Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Boykot Gıda Ürünlerinin Etik Analizi

View through CrossRef
Bu çalışmada etik beslenme pratikleri bağlamından hareketle boykot listesinde olan gıda ürünlerinin felsefi değerlendirmesi yapılacaktır. Gıdanın, maddi bir tüketim nesnesinden öte etik ve politik bir anlam taşıdığı varsayımından hareket ederek, soykırım, işgal veya etnik temizlik gibi insan haklarına uygun olmayan bazı politikalara dayalı dolaylı ya da doğrudan bu suça katkı sağlayan gıda ürünlerinin “temiz gıda” olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmekteyim. Gıda tüketimi bu nedenle biyolojik bir süreçten fazlasıdır. Beslenmenin kültürel, dini, tıbbi, etik boyutları olduğu gibi politik bir anlamı da vardır. Bu tür bir tartışma literatürde etik tüketim (ethical consumption), tüketici etiği (consumer ethics), etik farkındalık (ethical awareness), gıda adaleti (food justice), gıda politikası kavramından farklı olarak, politik gıda (political food), gıda kapitalizmi (food capitalism), gıda emperyalizmi (food imperialism), gıda sömürgeciliği (food colonialism), gıda ve güç ilişkileri (food and power relations) ve aynı zamanda bir kitap ismi de olan Gıda Üzerinden Direniş (Resistance Through Food) kavramları üzerinden ele alınmaktadır. Bu kavramlardan yola çıkarak çalışmanın temel iddiası, gıda maddesinin sağlığa zararlı olup olmaması meselesi kadar hangi ekonomik, ideolojik ya da askeri yapıların sürdürülmesine hizmet ettiği sorusunun da etik bir mesele olmasıdır. Bu anlamda beslenmeye dair epistemolojik sınırlar, İslam düşüncesinde yer alan “içki üretiminin, satılmasının, taşınmasının, içirilmesinin, satılması ve satın alınmasının” yasaklanması ilkesine atıfla, etik sorumluluğun sadece son tüketiciyle sınırlı kalmayan bir ahlaki daire içinde düşünülmesi gerektiğidir. Gıda ürünlerinin üretim, dağıtım ve tüketime kadar uzanan zincirinde yer alan her bir halkada ortaya çıkan etik sorunlar, bir ürünün helal, temiz ya da mübah sayılabilmesi önünde engeller oluşturabilmektedir. Bu tanımlamalar konuyu açıklayabilmek için bilinen kavramlar üzerinden ele alınmakta ama bu hukuki değil etik zeminde tartışılmaktadır. Diğer bir yaklaşım, gıda maddelerinin içerikleri yanı sıra üretim ve dağıtım zincirlerindeki politik ve etik ilişkilere de dikkat edilmesi gerekliliği ve tüketicinin sorumluluğunun tüketmekle sınırlı olmadığıdır. Bilakis tüketim tercihiyle desteklenen yapıların, ideolojilerin küresel ölçekte mazlum halklar üzerinde yıkıcı etkiler oluşturabileceği bir gerçekliktir. Bu nedenle etik beslenme anlayışı, adalet, sorumluluk ve farkındalık gibi ahlaki ilkeler temelinde şekillenmelidir. Çalışmada genel olarak etik beslenme tercihlerinin bir erdem olarak sorumluluk bilinciyle şekillenmesi gerektiğini ortaya koymayı, spesifik olarak ise boykot gıda maddelerinin “temiz” sayılamayacağının kanıtlanması amaçlanmaktadır. Savunulan temel argümanın soykırım, sömürgecilik, işgal ya da insan hakları ihlalleriyle doğrudan ya da dolaylı bağlantısı bulunan hiçbir gıda ürününün etik açıdan etik-dışı sayılacağı ve temiz sayılamayacağı ve bunun da hadis kaynaklarından yola çıkarak ispatlanacağı üzerinde durulmaktadır. Özellikle etik beslenmenin, neyin yenilip yenmeyeceğine dair bir meseleyi aşarak, beslenme tercihlerinin hangi yapıları sürdürdüğünü, kimlere zarar veya fayda verdiğini hesaba katan ahlaki bir sorgulama alanı olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
Recep Tayyip Erdogan Universitesi
Title: Boykot Gıda Ürünlerinin Etik Analizi
Description:
Bu çalışmada etik beslenme pratikleri bağlamından hareketle boykot listesinde olan gıda ürünlerinin felsefi değerlendirmesi yapılacaktır.
Gıdanın, maddi bir tüketim nesnesinden öte etik ve politik bir anlam taşıdığı varsayımından hareket ederek, soykırım, işgal veya etnik temizlik gibi insan haklarına uygun olmayan bazı politikalara dayalı dolaylı ya da doğrudan bu suça katkı sağlayan gıda ürünlerinin “temiz gıda” olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmekteyim.
Gıda tüketimi bu nedenle biyolojik bir süreçten fazlasıdır.
Beslenmenin kültürel, dini, tıbbi, etik boyutları olduğu gibi politik bir anlamı da vardır.
Bu tür bir tartışma literatürde etik tüketim (ethical consumption), tüketici etiği (consumer ethics), etik farkındalık (ethical awareness), gıda adaleti (food justice), gıda politikası kavramından farklı olarak, politik gıda (political food), gıda kapitalizmi (food capitalism), gıda emperyalizmi (food imperialism), gıda sömürgeciliği (food colonialism), gıda ve güç ilişkileri (food and power relations) ve aynı zamanda bir kitap ismi de olan Gıda Üzerinden Direniş (Resistance Through Food) kavramları üzerinden ele alınmaktadır.
Bu kavramlardan yola çıkarak çalışmanın temel iddiası, gıda maddesinin sağlığa zararlı olup olmaması meselesi kadar hangi ekonomik, ideolojik ya da askeri yapıların sürdürülmesine hizmet ettiği sorusunun da etik bir mesele olmasıdır.
Bu anlamda beslenmeye dair epistemolojik sınırlar, İslam düşüncesinde yer alan “içki üretiminin, satılmasının, taşınmasının, içirilmesinin, satılması ve satın alınmasının” yasaklanması ilkesine atıfla, etik sorumluluğun sadece son tüketiciyle sınırlı kalmayan bir ahlaki daire içinde düşünülmesi gerektiğidir.
Gıda ürünlerinin üretim, dağıtım ve tüketime kadar uzanan zincirinde yer alan her bir halkada ortaya çıkan etik sorunlar, bir ürünün helal, temiz ya da mübah sayılabilmesi önünde engeller oluşturabilmektedir.
Bu tanımlamalar konuyu açıklayabilmek için bilinen kavramlar üzerinden ele alınmakta ama bu hukuki değil etik zeminde tartışılmaktadır.
Diğer bir yaklaşım, gıda maddelerinin içerikleri yanı sıra üretim ve dağıtım zincirlerindeki politik ve etik ilişkilere de dikkat edilmesi gerekliliği ve tüketicinin sorumluluğunun tüketmekle sınırlı olmadığıdır.
Bilakis tüketim tercihiyle desteklenen yapıların, ideolojilerin küresel ölçekte mazlum halklar üzerinde yıkıcı etkiler oluşturabileceği bir gerçekliktir.
Bu nedenle etik beslenme anlayışı, adalet, sorumluluk ve farkındalık gibi ahlaki ilkeler temelinde şekillenmelidir.
Çalışmada genel olarak etik beslenme tercihlerinin bir erdem olarak sorumluluk bilinciyle şekillenmesi gerektiğini ortaya koymayı, spesifik olarak ise boykot gıda maddelerinin “temiz” sayılamayacağının kanıtlanması amaçlanmaktadır.
Savunulan temel argümanın soykırım, sömürgecilik, işgal ya da insan hakları ihlalleriyle doğrudan ya da dolaylı bağlantısı bulunan hiçbir gıda ürününün etik açıdan etik-dışı sayılacağı ve temiz sayılamayacağı ve bunun da hadis kaynaklarından yola çıkarak ispatlanacağı üzerinde durulmaktadır.
Özellikle etik beslenmenin, neyin yenilip yenmeyeceğine dair bir meseleyi aşarak, beslenme tercihlerinin hangi yapıları sürdürdüğünü, kimlere zarar veya fayda verdiğini hesaba katan ahlaki bir sorgulama alanı olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.

Related Results

GIDA GÜVENLİĞİ VE COVID-19
GIDA GÜVENLİĞİ VE COVID-19
Özet İnsanlık İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük biyolojik felaketlerinden birini yaşamaktadır. COVID-19 pandemisi, sadece bir sağlık sorunu olmaktan çıkmış; toplum, ekonomi...
Sağlık Yönetimde Etik Eğitimi
Sağlık Yönetimde Etik Eğitimi
Sağlık hizmetlerinde etik sorunların ortaya çıkmasının nedenleri çok yönlü bu nedenler kaynak kıtlığı, yetersiz yönetim, hiyerarşik organizasyon yapıları, kaotik çalışma ortamları ...
Paylaşım Ekonomisi Bağlamında Gıda Paylaşım Platformlarının İncelenmesi
Paylaşım Ekonomisi Bağlamında Gıda Paylaşım Platformlarının İncelenmesi
Dünya genelindeki teknolojik gelişimler, gıda kaynaklarının kıtlığı konusunda insanlarda farkındalığın artması ve sürdürülebilir gıda anlayışının kişiler tarafından benimsemesi her...
BİLİNMEYEN TATTAKİ KORKU: GIDA NEOFOBİSİNİN NEDENLERİ VE ETKİLERİ
BİLİNMEYEN TATTAKİ KORKU: GIDA NEOFOBİSİNİN NEDENLERİ VE ETKİLERİ
Beslenme, bireylerin sağlıklı yaşam sürdürebilmesi için temel bir unsurdur. Ancak besin tercihlerinde yalnızca sağlık değil, duyusal, psikolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel faktö...
Eğitim Kurumlarında Etik Karar Verme Modelleri ve Karar Verme Sürecini Etkileyen Faktörler
Eğitim Kurumlarında Etik Karar Verme Modelleri ve Karar Verme Sürecini Etkileyen Faktörler
Günlük hayatta etik açıdan sorgulanabilir davranışlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Eğitim örgütleri diğer örgütlerden amaç, yapı ve çıktıları açısından farklılaştığından yaşanan ...
GIDA SEKTÖRÜNÜN GIDA TEKNİKERLERİNDEN BEKLENTİLERİ:TEKİRDAĞ ÖRNEĞİ
GIDA SEKTÖRÜNÜN GIDA TEKNİKERLERİNDEN BEKLENTİLERİ:TEKİRDAĞ ÖRNEĞİ
Bu çalışmada amaç; Meslek Yüksekokullarının Gıda Teknolojisi Programlarından mezun olan Gıda Teknikerlerinin sahip olması gereken özelliklerinin gıda sektörü temsilcileri tarafında...
İzmir ve Havalisinde Amerikan Singer Manufacturing Company’e Karşı Boykot Hareketi (1910-1911)
İzmir ve Havalisinde Amerikan Singer Manufacturing Company’e Karşı Boykot Hareketi (1910-1911)
Bu çalışmanın amacı 1910-1911 yıllarında İzmir ve havalisinde Amerikan Singer Manufacturing Company’e (SMC) karşı başlayan boykotu irdelemek olarak tanımlanır. Çalışmada Singer boy...
Yaşam Boyu Öğrenme, Kariyer ve Etik İlişkisi
Yaşam Boyu Öğrenme, Kariyer ve Etik İlişkisi
Eğitim, yaşam boyu devam eden, davranışlarda olumlu yönde değişiklik yaratan, özgüveni pekiştiren ve kariyerde performans geliştirmeye katkı sağlayan etik bir kendini tanıma süreci...

Back to Top