Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Nükleer Güç Santrallerinin Çevresel Etkileri

View through CrossRef
Dünyamızın nüfusu arttıkça ihtiyaç duyulan enerjiye de gereksinim artmaktadır. Özellikle pandemi sonrası Ukrayna-Rusya savaşının başlamasından bu yana, zaten var olan enerji krizi, son zamanlarda daha da artmış olup birçok ülke bu ihtiyacı karşılayabilmek için nükleer enerjiye yönelmiştir. Bu nedenle ülkemizde de faaliyete geçirilmek üzere çalışmaları devam eden Nükleer Güç santralleri, çevresel etkileri son derece olumlu olduğundan nükleer enerjinin üretilmesi açısından daha çok tercih edilmektedir. Özellikle en çok nükleer enerji kullanım oranına sahip ülke olan Fransa örneğinde olduğu gibi, Nükleer Güç santrallerinin küresel ısınma için bir risk kaynağı olmaması nükleer enerjiye yönelim sürecini hızlandırmaktadır. Bununla birlikte nükleer santrallerin projelendirilmesi, tasarlanması, kurulması, işletilmesi ve sökümü esnasında çok ciddi güvenlik önlemleri alınmalıdır. Bu önlemler alınmadığında bu santrallerin insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri olacaktır. Ayrıca santrallerin işletim esnasında ortaya çıkardığı radyoaktif atıklar, gerekli güvenlik önemleri alınmadığı takdirde, suya ve toprağa karışarak insan ve çevre için ciddi tehlikeler oluşturabilmektedir. Bu oluşan radyoaktif atıklar radyoaktivite seviyelerine göre; yüksek seviyeli atık, orta seviyeli atık ve düşük seviyeli atık olarak sınıflandırılırken, fiziksel hallerine göre ise; katı atıklar, sıvı atıklar ve gaz atıklar olarak sınıflandırılmaktadır. Atıkların radyoaktivite düzeylerine göre sınıflandırıldıklarında, yüksek seviyeli radyoaktif atık ile düşük seviyeli radyoaktif atıklarda alınması gereken önlemlerde de farklılık olması gerektiği anlaşılmaktadır. Fiziksel hallerine göre sınıflandırmadaki bertaraf yöntemlerinde katı atıklarda presleme yöntemi kullanılırken, sıvı atıklarda santrifüj yöntemi öncelikli olarak kullanılır. Bunun yanında sıvı atıkların katı hale dönüştürülebilmesi için de uygun yöntemler mevcuttur. Bu çalışmada, nükleer güç santral-lerde oluşan radyoaktif atıklar, atıkların bertaraf ve depolama yöntemleri, nükleer santrallerin kurulacağı alanın hangi kriterlere sahip olması gerektiği konuları, literatürde yer alan çalışmalarla birlikte derlenerek sunulmuştur.
Title: Nükleer Güç Santrallerinin Çevresel Etkileri
Description:
Dünyamızın nüfusu arttıkça ihtiyaç duyulan enerjiye de gereksinim artmaktadır.
Özellikle pandemi sonrası Ukrayna-Rusya savaşının başlamasından bu yana, zaten var olan enerji krizi, son zamanlarda daha da artmış olup birçok ülke bu ihtiyacı karşılayabilmek için nükleer enerjiye yönelmiştir.
Bu nedenle ülkemizde de faaliyete geçirilmek üzere çalışmaları devam eden Nükleer Güç santralleri, çevresel etkileri son derece olumlu olduğundan nükleer enerjinin üretilmesi açısından daha çok tercih edilmektedir.
Özellikle en çok nükleer enerji kullanım oranına sahip ülke olan Fransa örneğinde olduğu gibi, Nükleer Güç santrallerinin küresel ısınma için bir risk kaynağı olmaması nükleer enerjiye yönelim sürecini hızlandırmaktadır.
Bununla birlikte nükleer santrallerin projelendirilmesi, tasarlanması, kurulması, işletilmesi ve sökümü esnasında çok ciddi güvenlik önlemleri alınmalıdır.
Bu önlemler alınmadığında bu santrallerin insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri olacaktır.
Ayrıca santrallerin işletim esnasında ortaya çıkardığı radyoaktif atıklar, gerekli güvenlik önemleri alınmadığı takdirde, suya ve toprağa karışarak insan ve çevre için ciddi tehlikeler oluşturabilmektedir.
Bu oluşan radyoaktif atıklar radyoaktivite seviyelerine göre; yüksek seviyeli atık, orta seviyeli atık ve düşük seviyeli atık olarak sınıflandırılırken, fiziksel hallerine göre ise; katı atıklar, sıvı atıklar ve gaz atıklar olarak sınıflandırılmaktadır.
Atıkların radyoaktivite düzeylerine göre sınıflandırıldıklarında, yüksek seviyeli radyoaktif atık ile düşük seviyeli radyoaktif atıklarda alınması gereken önlemlerde de farklılık olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Fiziksel hallerine göre sınıflandırmadaki bertaraf yöntemlerinde katı atıklarda presleme yöntemi kullanılırken, sıvı atıklarda santrifüj yöntemi öncelikli olarak kullanılır.
Bunun yanında sıvı atıkların katı hale dönüştürülebilmesi için de uygun yöntemler mevcuttur.
Bu çalışmada, nükleer güç santral-lerde oluşan radyoaktif atıklar, atıkların bertaraf ve depolama yöntemleri, nükleer santrallerin kurulacağı alanın hangi kriterlere sahip olması gerektiği konuları, literatürde yer alan çalışmalarla birlikte derlenerek sunulmuştur.

Related Results

Nükleer Teknoloji: Siyasi-Toplumsal Statüko
Nükleer Teknoloji: Siyasi-Toplumsal Statüko
Bilimsel ve teknolojik gelişmeler hem bir sırrın ortaya çıkmasına hem de her türden siyasal ve toplumsal statükonun kurulmasında etki eden önemli faktörler arasındadır. Bu bağlamda...
GÜVENLİK BAĞLAMINDA GÜÇ KULLANIMI VE ALGI(LAMA) YÖNETİMİ
GÜVENLİK BAĞLAMINDA GÜÇ KULLANIMI VE ALGI(LAMA) YÖNETİMİ
Günümüzde tüm insanların ve devletlerin en öncelikli bir sorunu haline gelen güvenlik, herkesin hayatında büyük bir yer kaplamaktadır. Bu yüzden farklı disiplinlerden birçok araştı...
Açık Alan Rekreasyonu ve Çevresel Adalet İlişkisi: EJAtlas Örneği
Açık Alan Rekreasyonu ve Çevresel Adalet İlişkisi: EJAtlas Örneği
Çevresel adalet, insanların çevreyle kurduğu ilişkilerde ırk, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik sınıf gibi farklılıkların yarattığı mağduriyetlerin bertaraf edilmesine yönelik bir kavr...
Bağımsız Güç Türbinli Süperkritik Kapalı Bir Çevrimin İncelenmesi
Bağımsız Güç Türbinli Süperkritik Kapalı Bir Çevrimin İncelenmesi
Bu çalışmada, bağımsız güç türbinli transkritik kapalı çevrimin termodinamik analizi yapılmıştır. Çevrim akışkanı olarak termofiziksel özellikleriyle ön plana çıkan karbondioksit (...
Pano Klimalarında Farklı Soğutucu Akışkan Kullanımının Analizi
Pano Klimalarında Farklı Soğutucu Akışkan Kullanımının Analizi
Çalışma sürecinde, küresel beklenti ve taleplerin sürekli değişerek güncellendiği iklimlendirme sistemlerindeki soğutucu akışkan kullanımı çevresel ve termal faktörlerce irdelenere...
ANAEROBİK GÜÇ VE KAPASİTE İLE VÜCUT KOMPOZİSYONU ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ
ANAEROBİK GÜÇ VE KAPASİTE İLE VÜCUT KOMPOZİSYONU ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ
Bu çalışmada amaç, sporcularda anaerobik güç ve kapasite ile vücut kompozisyonu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya 11 kadın ve 14 erkek olmak üzere toplam 25 amatör s...

Back to Top