. Devletlerin iş ve işlemlerinin taş ve kil tabletlerden, papirüslere, el yazmalarına kadar değişik biçimlerde kayıt altına alınıp kuşaktan kuşağa intikal ettirdiği de bilinmektedir. Resmi gazetelerin gelişmesi ve bu günkü hale gelmesi devletlerin hukuk devleti, açıklık, şeffaflık, günışığında yönetim gibi prensipler üzerinden hareket etmeye yönelmeleriyle birlikte gerçekleşmiştir. Fransız Devrimi ile birlikte  Roma hukukundan gelen “Kanunu bilmemek mazeret değildir” anlayışının yerine “kanunların yürürlüğe girebilmesi için vatandaşlarca öğrenilmesi gerekir, bunun için de duyurulmalıdır” yaklaşımı egemen olmuş;   matbaanın gelişmesi ve teknolojik yeniliklerle birlikte devletlerce yayınlanan ve yasama, yargı ve yürütmeye dair  iş ve işlemlerini vatandaşlarla paylaştıkları resmi gazeteler çoğalmıştır. Türkiye’de de Resmi Gazete anlayışının kökeni Batılı ülkelerdeki gibi eskiye dayanmaktadır. Takvim-i Vekayi ile başlayan süreç, Anadolu Hükümeti’nin Ceride-i Resmiye, Resmi Ceride ve bu günkü adıyla Resmi Gazete yayınlamasıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Çalışmamızda, tüm bu hususlara değinilerek, resmi gazetelerin önemi ve fonksiyonları üzerinde durulmaktadır. Yine bu çalışma içinde çok kısa bir devlet hayatı yaşayan ve sonrasında Türkiye’ye katılan Hatay Devleti Resmi Gazetesi de ele alınmıştır.
Title: RESMİ GAZETELERİN DEVLET HAYATINDAKİ YERİ VE HATAY DEVLETİ RESMİ GAZETESİ ÖRNEK OLAYI
Description:
Tarihin hemen her döneminde devletlerle paydaşları arasında özellikle devletlerin halka dair tasarruflarının duyurulmasında yollar aranmış; tellallar, fermanlar, nameler, ilanlar kullanılmıştır.
Devletlerin iş ve işlemlerinin taş ve kil tabletlerden, papirüslere, el yazmalarına kadar değişik biçimlerde kayıt altına alınıp kuşaktan kuşağa intikal ettirdiği de bilinmektedir.
Resmi gazetelerin gelişmesi ve bu günkü hale gelmesi devletlerin hukuk devleti, açıklık, şeffaflık, günışığında yönetim gibi prensipler üzerinden hareket etmeye yönelmeleriyle birlikte gerçekleşmiştir.
Fransız Devrimi ile birlikte  Roma hukukundan gelen “Kanunu bilmemek mazeret değildir” anlayışının yerine “kanunların yürürlüğe girebilmesi için vatandaşlarca öğrenilmesi gerekir, bunun için de duyurulmalıdır” yaklaşımı egemen olmuş;   matbaanın gelişmesi ve teknolojik yeniliklerle birlikte devletlerce yayınlanan ve yasama, yargı ve yürütmeye dair  iş ve işlemlerini vatandaşlarla paylaştıkları resmi gazeteler çoğalmıştır.
Türkiye’de de Resmi Gazete anlayışının kökeni Batılı ülkelerdeki gibi eskiye dayanmaktadır.
Takvim-i Vekayi ile başlayan süreç, Anadolu Hükümeti’nin Ceride-i Resmiye, Resmi Ceride ve bu günkü adıyla Resmi Gazete yayınlamasıyla günümüze kadar ulaşmıştır.
Çalışmamızda, tüm bu hususlara değinilerek, resmi gazetelerin önemi ve fonksiyonları üzerinde durulmaktadır.
Yine bu çalışma içinde çok kısa bir devlet hayatı yaşayan ve sonrasında Türkiye’ye katılan Hatay Devleti Resmi Gazetesi de ele alınmıştır.

Related Results

XVIII. Yüzyılın Başlarında Edirne Şehrinin İdarecileri (1700-1725)
XVIII. Yüzyılın Başlarında Edirne Şehrinin İdarecileri (1700-1725)
Osmanlı Devleti, 3 kıtada hüküm sürmüş, içerisinde barındırdığı birçok farklı etnik köken ile sosyal ve ekonomik yapısı, askerî teşkilatı ve idari kurumlarıyla 6 asırdan fazla yaşa...
Bir Siyasetname Olarak İdris-i Bitlisi’nin Kânûn-i Şâhenşâhî’si
Bir Siyasetname Olarak İdris-i Bitlisi’nin Kânûn-i Şâhenşâhî’si
Devlet yönetimi hakkında mühim bilgiler içeren siyasetnameler, bir devlet nasıl iyi yönetilir, devlet yöneticilerinde bulunması gereken vasıflar nelerdir sorularına yanıt veren öne...
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
OSMANLI DEVLETİ’NİN İKAMET ELÇİLİĞİNE UYUM SÜRECİNDE MEHMED SAİD GALİB EFENDİ’NİN FRANSA ELÇİLİĞİ (1802-1803)
Kanuni Sultan Süleyman dönemi itibarıyla resmen başlamış olan Osmanlı-Fransız diplomatik ilişkileri, XVIII. yüzyıla kadar çoğunlukla Fransa’nın İstanbul’da bulunan elçileri vasıtas...
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
BALKAN SAVAŞLARI ÖNCESİNDE KARADAĞ’IN OSMANLI DEVLETİ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ: OSMANLI FİRARİLERİNİ DESTEKLEMESİ (1911-1912)
Karadağ’da ilk Osmanlı idaresi Fatih döneminde oluşturuldu. Bölgede Osmanlı idaresi uzun süre devam etti. 1878’de Berlin Kongresi’nde Karadağ, bağımsız bir devlet oldu. Bu dönemden...
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Arap Yarımadası’nda Osmanlı- İbni Reşid İttifakı
Osmanlı Devleti Hicaz bölgesini ve Orta Arabistan’ı egemenliği altına aldıktan sonra bölgede imtiyazlı bir yönetim uyguladı. Bölgede kabul gören dinî önderler veya geleneksel olara...
17. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ'NDE MAKBUL İKEN MAKTUL OLAN BİR DEVLET ADAMI: KAPTAN-I DERYA SİLAHDÂR YUSUF PAŞA (1604-1646)
17. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ'NDE MAKBUL İKEN MAKTUL OLAN BİR DEVLET ADAMI: KAPTAN-I DERYA SİLAHDÂR YUSUF PAŞA (1604-1646)
17. yüzyıl, Osmanlı Devleti’nde, devlet yönetiminde bulunan kişilerin birbirlerine muhalefet ettiği ve bu yüzdenkutuplaşmaların yoğun olduğu bir dönemdir. Bu muhalif durum hem devl...
Ekonomik ve Sosyal Münasebetler Özelinde Vidin’de Müslim-Gayrimüslim İlişkileri (1700-1750)
Ekonomik ve Sosyal Münasebetler Özelinde Vidin’de Müslim-Gayrimüslim İlişkileri (1700-1750)
Osmanlı Devleti, etnik bakımdan çok farklı unsurları bünyesinde barındırmış ve bunu da hukuk temelli bir perspektiften organize etmiştir. Bu bağlamda XVIII. yüzyılda Batı seferleri...
MOĞOL DÖNEMİ İRANI’NDA UYGUR KÖKENLİ BİR VALİ: KÖRGÖZ
MOĞOL DÖNEMİ İRANI’NDA UYGUR KÖKENLİ BİR VALİ: KÖRGÖZ
Cengiz Han; askerî ve siyasî başarıları neticesinde Tayçiutlar, Naymanlar, Kereyitler, Tatarlar, Uygurlar, Karluklar ve Kırgızlar gibi çeşitli Türk ve Moğol kütlelerini de egemenli...

Back to Top