Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Spinoza ve Kierkegaard’da Hz. İbrahim’in İmtihanı

View through CrossRef
Doğa bilimlerinin yöntem ve başarısından ilham alan Modern felsefenin erken dönem temsilcileri (Bacon, Hobbes, Descartes), manevî kurtuluş yerine maddî ve dünyevî kurtuluşu temel hedef olarak belirlemişlerdir. Bilginin sadece anlamak için değil, sağlayacağı güç için istendiği bu düşüncede, Orta Çağın Tanrı merkezli anlayışı yerini Rönesans ve Aydınlanmanın temel karakteristiği olan insan merkezli hümanizme bırakmıştır. Aydınlanma rasyonalizminin geleneksel inançları tehdit etmesini engellemeyi amaçlayan Hegel, akıl ve iman arasında bir karşıtlık olmadığını savunarak inançların hakikat iddialarını akla dayalı bir zemine oturtmaya çalışmıştır. Buna karşın, Kierkegaard (1813-1855), dini inanç dahil her şeyi tek bir rasyonel sistem içinde açıklamayı amaçlayan Hegel’e ve bu sistemle felsefe ile dini uzlaştırmaya çalışanlara karşı çıkmıştır. Modern çağın soyut kavramlarla bireyleri aynı seviyeye indirgeyen ve tekil insanın öznelliğini yitirip sıradanlaştırıldığı düşüncelerini eleştiren Kierkegaard, bunun yerine öznel hakikati ve bireyin yalnızlığını vurgulamıştır; bu düşüncelerini işlediği en önemli örnek ise Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etme hadisesidir. Modern rasyonalist geleneğin zirvesini temsil eden ve Tanrı’yı geometrik bir düzenle açıklayan Spinoza (1632-1677) ile bu sistemci düşünceye varoluşsal bir öznellikle karşı çıkan Kierkegaard, Yahudi ve Hristiyan geleneklerinden tevarüs eden inanç sistemlerini felsefî bir süzgeçten geçiren iki önemli isimdir. Modern felsefenin rasyonel/evrensel sistemi ile bireysel/inançsal varoluş arasındaki temel gerilimin özeti niteliğindeki Spinoza ve Kierkegaard felsefelerinin karşılaştırılmasının yapıldığı bu çalışma, konuyu Hz. İbrahim’in imtihanı üzerinden somutlaştırmayı amaçlamaktadır. Makalenin temel sorunsalı, ilahi bir buyruğun ve bu buyruk karşısındaki insan eyleminin, doğa yasalarıyla özdeşleşmiş rasyonel bir sistem ile aklı aşan paradoksal bir inanç alanı düzleminde Tanrı, inanç ve etik kavramları açısından nasıl temellendirildiğidir. Çalışmada, kurban anlatısı bağlamında Kierkegaard’ın öznel ve varoluşsal inanç vurgusu ile Spinoza’nın akıl temelli panteist yaklaşımları arasındaki temel farkların ortaya konulması hedeflenmektedir. Bu bağlamda, öncelikle Hz. İbrahim’in kurban anlatısının temel unsurları ve teolojik yorumlarına kısaca değinilmiştir. Ardından Kierkegaard’ın Korku ve Titreme eserinden hareketle inanç ve etik anlayışı incelenmiş, daha sonra Spinoza’nın Etika ve Teolojik-Politik İnceleme eserleri temelinde Tanrı anlayışı ve ahlâk görüşü ele alınmıştır. Makale, iki filozofun tüm düşüncelerinin bütünsel bir analizini değil, yalnızca Hz. İbrahim kıssası üzerinden yürütülen felsefî ve teolojik değerlendirmelere odaklanmaktadır. Çalışmada karşılaştırmalı felsefî analiz yöntemi benimsenmiştir; bu kapsamda anlatı betimsel olarak sunulmuş, sonrasında Kierkegaard’ın bireyin Tanrı karşısındaki yalnızlığını ve etik normların ötesine geçmeyi ifade eden “absürt” kavramı ile açıklanan varoluşçu iman anlayışı ile Spinoza’nın akla dayalı metafizik sistemi ve dinî buyrukları doğa yasaları çerçevesinde açıklayan yaklaşımı, temel eserlerinden hareketle hermenötik bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Son aşamada ise filozofların yaklaşımları karşılaştırılarak temel ayrım ve benzerlikler ortaya konulmuştur. Böylece bu dinî anlatı, felsefî düşünce açısından önemli bir sınav alanı olarak ele alınmıştır. Diğer yandan, felsefe tarihinde önemli bir tartışma konusu olan din-felsefe, akıl-vahiy uzlaştırması konusuyla ilgili olan bu iki farklı ve çarpıcı yaklaşımı karşılaştırmalı olarak ele alan bu çalışma, dini anlatılarda aklı ön plana çıkarırken anlatının dini mahiyetini, duygu boyutunu, özünü ve ruhunu yitiren yaklaşımlar yerine, daha makul bir akılcılığın gereğine ve imkânına da işaret etmektedir.
Recep Tayyip Erdogan Universitesi
Title: Spinoza ve Kierkegaard’da Hz. İbrahim’in İmtihanı
Description:
Doğa bilimlerinin yöntem ve başarısından ilham alan Modern felsefenin erken dönem temsilcileri (Bacon, Hobbes, Descartes), manevî kurtuluş yerine maddî ve dünyevî kurtuluşu temel hedef olarak belirlemişlerdir.
Bilginin sadece anlamak için değil, sağlayacağı güç için istendiği bu düşüncede, Orta Çağın Tanrı merkezli anlayışı yerini Rönesans ve Aydınlanmanın temel karakteristiği olan insan merkezli hümanizme bırakmıştır.
Aydınlanma rasyonalizminin geleneksel inançları tehdit etmesini engellemeyi amaçlayan Hegel, akıl ve iman arasında bir karşıtlık olmadığını savunarak inançların hakikat iddialarını akla dayalı bir zemine oturtmaya çalışmıştır.
Buna karşın, Kierkegaard (1813-1855), dini inanç dahil her şeyi tek bir rasyonel sistem içinde açıklamayı amaçlayan Hegel’e ve bu sistemle felsefe ile dini uzlaştırmaya çalışanlara karşı çıkmıştır.
Modern çağın soyut kavramlarla bireyleri aynı seviyeye indirgeyen ve tekil insanın öznelliğini yitirip sıradanlaştırıldığı düşüncelerini eleştiren Kierkegaard, bunun yerine öznel hakikati ve bireyin yalnızlığını vurgulamıştır; bu düşüncelerini işlediği en önemli örnek ise Hz.
İbrahim’in oğlunu kurban etme hadisesidir.
Modern rasyonalist geleneğin zirvesini temsil eden ve Tanrı’yı geometrik bir düzenle açıklayan Spinoza (1632-1677) ile bu sistemci düşünceye varoluşsal bir öznellikle karşı çıkan Kierkegaard, Yahudi ve Hristiyan geleneklerinden tevarüs eden inanç sistemlerini felsefî bir süzgeçten geçiren iki önemli isimdir.
Modern felsefenin rasyonel/evrensel sistemi ile bireysel/inançsal varoluş arasındaki temel gerilimin özeti niteliğindeki Spinoza ve Kierkegaard felsefelerinin karşılaştırılmasının yapıldığı bu çalışma, konuyu Hz.
İbrahim’in imtihanı üzerinden somutlaştırmayı amaçlamaktadır.
Makalenin temel sorunsalı, ilahi bir buyruğun ve bu buyruk karşısındaki insan eyleminin, doğa yasalarıyla özdeşleşmiş rasyonel bir sistem ile aklı aşan paradoksal bir inanç alanı düzleminde Tanrı, inanç ve etik kavramları açısından nasıl temellendirildiğidir.
Çalışmada, kurban anlatısı bağlamında Kierkegaard’ın öznel ve varoluşsal inanç vurgusu ile Spinoza’nın akıl temelli panteist yaklaşımları arasındaki temel farkların ortaya konulması hedeflenmektedir.
Bu bağlamda, öncelikle Hz.
İbrahim’in kurban anlatısının temel unsurları ve teolojik yorumlarına kısaca değinilmiştir.
Ardından Kierkegaard’ın Korku ve Titreme eserinden hareketle inanç ve etik anlayışı incelenmiş, daha sonra Spinoza’nın Etika ve Teolojik-Politik İnceleme eserleri temelinde Tanrı anlayışı ve ahlâk görüşü ele alınmıştır.
Makale, iki filozofun tüm düşüncelerinin bütünsel bir analizini değil, yalnızca Hz.
İbrahim kıssası üzerinden yürütülen felsefî ve teolojik değerlendirmelere odaklanmaktadır.
Çalışmada karşılaştırmalı felsefî analiz yöntemi benimsenmiştir; bu kapsamda anlatı betimsel olarak sunulmuş, sonrasında Kierkegaard’ın bireyin Tanrı karşısındaki yalnızlığını ve etik normların ötesine geçmeyi ifade eden “absürt” kavramı ile açıklanan varoluşçu iman anlayışı ile Spinoza’nın akla dayalı metafizik sistemi ve dinî buyrukları doğa yasaları çerçevesinde açıklayan yaklaşımı, temel eserlerinden hareketle hermenötik bir yaklaşımla analiz edilmiştir.
Son aşamada ise filozofların yaklaşımları karşılaştırılarak temel ayrım ve benzerlikler ortaya konulmuştur.
Böylece bu dinî anlatı, felsefî düşünce açısından önemli bir sınav alanı olarak ele alınmıştır.
Diğer yandan, felsefe tarihinde önemli bir tartışma konusu olan din-felsefe, akıl-vahiy uzlaştırması konusuyla ilgili olan bu iki farklı ve çarpıcı yaklaşımı karşılaştırmalı olarak ele alan bu çalışma, dini anlatılarda aklı ön plana çıkarırken anlatının dini mahiyetini, duygu boyutunu, özünü ve ruhunu yitiren yaklaşımlar yerine, daha makul bir akılcılığın gereğine ve imkânına da işaret etmektedir.

Related Results

Hellmut Toftdahl: Kierkegaard først - og Grundtvig så.
Hellmut Toftdahl: Kierkegaard først - og Grundtvig så.
Hellmut Toftdahl, Kierkegaard først - og Grundtvig så. ( “First K. - and then G.”) Sammenligning og vurdering (København 1969)Reviewed by William Michelsen.The contrast between Sør...
Literary Paradoxes in The Philosophical Fragments of Soren Aabye Kierkegaard
Literary Paradoxes in The Philosophical Fragments of Soren Aabye Kierkegaard
The purpose of the writing Literary Paradoxes in the Philosophical Fragments of Soren Aabye Kierkegaard, is to exhibit the paradoxes used in the Philosophical Fragments as well as...
Reading Scripture with Kierkegaard
Reading Scripture with Kierkegaard
Kierkegaard’s religious discourses provide extended reflections on the Biblical text, and this book explores Kierkegaard’s hermeneutical project as a form of theological interpreta...
Baruch Spinoza
Baruch Spinoza
As one of the pioneers of modern Western philosophy and Bible criticism, Baruch (Benedict) Spinoza (b. 1632–d. 1677) is generally considered the greatest philosopher of Jewish orig...
ELIADE ET L’EXEMPLARITÉ DE KIERKEGAARD DANS "GAUDEAMUS"
ELIADE ET L’EXEMPLARITÉ DE KIERKEGAARD DANS "GAUDEAMUS"
Eliade and the Exemplarity of Kierkegaard in Gaudeamus. Eliade's relationship with Kierkegaard began in his youth and has been the subject of serious studies. Those studies analyze...
True Freedom
True Freedom
True Freedom: Spinoza's Practical Philosophy is a straightforward presentation of Spinoza's philosophy focused on the issue of how one might live. The book is unique among recent S...
Harmoni Manusia dan Alam Menurut Spinoza: Implikasi Filsafat Terhadap Etika Lingkungan
Harmoni Manusia dan Alam Menurut Spinoza: Implikasi Filsafat Terhadap Etika Lingkungan
The purpose of this paper is to show the harmony that exists between humans and nature according to Spinoza's philosophical view. The harmony is expected to manifest in the real fo...
Spinoza and Toleration
Spinoza and Toleration
The arguments put forward by Baruch de Spinoza (1632-1677) in his Tractatus Theologico-Politicus (TTP) of 1670 build up towards the final chapter wherein Spinoza states that ‘the t...

Back to Top