Javascript must be enabled to continue!
Ferrî'nin Farsça Bir Kasidesinin Tercüme ve İzahı
View through CrossRef
Bu çalışma, XVIII. yüzyılın ikinci yarısının başlarında Tatarpazarcık'ta dünyaya gelen ve 1805 yılında vefat eden şair Ferrî'nin Türkçe Divan'ı içerisinde yer alan ancak bugüne kadar müstakil bir çalışmaya konu olmamış 43 beyitlik Farsça kasideyi ele almaktadır. Asıl adı Mehmed olan Ferrî’nin ailesi hakkında kısıtlı bilgi bulunmakla birlikte, dönemin önemli isimlerinden olan ve İran edebiyatına olan vukufiyeti sayesinde çok sayıda öğrenci yetiştiren Hoca Neş'et'in öğrencisi olduğu bilinmektedir. Kaynaklar, Ferrî'nin pek çok memuriyette görev yaptığına değinmektedir. Ünlü biyograf İbnü'l-Emin, Ferrî için "şâir-i mâhir geçinen eşhâsın pek çoğundan daha güzel sözler söylemiştir" yargısında bulunur. Ferrî'nin şimdiye kadar tespit edilebilen tek eseri olan Divan'ı, toplam on iki aruz kalıbı ve hemen bütün nazım şekillerini içermektedir. Divan'da iki yüz adet gazele mukabil on adet kaside ve yirmi beş adet nazire bulunmaktadır. Ayrıca Divan'ın sonunda oldukça müstehcen bir dille yazılmış "Hikâye-i Manzûme el-Mulakkab bi-Mekr-i Acîb" başlıklı 149 beyitlik bir mesnevi yer almaktadır. Divan; 1'i kaside, 1'i terci-bend, 4'ü gazel, 1'i tahmis ve 1'i tesdis olmak üzere toplam sekiz Farsça manzume ihtiva etmektedir. Bu çalışmada, Divan'ın ilk manzumesi olan 43 beyitlik Farsça kasidenin tercüme ve izahı sunulmaktadır. Aruzun fâilâtun fâilâtun fâilâtun fâilun kalıbıyla yazılan bu kaside tevhid-na῾t nazım türünde kaleme alınmıştır. Mücerred kâfiye kullanılmış olup kâfiye harfi -â’dır. Redif ise -yı men’dir. Birkaç yer dışında vezin genel olarak iyi kullanılmıştır. Kasidede klasik Fars ve Türk şiirinin müşterek mazmun dünyasını yer yer orijinal imajlarla yansıtan bir yapı görülmektedir. Özellikle tevhid bahsindeki beytin anlamına eklemlenen yoğun tasavvufî katman dikkat çekicidir. Kasidede klasik kaside tertibi görülmez. Tevhid bahsini içeren ilk 14 beyit, tasavvufî yaklaşımın yoğun olarak hissedildiği ve okurunu, beyitleri bu perspektiften yorumlamaya zorlayan bir örüntü sunar. 15 ila 19. beyitler ehl-i beyt sevgisine dairdir. 20. beyit tecdîd-i matladır. 21 ila 27. beyitler yedi beyitten oluşan bir gazeldir (tegazzül). Gazelde türün gerektirdiği âşıkâne tavır, kasidenin kutsal havasını bozmayacak ağırbaşlı bir şûhluktadır. 28 ve 29. beyitler Örfî-i Şîrâzî’nin bir kasidesinden iktibastır. 30. beyitle başlayan na῾t, 43. beyitte sonlanır. İzahat yapılırken yoruma öncelikli katkısı olduğu düşünülen kelimelerin sözlük anlamları üzerinde kısaca durulmuş ve gerekli görüldüğünde beytin çağrışım alanındaki yeri ortaya koyulmaya gayret edilmiştir. Fars ve Türk şairlerinin konuya ilişkin beyitleri yer yer tanık olarak kullanılarak hem yorumun güçlendirilmesi hem de metnin klasik şiir geleneği içerisinde orijinal imajlar sunup sunmadığı gösterilmeye çalışılmıştır. İncelenen Farsça kaside, Mevlana Müzesi Kütüphanesi’ndeki nüshada (MM) 3b–5a; İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’ndeki nüshada (NE) ise 2a–3a varakları arasındadır. MM nüshasında kasidenin bulunduğu 3b-4a varaklarındaki kısmi tahrifat nedeniyle bazı yerler okunamaz durumdayken NE nüshasının bu açıdan daha iyi durumda olduğu söylenebilir.
Title: Ferrî'nin Farsça Bir Kasidesinin Tercüme ve İzahı
Description:
Bu çalışma, XVIII.
yüzyılın ikinci yarısının başlarında Tatarpazarcık'ta dünyaya gelen ve 1805 yılında vefat eden şair Ferrî'nin Türkçe Divan'ı içerisinde yer alan ancak bugüne kadar müstakil bir çalışmaya konu olmamış 43 beyitlik Farsça kasideyi ele almaktadır.
Asıl adı Mehmed olan Ferrî’nin ailesi hakkında kısıtlı bilgi bulunmakla birlikte, dönemin önemli isimlerinden olan ve İran edebiyatına olan vukufiyeti sayesinde çok sayıda öğrenci yetiştiren Hoca Neş'et'in öğrencisi olduğu bilinmektedir.
Kaynaklar, Ferrî'nin pek çok memuriyette görev yaptığına değinmektedir.
Ünlü biyograf İbnü'l-Emin, Ferrî için "şâir-i mâhir geçinen eşhâsın pek çoğundan daha güzel sözler söylemiştir" yargısında bulunur.
Ferrî'nin şimdiye kadar tespit edilebilen tek eseri olan Divan'ı, toplam on iki aruz kalıbı ve hemen bütün nazım şekillerini içermektedir.
Divan'da iki yüz adet gazele mukabil on adet kaside ve yirmi beş adet nazire bulunmaktadır.
Ayrıca Divan'ın sonunda oldukça müstehcen bir dille yazılmış "Hikâye-i Manzûme el-Mulakkab bi-Mekr-i Acîb" başlıklı 149 beyitlik bir mesnevi yer almaktadır.
Divan; 1'i kaside, 1'i terci-bend, 4'ü gazel, 1'i tahmis ve 1'i tesdis olmak üzere toplam sekiz Farsça manzume ihtiva etmektedir.
Bu çalışmada, Divan'ın ilk manzumesi olan 43 beyitlik Farsça kasidenin tercüme ve izahı sunulmaktadır.
Aruzun fâilâtun fâilâtun fâilâtun fâilun kalıbıyla yazılan bu kaside tevhid-na῾t nazım türünde kaleme alınmıştır.
Mücerred kâfiye kullanılmış olup kâfiye harfi -â’dır.
Redif ise -yı men’dir.
Birkaç yer dışında vezin genel olarak iyi kullanılmıştır.
Kasidede klasik Fars ve Türk şiirinin müşterek mazmun dünyasını yer yer orijinal imajlarla yansıtan bir yapı görülmektedir.
Özellikle tevhid bahsindeki beytin anlamına eklemlenen yoğun tasavvufî katman dikkat çekicidir.
Kasidede klasik kaside tertibi görülmez.
Tevhid bahsini içeren ilk 14 beyit, tasavvufî yaklaşımın yoğun olarak hissedildiği ve okurunu, beyitleri bu perspektiften yorumlamaya zorlayan bir örüntü sunar.
15 ila 19.
beyitler ehl-i beyt sevgisine dairdir.
20.
beyit tecdîd-i matladır.
21 ila 27.
beyitler yedi beyitten oluşan bir gazeldir (tegazzül).
Gazelde türün gerektirdiği âşıkâne tavır, kasidenin kutsal havasını bozmayacak ağırbaşlı bir şûhluktadır.
28 ve 29.
beyitler Örfî-i Şîrâzî’nin bir kasidesinden iktibastır.
30.
beyitle başlayan na῾t, 43.
beyitte sonlanır.
İzahat yapılırken yoruma öncelikli katkısı olduğu düşünülen kelimelerin sözlük anlamları üzerinde kısaca durulmuş ve gerekli görüldüğünde beytin çağrışım alanındaki yeri ortaya koyulmaya gayret edilmiştir.
Fars ve Türk şairlerinin konuya ilişkin beyitleri yer yer tanık olarak kullanılarak hem yorumun güçlendirilmesi hem de metnin klasik şiir geleneği içerisinde orijinal imajlar sunup sunmadığı gösterilmeye çalışılmıştır.
İncelenen Farsça kaside, Mevlana Müzesi Kütüphanesi’ndeki nüshada (MM) 3b–5a; İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’ndeki nüshada (NE) ise 2a–3a varakları arasındadır.
MM nüshasında kasidenin bulunduğu 3b-4a varaklarındaki kısmi tahrifat nedeniyle bazı yerler okunamaz durumdayken NE nüshasının bu açıdan daha iyi durumda olduğu söylenebilir.
Related Results
A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
Tanzimat Döneminde Eğitim Kurumlarında Farsça ve Ahmed Kemal Paşa’nın Farsça Öğretimine Katkısı
Tanzimat Döneminde Eğitim Kurumlarında Farsça ve Ahmed Kemal Paşa’nın Farsça Öğretimine Katkısı
Kadim bir dil olan Farsça, Türklerin İslamiyet’i kabulü ile birlikte dilimizi ve edebiyatımızı önemli ölçüde etkilemeye başla-mıştır. Farsçanın dilimize etkisi Selçuklu Dönemi’nde ...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...
Bilgi Herkese Açık mı? İbn Sînâ’da Felsefî Bilginin Aktarımı, Liyakat ve Ahlakî Sınırlar
Bilgi Herkese Açık mı? İbn Sînâ’da Felsefî Bilginin Aktarımı, Liyakat ve Ahlakî Sınırlar
Bu makale, İslam felsefe geleneğinde felsefî bilginin aktarımına dair geliştirilen seçici yaklaşımı, özellikle İbn Sînâ’nın pedagojik ve ahlâkî tutumu üzerinden incelemektedir. Çal...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Dramatik Atasözü
Dramatik Atasözü
Göstergelerarası bir çözümleme yapabilmenin ön koşulu iki ayrı gösterge dizgesinin (örneğin bir metinle bir resmin) biçimsel olduğu kadar içeriksel bakımdan alışveriş içerisinde ol...
Nâsiruddin el-Elbânî'nin Selefîlik Anlayışı ve Balkan Gençler Üzerindeki Etkisi
Nâsiruddin el-Elbânî'nin Selefîlik Anlayışı ve Balkan Gençler Üzerindeki Etkisi
Nâsırüddin el-Elbânî, 1914 yılında Arnavutluk'un İşkodra şehrinde doğmuştur. Kral Ahmet Zogu’nun Müslümanları sindirmeye yönelik politikalar uygulaması dolayısıyla, Elbânî’nin baba...

