Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Kur’an’daki Peygamber Aileleri Bağlamında İman Bağının Soy Bağından Üstünlüğü

View through CrossRef
İnsanın biyolojik varlığını sürdürmesi kadar psikolojik ve ahlakî gelişimi yönüyle de vazgeçilmez bir kurum olan aile, aynı zamanda bireyin inanç dünyasının şekillenmesinde de önemli bir rol üstlenir. Bu itibarla ailede anne-baba ve çocukların biyolojik bir bağla birbirlerine bağlanmalarının yanı sıra manevi açıdan kenetlenmelerini sağlayan iman bağı ile de huzurlu yuvanın sağlam yapısını oluştururlar. Kur’ân-ı Kerîm, aile kurumunu insan hayatının en temel unsurlarından biri olarak değerlendirirken, kurtuluş ve hidayetin ölçütünü kan bağına değil iman ve hakikat bağına dayandırmaktadır. Bu ilke, aile kurumunun imanla bütünleştiği ölçüde kıymetli olduğunu ortaya koyarken bireyin sorumluluğunun da aile bağlarından bağımsız oluşuna dikkat çekmektedir. Kur’an hem huzurlu bir toplum oluşturmaya hem de dünya ve ahiret mutluluğunu gerçekleştirmeye yönelik peygamber ailelerinden olumlu aile tipolojilerini örnek verdiği gibi bazı olumsuz örnekliklerden de haber vererek ibret alınmasını istemektedir. Olumsuz aile tipolojileri kapsamında Kur’ân’da üç farklı peygamber aile örneği dikkat çekmektedir: Bu örneklem Hz. Nûh, Hz. İbrahim ve Hz. Lût aileleridir. Nitekim eşler arası ilişki açısından Hz. Nûh ve Hz. Lût’un eşlerini, baba ilişkisi açısından Hz. İbrahim’in babasını, evlatlar arası ilişki bakımından da Hz. Nuh’un oğlunu ibret bağlamında olumsuz tipolojiler olarak sunmaktadır. Kur’ân’da hem Hz. Nûh’un oğlu hem de Hz. İbrahim’in babası ile olan iletişim üsluplarından müminlerin, inancı farklı olan akrabalarıyla ilişkilerinde nezaket kurallarına uygun bir üslup kullanması gerektiği anlaşılmaktadır. Öte yandan bu konu kapsamında yer alan bazı ayetlerde de kâfir olarak vefat eden akraba için bağışlanma dilemenin İslâm’a uygun olmayan bir davranış olduğu da vurgulanmaktadır. Bu çalışmanın temel problemi, Kur’ân’ın bu örnek aileler üzerinden aile bağını nasıl konumlandırdığı ve iman bağının soy bağından neden üstün tutulduğudur. Bu çerçevede Hz. Nûh, Hz. Lût ve Hz. İbrahim’in aileleri merkeze alınarak biyolojik yakınlığın kurtuluş için yeterli olmadığı; gerçek aidiyetin imanla tanımlandığı ilkesinin tefsiri ve kavramsal temelleri araştırılmaktadır. Çalışmada nitel araştırma usulü uygulanmış ve Taberî, Zemahşerî, Fahreddin er-Râzî, Mâtürîdî gibi klasik tefsirlerin yanı sıra İzzet Derveze, Süleyman Ateş, Muhammed Esed gibi çağdaş eserler de incelenmiştir. Klasik tefsirlerde genel olarak iman bağının üstünlüğü vurgulanırken, çağdaş tefsirlerde bu örnekler modern aile ve toplum yapısına da uyarlanarak ele alınmıştır. Makalede öncelikle “ehl”, “âl” ve “zürriyet” kavramlarının etimolojik yapısı incelendikten sonra yukarıda belirtilen farklı üç peygamber ailesinin iman bağı açısından ailevi ilişkileri ve konumları irdelenmiştir. Araştırmanın amacı, Kur’ân’ın aile ilişkilerinde inancı merkeze alarak soy bağını ikincil konuma yerleştirdiğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda makale, hem Kur’ân’da aile ve inanç ilişkisini bütüncül olarak ele almakta hem de modern dünyada aile kavramı üzerine yürütülen tartışmalara teolojik bir perspektif sunmaktadır. Bu itibarla günümüz Müslüman aile bireyleri arasında inanç farklılıkları yaşandığında Kur’ân’ın sunduğu şu iki denge modelinin dikkate alınması önerilebilir. Birincisi; Kur’ân, iman bağının soy bağının önünde geldiğini vurgularken, aile içi sevgi, hürmet ve sorumluluğun korunmasını da öğütlemektedir. Bu yüzden modern Müslüman ailelerde farklı inanç tercihleriyle karşılaşıldığında baskıcı yaklaşımlardan kaçınılmalı; düzgün iletişim öne çıkarılmalı ve iman tercihleri bireysel sorumluluk olarak kabul edilmelidir. İkincisi; Kur’ân, aileyi imansızlıkla değersizleştirmemekte aksine onu imanla bütünleştiğinde en sağlam kurum olarak görmektedir. Bu itibarla günümüzde aileyi güçlendirmeye yönelik yapılacak faaliyetler, iman ve ahlakî değerlerle desteklenmelidir. Böylece Kur’ân’ın tasvir ettiği iman bağıyla güçlendirilmiş aile modeli, sosyal düzenin tesis edilmesi bağlamında Müslümanlar için bir rehber işlevi görebilecektir.
Marife Dini Arastirmalar Dergisi
Title: Kur’an’daki Peygamber Aileleri Bağlamında İman Bağının Soy Bağından Üstünlüğü
Description:
İnsanın biyolojik varlığını sürdürmesi kadar psikolojik ve ahlakî gelişimi yönüyle de vazgeçilmez bir kurum olan aile, aynı zamanda bireyin inanç dünyasının şekillenmesinde de önemli bir rol üstlenir.
Bu itibarla ailede anne-baba ve çocukların biyolojik bir bağla birbirlerine bağlanmalarının yanı sıra manevi açıdan kenetlenmelerini sağlayan iman bağı ile de huzurlu yuvanın sağlam yapısını oluştururlar.
Kur’ân-ı Kerîm, aile kurumunu insan hayatının en temel unsurlarından biri olarak değerlendirirken, kurtuluş ve hidayetin ölçütünü kan bağına değil iman ve hakikat bağına dayandırmaktadır.
Bu ilke, aile kurumunun imanla bütünleştiği ölçüde kıymetli olduğunu ortaya koyarken bireyin sorumluluğunun da aile bağlarından bağımsız oluşuna dikkat çekmektedir.
Kur’an hem huzurlu bir toplum oluşturmaya hem de dünya ve ahiret mutluluğunu gerçekleştirmeye yönelik peygamber ailelerinden olumlu aile tipolojilerini örnek verdiği gibi bazı olumsuz örnekliklerden de haber vererek ibret alınmasını istemektedir.
Olumsuz aile tipolojileri kapsamında Kur’ân’da üç farklı peygamber aile örneği dikkat çekmektedir: Bu örneklem Hz.
Nûh, Hz.
İbrahim ve Hz.
Lût aileleridir.
Nitekim eşler arası ilişki açısından Hz.
Nûh ve Hz.
Lût’un eşlerini, baba ilişkisi açısından Hz.
İbrahim’in babasını, evlatlar arası ilişki bakımından da Hz.
Nuh’un oğlunu ibret bağlamında olumsuz tipolojiler olarak sunmaktadır.
Kur’ân’da hem Hz.
Nûh’un oğlu hem de Hz.
İbrahim’in babası ile olan iletişim üsluplarından müminlerin, inancı farklı olan akrabalarıyla ilişkilerinde nezaket kurallarına uygun bir üslup kullanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan bu konu kapsamında yer alan bazı ayetlerde de kâfir olarak vefat eden akraba için bağışlanma dilemenin İslâm’a uygun olmayan bir davranış olduğu da vurgulanmaktadır.
Bu çalışmanın temel problemi, Kur’ân’ın bu örnek aileler üzerinden aile bağını nasıl konumlandırdığı ve iman bağının soy bağından neden üstün tutulduğudur.
Bu çerçevede Hz.
Nûh, Hz.
Lût ve Hz.
İbrahim’in aileleri merkeze alınarak biyolojik yakınlığın kurtuluş için yeterli olmadığı; gerçek aidiyetin imanla tanımlandığı ilkesinin tefsiri ve kavramsal temelleri araştırılmaktadır.
Çalışmada nitel araştırma usulü uygulanmış ve Taberî, Zemahşerî, Fahreddin er-Râzî, Mâtürîdî gibi klasik tefsirlerin yanı sıra İzzet Derveze, Süleyman Ateş, Muhammed Esed gibi çağdaş eserler de incelenmiştir.
Klasik tefsirlerde genel olarak iman bağının üstünlüğü vurgulanırken, çağdaş tefsirlerde bu örnekler modern aile ve toplum yapısına da uyarlanarak ele alınmıştır.
Makalede öncelikle “ehl”, “âl” ve “zürriyet” kavramlarının etimolojik yapısı incelendikten sonra yukarıda belirtilen farklı üç peygamber ailesinin iman bağı açısından ailevi ilişkileri ve konumları irdelenmiştir.
Araştırmanın amacı, Kur’ân’ın aile ilişkilerinde inancı merkeze alarak soy bağını ikincil konuma yerleştirdiğini ortaya koymaktır.
Bu bağlamda makale, hem Kur’ân’da aile ve inanç ilişkisini bütüncül olarak ele almakta hem de modern dünyada aile kavramı üzerine yürütülen tartışmalara teolojik bir perspektif sunmaktadır.
Bu itibarla günümüz Müslüman aile bireyleri arasında inanç farklılıkları yaşandığında Kur’ân’ın sunduğu şu iki denge modelinin dikkate alınması önerilebilir.
Birincisi; Kur’ân, iman bağının soy bağının önünde geldiğini vurgularken, aile içi sevgi, hürmet ve sorumluluğun korunmasını da öğütlemektedir.
Bu yüzden modern Müslüman ailelerde farklı inanç tercihleriyle karşılaşıldığında baskıcı yaklaşımlardan kaçınılmalı; düzgün iletişim öne çıkarılmalı ve iman tercihleri bireysel sorumluluk olarak kabul edilmelidir.
İkincisi; Kur’ân, aileyi imansızlıkla değersizleştirmemekte aksine onu imanla bütünleştiğinde en sağlam kurum olarak görmektedir.
Bu itibarla günümüzde aileyi güçlendirmeye yönelik yapılacak faaliyetler, iman ve ahlakî değerlerle desteklenmelidir.
Böylece Kur’ân’ın tasvir ettiği iman bağıyla güçlendirilmiş aile modeli, sosyal düzenin tesis edilmesi bağlamında Müslümanlar için bir rehber işlevi görebilecektir.

Related Results

Yahya eṣ-Ṣarṣarî ve Şiirlerindeki Hz. Peygamber İmgesi
Yahya eṣ-Ṣarṣarî ve Şiirlerindeki Hz. Peygamber İmgesi
Peygamber’i (s.a.s.) anlatan ilk şiirler o hayattayken ortaya çıkmıştır. Medih, itizâr, fahr ve mersiye gibi konularda söylenmiş bu örnekler büyük ölçüde İslam öncesi kaside formun...
Osman Nuri Taşkent Öncülüğünde Bir Kıraat Eğitimi Kursu: Adapazarı Dârül-huffâzı
Osman Nuri Taşkent Öncülüğünde Bir Kıraat Eğitimi Kursu: Adapazarı Dârül-huffâzı
Osmanlı döneminde medreseler arasında yer alan ve kıraat eğitimi veren dârülkur’ânlar 3 Mart 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrasında Kur’ân kursuna dönüştü. Bu durum ...
Sahâbî Urve b. Mes‘ûd es-Sekafî’nin Hayatı
Sahâbî Urve b. Mes‘ûd es-Sekafî’nin Hayatı
Hz. Peygamber’in sahâbîlerinden bir tanesi Tâifli Sakîf kabilesinden Urve b. Mes‘ûd’dur. O, kabilesinin en önde gelenlerinden birisidir. O, Sakîf kabilesinin Ahlâf koluna mensuptur...
Kur’an’da “Tâgût” Kavramına Farklı Bir Bakış
Kur’an’da “Tâgût” Kavramına Farklı Bir Bakış
Bütün semavi kitaplar gibi Kur’an’ın Kerim’in de indirildiği zamandan itibaren nazil olma maksadı merak edilmiş, murad-ı ilahinin ne olduğu sorgulanmıştır. Bu husustaki sorulara ce...
Textural properties of coagulated milk products containing soy protein
Textural properties of coagulated milk products containing soy protein
The textural properties of coagulated milk products were studied by Scanning Electron Microscopy and Texture Profile Analysis. Soy protein and casein interactions were explored wit...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Hz. Peygamber Dönemi Arap Yarımadası – Rum (Bizans) İmparatorluğu İlişkileri ve Rum (Bizans) Asıllı Sahâbîler
Hz. Peygamber Dönemi Arap Yarımadası – Rum (Bizans) İmparatorluğu İlişkileri ve Rum (Bizans) Asıllı Sahâbîler
Öz: Arap asıllı olup hayatını Arap Yarımadası’nda geçiren Hz. Peygamber’e inananların genelde Arap asıllılar olduğu düşünülmektedir. Oysa Allah Rasûlü son peygamberdir ve bütün ins...
Kur’an’ı Muhafaza Kurumları: Mektep, Dârülhuffâz ve Dârülkurrâlar (Amasya Örneği)
Kur’an’ı Muhafaza Kurumları: Mektep, Dârülhuffâz ve Dârülkurrâlar (Amasya Örneği)
Kur’an-ı Kerîm, Allah Teâlâ’nın kıyamete kadar muhafazasını bizzat üstlendiği son ilahi kitaptır. Kur’an, bu muhafazanın gereği olarak ilk vahiyden itibaren Hz. Peygamber ve bazı s...

Back to Top