Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Daha Az Devlet Daha Çok Vakıf: Bir Özel Mülkleştirme Yolu

View through CrossRef
Vakıflar, ekonomik ve sosyal işlevlere sahip özel hukuk tüzel kişileridir ve oldukça eski dönemlere tarihlense de güncel bir tartışmanın odağı yapılmaya elverişlidir. Bugün pek çok isim altında görülebilecek vakıflar, yerine getirdikleri faaliyetler ve politik iktidar ile ilişkileriyle gündeme geliyorsa da en çok neoliberal politikalarla ilişkilendirilmeye uygundur. Nitekim son yirmi yılda kamu örgütlenmesinin bir parçası gibi faaliyet gösteren vakıfların yanı sıra kamu mülkiyetine dahil varlıkların vakıf faaliyetleri için tahsis edildiği sayısız örnek mevcuttur. Söz konusu örneklerin odak noktası ise vakıfların kamu varlıklarının özel mülkleştirilmesinde aracı olarak işlevselleştirilmesidir. Bu çalışma son yirmi yılda ismini sıkça duyduğumuz birkaç vakıf örneğinden yola çıkarak vakıfların, kapitalist gelişim süreci içinde yerine getirdiği işlevlerin neoliberal politikalar için de geçerli olduğunu ve kamu varlıklarının özelleştirilmesinin bir biçimi haline geldiğini göstermektedir. Tarihsel gelişimi içerisinde vakıflar, oldukça geniş yelpazedeki menkul ve gayrimenkul malların tasarrufuna sahip olarak önemli gelirler elde eden ve bu gelirler ile çeşitli sosyal ve ekonomik işlevleri yerine getiren kurumlardır. Osmanlı toplumsal formasyonu içinde vakıflar, miri toprakların vakıf mülkü haline getirilerek tasarruf edilebilmesini mümkün kılmış ve böylece bir tür “çitleme” aracı olarak işlev görmüştür. Ayrıca bu topraklar üzerinden elde edilen gelir vakıf kurumunun sağladığı imkanlarla aktarılabildiğinden, vakıflar aracılığıyla sermaye birikimi de yapılabilmiştir. Bu durum vakıfları kapitalist üretim ilişkilerinin ön koşullarını oluşturmada ve kamu kaynaklarını özel mülkiyete dönüştürmede işlevsel kılmaktadır. Ancak söz konusu işlev Osmanlı kapitalistleşmesiyle son bulmuş değildir. Vakıflar bugün de benzer bir işlevi yerine getirmekte ve kamu varlıklarının özel mülkiyet lehine yok olmasında aracı bir hukuk kurumu olarak konumlanmaktadır. Güncel duruma bakıldığında ise vakıfların neoliberal politikalarla uyumlu karakteri dikkat çekicidir. Bu açıdan Türkiye’de neoliberal dönüşümün kamu varlıklarının tasfiye süreciyle ilerleyen seyrinin vakıflar üzerinden değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Örneğin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfı ve Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı gibi pek çok vakıf üzerinden somutlaşan tartışmalar, neoliberal piyasalaşmanın vakıflar aracılığıyla ilerletilen biçimini sunmaktadır. Nitekim tartışmaların gösterdiği temel çelişki de vakıfların özel hukuk tüzel kişisi olmasına rağmen vakfedilen kaynakların kamu varlıkları olmasıyla ortaya çıkar. Böylece bu vakıfların hukuk tekniği açısından kamu tüzel kişiliği ile özel hukuk tüzel kişiliği arasındaki belirsiz konumu, esas olarak vakıf kurumunun kamu varlıklarını özel mülkiyete çevirmenin bir aracı olarak işlevine vurgu yapmayı gerektirir. O halde vakıflar bugün de kapitalist üretim ilişkilerinin gelişimindeki geçiş kurumu niteliğine uygun bir işlev üstlenmekte ve özel mülkiyet alanının genişlemesinde faaliyet göstermektedir. Böylece vakıflar, prekapitalist toplumsal formasyonların bir ürünü olmakla birlikte “esnek ve uyumlu” nitelikleriyle hem kapitalist ilişkilerin ön koşullarını oluşturabilmiş hem de güncel neoliberal politikalara uyumlu bir dönüşüme aracılık edebilmektedir.
Kamu Yönetimi Derneği
Title: Daha Az Devlet Daha Çok Vakıf: Bir Özel Mülkleştirme Yolu
Description:
Vakıflar, ekonomik ve sosyal işlevlere sahip özel hukuk tüzel kişileridir ve oldukça eski dönemlere tarihlense de güncel bir tartışmanın odağı yapılmaya elverişlidir.
Bugün pek çok isim altında görülebilecek vakıflar, yerine getirdikleri faaliyetler ve politik iktidar ile ilişkileriyle gündeme geliyorsa da en çok neoliberal politikalarla ilişkilendirilmeye uygundur.
Nitekim son yirmi yılda kamu örgütlenmesinin bir parçası gibi faaliyet gösteren vakıfların yanı sıra kamu mülkiyetine dahil varlıkların vakıf faaliyetleri için tahsis edildiği sayısız örnek mevcuttur.
Söz konusu örneklerin odak noktası ise vakıfların kamu varlıklarının özel mülkleştirilmesinde aracı olarak işlevselleştirilmesidir.
Bu çalışma son yirmi yılda ismini sıkça duyduğumuz birkaç vakıf örneğinden yola çıkarak vakıfların, kapitalist gelişim süreci içinde yerine getirdiği işlevlerin neoliberal politikalar için de geçerli olduğunu ve kamu varlıklarının özelleştirilmesinin bir biçimi haline geldiğini göstermektedir.
Tarihsel gelişimi içerisinde vakıflar, oldukça geniş yelpazedeki menkul ve gayrimenkul malların tasarrufuna sahip olarak önemli gelirler elde eden ve bu gelirler ile çeşitli sosyal ve ekonomik işlevleri yerine getiren kurumlardır.
Osmanlı toplumsal formasyonu içinde vakıflar, miri toprakların vakıf mülkü haline getirilerek tasarruf edilebilmesini mümkün kılmış ve böylece bir tür “çitleme” aracı olarak işlev görmüştür.
Ayrıca bu topraklar üzerinden elde edilen gelir vakıf kurumunun sağladığı imkanlarla aktarılabildiğinden, vakıflar aracılığıyla sermaye birikimi de yapılabilmiştir.
Bu durum vakıfları kapitalist üretim ilişkilerinin ön koşullarını oluşturmada ve kamu kaynaklarını özel mülkiyete dönüştürmede işlevsel kılmaktadır.
Ancak söz konusu işlev Osmanlı kapitalistleşmesiyle son bulmuş değildir.
Vakıflar bugün de benzer bir işlevi yerine getirmekte ve kamu varlıklarının özel mülkiyet lehine yok olmasında aracı bir hukuk kurumu olarak konumlanmaktadır.
Güncel duruma bakıldığında ise vakıfların neoliberal politikalarla uyumlu karakteri dikkat çekicidir.
Bu açıdan Türkiye’de neoliberal dönüşümün kamu varlıklarının tasfiye süreciyle ilerleyen seyrinin vakıflar üzerinden değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Örneğin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfı ve Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı gibi pek çok vakıf üzerinden somutlaşan tartışmalar, neoliberal piyasalaşmanın vakıflar aracılığıyla ilerletilen biçimini sunmaktadır.
Nitekim tartışmaların gösterdiği temel çelişki de vakıfların özel hukuk tüzel kişisi olmasına rağmen vakfedilen kaynakların kamu varlıkları olmasıyla ortaya çıkar.
Böylece bu vakıfların hukuk tekniği açısından kamu tüzel kişiliği ile özel hukuk tüzel kişiliği arasındaki belirsiz konumu, esas olarak vakıf kurumunun kamu varlıklarını özel mülkiyete çevirmenin bir aracı olarak işlevine vurgu yapmayı gerektirir.
O halde vakıflar bugün de kapitalist üretim ilişkilerinin gelişimindeki geçiş kurumu niteliğine uygun bir işlev üstlenmekte ve özel mülkiyet alanının genişlemesinde faaliyet göstermektedir.
Böylece vakıflar, prekapitalist toplumsal formasyonların bir ürünü olmakla birlikte “esnek ve uyumlu” nitelikleriyle hem kapitalist ilişkilerin ön koşullarını oluşturabilmiş hem de güncel neoliberal politikalara uyumlu bir dönüşüme aracılık edebilmektedir.

Related Results

A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
Multidisipliner Bir Yaklaşımla Özel İlgi Turizmi
Multidisipliner Bir Yaklaşımla Özel İlgi Turizmi
Turizm, geleneksel amaçlarının ötesine geçerek bireylerin ilgi alanlarına hitap eden çok boyutlu bir yapıya evrilmiştir. “Multidisipliner Bir Yaklaşımla Özel İlgi Turizmi” başlıklı...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Dramatik Atasözü
Dramatik Atasözü
Göstergelerarası bir çözümleme yapabilmenin ön koşulu iki ayrı gösterge dizgesinin (örneğin bir metinle bir resmin) biçimsel olduğu kadar içeriksel bakımdan alışveriş içerisinde ol...
Cumhuriyet İlahiyat Dergisi Yeni Sayı: Cilt 23 Sayı 3 (Felsefe ve Din Bilimleri Özel Sayısı)
Cumhuriyet İlahiyat Dergisi Yeni Sayı: Cilt 23 Sayı 3 (Felsefe ve Din Bilimleri Özel Sayısı)
Gayretimin bir kısmı bilim dünyasına hizmet, ama diğer çok mühim bir gayesi ise; koskoca bir İslam aleminin yitirmiş olduğu kendine hürmeti, güveni ve insanlık tarihindeki yerini h...
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
SADRİ MAKSUDİ ARSAL’IN DEVLET YAKLAŞIMI
Bu çalışma, Sadri Maksudi Arsal’ın günümüze ulaşan eserleri ve fikirleri üzerinden yapılan bir analiz ile Arsal’ın Genel Devlet Teorisi ve Türk Devlet Teorisi’ni ortaya koymayı ama...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...

Back to Top