Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

GÖÇMENLERİN ÇALIŞMA YAŞAMINA KATILIMLARINI SİNEMA ANLATISINDA SORGULAMAK

View through CrossRef
Sınır aşırı insan hareketliliğinin gerek gönüllülük gerekse zorunluluk temelinde gerçekleşmesi, göçlerin karakteristiğinin ekonomik gereksinimlere bağlı olarak şekillendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Küresel ekonominin çokuluslu şirketlere dayalı yapısı, imalat sanayilerini ve düşük maliyetli tedarik süreci işlerini ‘Güney’ olarak tanımlanan Asya, Afrika ve Latin Amerika coğrafyalarına taşırken; Kuzey Amerika ile Batı Avrupa bölgelerindeki ülkelerden oluşan ‘Kuzey’e de bilişim teknolojileri ile yüksek sosyal sermaye gerektiren hizmetler üretimi rolü verilmiştir. Bireylerin Güney’den Kuzey’e doğru göçü günümüzde olağanlaşmış durumdadır ve sınır aşan göçleri ‘iten’ ekonomik nedenler olduğu kadar, sanayileşmiş ülkelerin tüm düşük vasıflı işleri ‘Güney’e ihraç edemeyeceğinin anlaşılması sonrasında göçü ‘çeken’ piyasa koşulları da yine ‘Kuzey’ tarafından şekillendirilmektedir. Göçmenler iş dünyasında yer buldukları ölçüde hedef ülkenin sosyo-kültürel koşullarıyla uyum sağlamakta, geldikleri coğrafyanın yaşama pratiklerine katılmakta ve katılım düzeyine bağlı olarak içinde bulundukları toplumu dönüştürmektedir. Uluslararası göç akışı, sanayileşmiş ‘Kuzey’ dünyasında göçmenlerin ‘görünmeyen’, ‘dışlanan’ ya da ‘suçlanan’ karakterler olarak nitelenmesi sonucunu doğurmaktadır. ‘Kuzey’ dünyasında sorun, tehdit ve engel olarak görülen göçmen, göç ettiği toplumun yaşam pratiklerine dâhil oldukça ayrımcılığa, nefret söylemine, şiddete ve ırkçılığa maruz kalmaktadır. Göçmenlerin çalışma yaşamına katılımı, kayıt dışı istihdam, sosyal güvenlik ve iş sağlığı ve güvenliği gibi pek çok farklı konu, hedef ülkedeki şirketlerce düzenlenmekte ve kârlılık, yüksek verimlilik, kazancın sürekliliği gibi sonuçlar için –aralarında illegal çeteler ve suç organizasyonları gibi farklı gruplarında bulunduğu– tüm piyasa aktörleriyle işbirliğine gidilmektedir. Bu bağlamda, çalışmada, düzensiz göçmenlerin ve mültecilerin çalışma yaşamına hangi koşullarda katıldıklarını algılamamızı kolaylaştıracağı düşünülen örnek film analizi yapılmakta ve film anlatısı üzerinden uluslararası göç sürecinin kapitalist ekonomik ilişkilerin egemen olduğu ülkelerde çalışma ilişkilerini nasıl şekillendirdiğinin çözümlenmesi amaçlanmaktadır. Yönetmenliğini Ken Loach’ın yaptığı, senaryosu Paul Laverty tarafından kaleme alınmış, 2007 tarihli ve farklı uluslararası film yarışmalarında ödül alan 96 dakikalık ‘It’s a Free World’ (İşte Özgür Dünya) başlıklı filmin analiz edildiği çalışmada, düzensiz göçmen ve mültecilerin göç ettikleri ülkede çalışma yaşamına nasıl katıldıkları ekonomi-politik yöntemle incelenmektedir. Deregülasyonun ve taşeronlaşmanın baskın paradigma haline geldiği ve işverenlerin kısa sürede kâr elde etmek için kayıt dışı göçmen istihdamına kolaylıkla yönelebildiği piyasalarda, göçmen işçiler şirketler arası rekabetin unsuru haline gelmişlerdir. Göçmenlerin günlük yaşama etkin katılımlarında istihdamın rolünün tartışılması, önümüzdeki süreçte karşılaşılacak sorunların aşılabilmesi için mutlak bir gerekliliktir.
Title: GÖÇMENLERİN ÇALIŞMA YAŞAMINA KATILIMLARINI SİNEMA ANLATISINDA SORGULAMAK
Description:
Sınır aşırı insan hareketliliğinin gerek gönüllülük gerekse zorunluluk temelinde gerçekleşmesi, göçlerin karakteristiğinin ekonomik gereksinimlere bağlı olarak şekillendiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Küresel ekonominin çokuluslu şirketlere dayalı yapısı, imalat sanayilerini ve düşük maliyetli tedarik süreci işlerini ‘Güney’ olarak tanımlanan Asya, Afrika ve Latin Amerika coğrafyalarına taşırken; Kuzey Amerika ile Batı Avrupa bölgelerindeki ülkelerden oluşan ‘Kuzey’e de bilişim teknolojileri ile yüksek sosyal sermaye gerektiren hizmetler üretimi rolü verilmiştir.
Bireylerin Güney’den Kuzey’e doğru göçü günümüzde olağanlaşmış durumdadır ve sınır aşan göçleri ‘iten’ ekonomik nedenler olduğu kadar, sanayileşmiş ülkelerin tüm düşük vasıflı işleri ‘Güney’e ihraç edemeyeceğinin anlaşılması sonrasında göçü ‘çeken’ piyasa koşulları da yine ‘Kuzey’ tarafından şekillendirilmektedir.
Göçmenler iş dünyasında yer buldukları ölçüde hedef ülkenin sosyo-kültürel koşullarıyla uyum sağlamakta, geldikleri coğrafyanın yaşama pratiklerine katılmakta ve katılım düzeyine bağlı olarak içinde bulundukları toplumu dönüştürmektedir.
Uluslararası göç akışı, sanayileşmiş ‘Kuzey’ dünyasında göçmenlerin ‘görünmeyen’, ‘dışlanan’ ya da ‘suçlanan’ karakterler olarak nitelenmesi sonucunu doğurmaktadır.
‘Kuzey’ dünyasında sorun, tehdit ve engel olarak görülen göçmen, göç ettiği toplumun yaşam pratiklerine dâhil oldukça ayrımcılığa, nefret söylemine, şiddete ve ırkçılığa maruz kalmaktadır.
Göçmenlerin çalışma yaşamına katılımı, kayıt dışı istihdam, sosyal güvenlik ve iş sağlığı ve güvenliği gibi pek çok farklı konu, hedef ülkedeki şirketlerce düzenlenmekte ve kârlılık, yüksek verimlilik, kazancın sürekliliği gibi sonuçlar için –aralarında illegal çeteler ve suç organizasyonları gibi farklı gruplarında bulunduğu– tüm piyasa aktörleriyle işbirliğine gidilmektedir.
Bu bağlamda, çalışmada, düzensiz göçmenlerin ve mültecilerin çalışma yaşamına hangi koşullarda katıldıklarını algılamamızı kolaylaştıracağı düşünülen örnek film analizi yapılmakta ve film anlatısı üzerinden uluslararası göç sürecinin kapitalist ekonomik ilişkilerin egemen olduğu ülkelerde çalışma ilişkilerini nasıl şekillendirdiğinin çözümlenmesi amaçlanmaktadır.
Yönetmenliğini Ken Loach’ın yaptığı, senaryosu Paul Laverty tarafından kaleme alınmış, 2007 tarihli ve farklı uluslararası film yarışmalarında ödül alan 96 dakikalık ‘It’s a Free World’ (İşte Özgür Dünya) başlıklı filmin analiz edildiği çalışmada, düzensiz göçmen ve mültecilerin göç ettikleri ülkede çalışma yaşamına nasıl katıldıkları ekonomi-politik yöntemle incelenmektedir.
Deregülasyonun ve taşeronlaşmanın baskın paradigma haline geldiği ve işverenlerin kısa sürede kâr elde etmek için kayıt dışı göçmen istihdamına kolaylıkla yönelebildiği piyasalarda, göçmen işçiler şirketler arası rekabetin unsuru haline gelmişlerdir.
Göçmenlerin günlük yaşama etkin katılımlarında istihdamın rolünün tartışılması, önümüzdeki süreçte karşılaşılacak sorunların aşılabilmesi için mutlak bir gerekliliktir.

Related Results

Suriyeli Göçmenlerin İş Gücü Piyasasına Yönelik Algıları
Suriyeli Göçmenlerin İş Gücü Piyasasına Yönelik Algıları
Genellikle göç ve özellikle emek göçü, dünyada pek çok ülkeyi etkileyen ve uluslararası, bölgesel ve ulusal politika gündemlerinde üst sıralarda yer alan önemli bir küresel olay ol...
Sinemada Mimarlığın Temsili: Farklı Sinema Akım ve Türlerinde Mekânın Ontolojisi
Sinemada Mimarlığın Temsili: Farklı Sinema Akım ve Türlerinde Mekânın Ontolojisi
Mimarlık, sinema ve felsefe disiplinlerinin arakesitinde yer alan bu çalışma, mimari mekânın sinema sanatında ve farklı sinema akım ve türlerinde nasıl temsil edildiğini ve bu tems...
1940’larda Sosyal Politikanın “Fikir Mahfeli”: Çalışma Dergisi (1945-1950)
1940’larda Sosyal Politikanın “Fikir Mahfeli”: Çalışma Dergisi (1945-1950)
Çalışma dergisi Haziran 1945’te Çalışma Bakanlığının kurulmasından kısa bir süre sonra, Eylül 1945’te Bakanlık tarafından yayımlanmaya başlayan ve Türkiye’de sosyal politikanın olu...
GÖÇ, YOKSULLUK ve İNSAN HAKLARI
GÖÇ, YOKSULLUK ve İNSAN HAKLARI
Kapitalizmin egemenliği altındaki günümüz dünyasında göç ve yoksulluk birbirini etkileyen iki güncel olgudur. Küreselleşen dünyada yoksulluk göçe, göç de yoksulluğa yol açmaktadır....
SİNEMANIN MARDİN'DEKİ SEYRİ: SİNEMA, ŞEHİR VE SEYİR
SİNEMANIN MARDİN'DEKİ SEYRİ: SİNEMA, ŞEHİR VE SEYİR
İkinci Meşrutiyet sonrası Anadolu’da yaygınlaşmaya başlayan sinema, Cumhuriyet’in ilanından sonra Halkevi sinemaları ile toplumsal alanda önemli bir kültür öğesi haline gelir. Çalı...
Ulusal Sinema Hareketi Çerçevesinde Halit Refiğ Sinemasında Doğu-Batı İkilemi
Ulusal Sinema Hareketi Çerçevesinde Halit Refiğ Sinemasında Doğu-Batı İkilemi
Sinema ve toplum, birbirinden bağımsız olmayan hatta etkileşimli bir yapıya sahiptir. Bu etkileşimli yapı, toplumsal değişim ve dönüşümlerin de sinemada kendisini var etmesine olan...
Bijan Bahadori Keşkuli’nin Göç Temalı Resimlerindeki Biçimsel Tavırların Göçün Acısını Anlatmasındaki Etkisi
Bijan Bahadori Keşkuli’nin Göç Temalı Resimlerindeki Biçimsel Tavırların Göçün Acısını Anlatmasındaki Etkisi
İranlı bir ressam ve sanatçı olan Bijan Bahadori Keşkuli, göçebe yaşam kültürüyle büyümüş ve eserlerinde bu yaşam biçimin yansıtmış bir kimliktir. Sanatçı sanatçı kimliğini gelenek...

Back to Top