Javascript must be enabled to continue!
Sahabe Şiirlerinde Medine’ye Hicret
View through CrossRef
Allah Resûlü (s.a.v.),
haksızlıkların ve çarpık inanç biçimlerinin hüküm sürdüğü Mekke ortamında
dünyaya gelir ve kırk yaşına bastığında Yüce Allah tarafından peygamberlikle
görevlendirilir. İslâm’ın açıktan tebliğ edilmesi yolunda Yüce Allah tarafından
ilâhî buyruk gelince Allah Resûlü, Mekke halkını alenen İslâm’a davet etmeye
başlar. Ne var ki ataların inancından vazgeçmek müşriklere ağır geldiğinden
İslâm daveti putperestler arasında kabul görmez. Müşrikler, İslâm davasından
vaz geçilmesi için Allah Resûlü’ne ve inananlara çeşitli baskılar uygularlar. Müslümanlara uygulanan baskılar tahammül
sınırını aşınca Yüce Allah tarafından önce Habeşistan’a ardından Medine’ye
hicret için izin verilir. Böylece sahabeden bazıları aralıklarla önce
Habeşistan’a ardından Medine’ye hicret ederler. Günümüze ulaşan kaynaklarda
sahabe şairler, Medine’ye hicret sırasında yaşanan hadiseleri ve hadiseler
karşısında hissettikleri duygu yoğunluğunu beyitlere yansıtmaktadırlar. İlgili
şiirlerde sahabe şairler, daha çok Allah Resûlü tarafından Medine’ye hicret
edilmesi yolunda yapılan tavsiyeye uymuş olmalarıyla övünmekte ve Medine’de
İslâm Dini’nin güçleneceğini umduklarına işaret etmektedirler. İlgili şiirler
şiir tekniği açısından Câhiliye dönemindeki uzun şiir geleneğinin aksine
maktalar halindedir ve hadiseler karşısında anlık duyguları beyitlere
yansıtmaya ağırlık vermektedir.
Özet: İslâm’ın açıktan tebliğ edilmesi yolunda vahiy gelince Allah Resûlü Mekke
halkını alenen İslâm’a davet eder. Ne var ki ata mirası çarpık inançları
bırakmak putperestlere ağır geldiğinden putperestler Allah Resûlü’ne ve
inanlara baskı uygulamaya koyulurlar. Putperestler tarafından uygulanan
baskılar tahammül sınırını aşınca Allah Resûlü önce geçici süreyle Habeşistan’a
hicret edilmesi yolunda sahabeye tavsiyede bulunur. Himayeye muhtaç bazı
Müslümanlar Allah Resûlü’nün tavsiyesine uyarlar ve Habeşistan’a hicret
ederler.
Bu sırada Allah Resûlü amcası Ebû Tâlib’in himayesi altındadır. Ebû
Tâlib’in vefatının ardından Allah Resûlü’ne baskılar gün geçtikçe artar. Dahası
Allah Resûlü’ne komplo kurarak ortadan kaldırılması için putperestler
tarafından plân dahi yapılır. Mekke’de İslâm’ı tebliğ edemeyeceğini anlayan
Allah Resûlü, davasını anlatmak amacıyla Tâif’e gider. Ne var ki Allah Resûlü,
Tâif’de sert tepkiyle karşılaşır ve Mekke’ye geri dönmek zorunda kalır.
Bu sırada Medine halkı, bir yandan Yahudilerle diğer taraftan kendi
aralarında uzun yıllar yaşanan savaşlar ve istikrarsızlıklar sebebiyle
dağınıklıklarını giderecek bir lider arayışı içerisindedirler.
Allah Resûlü Hac mevsiminde Mekke’ye gelen Medineli gruplara da İslâm
Dini’ni arz eder. Allah Resûlü’nün aralarındaki dağınıklıkları giderecek
özelliklere de sahip olduğunu sezinleyen Medineliler, Akabe denilen bölgede
sırasıyla I. Akabe ve II. Akabe adıyla bilinen anlaşmalarla Allah Resûlü’ne
biat ederler. Böylece Medine kenti hicret yolcularını karşılamaya ve İslâm
Dini’nin güç kazanarak dünyaya açılacağı bir üs bölgesi halini almaya hazır
hale gelir.
Yüce Allah tarafından önce sahabeye sonra da Allah Resûlü’ne Medine’ye
hicret izni verilir ve Allah Resûlü’nün Medine’ye hicret etmesiyle birlikte
İslâm tarihinde yeni bir çığır açılır.
Medine’ye hicret hadisesi İslâm Dini’nin erken dönemine tekabül
ettiğinden günümüze ulaşan kaynaklarda sahabenin Medine’ye hicretini yansıtan
şiir metinleri sayıca azdır. Ulaşılabilen kaynaklarda yer alan ilgili
metinlerden üçü Ebû Ahmed b. Cahş’a, dördüncüsü Buceyd b. ‘İmrân el-Huzâ‘î’ye ve sonuncusu
kimliği meçhul bir şaire ait olmak üzere toplam beş maktadan ibarettir. Hicretle bağlantısı bulunması sebebiyle
Mekkeli müşrik şair ‘Utbe b. Rabî‘a’ya ait bir dizeye de konu içerisinde yer
verilmiştir.
İlgili şiir metinlerinde sahabe şairlerin Medine’ye hicret edilmesi
yolunda Allah Resûlü tarafından yapılan tavsiyeye uymuş olmaları sebebiyle
övündükleri ve hicret hareketinin ilk anlarından itibaren meydana gelen
gelişmeler karşısında yaşadıkları duygu yoğunluğunu dizelere yansıtmaya
çalıştıkları görülmektedir.
İslâm davetinin güçlenmesi amacıyla Medine’ye hicret etmede kararlı olan
şair Ebû Ahmed, hak yolda yürümenin verdiği öz güveni dizelere yansıtmaktadır.
Ebû Ahmed, Medine’ye hicret edeceğine dair Allah Resûlü’ne söz vermiştir ve
sözüne sadıktır. Ebû Ahmed, eşi Ümmü Ahmed’in Medine’ye hicret etmeleri
durumunda müşrikler tarafından kendilerine zarar verilebileceği yolundaki
endişelerini gidermeye çalışmakta ve bâtıl karşısında hakkın güçlenmesi
amacıyla Medine’ye hicret ettiklerine vurgu yapmaktadır.
Kuşkusuz Ümmü Ahmed’in bu bağlamdaki endişeleri Mekke’de Müslümanlara
uygulanan yıldırma, baskı ve işkence politikalarının boyutları hakkında
ipuçları vermektedir.
Ebû Ahmed ve beraberindekiler Allah Resûlü’nün tavsiyeleri doğrultusunda
Medine’ye hicret ettiklerinden Yüce Allah tarafından beklentilerinin
karşılanacağına olan inancı tamdır. Bu bakımdan şair doğup büyüdüğü ve iç dünyasını
süsleyen hatıraların şekil aldığı Mekke ortamından ayrılmaması için kendisine
telkinde bulunan kadın erkek nice dostun tavsiyelerine kulak asmamaktadır.
Şair Câhiliye ruhu yerine İslâm kardeşliğinin önemine de işaret
etmektedir. Nitekim şair kabile asabiyeti sebebiyle geçmişte yaşanan
düşmanlıkların sona erdirilmesi için çağrıda bulunmuş ve etrafındaki kimseleri
çağrıya uymaları yolunda ikna etmiştir. Bu bakımdan şair, Allah için hicret
edenleri bekleyen nimetlere aile bireylerinin de kavuşacak olmaları sebebiyle
huzur içerisindedir. Şaire göre küfrü yeğleyen ve Müslümanlara karşı cephe alan
müşrikler Allah’ın gazabını hak etmişlerdir. Müslümanlarla kan bağları olsa
bile küfrü yeğleyen ve Müslümanlara karşı cephe alan müşrikler hüsrandadırlar.
Şair diğer şiir metninde de yine Medine’ye hicret edeceklerine dair Allah
Resûlü’ne verdikleri sözü yerine getirmiş olmaları sebebiyle mensubu bulunduğu
Ğanm ailesiyle övünmektedir. Şaire göre Ğanm ailesi Allah Resûlü’ne özde
bağlıdırlar. Nitekim bir zamanlar Mekke’yi mesken edinen ve yaşamlarını
Mekke’de idame ettiren Ğanm ailesi yaşadıkları toprakları Allah için geride
bırakmışlar ve İslâm davetinin güçlenmesi amacıyla tekli ve ikişerli gruplar
halinde Medine’ye hicret etmişlerdir.
Şair Buceyd b. ‘İmrân el-Huzâ‘î de mensubu bulunduğu Ka‘b oğullarında alt
kol olan Huzâ‘a kabilesinin Allah Resûlü’nü desteklemesi ve halkından bazı
kimselerin Medine’ye hicret etmesi ile dizelerde övünmektedir. Nitekim şaire
göre Huzâ‘a kabilesi mensupları Allah Resûlü’nün Medine’ye hicret edilmesi
yolunda yapmış olduğu tavsiye üzerine vakit kaybetmeden yola revan
olmuşlarıdır. Dahası Mekke’nin fethine götüren sebeplerde kilit rol oynayan
Huzâ‘a kabilesi ile Allah Resûlü arasındaki anlaşma sebebiyle Mekke fethedilmiş
ve Mekke semalarından şirk bulutları ilelebet temizlenmiştir. Huzâ‘a kabilesi,
takdire şayan tutumları sebebiyle Allah Resûlü’nün güç kazanmasına ve bir
zamanlar Allah Resûlü’nü Mekke’den çıkmaya zorlayan müşriklere rağmen Mekke’nin
fethedilmesine vesile olmuşlardır.
Kimliği belirsiz şaire ait dizelerde ise İslâm’ın en sıkıntılı ilk
dönemlerinde baskılara maruz kalan, Allah için yurtlarını geride bırakarak
Habeşistan’a veya Medine’ye hicret eden ve cennetle müjdelenen sekiz sahabe
ismine yer verildiği görülmektedir. Kimliği belirsiz şaire göre hiç kimse
yaptığı güzel eylemler sebebiyle dizlerde yer alan sekiz kişinin mertebesine
ulaşması imkân dâhilinde değildir.
Son şiir metninde ise şair Ebû Ahmed’in Medine’ye hicret ederken geride
bıraktığı evinin Ebû Süfyân tarafından el konulması ve satılması karşısında
duyduğu hoşnutsuzluğa yer verdiği görülmektedir. Dizelerde şair, Ebû Süfyân
tarafından evine haksız yere el konulmasını avcı tarafından ele geçirilen
kumrunun kaçmaması için avuç içerisinde sıkı sıkıya tutulmasına benzetmekte ve
ölüm ötesi hayatta Ebû Süfyân’dan hakkını alacağına vurgu yapmaktadır.
Medine’ye hicret izleri taşıyan şiir metinleri İslâm Dini’nin ruhuna
uygun düşecek lafızlar bir kenara bırakıldığında şiir tekniği açısından
Câhiliye dönemi şiir maktalarının devamı niteliğindedir. Nitekim şairler
yaşadıkları duygu yoğunluğunu uzun soluklu şiirler yerine kısa maktalarda
dizelere yansıtmaya çalışmaktadırlar. Yine şairler yaşadıkları duygu
yoğunluğunu dinleyicinin algısına yaklaştırmak amacıyla Câhiliye şiirinde sıkça
kullanılan istiare, mecaz ve teşbih gibi sanat türleri kullanmaktadırlar.
Şairler söz konusu maktaları Câhiliye şiirinde sıkça rastlanan tavîl,
mutekârib, basit ve kâmil şiir vezinleri üzerine inşa etmektedirler.
Sahabe şairlere ait günümüze ulaşan şiirler hicret sırasında yaşanan
olaylara ışık tutması bakımından tarihi birer vesika konumundadır. Yine söz
konusu şiirler, Câhiliye dönemi’nden İslâm dönemi’ne geçiş aşamasında eski Arap
şiirinin durumu hakkında fikir edinme bağlamında önem arz etmektedir.
Title: Sahabe Şiirlerinde Medine’ye Hicret
Description:
Allah Resûlü (s.
a.
v.
),
haksızlıkların ve çarpık inanç biçimlerinin hüküm sürdüğü Mekke ortamında
dünyaya gelir ve kırk yaşına bastığında Yüce Allah tarafından peygamberlikle
görevlendirilir.
İslâm’ın açıktan tebliğ edilmesi yolunda Yüce Allah tarafından
ilâhî buyruk gelince Allah Resûlü, Mekke halkını alenen İslâm’a davet etmeye
başlar.
Ne var ki ataların inancından vazgeçmek müşriklere ağır geldiğinden
İslâm daveti putperestler arasında kabul görmez.
Müşrikler, İslâm davasından
vaz geçilmesi için Allah Resûlü’ne ve inananlara çeşitli baskılar uygularlar.
Müslümanlara uygulanan baskılar tahammül
sınırını aşınca Yüce Allah tarafından önce Habeşistan’a ardından Medine’ye
hicret için izin verilir.
Böylece sahabeden bazıları aralıklarla önce
Habeşistan’a ardından Medine’ye hicret ederler.
Günümüze ulaşan kaynaklarda
sahabe şairler, Medine’ye hicret sırasında yaşanan hadiseleri ve hadiseler
karşısında hissettikleri duygu yoğunluğunu beyitlere yansıtmaktadırlar.
İlgili
şiirlerde sahabe şairler, daha çok Allah Resûlü tarafından Medine’ye hicret
edilmesi yolunda yapılan tavsiyeye uymuş olmalarıyla övünmekte ve Medine’de
İslâm Dini’nin güçleneceğini umduklarına işaret etmektedirler.
İlgili şiirler
şiir tekniği açısından Câhiliye dönemindeki uzun şiir geleneğinin aksine
maktalar halindedir ve hadiseler karşısında anlık duyguları beyitlere
yansıtmaya ağırlık vermektedir.
Özet: İslâm’ın açıktan tebliğ edilmesi yolunda vahiy gelince Allah Resûlü Mekke
halkını alenen İslâm’a davet eder.
Ne var ki ata mirası çarpık inançları
bırakmak putperestlere ağır geldiğinden putperestler Allah Resûlü’ne ve
inanlara baskı uygulamaya koyulurlar.
Putperestler tarafından uygulanan
baskılar tahammül sınırını aşınca Allah Resûlü önce geçici süreyle Habeşistan’a
hicret edilmesi yolunda sahabeye tavsiyede bulunur.
Himayeye muhtaç bazı
Müslümanlar Allah Resûlü’nün tavsiyesine uyarlar ve Habeşistan’a hicret
ederler.
Bu sırada Allah Resûlü amcası Ebû Tâlib’in himayesi altındadır.
Ebû
Tâlib’in vefatının ardından Allah Resûlü’ne baskılar gün geçtikçe artar.
Dahası
Allah Resûlü’ne komplo kurarak ortadan kaldırılması için putperestler
tarafından plân dahi yapılır.
Mekke’de İslâm’ı tebliğ edemeyeceğini anlayan
Allah Resûlü, davasını anlatmak amacıyla Tâif’e gider.
Ne var ki Allah Resûlü,
Tâif’de sert tepkiyle karşılaşır ve Mekke’ye geri dönmek zorunda kalır.
Bu sırada Medine halkı, bir yandan Yahudilerle diğer taraftan kendi
aralarında uzun yıllar yaşanan savaşlar ve istikrarsızlıklar sebebiyle
dağınıklıklarını giderecek bir lider arayışı içerisindedirler.
Allah Resûlü Hac mevsiminde Mekke’ye gelen Medineli gruplara da İslâm
Dini’ni arz eder.
Allah Resûlü’nün aralarındaki dağınıklıkları giderecek
özelliklere de sahip olduğunu sezinleyen Medineliler, Akabe denilen bölgede
sırasıyla I.
Akabe ve II.
Akabe adıyla bilinen anlaşmalarla Allah Resûlü’ne
biat ederler.
Böylece Medine kenti hicret yolcularını karşılamaya ve İslâm
Dini’nin güç kazanarak dünyaya açılacağı bir üs bölgesi halini almaya hazır
hale gelir.
Yüce Allah tarafından önce sahabeye sonra da Allah Resûlü’ne Medine’ye
hicret izni verilir ve Allah Resûlü’nün Medine’ye hicret etmesiyle birlikte
İslâm tarihinde yeni bir çığır açılır.
Medine’ye hicret hadisesi İslâm Dini’nin erken dönemine tekabül
ettiğinden günümüze ulaşan kaynaklarda sahabenin Medine’ye hicretini yansıtan
şiir metinleri sayıca azdır.
Ulaşılabilen kaynaklarda yer alan ilgili
metinlerden üçü Ebû Ahmed b.
Cahş’a, dördüncüsü Buceyd b.
‘İmrân el-Huzâ‘î’ye ve sonuncusu
kimliği meçhul bir şaire ait olmak üzere toplam beş maktadan ibarettir.
Hicretle bağlantısı bulunması sebebiyle
Mekkeli müşrik şair ‘Utbe b.
Rabî‘a’ya ait bir dizeye de konu içerisinde yer
verilmiştir.
İlgili şiir metinlerinde sahabe şairlerin Medine’ye hicret edilmesi
yolunda Allah Resûlü tarafından yapılan tavsiyeye uymuş olmaları sebebiyle
övündükleri ve hicret hareketinin ilk anlarından itibaren meydana gelen
gelişmeler karşısında yaşadıkları duygu yoğunluğunu dizelere yansıtmaya
çalıştıkları görülmektedir.
İslâm davetinin güçlenmesi amacıyla Medine’ye hicret etmede kararlı olan
şair Ebû Ahmed, hak yolda yürümenin verdiği öz güveni dizelere yansıtmaktadır.
Ebû Ahmed, Medine’ye hicret edeceğine dair Allah Resûlü’ne söz vermiştir ve
sözüne sadıktır.
Ebû Ahmed, eşi Ümmü Ahmed’in Medine’ye hicret etmeleri
durumunda müşrikler tarafından kendilerine zarar verilebileceği yolundaki
endişelerini gidermeye çalışmakta ve bâtıl karşısında hakkın güçlenmesi
amacıyla Medine’ye hicret ettiklerine vurgu yapmaktadır.
Kuşkusuz Ümmü Ahmed’in bu bağlamdaki endişeleri Mekke’de Müslümanlara
uygulanan yıldırma, baskı ve işkence politikalarının boyutları hakkında
ipuçları vermektedir.
Ebû Ahmed ve beraberindekiler Allah Resûlü’nün tavsiyeleri doğrultusunda
Medine’ye hicret ettiklerinden Yüce Allah tarafından beklentilerinin
karşılanacağına olan inancı tamdır.
Bu bakımdan şair doğup büyüdüğü ve iç dünyasını
süsleyen hatıraların şekil aldığı Mekke ortamından ayrılmaması için kendisine
telkinde bulunan kadın erkek nice dostun tavsiyelerine kulak asmamaktadır.
Şair Câhiliye ruhu yerine İslâm kardeşliğinin önemine de işaret
etmektedir.
Nitekim şair kabile asabiyeti sebebiyle geçmişte yaşanan
düşmanlıkların sona erdirilmesi için çağrıda bulunmuş ve etrafındaki kimseleri
çağrıya uymaları yolunda ikna etmiştir.
Bu bakımdan şair, Allah için hicret
edenleri bekleyen nimetlere aile bireylerinin de kavuşacak olmaları sebebiyle
huzur içerisindedir.
Şaire göre küfrü yeğleyen ve Müslümanlara karşı cephe alan
müşrikler Allah’ın gazabını hak etmişlerdir.
Müslümanlarla kan bağları olsa
bile küfrü yeğleyen ve Müslümanlara karşı cephe alan müşrikler hüsrandadırlar.
Şair diğer şiir metninde de yine Medine’ye hicret edeceklerine dair Allah
Resûlü’ne verdikleri sözü yerine getirmiş olmaları sebebiyle mensubu bulunduğu
Ğanm ailesiyle övünmektedir.
Şaire göre Ğanm ailesi Allah Resûlü’ne özde
bağlıdırlar.
Nitekim bir zamanlar Mekke’yi mesken edinen ve yaşamlarını
Mekke’de idame ettiren Ğanm ailesi yaşadıkları toprakları Allah için geride
bırakmışlar ve İslâm davetinin güçlenmesi amacıyla tekli ve ikişerli gruplar
halinde Medine’ye hicret etmişlerdir.
Şair Buceyd b.
‘İmrân el-Huzâ‘î de mensubu bulunduğu Ka‘b oğullarında alt
kol olan Huzâ‘a kabilesinin Allah Resûlü’nü desteklemesi ve halkından bazı
kimselerin Medine’ye hicret etmesi ile dizelerde övünmektedir.
Nitekim şaire
göre Huzâ‘a kabilesi mensupları Allah Resûlü’nün Medine’ye hicret edilmesi
yolunda yapmış olduğu tavsiye üzerine vakit kaybetmeden yola revan
olmuşlarıdır.
Dahası Mekke’nin fethine götüren sebeplerde kilit rol oynayan
Huzâ‘a kabilesi ile Allah Resûlü arasındaki anlaşma sebebiyle Mekke fethedilmiş
ve Mekke semalarından şirk bulutları ilelebet temizlenmiştir.
Huzâ‘a kabilesi,
takdire şayan tutumları sebebiyle Allah Resûlü’nün güç kazanmasına ve bir
zamanlar Allah Resûlü’nü Mekke’den çıkmaya zorlayan müşriklere rağmen Mekke’nin
fethedilmesine vesile olmuşlardır.
Kimliği belirsiz şaire ait dizelerde ise İslâm’ın en sıkıntılı ilk
dönemlerinde baskılara maruz kalan, Allah için yurtlarını geride bırakarak
Habeşistan’a veya Medine’ye hicret eden ve cennetle müjdelenen sekiz sahabe
ismine yer verildiği görülmektedir.
Kimliği belirsiz şaire göre hiç kimse
yaptığı güzel eylemler sebebiyle dizlerde yer alan sekiz kişinin mertebesine
ulaşması imkân dâhilinde değildir.
Son şiir metninde ise şair Ebû Ahmed’in Medine’ye hicret ederken geride
bıraktığı evinin Ebû Süfyân tarafından el konulması ve satılması karşısında
duyduğu hoşnutsuzluğa yer verdiği görülmektedir.
Dizelerde şair, Ebû Süfyân
tarafından evine haksız yere el konulmasını avcı tarafından ele geçirilen
kumrunun kaçmaması için avuç içerisinde sıkı sıkıya tutulmasına benzetmekte ve
ölüm ötesi hayatta Ebû Süfyân’dan hakkını alacağına vurgu yapmaktadır.
Medine’ye hicret izleri taşıyan şiir metinleri İslâm Dini’nin ruhuna
uygun düşecek lafızlar bir kenara bırakıldığında şiir tekniği açısından
Câhiliye dönemi şiir maktalarının devamı niteliğindedir.
Nitekim şairler
yaşadıkları duygu yoğunluğunu uzun soluklu şiirler yerine kısa maktalarda
dizelere yansıtmaya çalışmaktadırlar.
Yine şairler yaşadıkları duygu
yoğunluğunu dinleyicinin algısına yaklaştırmak amacıyla Câhiliye şiirinde sıkça
kullanılan istiare, mecaz ve teşbih gibi sanat türleri kullanmaktadırlar.
Şairler söz konusu maktaları Câhiliye şiirinde sıkça rastlanan tavîl,
mutekârib, basit ve kâmil şiir vezinleri üzerine inşa etmektedirler.
Sahabe şairlere ait günümüze ulaşan şiirler hicret sırasında yaşanan
olaylara ışık tutması bakımından tarihi birer vesika konumundadır.
Yine söz
konusu şiirler, Câhiliye dönemi’nden İslâm dönemi’ne geçiş aşamasında eski Arap
şiirinin durumu hakkında fikir edinme bağlamında önem arz etmektedir.
Related Results
Hicretin Varış Noktası Kubâ
Hicretin Varış Noktası Kubâ
Hz. Peygamber’in yıllarca sarfettiği yoğun çabalara rağmen İslâm’ın Mekke’de daha fazla yayılması mümkün gözükmüyordu. Ayrıca müslümanların da bu şehirde can güvenlikleri kalmamışt...
Mahtumkulu’nun Şiirlerinde Leff ü Neşr
Mahtumkulu’nun Şiirlerinde Leff ü Neşr
18. asrın önemli şahsiyetlerinden birisi olan Mahtumkulu’nun eserlerinde yazılı edebi bir stille karşılaşılır. Şiirlerinde aslında dönemin klasik edebi geleneğinin izleri görülmekt...
Didem Madak Şiirinde Dişil Yazının İzleri: Kadınlık, Bellek, Beden ve Dilin Çok Katmanlı Temsili
Didem Madak Şiirinde Dişil Yazının İzleri: Kadınlık, Bellek, Beden ve Dilin Çok Katmanlı Temsili
Bu çalışmada, Didem Madak'ın şiirleri, dişil yazı kuramı çerçevesinde derinlemesine incelenmiştir. Dişil yazı, kadınların ataerkil dil yapılarını sorgulayarak kendi deneyimlerini ö...
Âşık Veysel Şiirlerinde Tabiat Metaforu
Âşık Veysel Şiirlerinde Tabiat Metaforu
Tabiat ile insan arasındaki etkileşim, insanın yeryüzüne geldiği andan itibaren başlamaktadır. Tabiatın temelinde, anasır-ı erbaa olarak adlandırılan; toprak, su, hava ve ateş unsu...
Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde Yağmur İmgesi
Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde Yağmur İmgesi
Cahit Sıtkı Tarancı, cumhuriyet dönemi Türk şiirinde öz şiiri temsil eden tanınmış bir simadır. Şiirlerinde genellikle ölüm, ayrılık ve karamsarlık duyguları baskın olmakla birlikt...
FUAT ARPA ŞİİRLERİNİN TEMATİK İNCELENMESİ
FUAT ARPA ŞİİRLERİNİN TEMATİK İNCELENMESİ
Tema, Türk edebiyatının Batı’dan ödünçlediği kavramlardandır. Sınırları halen tam olarak çizilememiş bu kavram, zaman zaman konuyla da karıştırılır. Bu da kavramın yeni oluşu ve sı...
National and Spiritual Values in Poems of Ozan Nihat of Denizli
National and Spiritual Values in Poems of Ozan Nihat of Denizli
Dede Korkut yadigârı ozanlık geleneği yer yer şekil değiştirse de asırlardır varlığını devam ettirmektedir. Bu gelenek, Türk dünyasının hemen her bölgesinde canlı bir şekilde yaşat...
MODERN KARAY EDEBİYATININ ÖNCÜ SESLERİNDEN ‘SZYMON KOBECKİ’
MODERN KARAY EDEBİYATININ ÖNCÜ SESLERİNDEN ‘SZYMON KOBECKİ’
Trakay Karaylarından olan Szymon Kobecki, modern Karay edebiyatının özellikle şiir dünyasının eski ve yeni temaları başarılı bir şekilde harmanlayan öncü isimlerinden biridir. Kırı...

