Javascript must be enabled to continue!
Sanat Tarihini Sakatlamak: Riva Lehrer’in Portrelerinde Engellilik ve Sanat Tarihinin Kesişimi
View through CrossRef
Bu makale, engellilik çalışmaları ile sanat tarihi arasındaki kesişim alanını incelemekte ve engellilik kuramlarının engelli sanatçı Riva Lehrer’in sanatsal üretimlerinde nasıl somutlaştığını ortaya koymaktadır. Araştırmanın amacı engelliliği, temsil edilen bir eksiklikten ziyade estetik, etik ve politik düşünce ile üretim alanlarını dönüştüren bir güç olarak değerlendirmektir. Engelli hakları hareketinden doğan engellilik kültürü, 1970’lerden itibaren engelli bireylerin deneyimlerinden beslenen bir dayanışma, bilgi ve üretim alanı olarak şekillenmiş; kusur, kırılganlık, yavaşlık, karşılıklı bağımlılık, tüm canlı varlıklara saygı ve direnişçi mizah gibi değerleri merkeze almıştır. Engellilik kültürü, normatif beden anlayışıyla birlikte faydacılık, üretkenlik ve hız gibi neoliberal değerler sistemini sorgulayan bir estetik ve etik paradigma da oluşturur. Bu bağlamda, engelliliği bireysel yetersizlik değil, ilişkisel bir varoluş biçimi ve kolektif dayanıklılık ile alternatif bir yaşam bilgisinin kaynağı olarak kavramsallaştırır. Aynı zamanda normatifin ötesinde bir duyumsama, varoluş ve gelecek tahayyülünün imkânlarını araştırır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, engellilik kültürünün farklı boyutlarını açıklayan ve kavramsallaştıran düşünürlerin yaklaşımlarına dayanmaktadır: Tobin Siebers’in engellilik estetiği, Rosemarie Garland-Thomson’ın bakış etiği, Robert McRuer’in crip teorisi, Amanda Cachia’nın yaratıcı erişim kavramı ve Alison Kafer’in sakat zaman anlayışı bu çerçevenin temelini oluşturmaktadır. Yöntem olarak, yakın görsel okuma ve yorumsal analiz tekniklerinin kullanıldığı çalışmada; Lehrer’in Circle Stories, The Risk Pictures ve Zoom Portraits gibi serilerinden örnekler, anlatılan kavramlar ışığında incelenmiştir. Bulgular, Lehrer’in portre pratiğinin, portre geleneğini biçimlendiren sağlamcı, birey merkezli, idealize ve hiyerarşik temsil anlayışına eleştirel bir karşı duruş geliştirdiğini göstermektedir. Sanatçı, kusur, kırılganlık, yavaşlık ve karşılıklı bağımlılık gibi engellilik kültürünün değerlerini özneleşme, etik ortaklık ve dayanışma biçimlerine dönüştürmektedir. Sonuç olarak makale, engellilik estetiği ve engellilik kültürünün sanat tarihi söylemine etik, estetik ve epistemolojik açıdan dönüştürücü bir katkı sunduğunu; bu çerçevenin sanat tarihinin analitik ufkuna eleştirel ve yaratıcı bir derinlik kazandırdığını ortaya koymaktadır.
Title: Sanat Tarihini Sakatlamak: Riva Lehrer’in Portrelerinde Engellilik ve Sanat Tarihinin Kesişimi
Description:
Bu makale, engellilik çalışmaları ile sanat tarihi arasındaki kesişim alanını incelemekte ve engellilik kuramlarının engelli sanatçı Riva Lehrer’in sanatsal üretimlerinde nasıl somutlaştığını ortaya koymaktadır.
Araştırmanın amacı engelliliği, temsil edilen bir eksiklikten ziyade estetik, etik ve politik düşünce ile üretim alanlarını dönüştüren bir güç olarak değerlendirmektir.
Engelli hakları hareketinden doğan engellilik kültürü, 1970’lerden itibaren engelli bireylerin deneyimlerinden beslenen bir dayanışma, bilgi ve üretim alanı olarak şekillenmiş; kusur, kırılganlık, yavaşlık, karşılıklı bağımlılık, tüm canlı varlıklara saygı ve direnişçi mizah gibi değerleri merkeze almıştır.
Engellilik kültürü, normatif beden anlayışıyla birlikte faydacılık, üretkenlik ve hız gibi neoliberal değerler sistemini sorgulayan bir estetik ve etik paradigma da oluşturur.
Bu bağlamda, engelliliği bireysel yetersizlik değil, ilişkisel bir varoluş biçimi ve kolektif dayanıklılık ile alternatif bir yaşam bilgisinin kaynağı olarak kavramsallaştırır.
Aynı zamanda normatifin ötesinde bir duyumsama, varoluş ve gelecek tahayyülünün imkânlarını araştırır.
Çalışmanın kuramsal çerçevesi, engellilik kültürünün farklı boyutlarını açıklayan ve kavramsallaştıran düşünürlerin yaklaşımlarına dayanmaktadır: Tobin Siebers’in engellilik estetiği, Rosemarie Garland-Thomson’ın bakış etiği, Robert McRuer’in crip teorisi, Amanda Cachia’nın yaratıcı erişim kavramı ve Alison Kafer’in sakat zaman anlayışı bu çerçevenin temelini oluşturmaktadır.
Yöntem olarak, yakın görsel okuma ve yorumsal analiz tekniklerinin kullanıldığı çalışmada; Lehrer’in Circle Stories, The Risk Pictures ve Zoom Portraits gibi serilerinden örnekler, anlatılan kavramlar ışığında incelenmiştir.
Bulgular, Lehrer’in portre pratiğinin, portre geleneğini biçimlendiren sağlamcı, birey merkezli, idealize ve hiyerarşik temsil anlayışına eleştirel bir karşı duruş geliştirdiğini göstermektedir.
Sanatçı, kusur, kırılganlık, yavaşlık ve karşılıklı bağımlılık gibi engellilik kültürünün değerlerini özneleşme, etik ortaklık ve dayanışma biçimlerine dönüştürmektedir.
Sonuç olarak makale, engellilik estetiği ve engellilik kültürünün sanat tarihi söylemine etik, estetik ve epistemolojik açıdan dönüştürücü bir katkı sunduğunu; bu çerçevenin sanat tarihinin analitik ufkuna eleştirel ve yaratıcı bir derinlik kazandırdığını ortaya koymaktadır.
Related Results
Engelliliğin Değişen Yüzü: “Gönüllü Ampütasyon” Üzerine Tartışmalar
Engelliliğin Değişen Yüzü: “Gönüllü Ampütasyon” Üzerine Tartışmalar
Engellilik, doğuştan ve sonradan olan engellilik olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Doğuştan olan engelliliğe bir takım genetik faktörler, anne karnında gerçekleşen travmalar sebep olm...
Combate entre pizarristas y almagristas en Paisajes peruanos: La Batalla de Chupas vista por Riva Agí¼ero
Combate entre pizarristas y almagristas en Paisajes peruanos: La Batalla de Chupas vista por Riva Agí¼ero
ResumenEn 1912 José de la Riva Agí¼ero y Osma realiza un viaje por el Perú que se extendió desde el Cuzco a Huancayo, transformándose en uno de los primeros peruanos que recorrió e...
Dünyada ve Türkiye’de Anlam İnşasının Aracı Olarak Sanat ve Edebiyat Basını
Dünyada ve Türkiye’de Anlam İnşasının Aracı Olarak Sanat ve Edebiyat Basını
Tarih boyunca basın edebiyat ve sanatın hem öznesi hem de nesnesi olmuştur. Bu çalışmada, 17. Yüzyıldan günümüze kadar dünyadaki, Osmanlı’daki ve sonrasında Türkiye’deki sanat ve ...
Sanat Antropolojisinin Sanat ve Sanat Eleştirisi Açısından Önemi
Sanat Antropolojisinin Sanat ve Sanat Eleştirisi Açısından Önemi
Sanatın varlığı insan ve toplum ilişkisinin boyutlarını göstermesi açısından anlamlıdır. Bu boyutlar sanatın kültürle olan bağını kuran dinamiklerden biridir. Sanat eleştirisi, san...
Sanat Uzmanlığının Evrimi: Geçmişten Günümüze Bir İnceleme
Sanat Uzmanlığının Evrimi: Geçmişten Günümüze Bir İnceleme
Sanat uzmanlığı, sanat eserlerinin tarihini, teknik özelliklerini analiz eden, orijinalliğini ve değerini belirleyen bir meslek olarak geçmişten günümüze büyük önem taşımıştır. 18....
SANATI METALAŞTIRMAK: SANAT PAZARI VE SANAT PAZARLAMASI
SANATI METALAŞTIRMAK: SANAT PAZARI VE SANAT PAZARLAMASI
Sanat dünyasında yüzyıllardır süre gelen iki önemli ve bir o kadar meşhur tartışma konusu vardır: Sanat, sanat içindir ve sanat, toplum içindir. Sanatın hem toplum için hem de sana...
Sanat ve Mekân: Duvar Resmi, Ortam Odaklı Sanat ve Mekâna Özgü Sanat Arasındaki Kavramsal Farklılıklar
Sanat ve Mekân: Duvar Resmi, Ortam Odaklı Sanat ve Mekâna Özgü Sanat Arasındaki Kavramsal Farklılıklar
Duvar resmi, ortam odaklı sanat ve mekâna özgü sanat terimleri, sanat ile mekân arasındaki ilişkiyi temel alarak sanat tarihinin geniş bir yelpazesinde yer alan sanatsal uygulamala...
BATI SANATINDA JAPON SANATININ İZLERİ VE KATSUSHİKA HOKUSAİ’NİN ESERLERİNİN GÜNÜMÜZ SANATINDA YENİDEN YORUMLANMASI
BATI SANATINDA JAPON SANATININ İZLERİ VE KATSUSHİKA HOKUSAİ’NİN ESERLERİNİN GÜNÜMÜZ SANATINDA YENİDEN YORUMLANMASI
Sanatta etkileşim, geçmişten günümüze sanat tarihindeki tüm dönemlerde varolmuştur. Sanatçı, yaşadığı olaylardan, kültürel öğelerden, geçmiş dönemdeki sanat eserlerinden etkilenir....

