Javascript must be enabled to continue!
Ioannes Chrysostomus’un Düşüşü: Doğu Roma Başkentinde Din ve Politika
View through CrossRef
Geç Roma İmparatorluğu'nda, din ve politika ayrılmaz bir ikili oluşturmuşlardır. Bu, sadece İmparatorluğun Hıristiyanlaşmaya başladığı IV. yüzyılın ilk çeyreği ve sonrasındaki bir faktör değil, esas kökleri Hıristiyanlaşma öncesinde bulunan bir olgudur. Esasen, pagan Roma'da, imparatorun Pontifex Maximus (=baş rahip) statüsüne sahip olması, (ve ayrıca kişiliğinin tanrısal bir niteliğe sahip olması), imparatorun, Hıristiyanlaşma süreci içerisinde, kilise işlerine müdahale etmesinin yasal çerçevesini oluşturmaktadır. İmparatorluk ile kilise arasındaki bu tür ilişkiler, aslında Constantinus'tan (306-337) önce başlar1. Ancak, hem doğrudan imparatorun, hem de saray yetkililerinin kilise işlerinde aktif olarak yer almaya başlamaları Constantinus ve sonrası dönemde ortaya çıkan bir faktördür. Bununla birlikte, IV. yüzyılda iktidarda bulunan Constantinus, oğlu II. Constantius (337-61) ve I. Theodosius (379-95) gibi güçlü imparatorlar, saray yetkililerinin kilise politikalarında belirgin bir şekilde görünür hale gelmelerini gölgelemişlerdir. 395'de Theodosius'un ölümü üzerine yerine geçen genç oğullarının (Doğu'da Arcadius, Batı'da Honorius) döneminde, onların gençliği ve tecrübesizliğinden dolayı, özellikle Doğu'da bürokrasi hem devletin iç ve dış politikalarında, hem de kilise ile ilişkilerinde çok daha fazla ön plana çıkmıştır.
Title: Ioannes Chrysostomus’un Düşüşü: Doğu Roma Başkentinde Din ve Politika
Description:
Geç Roma İmparatorluğu'nda, din ve politika ayrılmaz bir ikili oluşturmuşlardır.
Bu, sadece İmparatorluğun Hıristiyanlaşmaya başladığı IV.
yüzyılın ilk çeyreği ve sonrasındaki bir faktör değil, esas kökleri Hıristiyanlaşma öncesinde bulunan bir olgudur.
Esasen, pagan Roma'da, imparatorun Pontifex Maximus (=baş rahip) statüsüne sahip olması, (ve ayrıca kişiliğinin tanrısal bir niteliğe sahip olması), imparatorun, Hıristiyanlaşma süreci içerisinde, kilise işlerine müdahale etmesinin yasal çerçevesini oluşturmaktadır.
İmparatorluk ile kilise arasındaki bu tür ilişkiler, aslında Constantinus'tan (306-337) önce başlar1.
Ancak, hem doğrudan imparatorun, hem de saray yetkililerinin kilise işlerinde aktif olarak yer almaya başlamaları Constantinus ve sonrası dönemde ortaya çıkan bir faktördür.
Bununla birlikte, IV.
yüzyılda iktidarda bulunan Constantinus, oğlu II.
Constantius (337-61) ve I.
Theodosius (379-95) gibi güçlü imparatorlar, saray yetkililerinin kilise politikalarında belirgin bir şekilde görünür hale gelmelerini gölgelemişlerdir.
395'de Theodosius'un ölümü üzerine yerine geçen genç oğullarının (Doğu'da Arcadius, Batı'da Honorius) döneminde, onların gençliği ve tecrübesizliğinden dolayı, özellikle Doğu'da bürokrasi hem devletin iç ve dış politikalarında, hem de kilise ile ilişkilerinde çok daha fazla ön plana çıkmıştır.
Related Results
Bir Hainin Portresi: Kaisar Ioannes Doukas
Bir Hainin Portresi: Kaisar Ioannes Doukas
Bizans İmparatorluğu, Makedon Hanedanı’nın (867-1056) ortadan kalkmasının ardından, XI. yüzyılın ikinci yarısında ciddi istikrarsızlık içine düşmüştür. Bu süreçte, Bizans’ın kudret...
Roma-nem roma vegyes párkapcsolatok és etnikai reprodukció a roma nemzetiségű nők körében Magyarországon, 1990, 2011
Roma-nem roma vegyes párkapcsolatok és etnikai reprodukció a roma nemzetiségű nők körében Magyarországon, 1990, 2011
Tanulmányunk célja kettős. A népszámlálási adatokat felhasználva egyrészt dokumentáljuk a roma és nem roma vegyes párkapcsolatok elterjedtségét Magyarországon 1990-ben és 2011-ben....
DOĞU VE BATI KÜLTÜREL GELİŞİMİNİN ÖZELLİKLERİ
DOĞU VE BATI KÜLTÜREL GELİŞİMİNİN ÖZELLİKLERİ
Batı ve Doğu düşünce tarzları, benzerlikleri ve farklılıkları, gelişim kalıpları, kültürü ve şiiri kendilerine has özellikleri ve gelişim dinamikleri nedeniyle birbirlerinden farkl...
PAPA XXII. IOANNES VE İTALYAN HAÇLI SEFERLERİ
PAPA XXII. IOANNES VE İTALYAN HAÇLI SEFERLERİ
1316 yılında papa olarak seçilen XXII. Ioannes, papalığı boyunca Katolik Kilisesi’ni Avignon’dan yönetmiştir. Roma ve İtalyan yarımadasının içinde bulunduğu durumdan ötürü aksiyon ...
THE DEPICTION OF ROMA IN THE MACEDONIAN ETHNOLOGICAL AND ANTHROPOLOGICAL LITERATURE
THE DEPICTION OF ROMA IN THE MACEDONIAN ETHNOLOGICAL AND ANTHROPOLOGICAL LITERATURE
A relatively small number of ethnological papers deal with the Roma in the Balkans, including Macedonia. In this paper, the idea is to present how the scientific interest in Roma i...
Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Din ve Maneviyat
Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Din ve Maneviyat
Din ve maneviyat kavramları geçmişten günümüze bilim dünyasında tartışılmaya devam etmektedir. Tarih boyunca din ve bilim ilişkisi çeşitli biçimlerde ele alınmıştır. Yinger’in (195...
Energetische Bilanzierung von Wohngebäuden nach DIN V 18599
Energetische Bilanzierung von Wohngebäuden nach DIN V 18599
AbstractDie energetische Bilanzierung von Wohngebäuden darf gemäß EnEV 2009 wahlweise auf Grundlage der neuen Berechnungsnorm DIN V 18599 oder auf Basis der älteren Vorschriften DI...
Din Değiştirmede Tanrı Tasavvurunun Etkisi Üzerine Bir İnceleme
Din Değiştirmede Tanrı Tasavvurunun Etkisi Üzerine Bir İnceleme
Bilindiği üzere din, insan hayatına yön veren unsurların başında gelir. İnsanın duygu ve düşünce biçiminde, tercih ve tutumlarında inandığı dinin tesirleri görülebilmektedir. İlk s...

