Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Tecvid İlmindeki Bazı Mertebelerin Güncel Zaman Ölçülerinden “Saniye”ye Göre Belirlenebilirliğiyle İlgili Bir İnceleme

View through CrossRef
Bu çalışma, tecvîd ilmindeki bazı ölçülerin saniye cinsinden belirlenebilirliğinin imkânına dair bir inceleme olup günümüz Kur’ân okuyucuları ile Kur’ân ve tecvîd öğrenim-öğretimi yapanlara med ve gunne miktarında icra birlikteliği kazandırmayı amaçlamaktadır. Hususiyle İlahiyat ve İslamî İlimler Fakültelerindeki Kur’ân-ı Kerîm’i Okuma ve Tecvîd derslerinde tatbikat birlikteliği sağlamayı hedeflemektedir. Nitekim günümüzde bu mertebelerde bir belirsizliğin olduğu, kimi okuyucunun fazla kiminin ise az miktarda icra etiği görülmektedir. Ancak tecvîd eserlerini incelediğimizde asr-ı saâdetten itibaren müşahefe ile bize kadar gelen Kur’ân’ın okunuşundaki birlikteliğin bozulmaması, Kur’ân’ın aslî hüviyetinin korunması hususunda çok titiz davranıldığı görülmektedir. Zira med ve gunne yapma zamanının tayini için oluşturulan ölçü yöntemleri bu titizliğin bir göstergesidir. Erken dönem tecvîd serlerinde bu ölçülendirme için “Elif miktarı yöntemi” kullanılmışken sonraki dönemlerde buna ilave olarak “İki hareke miktarı yöntemi” ve “Parmak miktarı yöntemi” kullanılmıştır. Ancak asr-ı saadetten bil itibar son yüzyıla kadar med ve gunnenin icra miktarları gibi kısa vakitlerin zamanını tayin için geliştirilmiş yöntemler (saniye, salise) bilinir ve kullanılır halde olmadığından dolayı yukarıda zikredilen yöntemlerle net bir zaman dilimi tayini yapmak çok zor olmuştur. Hatta takribî bir zaman dilimi belirlemek bile güçtür. Bundan dolayı med ve gunne yapma zamanını daha net ortaya koyacak somut bir zaman dilimi tayininin yapılabileceği kanaati oluşmaktadır. Bu sebeple günümüz zaman ölçüm yöntemlerinden biri olan saniye cinsinden bir zaman dilimi tayin edilmesinin söz konusu kuralların daha iyi tatbik edilmesine vesile olacağı düşünülmektedir. Ayrıca tarihi süreç dikkate alındığında hicri 4. asra tekabül eden erken dönem tecvîd eserlerinde med miktarları, asgarî 1 Elif, azamî 5 Eliflik bir ölçülendirmeyle ifade edilmektedir. Yine gunnenin de 1 Elif miktarı ölçüyle icra edildiği aktarılmaktadır. hicri 5. asırdan sonra telif edilen eserlerde Elif miktarıyla ifade edilen söz konusu ölçüler, hareke miktarıyla da ölçülerek medlerde asgarî 2 hareke, azamî 6 harekelik bir uzatma yapılabileceği zikredilmiştir. Takriben hicri 10. asırdan sonra kaleme alınan tecvîd eserlerinin bazılarında ise söz konusu elif ve hareke miktarı ölçülendirmeye ilave olarak parmak miktarı yöntemi de ortaya konulmuş olup medlerin, asgarî 1 parmak, azami 3 parmak miktarı ölçülendirmeyle icra edilebileceği ifade edilmiştir. Tarihi süreçte uygulanan söz konusu yöntemlerin her biri diğerini izah etmek maksadıyla oluşturulduğundan med ve gunne zamanının doğru tayin edilmesi için daha başka yöntemlerin de ortaya konulabileceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple çalışmada söz konusu yöntemleri daha belirgin hale getirmek ve med ile gunnenin icra zamanını daha somut bir ölçüyle belirlemek maksadıyla 1967 yılında uluslararası düzeyde kullanımına başlanan, ülkemizde de 1989 tarihli ölçü birimleri yönetmeliğiyle yürürlüğe giren “saniye” cinsinden bir ölçülendirme yapılması kanaatini oluşturmaktadır. Çalışmada, med ve gunnenin icra edilme zamanlarına odaklanılmış olup söz konusu tecvîd kurallarının çeşitleri, hükümleri ve ihtilaflı meselelerine yer verilmemiştir. Kur’ân kıraatindeki imam, râvîler ile usul ve tariklerin (İstanbul Tariki, Mısır Tariki) med ve gunneyle ilgili icra farklılıkları da dikkate alınmamıştır. Sadece meselenin doğrudan halline vesile olacağı düşünüldüğünden ve aslen ihtilaflı bir mesele olmadığını ortaya koymak maksadıyla üç elif tariki ve beş elif tarikindeki ölçü yöntemleri inceleme konusu yapılmıştır. Yine gunne ile ilgili olarak da harf veya sıfat oluşu gibi ihtilaflı konulara ve çeşitlerine değinilmeksizin direkt olarak icra edilme zamanıyla ilgili veriler irdelenmiş ve saniye cinsinden icra edilme zamanıyla ilgili değerlendirmelere yer verilmiştir.
Title: Tecvid İlmindeki Bazı Mertebelerin Güncel Zaman Ölçülerinden “Saniye”ye Göre Belirlenebilirliğiyle İlgili Bir İnceleme
Description:
Bu çalışma, tecvîd ilmindeki bazı ölçülerin saniye cinsinden belirlenebilirliğinin imkânına dair bir inceleme olup günümüz Kur’ân okuyucuları ile Kur’ân ve tecvîd öğrenim-öğretimi yapanlara med ve gunne miktarında icra birlikteliği kazandırmayı amaçlamaktadır.
Hususiyle İlahiyat ve İslamî İlimler Fakültelerindeki Kur’ân-ı Kerîm’i Okuma ve Tecvîd derslerinde tatbikat birlikteliği sağlamayı hedeflemektedir.
Nitekim günümüzde bu mertebelerde bir belirsizliğin olduğu, kimi okuyucunun fazla kiminin ise az miktarda icra etiği görülmektedir.
Ancak tecvîd eserlerini incelediğimizde asr-ı saâdetten itibaren müşahefe ile bize kadar gelen Kur’ân’ın okunuşundaki birlikteliğin bozulmaması, Kur’ân’ın aslî hüviyetinin korunması hususunda çok titiz davranıldığı görülmektedir.
Zira med ve gunne yapma zamanının tayini için oluşturulan ölçü yöntemleri bu titizliğin bir göstergesidir.
Erken dönem tecvîd serlerinde bu ölçülendirme için “Elif miktarı yöntemi” kullanılmışken sonraki dönemlerde buna ilave olarak “İki hareke miktarı yöntemi” ve “Parmak miktarı yöntemi” kullanılmıştır.
Ancak asr-ı saadetten bil itibar son yüzyıla kadar med ve gunnenin icra miktarları gibi kısa vakitlerin zamanını tayin için geliştirilmiş yöntemler (saniye, salise) bilinir ve kullanılır halde olmadığından dolayı yukarıda zikredilen yöntemlerle net bir zaman dilimi tayini yapmak çok zor olmuştur.
Hatta takribî bir zaman dilimi belirlemek bile güçtür.
Bundan dolayı med ve gunne yapma zamanını daha net ortaya koyacak somut bir zaman dilimi tayininin yapılabileceği kanaati oluşmaktadır.
Bu sebeple günümüz zaman ölçüm yöntemlerinden biri olan saniye cinsinden bir zaman dilimi tayin edilmesinin söz konusu kuralların daha iyi tatbik edilmesine vesile olacağı düşünülmektedir.
Ayrıca tarihi süreç dikkate alındığında hicri 4.
asra tekabül eden erken dönem tecvîd eserlerinde med miktarları, asgarî 1 Elif, azamî 5 Eliflik bir ölçülendirmeyle ifade edilmektedir.
Yine gunnenin de 1 Elif miktarı ölçüyle icra edildiği aktarılmaktadır.
hicri 5.
asırdan sonra telif edilen eserlerde Elif miktarıyla ifade edilen söz konusu ölçüler, hareke miktarıyla da ölçülerek medlerde asgarî 2 hareke, azamî 6 harekelik bir uzatma yapılabileceği zikredilmiştir.
Takriben hicri 10.
asırdan sonra kaleme alınan tecvîd eserlerinin bazılarında ise söz konusu elif ve hareke miktarı ölçülendirmeye ilave olarak parmak miktarı yöntemi de ortaya konulmuş olup medlerin, asgarî 1 parmak, azami 3 parmak miktarı ölçülendirmeyle icra edilebileceği ifade edilmiştir.
Tarihi süreçte uygulanan söz konusu yöntemlerin her biri diğerini izah etmek maksadıyla oluşturulduğundan med ve gunne zamanının doğru tayin edilmesi için daha başka yöntemlerin de ortaya konulabileceği anlaşılmaktadır.
Bu sebeple çalışmada söz konusu yöntemleri daha belirgin hale getirmek ve med ile gunnenin icra zamanını daha somut bir ölçüyle belirlemek maksadıyla 1967 yılında uluslararası düzeyde kullanımına başlanan, ülkemizde de 1989 tarihli ölçü birimleri yönetmeliğiyle yürürlüğe giren “saniye” cinsinden bir ölçülendirme yapılması kanaatini oluşturmaktadır.
Çalışmada, med ve gunnenin icra edilme zamanlarına odaklanılmış olup söz konusu tecvîd kurallarının çeşitleri, hükümleri ve ihtilaflı meselelerine yer verilmemiştir.
Kur’ân kıraatindeki imam, râvîler ile usul ve tariklerin (İstanbul Tariki, Mısır Tariki) med ve gunneyle ilgili icra farklılıkları da dikkate alınmamıştır.
Sadece meselenin doğrudan halline vesile olacağı düşünüldüğünden ve aslen ihtilaflı bir mesele olmadığını ortaya koymak maksadıyla üç elif tariki ve beş elif tarikindeki ölçü yöntemleri inceleme konusu yapılmıştır.
Yine gunne ile ilgili olarak da harf veya sıfat oluşu gibi ihtilaflı konulara ve çeşitlerine değinilmeksizin direkt olarak icra edilme zamanıyla ilgili veriler irdelenmiş ve saniye cinsinden icra edilme zamanıyla ilgili değerlendirmelere yer verilmiştir.

Related Results

A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
Kent Yeşil Alanları Toprak Bilgisi
Kent Yeşil Alanları Toprak Bilgisi
Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi olan kitap yazarlarından iki hocamız hem yüksek lisans hem de doktora tezlerini Toprak İlmi ve Ekoloji alanında y...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Halîfe b. Hayyât’ın Tarih Yazıcılığı Metodu
Halîfe b. Hayyât’ın Tarih Yazıcılığı Metodu
Halîfe b. Hayyât (ö. 240/854-55) Abbâsî döneminde yaşamış bir tarihçi-muhaddistir. Kaynaklarda hadisçiliğinden ziyade tarih ve nesep ilmindeki yetkinliğine atıflar bulunmaktadır. K...
Arap Dilinde Mezhepler Arası Telfîk
Arap Dilinde Mezhepler Arası Telfîk
Arap dilinin kendine özgü bir yapısı bulunmaktadır. Bazı durumlarda kelimelerin şekil veya harekeleri bile anlamın değişmesine sebep olmaktadır. Nitekim Kur’ânı Kerim’in harekeleme...
Osman Nuri Taşkent Öncülüğünde Bir Kıraat Eğitimi Kursu: Adapazarı Dârül-huffâzı
Osman Nuri Taşkent Öncülüğünde Bir Kıraat Eğitimi Kursu: Adapazarı Dârül-huffâzı
Osmanlı döneminde medreseler arasında yer alan ve kıraat eğitimi veren dârülkur’ânlar 3 Mart 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrasında Kur’ân kursuna dönüştü. Bu durum ...
İbn Sînâ’da Ölüm ve Ötesi
İbn Sînâ’da Ölüm ve Ötesi
Bu makalede, İbn Sînâ’nın ölüm ve ötesine dair görüşlerinin ruh-beden ilişkisi bakımından felsefi bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ölüm ötesi hayatla ilgili konuların felsefi bir p...

Back to Top