Javascript must be enabled to continue!
Modern Dönemde Cinlere Farklı Bir Yaklaşım: Mevlâna Muhammed Ali el-Lâhûrî Örneği
View through CrossRef
İnsanlık tarihi boyunca, görünen maddi âlemin ötesinde, fiziksel olarak algılanamayan ancak varlığına inanılan birtakım varlıkların mevcudiyeti konusu hem dinî hem de felsefî düşünce sistemlerinin temel meselelerinden biri olmuştur. Bu tür varlıklara yönelik inançlar, çeşitli kültürlerde farklı biçimlerde şekillenmişse de özellikle semavî dinlerin kutsal metinlerinde melekler, şeytanlar ve cinler gibi gaybî varlıkların mevcudiyeti açık biçimde dile getirilmiştir. İslam inanç sisteminde de cinler, meleklerle birlikte gayb âleminin bir parçası olarak kabul edilmekte, bu varlıkların özellikleri ve insanlarla ilişkileri Kur’an ve hadislerde detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Ancak modern dönemle birlikte bu geleneksel anlayışa yönelik bazı eleştiriler ortaya çıkmış, özellikle rasyonalist ve pozitivist düşünce yapılarının etkisiyle gaybî varlıkların mevcudiyeti yeniden tartışma konusu haline gelmiştir. Bu bağlamda, özellikle XIX. yüzyıldan itibaren bazı modern İslam düşünürleri cin kavramına klasik İslam düşüncesinden farklı anlamlar yüklemeye başlamıştır. Bu makale, modern İslam düşüncesinde cin kavramına yönelik yaklaşımları incelemekte, özellikle de Hindistan alt kıtasında faaliyet göstermiş olan Mevlâna Muhammed Ali el-Lâhûrî’nin görüşlerine odaklanmaktadır. El-Lâhûrî, Lahor Ahmediye Cemaati’nin önde gelen isimlerinden biri olup, tefsir çalışmalarıyla tanınmaktadır. O, Kur’an’da yer alan cin anlatılarına alışılmışın dışında yorumlar getirerek, bu varlıkları metafizik varlıklar olmaktan ziyade sosyolojik ve tarihsel bir bağlamda anlamlandırma yoluna gitmiştir. El-Lâhûrî’nin bu yaklaşımı, sadece klasik yorumlarla değil, aynı zamanda Kur’an’ın lafzi yapısıyla da doğrudan bir karşılaştırma yapılarak ele alınmaktadır. El-Lâhûrî’ye göre, Kur’an’da “cin” olarak ifade edilen varlıklar, aslında bilinmeyen, yabancı, uzak topluluklar ya da çoğu zaman Arap olmayan milletlerdir. Bu bağlamda cinler, soyut, görünmeyen varlıklar değil; Müslüman toplumun dışında kalan ve başlangıçta İslam’a mesafeli duran çeşitli insan gruplarıdır. El-Lâhûrî, cin kavramını yorumlarken özellikle ayetlerin tarihsel bağlamını ve dilsel yönünü dikkate almakta, mecazî anlamlara başvurarak cinleri insanî kategorilerle özdeşleştirmektedir. Bu yaklaşımına örnek olarak, Kur’an’da geçen ve Hz. Muhammed’i dinlemek üzere gelen cinlerle ilgili ayetleri göstermektedir. El-Lâhûrî’ye göre bu “cinler”, gerçekte uzak bölgelerden gelen ve Hz. Peygamber’in mesajına ilgi duyan bazı yabancı kabilelerdir. Ona göre bu ayetlerdeki cin tasviri, bilinmeyen bir halkın İslam mesajıyla ilk defa karşılaşmasını anlatmakta; bu halkın “cin” olarak adlandırılması ise, Arap toplumunun onları tanımamasıyla ilgilidir. Onun dikkat çeken bir diğer yorumu da Hz. Süleyman’ın emrindeki cinlerle ilgilidir. Klasik yorumlarda bu varlıklar, Hz. Süleyman’ın mûcizevi kudretiyle yönetilen metafizik varlıklar olarak tanımlanırken, el-Lâhûrî bu varlıkları da insanlar olarak değerlendirmektedir. Ona göre, Hz. Süleyman’ın hizmetinde çalışan cinler; onun otoritesine boyun eğmiş, onun siyasal ve idarî gücüne tâbi olmuş, yerel ve yabancı topluluklardan oluşan gruplardır. Bu yorum, Kur’an’daki mûcizevî anlatımların daha dünyevî ve tarihsel bir zemin üzerine oturtulması anlamına gelmektedir. Bu çalışma, el-Lâhûrî’nin bu görüşlerini eleştirel bir bakış açısıyla analiz etmekte ve onun yaklaşımının metodolojik tutarlılık açısından eksiklikler taşıdığına dikkat çekmektedir. Her ne kadar el-Lâhûrî, Kur’an’daki bazı ifadeleri mecazî olarak yorumlayarak kendi görüşlerine dayanak oluşturmaya çalışsa da bu yorumların sistematik bir metodolojiye dayanmadığı görülmektedir. Ayrıca onun yorumlarının, Kur’an’ın lafzi anlamıyla ve klasik tefsir birikimiyle çeliştiği görülmektedir. Sonuç olarak makalede, el-Lâhûrî’nin cinleri tamamen insanî varlıklarla özdeşleştiren yaklaşımının, Kur’an’daki cin kavramıyla örtüşmediği, bu nedenle geleneksel anlayışın -yani cinlerin metafizik varlıklar olarak kabul edilmesinin- Kur’ânî bağlama daha uygun ve tutarlı bir yorum biçimi sunduğu tespit edilmiştir.
Title: Modern Dönemde Cinlere Farklı Bir Yaklaşım: Mevlâna Muhammed Ali el-Lâhûrî Örneği
Description:
İnsanlık tarihi boyunca, görünen maddi âlemin ötesinde, fiziksel olarak algılanamayan ancak varlığına inanılan birtakım varlıkların mevcudiyeti konusu hem dinî hem de felsefî düşünce sistemlerinin temel meselelerinden biri olmuştur.
Bu tür varlıklara yönelik inançlar, çeşitli kültürlerde farklı biçimlerde şekillenmişse de özellikle semavî dinlerin kutsal metinlerinde melekler, şeytanlar ve cinler gibi gaybî varlıkların mevcudiyeti açık biçimde dile getirilmiştir.
İslam inanç sisteminde de cinler, meleklerle birlikte gayb âleminin bir parçası olarak kabul edilmekte, bu varlıkların özellikleri ve insanlarla ilişkileri Kur’an ve hadislerde detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.
Ancak modern dönemle birlikte bu geleneksel anlayışa yönelik bazı eleştiriler ortaya çıkmış, özellikle rasyonalist ve pozitivist düşünce yapılarının etkisiyle gaybî varlıkların mevcudiyeti yeniden tartışma konusu haline gelmiştir.
Bu bağlamda, özellikle XIX.
yüzyıldan itibaren bazı modern İslam düşünürleri cin kavramına klasik İslam düşüncesinden farklı anlamlar yüklemeye başlamıştır.
Bu makale, modern İslam düşüncesinde cin kavramına yönelik yaklaşımları incelemekte, özellikle de Hindistan alt kıtasında faaliyet göstermiş olan Mevlâna Muhammed Ali el-Lâhûrî’nin görüşlerine odaklanmaktadır.
El-Lâhûrî, Lahor Ahmediye Cemaati’nin önde gelen isimlerinden biri olup, tefsir çalışmalarıyla tanınmaktadır.
O, Kur’an’da yer alan cin anlatılarına alışılmışın dışında yorumlar getirerek, bu varlıkları metafizik varlıklar olmaktan ziyade sosyolojik ve tarihsel bir bağlamda anlamlandırma yoluna gitmiştir.
El-Lâhûrî’nin bu yaklaşımı, sadece klasik yorumlarla değil, aynı zamanda Kur’an’ın lafzi yapısıyla da doğrudan bir karşılaştırma yapılarak ele alınmaktadır.
El-Lâhûrî’ye göre, Kur’an’da “cin” olarak ifade edilen varlıklar, aslında bilinmeyen, yabancı, uzak topluluklar ya da çoğu zaman Arap olmayan milletlerdir.
Bu bağlamda cinler, soyut, görünmeyen varlıklar değil; Müslüman toplumun dışında kalan ve başlangıçta İslam’a mesafeli duran çeşitli insan gruplarıdır.
El-Lâhûrî, cin kavramını yorumlarken özellikle ayetlerin tarihsel bağlamını ve dilsel yönünü dikkate almakta, mecazî anlamlara başvurarak cinleri insanî kategorilerle özdeşleştirmektedir.
Bu yaklaşımına örnek olarak, Kur’an’da geçen ve Hz.
Muhammed’i dinlemek üzere gelen cinlerle ilgili ayetleri göstermektedir.
El-Lâhûrî’ye göre bu “cinler”, gerçekte uzak bölgelerden gelen ve Hz.
Peygamber’in mesajına ilgi duyan bazı yabancı kabilelerdir.
Ona göre bu ayetlerdeki cin tasviri, bilinmeyen bir halkın İslam mesajıyla ilk defa karşılaşmasını anlatmakta; bu halkın “cin” olarak adlandırılması ise, Arap toplumunun onları tanımamasıyla ilgilidir.
Onun dikkat çeken bir diğer yorumu da Hz.
Süleyman’ın emrindeki cinlerle ilgilidir.
Klasik yorumlarda bu varlıklar, Hz.
Süleyman’ın mûcizevi kudretiyle yönetilen metafizik varlıklar olarak tanımlanırken, el-Lâhûrî bu varlıkları da insanlar olarak değerlendirmektedir.
Ona göre, Hz.
Süleyman’ın hizmetinde çalışan cinler; onun otoritesine boyun eğmiş, onun siyasal ve idarî gücüne tâbi olmuş, yerel ve yabancı topluluklardan oluşan gruplardır.
Bu yorum, Kur’an’daki mûcizevî anlatımların daha dünyevî ve tarihsel bir zemin üzerine oturtulması anlamına gelmektedir.
Bu çalışma, el-Lâhûrî’nin bu görüşlerini eleştirel bir bakış açısıyla analiz etmekte ve onun yaklaşımının metodolojik tutarlılık açısından eksiklikler taşıdığına dikkat çekmektedir.
Her ne kadar el-Lâhûrî, Kur’an’daki bazı ifadeleri mecazî olarak yorumlayarak kendi görüşlerine dayanak oluşturmaya çalışsa da bu yorumların sistematik bir metodolojiye dayanmadığı görülmektedir.
Ayrıca onun yorumlarının, Kur’an’ın lafzi anlamıyla ve klasik tefsir birikimiyle çeliştiği görülmektedir.
Sonuç olarak makalede, el-Lâhûrî’nin cinleri tamamen insanî varlıklarla özdeşleştiren yaklaşımının, Kur’an’daki cin kavramıyla örtüşmediği, bu nedenle geleneksel anlayışın -yani cinlerin metafizik varlıklar olarak kabul edilmesinin- Kur’ânî bağlama daha uygun ve tutarlı bir yorum biçimi sunduğu tespit edilmiştir.
Related Results
A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
Mevlâna’nın Eğitimci Şahsiyeti
Mevlâna’nın Eğitimci Şahsiyeti
Mevlâna, eserleriyle, düşüncesiyle, yaşam biçimiyle seçkin bir şahsiyet ve kimlik ortaya koymuştur. Mevlâna bu şahsiyeti ve kimliğiyle Sekiz yüz yıldır Anadolu başta olmak üzere do...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
İslam düşüncesinde Uṣûlü’d-dîn olarak ifade edilen Kelâm ilmi, inşâî bir ilim olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla Kelâm ilmi, teorik anlamda başlangıç olduğu gibi aynı zamanda sos...
Dramatik Atasözü
Dramatik Atasözü
Göstergelerarası bir çözümleme yapabilmenin ön koşulu iki ayrı gösterge dizgesinin (örneğin bir metinle bir resmin) biçimsel olduğu kadar içeriksel bakımdan alışveriş içerisinde ol...
MEVLÂNA’DA AŞK FELSEFESİ
MEVLÂNA’DA AŞK FELSEFESİ
Mevlâna, Yunan ve İslam filozofları tarafından kullanılan ontolojik, teleolojik ve kozmolojik delillerden hareket ederek Allah’ın varlığını ispat etme gayretlerini değerli görmekle...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
UNIVERSAL IDEAS IN THE PED UNIVERSAL IDEAS IN THE PEDAGOGICAL A GOGICAL ACCOUNTS OF MEVLANA JALALUDDIN RUMI UDDIN RUM
UNIVERSAL IDEAS IN THE PED UNIVERSAL IDEAS IN THE PEDAGOGICAL A GOGICAL ACCOUNTS OF MEVLANA JALALUDDIN RUMI UDDIN RUM
Introduction. In the article, the universal glorification of pedagogical ideas in the works of prominent enlightener, pedagogue-scientist Mevlana Jalaluddin Rumi has become the obj...

