Javascript must be enabled to continue!
Estetik Operasyonlara Yönelik Fıkhî Bir Değerlendirme
View through CrossRef
Bu çalışma fıkhî açıdan estetik operasyonları konu edinmektedir. Bilindiği üzere son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de teknolojideki gelişmelere paralel olarak estetik cerrahi alanında büyük bir ilerleme kaydedilmiş ve bu alana yönelik talep ve işlemlerde hatırı sayılır oranda artış olmuştur. Bunda; modern hayat ve onun sunduğu imkânların yanı sıra değerler sisteminin değişmesi, görsel ve yazılı medya vasıtasıyla vücut organları konusunda belli şekil ve kalıpların halka dayatılması, insanların gelir seviyesinin yükselmesi, estetik operasyonlara dönük maliyetlerin düşmesi, yapılan işlemlerde başarı oranının artması gibi etkenlerin tesiri vardır. Ayrıca insanların kendilerini daha iyi hissetme veya kendilerine olan güven duygusunu kazanma isteği, fiziksel kusur ve eksikliklerini giderme arzusu, iş bulma ümidi, çevresinden kabul görme beklentisi gibi psikolojik, fiziksel ve sosyal ihtiyaçların da etkisi vardır.
Estetik operasyonların artışına yönelik muhtelif gerekçeler ileri sürülse de temelde bu tür işlemler, ya doğuştan var olan veya sonradan vücutta oluşan bir eksikliği ve kusuru gidermek yahut daha çok güzelleşmek için yapılmaktadır. Aslında estetik operasyonlara dönük işlemler, sadece bu çağa ait bir uygulama değil, insanlık tarihi boyunca farklı kültür ve medeniyetler tarafından değişik araç ve gereçlerle icra edilmiştir. Nitekim Hz. Peygamberin içinden neşet ettiği Arap toplumunda, kesilen burun yerine gümüşten ya da altından burun yapılması, saça kına yakılması ve göze sürme çekilmesi gibi uygulamaların varlığı, onların da estetik işlemler hakkında bilgi sahibi olduklarını ve hatta bu alanda önemli mesafe kat ettiklerini ortaya koymaktadır. Ancak bu alana yönelik asıl gelişme, ikinci dünya savaşında yaralanan ve çeşitli uzuvlarını kaybeden askerlerin eksikliklerini gidermek ve onları tekrar yaşama tutundurmak için yapılan çalışmalarla ortaya çıkmıştır. Bu tarihten sonra estetik işlemlerin sayısında ve özellikle çeşitliliğinde hızlı bir artış kaydedilmiştir. Günümüzde ise insan vücudunun bütün bölgelerine yönelik estetik işlem yapılabilmektedir.
Fıkhî açıdan meseleye bakıldığında yapılan bu tür işlemlerden bir kısmının, ihtiyaç ve maslahat temelli olduğu; bir kısmının ise bunlardan yoksun olarak icra edildiği söylenebilir. Bilhassa ihtiyaç temelli icra edilen söz konusu işlemler, kendi içerisinde zarûri, hâcî ve tahsinî operasyonlar şeklinde üçlü tasnife tabi tutulabilir. Doğuştan ya da sonradan meydana gelen ve insanı rahatsız eden bedendeki fazlalıkların veya eksikliklerin estetik operasyonla giderilebileceği konusunda büyük bir uzlaşının olduğu söylenebilir. Zira bu gibi işlemler temelde zarûrî veya hâcî mertebedeki ihtiyaçlar olarak kabul edildiği için estetikten ziyade tedavi amaçlı ya da bozulan bir uzvu aslına rücu ettirme ameliyesi şeklinde görülmüştür. Herhangi bir ihtiyaç veya maslahata dayanmadan sadece heva-heves, özenti veya modaya uymak için yapılan operasyonların caiz olmayacağı konusunda da ittifaktan söz edilebilir. İhtilaf, daha çok güzelleşmek veya karşı cinsi aldatmak ya da yaşlılığı gizlemek için yapılan tahsîni mertebedeki estetik operasyonlarla ilgilidir. Mevzu hakkında iki farklı görüş öne çıkmıştır. Bu tür operasyonları caiz görmeyenler gerekçelerini birkaç maddeye dayandırmışlardır. Bunlar; yasaklığı hakkında nasların bulunması, insan fıtratına müdahale anlamını taşıması, kişinin yaşının tespitiyle ilgili bir aldatma ve karıştırmanın söz konusu olması, operasyon esnasında zorunlu olmadığı halde mahzurlu yerlerin açılması ve sağlıkla ilgili bazı riskleri barındırmış olmasıdır. Caiz görenler ise gerekçelerini şu temellere oturtmuşlardır. Eşyada asıl olan mübahlıktır. Yasaklığı ifade eden kesin bir nas yoktur. İlgili olduğu zikredilen naslar ise yoruma açık olduğu için delil olamaz. Ayrıca insan güzelliğe meftun olarak yaratılmış her türlü zînet de onun için var edilmiştir. Dolayısıyla bazı temel kriterlere uymak şartıyla daha güzel ve dinç görünmek için estetik operasyon yapılabilir.
Şu var ki bu tür estetik operasyonları caiz görenler de reddedenler de görüşlerini kitap, sünnet ve akli delillere dayandırmışlardır. Kitap ve sünnette hükmün konulmasına sebep olan illetin mahiyeti ve geçişkenlik vasfının olup olmadığı meselesi ihtilafın temelini oluşturduğu müşahede edilmiştir. Ancak ilgili nasları tahsinî estetik operasyonlara olumlu yaklaşanların lehinde bazı şartlara uymak kaydıyla yorumlamanın daha isabetli olduğu sonucuna varılmıştır.
Title: Estetik Operasyonlara Yönelik Fıkhî Bir Değerlendirme
Description:
Bu çalışma fıkhî açıdan estetik operasyonları konu edinmektedir.
Bilindiği üzere son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de teknolojideki gelişmelere paralel olarak estetik cerrahi alanında büyük bir ilerleme kaydedilmiş ve bu alana yönelik talep ve işlemlerde hatırı sayılır oranda artış olmuştur.
Bunda; modern hayat ve onun sunduğu imkânların yanı sıra değerler sisteminin değişmesi, görsel ve yazılı medya vasıtasıyla vücut organları konusunda belli şekil ve kalıpların halka dayatılması, insanların gelir seviyesinin yükselmesi, estetik operasyonlara dönük maliyetlerin düşmesi, yapılan işlemlerde başarı oranının artması gibi etkenlerin tesiri vardır.
Ayrıca insanların kendilerini daha iyi hissetme veya kendilerine olan güven duygusunu kazanma isteği, fiziksel kusur ve eksikliklerini giderme arzusu, iş bulma ümidi, çevresinden kabul görme beklentisi gibi psikolojik, fiziksel ve sosyal ihtiyaçların da etkisi vardır.
Estetik operasyonların artışına yönelik muhtelif gerekçeler ileri sürülse de temelde bu tür işlemler, ya doğuştan var olan veya sonradan vücutta oluşan bir eksikliği ve kusuru gidermek yahut daha çok güzelleşmek için yapılmaktadır.
Aslında estetik operasyonlara dönük işlemler, sadece bu çağa ait bir uygulama değil, insanlık tarihi boyunca farklı kültür ve medeniyetler tarafından değişik araç ve gereçlerle icra edilmiştir.
Nitekim Hz.
Peygamberin içinden neşet ettiği Arap toplumunda, kesilen burun yerine gümüşten ya da altından burun yapılması, saça kına yakılması ve göze sürme çekilmesi gibi uygulamaların varlığı, onların da estetik işlemler hakkında bilgi sahibi olduklarını ve hatta bu alanda önemli mesafe kat ettiklerini ortaya koymaktadır.
Ancak bu alana yönelik asıl gelişme, ikinci dünya savaşında yaralanan ve çeşitli uzuvlarını kaybeden askerlerin eksikliklerini gidermek ve onları tekrar yaşama tutundurmak için yapılan çalışmalarla ortaya çıkmıştır.
Bu tarihten sonra estetik işlemlerin sayısında ve özellikle çeşitliliğinde hızlı bir artış kaydedilmiştir.
Günümüzde ise insan vücudunun bütün bölgelerine yönelik estetik işlem yapılabilmektedir.
Fıkhî açıdan meseleye bakıldığında yapılan bu tür işlemlerden bir kısmının, ihtiyaç ve maslahat temelli olduğu; bir kısmının ise bunlardan yoksun olarak icra edildiği söylenebilir.
Bilhassa ihtiyaç temelli icra edilen söz konusu işlemler, kendi içerisinde zarûri, hâcî ve tahsinî operasyonlar şeklinde üçlü tasnife tabi tutulabilir.
Doğuştan ya da sonradan meydana gelen ve insanı rahatsız eden bedendeki fazlalıkların veya eksikliklerin estetik operasyonla giderilebileceği konusunda büyük bir uzlaşının olduğu söylenebilir.
Zira bu gibi işlemler temelde zarûrî veya hâcî mertebedeki ihtiyaçlar olarak kabul edildiği için estetikten ziyade tedavi amaçlı ya da bozulan bir uzvu aslına rücu ettirme ameliyesi şeklinde görülmüştür.
Herhangi bir ihtiyaç veya maslahata dayanmadan sadece heva-heves, özenti veya modaya uymak için yapılan operasyonların caiz olmayacağı konusunda da ittifaktan söz edilebilir.
İhtilaf, daha çok güzelleşmek veya karşı cinsi aldatmak ya da yaşlılığı gizlemek için yapılan tahsîni mertebedeki estetik operasyonlarla ilgilidir.
Mevzu hakkında iki farklı görüş öne çıkmıştır.
Bu tür operasyonları caiz görmeyenler gerekçelerini birkaç maddeye dayandırmışlardır.
Bunlar; yasaklığı hakkında nasların bulunması, insan fıtratına müdahale anlamını taşıması, kişinin yaşının tespitiyle ilgili bir aldatma ve karıştırmanın söz konusu olması, operasyon esnasında zorunlu olmadığı halde mahzurlu yerlerin açılması ve sağlıkla ilgili bazı riskleri barındırmış olmasıdır.
Caiz görenler ise gerekçelerini şu temellere oturtmuşlardır.
Eşyada asıl olan mübahlıktır.
Yasaklığı ifade eden kesin bir nas yoktur.
İlgili olduğu zikredilen naslar ise yoruma açık olduğu için delil olamaz.
Ayrıca insan güzelliğe meftun olarak yaratılmış her türlü zînet de onun için var edilmiştir.
Dolayısıyla bazı temel kriterlere uymak şartıyla daha güzel ve dinç görünmek için estetik operasyon yapılabilir.
Şu var ki bu tür estetik operasyonları caiz görenler de reddedenler de görüşlerini kitap, sünnet ve akli delillere dayandırmışlardır.
Kitap ve sünnette hükmün konulmasına sebep olan illetin mahiyeti ve geçişkenlik vasfının olup olmadığı meselesi ihtilafın temelini oluşturduğu müşahede edilmiştir.
Ancak ilgili nasları tahsinî estetik operasyonlara olumlu yaklaşanların lehinde bazı şartlara uymak kaydıyla yorumlamanın daha isabetli olduğu sonucuna varılmıştır.
Related Results
A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
İslam düşüncesinde Uṣûlü’d-dîn olarak ifade edilen Kelâm ilmi, inşâî bir ilim olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla Kelâm ilmi, teorik anlamda başlangıç olduğu gibi aynı zamanda sos...
Bilgi Objesinin Estetik Objeye Dönüşümü Bağlamında Katsushika Hokusai Ukiyo-e’lerinde Fuji Dağı
Bilgi Objesinin Estetik Objeye Dönüşümü Bağlamında Katsushika Hokusai Ukiyo-e’lerinde Fuji Dağı
Sanat yapıtı, nesnel gerçekliğin, sıradan bir bilgi objesi olmaktan çıkarılıp estetik bir objeye dönüştürülmüş halidir. Bu bağlamda Fuji Dağı’nın gerçekteki varlığı ile Katsushika ...
Bu Kaybın Adı Mı Kader?
Bu Kaybın Adı Mı Kader?
Bazı kitaplar okunmak için yazılmaz; insanın içinden geçmesi için yazılır. Bu Kaybın Adı mı Kader? tam olarak böyledir. Okurunu bilgilendirmeyi değil, onu sarsmayı; rahatlatmayı de...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...
Nazi İdeolojik Söyleminde Folklora Yapılan Göndermeler: Siegfried Miti
Nazi İdeolojik Söyleminde Folklora Yapılan Göndermeler: Siegfried Miti
Nazi Dönemi (1933-1945), kitlesel propaganda ve kitlesel yönlendirme faaliyetleri bakımından çeşitlilik göstermektedir. Söz konusu faaliyetlerin ideolojik arka planı önemli ölçüde,...

