Javascript must be enabled to continue!
HATTÂT VE ŞAİR MEHMED RIZA SAFVET BEY'İN (1857-1911) HAYATI VE ŞİİRLERİ (ÂSÂR-I PEDER)
View through CrossRef
Fuzûlî ve Bâkî gibi şâirlerle en parlak devrini yaşayan Dîvân Edebiyatı, son büyük şâirolan Şeyh Gâlib’in ardından eski gücünü kaybetmeye başlamıştır. Bu süreç, 20. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir. Bu süreçte Dîvân Edebiyatı, eski özgünlüğünü yakalayamasa da şekil ve muhtevasıyla bir süre daha etkisini devam ettirmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın başlarını yaşayan Mehmed Rızâ Safvet Bey de Dîvân Edebiyatı’nın son örneklerini bırakan şâirlerden biridir. Rızâ Safvet Bey, sanat erbabı ve ilim adamları yetiştiren memur geleneğine sahip bir aileden gelmektedir. Rızâ Safvet Bey’in oğlu hattat Suûdü’l-Mevlevî, şâir babasının yolundan giderek hacimli bir dîvân vücuda getirmiştir. Rızâ Safvet Bey’in hayatı hakkındaki ilk elden bilgiler ve şiirler, Zâdegân adını taşıyan bu dîvânın “Âsâr-ı Peder” bölümünde bulunmaktadır. Âsâr-ı Peder, Rızâ Safvet Bey’in biyografik bilgilerini ve manzumelerini içermektedir. Gazel, şarkı, tahmis, muhammes ve kıta nazım şekilleriyle şiirler yazmıştır. Rızâ Safvet Bey, münâcât ve na’tlarını gazel olarak yazmıştır. Gazel ve şarkılar bölümünde yer alan manzumelerinde ana konu, aşk, sevgili, hasret, bahar, mehtab ve tabiat olmuştur. Şâir, İstanbul’un gülistanını, lalelerini ve bülbüllerini şarkılarında coşkulu bir şekilde anlatmıştır. Mûsıkîye de özel bir ilgisi olan şâirin şarkıları, döneminin mûsıkî üstadlarından Reşid Efendi ve Tanbûrî Ali Efendi tarafından bestelenmiştir. Mûsıkî üstâdı Hâcı Arif Bey ve Tanbûrî Ali Efendi’den mûsikî dersleri de alan şâir, aynı zamanda hüsn-i hatta da kendisini yetiştirmiştir.
Title: HATTÂT VE ŞAİR MEHMED RIZA SAFVET BEY'İN (1857-1911) HAYATI VE ŞİİRLERİ (ÂSÂR-I PEDER)
Description:
Fuzûlî ve Bâkî gibi şâirlerle en parlak devrini yaşayan Dîvân Edebiyatı, son büyük şâirolan Şeyh Gâlib’in ardından eski gücünü kaybetmeye başlamıştır.
Bu süreç, 20.
yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir.
Bu süreçte Dîvân Edebiyatı, eski özgünlüğünü yakalayamasa da şekil ve muhtevasıyla bir süre daha etkisini devam ettirmiştir.
19.
yüzyılın ikinci yarısı ile 20.
yüzyılın başlarını yaşayan Mehmed Rızâ Safvet Bey de Dîvân Edebiyatı’nın son örneklerini bırakan şâirlerden biridir.
Rızâ Safvet Bey, sanat erbabı ve ilim adamları yetiştiren memur geleneğine sahip bir aileden gelmektedir.
Rızâ Safvet Bey’in oğlu hattat Suûdü’l-Mevlevî, şâir babasının yolundan giderek hacimli bir dîvân vücuda getirmiştir.
Rızâ Safvet Bey’in hayatı hakkındaki ilk elden bilgiler ve şiirler, Zâdegân adını taşıyan bu dîvânın “Âsâr-ı Peder” bölümünde bulunmaktadır.
Âsâr-ı Peder, Rızâ Safvet Bey’in biyografik bilgilerini ve manzumelerini içermektedir.
Gazel, şarkı, tahmis, muhammes ve kıta nazım şekilleriyle şiirler yazmıştır.
Rızâ Safvet Bey, münâcât ve na’tlarını gazel olarak yazmıştır.
Gazel ve şarkılar bölümünde yer alan manzumelerinde ana konu, aşk, sevgili, hasret, bahar, mehtab ve tabiat olmuştur.
Şâir, İstanbul’un gülistanını, lalelerini ve bülbüllerini şarkılarında coşkulu bir şekilde anlatmıştır.
Mûsıkîye de özel bir ilgisi olan şâirin şarkıları, döneminin mûsıkî üstadlarından Reşid Efendi ve Tanbûrî Ali Efendi tarafından bestelenmiştir.
Mûsıkî üstâdı Hâcı Arif Bey ve Tanbûrî Ali Efendi’den mûsikî dersleri de alan şâir, aynı zamanda hüsn-i hatta da kendisini yetiştirmiştir.
Related Results
UNUTULMUŞ BİR ŞÂİRİN İZLERİ: ŞÂİR-İ İLÂHÎ-NEVÂ İSTANBULLU ALİ RIZA BEY
UNUTULMUŞ BİR ŞÂİRİN İZLERİ: ŞÂİR-İ İLÂHÎ-NEVÂ İSTANBULLU ALİ RIZA BEY
Bu çalışma, Türk edebiyatının unutulmuş bir şâiri olan Ali Rıza Bey’in hayatını, edebî kimliğini ve mevcut şiirlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Türk edebiyatında birçok değerli şâ...
Tanbûrî, Bestekâr Zeki Mehmed Ağa ve Bestekârı Zeki Mehmed Ağa olarak kayıtlı Hisârbûselik Saz Semâisi’nin incelenmesi
Tanbûrî, Bestekâr Zeki Mehmed Ağa ve Bestekârı Zeki Mehmed Ağa olarak kayıtlı Hisârbûselik Saz Semâisi’nin incelenmesi
Bu çalışmada, bestekâr, tanbûrî Zeki Mehmed Ağa’nın hayatı ve Muallim İsmail Hakkı Bey Külliyatı 269 nolu defterde bestekârı Zeki Mehmed Ağa olarak kayıtlı olduğu tespit edilen His...
OSMANLI-AK-KOYUNLU İTTİFAKI VE FERAH/FERRUH-ŞAD BEY’İN ZELHE SAVAŞI
OSMANLI-AK-KOYUNLU İTTİFAKI VE FERAH/FERRUH-ŞAD BEY’İN ZELHE SAVAŞI
Ak-koyunlular, Tur Ali Bey zamanında Anadolu’da önemli rol oynadılar. Onların ilk merkezleri Diyarbakır oldu. Timur’un Anadolu’ya yaptığı seferler, buradaki siyasi yapıyı etkiledi....
Sülüs-Nesih Yazılarda Tavır Farkı: Hattat İsmâil Zühdî Efendi ve Hattat Ömer Vasfî Efendi’nin Sülüs-Nesih Meşk Murakkaalarının Karşılaştırılması
Sülüs-Nesih Yazılarda Tavır Farkı: Hattat İsmâil Zühdî Efendi ve Hattat Ömer Vasfî Efendi’nin Sülüs-Nesih Meşk Murakkaalarının Karşılaştırılması
Sanat yaşayan bir fenomendir. Dolayısıyla sanatın evrildiğini, yani iyiye veya kötüye doğru değiştiğini gözlemlenmektedir. Bu anlamda Doğu’da İslâmiyet ve tasavvuf anlayışı, Avrupa...
Mehmed Âkif’in Vefası, Mehmed Âkif’e Vefasızlık
Mehmed Âkif’in Vefası, Mehmed Âkif’e Vefasızlık
Araştırmamızın konusu Mehmed Âkif Ersoy’un vefa duygusu ve kendisine yapılan vefasızlıklardır. Âkif inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi inanan şair, nasir, mütefekkir insanlarımız...
ALİŞANZADE İSMAİL HAKKI’NIN 14. ASRIN TÜRK MUHARRİRLERİ’NİN İKİNCİ DEFTERİ: EKREM BEY
ALİŞANZADE İSMAİL HAKKI’NIN 14. ASRIN TÜRK MUHARRİRLERİ’NİN İKİNCİ DEFTERİ: EKREM BEY
1871 yılında doğan Alişanzade İsmail Hakkı, Mekteb-i Mülkiye’deki yüksek öğrenimini 1899 tamamladıktan sonra 1891’de Hariciye Kaleminde kâtip olarak çalışmaya başlayıp müdürlüğe yü...
BURSA/HÜDÂVENDİGÂR VİLÂYETİ’NİN TANINMIŞ SİMASI BEDREDDİN MAHMUT BEY-PARS BEY VE PARS BEY AİLESİ
BURSA/HÜDÂVENDİGÂR VİLÂYETİ’NİN TANINMIŞ SİMASI BEDREDDİN MAHMUT BEY-PARS BEY VE PARS BEY AİLESİ
Pars Bey ailesi, Bursa Umurbey’in (hatta ondan önce kurulmuş olan Kozca Köyü’nün) tarihinde ve idaresinde önemli bir yeri olan 600 yıllık geniş bir aile olup, Pars Beyler Sülalesi ...
Yahya eṣ-Ṣarṣarî ve Şiirlerindeki Hz. Peygamber İmgesi
Yahya eṣ-Ṣarṣarî ve Şiirlerindeki Hz. Peygamber İmgesi
Peygamber’i (s.a.s.) anlatan ilk şiirler o hayattayken ortaya çıkmıştır. Medih, itizâr, fahr ve mersiye gibi konularda söylenmiş bu örnekler büyük ölçüde İslam öncesi kaside formun...

